<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993</id><updated>2012-02-13T21:10:03.316+02:00</updated><category term='gayderviş'/><category term='hayat'/><category term='uzmanlar'/><category term='iman'/><category term='tarih'/><category term='hücre'/><category term='travestite'/><category term='eflatoon'/><category term='eşcinsellik'/><category term='homofobi'/><title type='text'>Gay ve Islam olmak uzerine...</title><subtitle type='html'>Hem eşcinsel hem müslüman olup, bu iki kimliğini uyumlu ve tutarlı bir şekilde yaşamak ve toplumla bütünleşmek için paylaşımlar</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>119</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3694988501305927310</id><published>2012-01-28T13:05:00.001+02:00</published><updated>2012-01-29T10:40:47.861+02:00</updated><title type='text'>Vatanseverliğin Kodları</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://socialtimes.com/files/2011/04/earth.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://socialtimes.com/files/2011/04/earth.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile ve vatan bağları genlerimize kadar bizi tarif eder. genel ölçüler bizi büyük aile yapar. asırların rüzgarları yeni anlayışlar sürükleyip getirir ve inceden işleyip, katı anlayışımıza şekil verir. eğer bu büyük aile içindeki bireylerin tüm dini, milli ve cinsel kimlikleri bir arada kabul edilir ve söyledikleri kendince samimi doğrular saygı ile karşılanırsa, bu vatan mamur olur, insanları da mutlu olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biraz daha iyi kavramak için bu kavramı çok daha sıradışı değerlendiren iki ayrı ve zıt fikrin duruşundan muvazene ve muhasebe ile orta yolun istikametini keşfedebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir selefi ile eşcinsellik tartışılmaz. çünkü akıl esas olan selefilikte herşeyi akla kurban etmeye meraklı adam size kastediverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir şii ile eşcinsellik tartışılmaz. çünkü kalp esas olan şiilikte herşeyi duyguya kurban etmeye meraklı adam size kastediverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl hadden geçse cinnet olur. kalp hadden geçse histeri olur. sünnet-i seniyye yolundan aşırılıkları ile ayrılan bu iki yolun doğuşları hak olsa da, şimdiki takipçileri bu sebeple dall kalmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet istikamet ve orta yol olan sünnet-i seniyyeye tabi olmak bireyi de toplumu da hem aşırılıktan ve şiddetten kurtarır, hem insan hayatına kıymetini kazandırır...&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hayatına kıymet ise, akıl, kalp, sır, ruh, hayal vesair manevi cihazların hiç birini ihmal etmeyerek, kendine mahsus kemalata sevketmekle kazandırılır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acıdır ki, eşcinsel evladını öldürür. ardından da yasını tutar. o evladı kabul etmek gibi bir fedakarlığı kendi yapamaz, evladını hayattan, kendini ayıptan kurtardığını sanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evladın, senin bedeninin devamı değil, ucu değil, apayrı bir bireydir. senin ona, onun da sana hukuku vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlattan ebeveyne gidecek hürmettir, ebeveynden evlada gidecek merhamettir. "ele güne karşı" oynamak ancak üzüntü verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu "sureta vatanseverler" sanır ki,evladı tembel olduğundan vatan geridir.evladına doğruluğu öğretirken,onun doğrusuna saygıyı da sen öğren!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Vatan-sever" olmanın şartı vatandaşın kendi doğrusuna saygı ile başlar. saygı duyabil ki vatan teali etsin! cümlesi gelip sana omuz olsun!&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3694988501305927310?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3694988501305927310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2012/01/vatanseverligin-kodlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3694988501305927310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3694988501305927310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2012/01/vatanseverligin-kodlar.html' title='Vatanseverliğin Kodları'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-395955476642717371</id><published>2011-09-22T13:27:00.001+03:00</published><updated>2011-09-22T13:35:43.304+03:00</updated><title type='text'>Toplumsal Ahlak</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3_Se528jkaY/TnsPEyxen1I/AAAAAAAAAqE/dYoqaRWjUNI/s1600/6a00e552e3404e8833014e88d9ece0970d-800wi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="196" src="http://1.bp.blogspot.com/-3_Se528jkaY/TnsPEyxen1I/AAAAAAAAAqE/dYoqaRWjUNI/s320/6a00e552e3404e8833014e88d9ece0970d-800wi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Toplumun genelde tavrı ve geçerli algısı nasılsa yeni doğanlara verilen ilk bilgiler bu yönde olur. küçük çocuklar bunu tüm kenarları ile alır değişmezliğini kabul ederler. bu hali ile gelenekler şekillenir. ergenlikle beraber başkaldırı ve değişmezliğin yanlışlığı anlaşılır. böylece topluma dinamik sağlanır. yetişkinlik ise taşların yerine oturduğu, genel kaidelere uymakla toplum menfaati sağlandığı lakin verimlilik temel alınarak toplumun ilerletildiği bir algıyı verir. normalde bu değişim kişi için çok güzel bir hayat serüvenidir. bazısı ise bebekliğindeki seviyeyi sebebsizce korumak için çırpınır. yaşına ve tavrına uygun olmayan bu tavırlar ile sıkıntılara sebep olur. genel öğreti, kişiye ne kadar erken ulaşıp onu hem değişime hem verimliliğe özendirirse, toplum o kadar az sıkıntı çeker.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ancak değişime ve verimliliğe sahip çıkmak, bir toplum için kargaşadır. insanları bir algıda toplamak ve birbirlerine saygıyı tavsiye etmek, kutsiyet ile mümkün olur. kutsiyet bir dersin kabul edilmesinde büyük bir güçtür. dinin kudsiyet ile verdiği dersler kalpleri şekillendirir, insaf ve saygıyı ortak payda yapar. yararlanılmadığında, bireylerin ancak kendi değerlendirmeleri ve iknaları kadar bir değişim ve verimlilik algısı ortaya çıkar. bu da hem sınırlı hem geçici olur.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;başarılı bir gelişmenin sürdürülebilir olması, ancak kudsiyet ile barışık, gençliği ile dinamik, yetişkinleri ile verimli, toplumsal saygı paydasında toplanan milletler ile mümkün olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bugün artık cemaatlerin ne denli canlı ve etkili olduğunu inkar etmek beyhudedir. dini her kimlikten cemaatler, meşrepler, meslekler, kendi sınırları dairesi içindekilere sundukları saygı paydası ile bireylerine kendi başarılarını göstermektedir ve onur duygusu vermektedir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;feleğin rüzgarı ve bahtın güzellikleri bizden yana esmeye başlayalı beri, tüm dünyanın da dikkatini çeken yurdumun artık sözü daha uzağa gitmektedir. dünyanın dikkatini çekmek güzeldir. lakin daha önemli olan altyapısı olan, bağlantıları tüm insan kültürünü kavrayan bir ifade ile durabilmektir. net açık ve rahat bir duruş, şiddetli sade ve herkese hitap eden bir söylem bizden beklenmektedir. bu durum ise artık tüm cemaatleri ile yurdumun kendi paydasını netleştirmesi gereğini ortaya koyar. yoksa bir süre sonra bu sadece geçici bir güç gösterisi, arkası olmayan bir delikanlılık çıkışı olarak tarihin sayfalarına gömülür gider.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;insana saygı ve onurlu bir yaşamı paylaşma teklifi tüm demokrasilerin hedefi olmuştur. bireyin kendisini tarif etmesine müsaade etmek ve bu tarifi saygı ile karşılamak temel esastır. bireyin kimliği ne olursa olsun tüm cemaatler ona ellerindeki güzelliği paylaşır ve ona kardeşlik sunarlar. sunmalıdırlar. o bireyin toplum uymayan yönlerini dikkatle algılamak ve uyumlu hale getirmek de hedeftir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;evet cemaatin kapısına gelen çingeneye kapıyı açıp içeri almak hizmettir. çay ikram etmek hizmettir. ona cemaatin değerlerini paylaşmak hizmettir. mal sahiplenme algısı farkını baştan bilmek önlemdir. çingenenin ihtiyacı olan parayı almasına hırsızlık dememek için ortada menafi bırakmamak tedbirdir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;evet cemaatin kapısına gelen genç bayana kapıyı açmak hizmettir. onu kendisi gibi bayanlardan istifade edeceği adrese yönlendirmek hizmettir. ölçüsüz bir bayanın kendi güzelliğini göstermek istemesini baştan bilmek önemlidir. o gelen bayanı ahlaksızlıkla itham etmemek için saygı ve konuşmayı kısa tutmak tedbirdir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ya eşcinsel?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eğer eşcinsel kimliğe bedenen hasta derseniz onu tamahkar doktorlara; ruhen hasta derseniz rezil tılsımcılara esir etmiş olursunuz. kimliği tanımazsanız o zaman hizmet de edemezsiniz, tedbir de alamazsınız!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bu durumda ortaya yüz kızartan haller dökülür. onlarca macera anlatıla durur. doktor ve muskacılar para kazanır. yalanlar havalarda uçuşur. eşcinseli tanımayan bir toplum kendi yalanları ile yuvarlanır durur. ahlak derken ahlaksızlık çoğalır, yalanlardan rüyalar görürken patlayan rezaletlerle başından aşağıya sular dökülür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eşcinsel kimliği tanırsanız, hükmedersiniz. bilirseniz, tedbir alırsınız. saygı duyarsanız size saygı duyar. sahip çıkarsanız, size sahip çıkar. insan kendine edilen muamele ile muamele eder. onu itmek ve görmezden gelmek sadece bunu yapana da böyle muamele edilmesine sebep olur. çünkü insan aziz yaratılmıştır ve kader adildir. kişi ancak kendisine teklif edilen kadarı ile imtihan olur. onu hırpalayan hiç bir toplum yarını göremez.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;oysa onurlu yaşamak isteyen bir eşcinsele yol göstermek çevresindekilerin görevidir. çevresinde hür ve onurlu, toplumun parçası olmuş eşcinsel bireyler görmekle şevk duyar, rol modeller ile gayrete gelir. toplumla uyumlu hareket etmenin erdemini, sevmenin güzelliğini, dünya zorluğuna karşı teselli bulmanın imkanını keşfeder. zaten ahlak da budur. kendi ahlakını oluşturmasına müsaade edilmeyen eşcinsel kesim toplumun sıkıntısı ve mahçubiyeti olarak hem dünyada baş ağrıtır, hem ahirette madur olmaya sebep olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;toplumsal ahlak, ahlaksızlığa savaş açarak değil, bireylere kucak açarak sağlanır. uzakta dünyanın öte yanındaki eşcinselden farklı olmasına kapı açabildiğiniz ve onurunu tanıyabildiğiniz her eşcinsel toplumun sağlam bir taşı olmaya adaydır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-395955476642717371?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/395955476642717371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/09/toplumsal-ahlak.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/395955476642717371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/395955476642717371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/09/toplumsal-ahlak.html' title='Toplumsal Ahlak'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3_Se528jkaY/TnsPEyxen1I/AAAAAAAAAqE/dYoqaRWjUNI/s72-c/6a00e552e3404e8833014e88d9ece0970d-800wi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8747618221535388748</id><published>2011-06-28T15:09:00.004+03:00</published><updated>2011-06-28T16:29:51.505+03:00</updated><title type='text'>Mi'raç la hayatımıza girenler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://nurusems.files.wordpress.com/2010/07/mirac3743.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 480px; height: 320px;" src="http://nurusems.files.wordpress.com/2010/07/mirac3743.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mi'raç gecesi tüm islam alemi için kutlu olsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mi'raç tek bir isim olmakla beraber birçok manayı içine alan bir anahtar olmuştur. bu gece ile idrak edilen ve anlaşılan ilk aklıma gelen manalar şunlardır: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;iman hakkı kabul ve tasdik, islam ise hakka taraftarlıktır. bu gece kabul edilen ve tasdik edilen merci bizzat gözle müşahede edilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;nübüvvet, iman için zaruridir. madem ki kainatın sahibi ölü değil hayattadır ve canlıdır. o zaman duyar ve görür, duyduğunu ve gördüğünü de ifade eder. bu ifadeye muhatap olan; onun katında bizim elçimiz olup bizi ona sevdiren, bizim aramızda O'nun elçisi olup, onu bize sevdiren bir peygambere ihtiyaç vardır. bu gece ile bu mana tamam olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;insan bir beden ve bir bireydir. ama kendisine emanet edilen özellikler ile temsil kuvvetine sahiptir. seçilmiştir, başkalarının ve kendisinin varlığını ifade edebilir ve bu ifadeyi herşey namına genişletip temsil edebilir. evet, kimin milleti himmeti ise o tek başına bir millettir. hatta bu temsil manası o kadar genişler ki, muhatap olduğu Rabbi karşısında kendisini, kendi kimliklerini, sevdiklerini ve ilgili olduklarını, hatta tüm mahlukatı temsil edebilir ve onların taleplerini iletebilir ve öyle de olmuştur.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bu ilginç özellikleri ile beraber Mi'raç, islamın farklı yönünü de ortaya koyar. en kadim ve düsturları geleneklerin tozları altında kaybolmuş dinlerden en yakını olan hristiyanlığa kadar tüm dinlerin temel esası olan "önce tabi olmak" gerçeği islamda yerini "önce müşahede ve gözleme" bırakır. gözüne rast geleni değerlendirmekle başlar. isra süresinde mi'raç hakikatı da gözlem çevresinde gelişmeye başlar. yukarıda benim farkedebildiğim manalarla gelişir ve detaylarında saklı daha onlarca kıymetli farkla meyvelerini verir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bu güzel tefekkürün kaynağı olarak &lt;a href="http://www.risaleara.com/oku.asp?id=504"&gt;BURADA&lt;/a&gt; miraç risalesini tavsiye eder, bu gecenin hepimiz hakkında mübarek olmasını niyaz ederim. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8747618221535388748?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=65b6b2b5f4bddcdb&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8747618221535388748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/06/mirac-la-hayatmza-girenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8747618221535388748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8747618221535388748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/06/mirac-la-hayatmza-girenler.html' title='Mi&apos;raç la hayatımıza girenler...'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-382803757927583829</id><published>2011-05-11T15:43:00.005+03:00</published><updated>2011-05-11T16:17:07.226+03:00</updated><title type='text'>Birlik Olma Sırları 3</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-AfR2q7qWRfg/TcqKF1pWrQI/AAAAAAAAAl8/Qol0LqMVNdU/s1600/cirlce-of-hands.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-AfR2q7qWRfg/TcqKF1pWrQI/AAAAAAAAAl8/Qol0LqMVNdU/s320/cirlce-of-hands.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605444519120514306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="text-align: left; text-indent: 0px; font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial; font-size: 12px; font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Birlik olmak bizim için hayati değerde bir zorunluluk olmasına rağmen birbirimizi ötekileştiriyoruz. uzak duruyor ve görmezden geliyoruz. saygı duymak zorunda kalmamak için üstünü örtüyoruz. şiddeti ve gerilimi sever hale geliyoruz. iman kimliğini, azınlık kimliğini yada eşcinsel kimliğini taşıyanlar en ziyade ötekileştirilmenin acısını bildikleri halde onlar dahi ortama uymaya başlıyor. şiddete şiddetle cevap vermek bizi vahşileştiriyor. Rise-i Nurda bu bahse ilişkin şöyle bir bölüm var : &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial; font-size: 12px; font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial; font-size: 12px; font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;"Mü'minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial; font-size: 12px; font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Şu hakikatin gayet çok vücuhundan altı veçhini beyan ederiz.&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(80, 48, 16); font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial; font-size: 12px; line-height: 16px; "&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;span id="c_c_kalin" style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; font-weight: bold; "&gt;Birinci Vecih&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;span id="c_c_kalin" style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; font-weight: bold; "&gt;Hakikat nazarında zulümdür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Ey mü'mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam! Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbâniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü'minin vücudunda, İmân ve İslâmiyet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı mâsume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatı yüzünden ona kin ve adâvet bağlamakla o hane-i mâneviye-i vücudun mânen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;span id="c_c_kalin" style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; font-weight: bold; "&gt;İkinci Vecih&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;Hem hikmet nazarında dahi zulümdür.&lt;/b&gt; &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Zira malûmdur ki, adâvet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar. İkisi, mânâ-yı hakikîsinde olarak beraber cem olamazlar.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Eğer muhabbet, kendi esbabının rüçhaniyetine göre bir kalbde hakikî bulunsa, o vakit adâvet mecazî olur, acımak suretine inkılâp eder. Evet, mü'min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır. Onun için, nass-ı hadisle, "Üç günden fazla mü'min mü'mine küsüp kat-ı mükâleme etmeyecek." Eğer esbab-ı adâvet galebe çalıp, adâvet, hakikatiyle bir kalbde bulunsa, o vakit muhabbet mecazî olur, tasannu ve temellük suretine girer.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Ey insafsız adam! Şimdi bak ki, mü'min kardeşine kin ve adâvet ne kadar zulümdür. Çünkü, nasıl ki sen âdi, küçük taşları Kâbe'den daha ehemmiyetli ve Cebel-i Uhud'dan daha büyük desen, çirkin bir akılsızlık edersin. Aynen öyle de, Kâbe hürmetinde olan İmân ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsâf-ı İslâmiye muhabbeti ve ittifakı istediği hâlde, mü'mine karşı adâvete sebebiyet veren ve âdi taşlar hükmünde olan bazı kusurâtı İmân ve İslâmiyete tercih etmek, o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm olduğunu, aklın varsa anlarsın.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Evet, tevhid-i imanî, elbette tevhid-i kulûbu ister. Ve vahdet-i itikad dahi, vahdet-i içtimaiyeyi iktiza eder.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Evet, inkâr edemezsin ki, sen bir adamla beraber bir taburda bulunmakla, o adama karşı dostâne bir rabıta anlarsın; ve bir kumandanın emri altında beraber bulunduğunuzdan, arkadaşâne bir alâka telâkki edersin. Ve bir memlekette beraber bulunmakla, &lt;span style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;u style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;b style="font-weight: bold; color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;uhuvvet&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;kârâne bir münasebet hissedersin. Halbuki, imanın verdiği nur ve şuurla ve sana gösterdiği ve bildirdiği esmâ-i İlâhiye adedince vahdet alâkaları ve ittifak rabıtaları ve &lt;span style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;u style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;b style="font-weight: bold; color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;uhuvvet&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt; münasebetleri var.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;span id="c_Red" style="color: rgb(166, 32, 32); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; font-weight: normal; "&gt;Meselâ, her ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mâbudunuz bir, Râzıkınız bir-bir, bir, bine kadar bir, bir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;span id="c_Red" style="color: rgb(166, 32, 32); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; font-weight: normal; "&gt;Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir-bir, bir, yüze kadar bir, bir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;&lt;span id="c_Red" style="color: rgb(166, 32, 32); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; font-weight: normal; "&gt;Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir-ona kadar bir, bir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve &lt;span style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;u style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;b style="font-weight: bold; color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;uhuvvet&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;i iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak mânevî zincirler bulundukları hâlde, şikak ve nifâka, kin ve adâvete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü'mine karşı hakikî adâvet etmek ve kin bağlamak, ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebât-ı &lt;span style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;u style="color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;&lt;b style="font-weight: bold; color: rgb(80, 48, 16); font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; "&gt;uhuvvet&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;e karşı ne derece bir zulüm ve i'tisaf olduğunu, kalbin ölmemişse, aklın sönmemişse anlarsın.&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf" style="font: normal normal normal 9pt/normal 'Lucida Grande', Verdana, Arial; text-decoration: none; color: rgb(80, 48, 16); margin-top: 2pt; margin-bottom: 2pt; line-height: 1.4em; text-indent: 25px; text-align: justify; "&gt;...."&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: rgb(80, 48, 16); font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial; font-size: 12px; line-height: 16px; "&gt;&lt;a href="http://www.risaleara.com/oku.asp?a=uhuvvet&amp;amp;id=957"&gt;kaynak&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-382803757927583829?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/382803757927583829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/05/birlik-olma-srlar-3.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/382803757927583829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/382803757927583829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/05/birlik-olma-srlar-3.html' title='Birlik Olma Sırları 3'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-AfR2q7qWRfg/TcqKF1pWrQI/AAAAAAAAAl8/Qol0LqMVNdU/s72-c/cirlce-of-hands.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-1316177168372008317</id><published>2011-03-28T15:20:00.003+03:00</published><updated>2011-03-28T16:14:19.422+03:00</updated><title type='text'>Sosyoloji Notları 2</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7AeddRKo3Vc/TZCJM2QepyI/AAAAAAAAAl0/tP6jjjvFRF0/s1600/global1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-7AeddRKo3Vc/TZCJM2QepyI/AAAAAAAAAl0/tP6jjjvFRF0/s320/global1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589117991382853410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;EtnoSantrizm - Kültürel Rölativizm&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kültürlerin çeşitliliğini teslim etmek, her zaman başka kültürlere saygı gösterilmesine neden olmaz. Aksine insanlar kendi kültürlerinin içinde kendilerini hapsettiklerinde onu mutlaklaştırırlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bireyin kendi kültürel değerlerini merkeze alarak, başka kültürleri kendi kültürünün değer sisteminden değerlendirmesi ve yargılaması EtnoSantrizm olarak adlandırılır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ortak kimliği sağlamak ve "biz" duygusunu pekiştirmek için tüm kültürler biraz etnosantrik olması beklenebilir. Ancak, etnosantrizm çoğunlukla "biz böyleyiz ve bu halimizden memnunuz" masumiyetinde değildir. Etnosantrizm sıklıkla kendin kültürünü yüceltme ve başka kültürleri küçümseme, ötekileştirme ya da aşağılama düzeyinde kendini gösterir. Bu nedenle ilk bakışta her kültürel kimlik için gerekli ve masum gibi gözüken etnosantrizmin hiç de masum olmadığı aksine;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;heterofobi ( farklılık düşmanlığı)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;zenofobi ( yabancı düşmanlığı)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;islamofobi ( islam düşmanlığı)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;homofobi ( eşcinsel düşmanlığı)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;şovenizm ve daha önemlisi ırkçılık ile çok yakın bir dirsek teması olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla başka kültürlerin önceleri "tuhaf", sonra "anormal", kimi zaman "sapkın" ve zaman zaman "tehdit" olarak değerlendirilmesi, devamında o kültürün mensubu olan insanlara karşı bir nefretin oluşmasına kolaylıkla neden olabilecektir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sadece sosyolojik düşüncenin değil, aynı zamanda insani bakış açısının "olmazsa olmazı" empati ile yaklaştığımızda hem kendi kültürümüzün çağdaşlarından farksız lığını anlarız, hem de başka kültürlere ve o kültür içinde yaşayan insanlara karşı çok daha serinkanlı ve sağduyulu bir şekilde yaklaşırız. "Ben burada değil orada doğmuş olsaydım","bu dine değil o dine mensup olsaydım" şeklinde düşünce egzersizleri, o ana kadar ötekileştirdiğimiz, aşağıladığımız kültüre karşı empatiyle ve daha farklı bir şekilde yaklaşmamıza neden olacaktır. kendi kültürümüz bizim için ne kadar anlamlı ve değerliyse, başka kültürlerin de onun üyeleri için o kadar değerli ve anlamlı olduğunu artık fark edebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her kültürün kendi içinde önemli ve değerli olduğu düşüncesi bizi kültürel rölativizm, yada kültürel görecelilik olgusuna getirir. Kültürel rölativizm, kültürleri kendi içinde değerlendirmek ve yargılamak gerektiği, kültürlerin dışarıdan yargılanamayacağı düşüncesidir. Bazen diğer kültürlere saygı duymanın görevimiz olduğu ve tüm kültürlerin eşit derecede saygıyı hak ettikleri söylenir. Etnosantrizmin iki üç adım sonrasının ırkçılık olduğu göz önüne alındığında kültürel rölativizmin benimsenmesi ilk etapta çok makul gelebilir. ancak etnosantrismdeki tehlikenin bir benzeri de bizi bu noktada beklemektedir:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her kültürün kendi içinde anlamlı ve önemli olduğu savı şüphesiz rahatsız edici değildir. Peki, tüm kültürler aynı derecede değerli midir? Bütün kültürler dışarıdan değerlendirilemez ve yargılanamaz mıdır? Tüm kültürlere eşit derece de saygı gösterilmeli midir? Örneğin bir kültür kendi içindeki veya dışındaki insanların yaşam hakkına saygı göstermiyorsa yine de "kendi içinde değerli" kabul edilmeli mi ve saygı duyulmalı mıdır? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sadece bu sorular bile, etnosantrizm ile bir uca savrulurken kültürel rölativizm ile diğer uca savrulacağını bize şimdiden göstermiş olmalı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;TÜM KÜLTÜRLER DEĞERLİ OLABİLİR AMA HEPSİNİN EŞİT DERECEDE SAYGIYI HAK ETMESİ ANCAK BAŞTA YAŞAM HAKKI OLMAK ÜZERE BİREYSEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE SAYGI GÖSTERDİKLERİ ÖLÇÜDE MÜMKÜNDÜR.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Başka bir deyişle, kültürel rölativizmin bir kaç adım sonrasında insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan hukuksal standartların evrenselliğini reddettiği durumlarda tüm kültürlerin eşit derecede değerli olmasından söz edebilmesi mümkün olmayacaktır. Kısaca vurgularsak, eğer bir kültür "bizde kadının namusu her şeyden önce gelir. kadının namusunu temizlemek için de kadın öldürülür" diyorsa, bu kültürü diğerleriyle aynı derecede değerli görmek ve yargılamaktan kaçınmak oldukça sorunlu ve gayr-i insani olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;KAynak: Anadolu Üniversitesi Yayınları 2009 / Sosyolojiye Giriş sf: 114 - 115&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-1316177168372008317?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/1316177168372008317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/03/sosyoloji-notlar-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1316177168372008317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1316177168372008317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/03/sosyoloji-notlar-2.html' title='Sosyoloji Notları 2'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-7AeddRKo3Vc/TZCJM2QepyI/AAAAAAAAAl0/tP6jjjvFRF0/s72-c/global1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8079666032552636918</id><published>2011-03-22T11:20:00.005+02:00</published><updated>2011-03-22T17:59:31.967+02:00</updated><title type='text'>Yakın ufuklar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-BATy7vp1gGk/TYjHRAFSclI/AAAAAAAAAls/n4BDWgyki8w/s1600/evil.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-BATy7vp1gGk/TYjHRAFSclI/AAAAAAAAAls/n4BDWgyki8w/s320/evil.bmp" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586934432646984274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;insan değişik bir varlık. gençken gelecek için yaşıyor, orta yaşında anı yakalamaya çalışıyor,yaşlandığında geçmişi taşıyor... insanlardan oluşan toplumlarda da insan özelliklerini görüyoruz. hayatın bizce anlık anlamlandıramadığımız akıntısı içinde bazen yanyana geliverdiğimiz insanlarla ortak paydalarımız arkadaşlığa dönüşüyor. paylaşımlar arttıkça dostluk bağları kuruluyor. her uyumsuzluk birşeyler koparıyor, bazen de zaman bu bağları mazi anılarına savuruyor... güzel şeyler hayatımıza umut getirirken çirkin olduğunu düşündüğümüz şeyler bizi kendileri ile meşgul ediyor. içinden çıkamayacağımız labirentler korkutuyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;dini, milli yada cinsel herhangi bir paydada bir araya gelmek ve benzerlerimizi bulmak olayların karşısında daha sağlam durmayı getiriyor, lakin o payda dışında hareketimizi de sınırlıyor. herkes için bir denge noktası var, bu nokta kişisel özellikler, getiriler götürüler ve çevre tarafından şekillendiriliyor. kişi buna gönülden katlanıyorsa bu grubun parçası oluyor değilse kırgın üzgün ve ümitsiz bir birey olarak sadece günü geçiriyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;yükselen cemiyetlerin en temel özelliği üyeleri içinde bu grubun pek az olmasıdır. geri dönüş ve bireysel muhasebe toplumsallaşırken ne denli hür ise ve itilmiyor ise üyesi olmak o denli şerefli oluyor ve üyeler insanlık onuru ile yerlerini alıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;tersine durumda ise yavaş yavaş ve izafi bile olsa onurlu duruşun olabileceği ortamlar çiziliyor. o daire içinde üyeler hayal ediliyor, ortak paydadan kişiler çoğaldıkça bu duruş o hayali gerçek haline getiriyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;evet avrupada itilen cahil yada dul etiketi alnına yapıştırılmış kadını, kenar mahallenin arabeskinden çıkarıp en güçlü hükümetleri deviren feminism hareketinin parçası yapan süreç budur. her ezilen onuru iade edilmezse önce ezebileceği bir ortama kayar. ortak paydalardan bir araya gelmiş bu kar topu ise artık çığa dönüşeceği anı bekler. tarihin gösterdiği sebepler ise bahanelerdir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;evet yurdumda ezilen itilen islami kimliği kaderciliğin ümitsizliğinden çıkarıp şu anın ve yakın geleceğin en muktedir hareketine çeviren süreç de budur. ezilirken kendilerine yapılan her türlü hareketi toplum hafızasında değerlendiren ortak akıl karşısında hiç bir şey bırakmamacasına kabının sınırlarına doğru koşmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;tüm bu sarsıcı gelişmeler arasında dini milli kimlikleri ile cinsel kimliğinin cenderesi arasında kalmış, toplum tarafından anlaşılmayacağını düşünen bu yurdun eşcinsel evladı ise yalnızdır. ona korkusuzca sahip çıkacak ebeveynlere ve ebeveyn gibi liderlere muhtaçtır. ortak aklın oluşması ile paydası ortaya çıkacak bir ahlak algısına muhtaçtır. başka kimlikleri üste koyup onu malzeme yapan değil, kendisine insanca onuru tarif eden düşünüşe muhtaçtır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bu ihtiyaç eğer güzel tedkik edilip doğru zemin ve mecrası oluşturulmazsa, ortaya çıkacak şey sadece toplum için değil dünya için tehlikedir. yalan söyleyebilir bir insan dünya için tehlikedir. nifak ve küfür tehlikedir. zorlayıp kenarına ittiğimiz yalan uçurumunda, zarar gören ve kandırılan tüm dünya olur. onu okuduk üfledik doğrulttuk, terapi yaptık düzelttik, gözetim altında istediğimiz hale gelene kadar eğittik dediğimiz her eşcinsel patlamaya hazır birer bomba olarak ortada gezer hale gelir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;güya kendisinin artık farkedilmediğini ve sinsice "dilediğini yapabildiğini" farkeden, topluma makyajı ve kalkanı ile görünüp, bunun altında yasak hayatlar yaşayanların açacağı zararın bedelini tüm dünya öder. yalan tek bir danedir lakin bir kere girdi mi, her yere filizlenip kök atar. yalanın olduğu yerde ihlas barınmaz. riyanın olduğu yerde samimiyet durmaz. ne kadar o toplum hakkı savunursa savunsun; eşcinseline hak ve hukuk vermemekle kader terazisinde yalanın ağırlığına kapı açar ve kendini tarihde haksızlar tarafına koymuş olur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ben tefsirlerde geçen bir benzetimin bu vatan evladı için ne denli doğru olduğunu hissediyorum. inşallah akibeti korktuğumuz gibi olmaz. süt halis bir malzemedir. bozulsa çökelek olur. ondan daha safi olan yoğurt bozulsa malum süzdürülür, bir şekilde yine kullanılır. lakin en safi kısmı olan tereyağ bozulsa zehir olur artık ondan faydalanılmaz. işte bu yurdun eşcinsel anadolu insanı müslüman evladı böyle terayağ gibi safi, yetenekli, algılı, hassas, duygulu ve kıymetlidir. ona imandan teselli ve islamdan ümit verilmezse, ahiretinden ümidi kalmaz. ahiretten ümitsizlik ise Allaha düşman eder. böyle bir düşmanlığın bedelini Allah değil, onun içinde bulunduğu toplum öder. elimizle ittiğimiz evladımızı şeytana dönüştürmüş oluruz. geriye sadece mesuliyetler ve kul hakları kalır. nasıl ki öle de oldu...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;lütfen eşcinsel evladınıza sahip çıkın, ona ümit verin, tüm kimliklerini bir arada taşıyabilmesinin ne denli onurlu olduğunu ona hissettirin...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8079666032552636918?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8079666032552636918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/03/yakn-ufuklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8079666032552636918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8079666032552636918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/03/yakn-ufuklar.html' title='Yakın ufuklar'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-BATy7vp1gGk/TYjHRAFSclI/AAAAAAAAAls/n4BDWgyki8w/s72-c/evil.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-9193433867386016746</id><published>2011-02-22T09:56:00.003+02:00</published><updated>2011-02-22T11:00:32.294+02:00</updated><title type='text'>Eziyet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-vUOBytRkRNg/TWN7IAnuf5I/AAAAAAAAAis/QjqKLELshSs/s1600/teardrop.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-vUOBytRkRNg/TWN7IAnuf5I/AAAAAAAAAis/QjqKLELshSs/s320/teardrop.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576436141150601106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;eziyet yada zulüm, haksız yere baskı görmek ve kısıtlanmaktır. bu coğrafya medeniyetin başlangıcına tanıklık etmesine rağmen yükselen ahlakı gösterememiş, tersine, daha örneklerini vermekte olduğu üzücü olayların mekanı olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;dini kimliklere eziyet edilmektedir. güya çoğunluk muamelesi yapılan sunnilik eziyet altındadır. namaz kıldığı için, müslüman olduğu için idam edilen onbinler, hatırlanmak istenmeyen şu yakın tarih içindedirler. çok değil daha '90larda namaz kılmak devlet memuriyetinden atılma sebebi olmuş binlerce kişinin işine son verilmiştir. üzerlerine bombalar yağdırılmış, sürülmüş alevilerin çektikleri eziyetlere kulak tıkanmaktadır. hristiyanların istanbulda kendilerini bizans artığı gibi hissetmeleri için her türlü eziyet yapılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;milli kimlikler eziyet altındadır. genetik manasını uzun zaman önce yitiren türk kelimesi geçmiş algısından da kopmuş, nasıl geçmişte hayatı algıladığını artık hatırlamaz hale gelmiştir. kürt kimliği evinde ve dışarıda farklı bir hayatın uçurumlarında sonraki nesle aktarılamaz haldedir. hemen hiç türk nüfus olmadığı halde türkçülük milliyetçiliği yapan bazı yerleşimlerde insanların uğradığı eziyet büyük bir cehaletin eseri olarak ortadadır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;cinsel kimlikler eziyet altındadır. erkek artık bir cinsel kimlik sembolü değil, sağılmak ve yararlanmak için serbestçe büyütülen, yetişip vakti gelince evlilik kurumuna sokulup kendinden nesil alınan sonrasında uzun süren bir aşama ile sessizleştirilip, fikirsiz, neşesiz, görevini yapmış kenara geçmiş sessiz bir insan kılıfına zorla sokulan bir kimlik haline gelmiştir. kadın, bir cinsel kimlikten öte cinsellik malzemesi olarak algılanmakta; işin acı tarafı, reşit bile olmayan bir kızın tecavüz eziyetine hedef olmasında, insafsızcasına, buna zemin oluşturması ihtimali tartışılmaktadır. sokağa çıkması bile kısıtlı, arkadaşları kontrol altında, her davranışı kritik edilen bir kızın kültürel gelişiminden bahsetmek imkansızdır. adı korumacılık olan genel ahlak kriterleri bugün toplumda eziyet malzemesidir.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eşcinsel kimlik eziyet altındadır. ilk tepkiler dini tedbirler olarak ortaya konur. ben eşcinselim diyerek kendini tarif eden bir bireyin tarifine fırsat verilmez. artık o dünyadaki erkek nüfusun tamamına hitap eden bir tehlikedir. kendi eli ile intihar etmesi dil ile söylenmez, hal ile telkin edilir. öldürüldüğünde "birilerinin de bunu yapması gerekiyordu" diyerek alel usul cezalandırılır. askerden iş hayatına kadar her yerde eziyet edilir. cemaatlerin cinsel kimliklerle uğraşmadıkları için bu durumu görmemeleri bir bahane değildir. toplum mühendisliği yapan her cemiyet eşcinseli hesabına katmak zorundadır. ve bu hesapta "insanlık namına saygı" en üste yazılmalıdır. yoksa adı ne olursa olsun tasvip etmek mümkün değildir. eşcinsele gösterilen tepkilerin bir kısmı da milli kimliklerden doğar. "bu bizim millete yakışmaz" ifadesi eşcinsele aşağılamadır. tarihte de şimdi olduğu gibi oran değişmemiştir. yalnız tarihe karşı sorumluluk ve aileye karşı sorumluluk adı altında "annem dedi" diye başlayan, kimse görmezse mesele kalmaz diye köklenen, toplum içinde eşcinsel kimliği aşağılayan bazı homofobik eşcinseller, eziyetin ilk ateşini yakarlar. toplum algısı karışır, lakin o alevden kendisi de yanmayan yoktur. çünkü zarar herkese değer.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;çağın tuhaf ve garip hastalığı olan eziyetten hayvanlar da nasibini almıştır. eziyet gördükleri bu sistemin en temel sermayesi olmalarına rağmen gerekli konumu yasalarda alamamış korunmamışlardır. klasik ortadoğu mantığı ile aşırılar kişisel cezalar alır ve olay ona has olarak kapatılır, genellenip yasa ile korumak gibi bir medeniyet seviyesine çıkamaz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eziyet gören ormanların hali ise başlı başına ayrı bir konudur. yeşili seven bir dinin, yeşil kültürü olan bir milletin yurdu, işte böyle yıpranık, dağınık, yapanın yaptığının yanın akar kaldığı, plansız, hatta aflarla hedefe yürünen hastalıklı bir düşüncenin eziyetine katlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eziyetten dağlar taşlar ovalar nehirler denizler de nasibini almıştır. bu denli saygısız ve saldırgan insan akibetini görmez mi? daha da kalabalıklaşan bir dünyada kalabalığın verdiği baskının onu çevresine eziyete itmesi affedilir bir durum değildir. ondan beklenen aklı ile planlama yapması, kalbi ile hissetmesi, vicdanı ile görmesidir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;çözüm, en dar daire olan kişisel akıl ve kalp dairesinden başlar. dünyalık kazancın çok daha ötesine ulaşan, ahiret muhasebesinin kefesini gören bir dini kimliğe sahip olmak gerekmektedir. bireysel kontrol hali ile beraber başkalarının gözlerinden bakabilme yeteneği işletilmelidir. daha geniş daire olan sosyal hayat ise hem plana hem de ferasete muhtaçtır. sosyal hayatın esası olan asayiş ve emniyet, devletle değil, kişi ile başlar. bireyleri hürriyeti, vahşi hayata özenmek değil, bir arada yaşamak için kendi hürriyetini kendi sınırlamak ve onurla durmak olarak anlayan bir milletin toplum hayatı da ona göre medeni olur.  en geniş daire olan siyasi daire de artık konuşmayı öğrenmekten öte ifadelerini bütünleyici ve "öteki"ni de ifade sınırına dahil ettikçe güçlendiğini anlamalıdır. mana ifade etmek için büyük olmak değil varolmak yeterlidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eziyet planlı ve vicdanlı bir hayat ile son bulur. plan için eğitim, vicdan için ahlak lazımdır. mana erozyonuna uğramış şu garip asrın yüksek dalgalarının bizi yıkmamasını istiyorsak tüm anadolu olarak her kimlikle beraber  eziyeti ortadan kaldırmamız gerekmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-9193433867386016746?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/9193433867386016746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/02/eziyet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/9193433867386016746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/9193433867386016746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2011/02/eziyet.html' title='Eziyet'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-vUOBytRkRNg/TWN7IAnuf5I/AAAAAAAAAis/QjqKLELshSs/s72-c/teardrop.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-2515361047898116753</id><published>2010-12-07T15:04:00.006+02:00</published><updated>2010-12-07T23:16:59.874+02:00</updated><title type='text'>Değişen Anadolu 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TP5AQ9GTV5I/AAAAAAAAAh4/tRhqaBwtcOc/s1600/Radial_Rainbow_Wallpaper%2Bkopya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TP5AQ9GTV5I/AAAAAAAAAh4/tRhqaBwtcOc/s320/Radial_Rainbow_Wallpaper%2Bkopya.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547942450990110610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;insanın onurlu duruşu ve samimi niyeti başarısının temelini hazırlıyor. artık dini çevre olarak öne çıkan isim ve mercilerin eşcinsellerle muhatap olduklarında dikkat ettikleri noktalar var:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinsel erkek, "kadına değil, erkeğe ilgi duyan" anlamına geliyor. "kadına yada erkeğe giden" anlamına gelmiyor. "eşcinsel olmakla önüne gelen erkeği potansiyel zevk malzemesi yapar" anlamına gelmiyor. artık eşcinsel de hayat arkadaşı ifadesini kullanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinsel kimliği kabul etmek, aileden ve toplumdan atılmak, rezalet ve sefalete düşmek anlamına gelmiyor. maddi gelirini giderini dengeleyip, toplumda onuru ile yerini alması gündeme geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinsel olmak kadın veya erkek kimliğinden birini tercih etmek anlamına gelmiyor. eşcinsel, travesti olmaya giden yolun bir basamağı değildir. eşcinsel kendi cinselliği ile kavgasızdır. paylaşacağı cinsin de kendi cinsi ile aynı olmasını diler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinselliğin tarihte ne denli rahat yaşandığı ortaya çıkıyor. büyük evliyadan bazılarının gençlikteki özel halleri olarak kabul edilip görmezden gelinmek bir tarafa artık karakterin asli bir özelliği olarak kabul ediliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. "eşcinsel de olsa evlensin. bak nasıl değişecek" deyip evlendirildiklerinde sadece çevrenin alkışlamasına mukabil hem kendi hem eşi hem evladı için cehennem hayatı geçirdikleri daha da iyi anlaşılıyor. uyumsuz ve denk olmayan kimlikten kurulu aile kurumunun hepimize zararı olduğu artık konuşulabiliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. psikoloji sosyoloji ve tıp gibi pozitif bilimlerin eşcinsel kimliği  her yönü ile önyargısız araştırmaları ister istemez, manevi bağlarını da belirginleştirmeyi gerektiriyor. artık eşcinsel demek dinsiz olmak zorunda kalmış, camiden cemiyetten atılmış, hakareti önüne dedikodusu ardına takılmış, intihar yolunun yalnız yolcusu anlamına gelmiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinseller her ülkede aynı oranda varlar. oraya adeta ekiliyorlar. bu oranı dileyen kainatın sahibi de işine hiç kimseyi müdahele ettirtmiyor. bu sebeple en radikal ülkelerden en liberallere dek her yerde eşcinseller önce kendi varlıklarını kabul ediyor, ardından da kendi manevi ihtiyaçlarını çekinmeden arıyorlar. doğru istedikleri takdirde umulmadık yerden gelen yardımla istikamet önlerinde açılıyor. hac ve umre dahil pek çok büyük dini organizasyonda tüm onurları ile çekinmeden, kimliklerini inkar etmeden, çevreyi rahatsız etmeden, ağırbaşlılık ve sevinçle katılıyorlar. orada sadece fiziksel olarak var olmuyor, aynı zamanda manevi feyizlerden ve kemalat'tan da istifade ediyorlar. hiç kur'anın lanet ettiği, kur'an okurken, kur'andan haz alabilir mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. müslüman eskiden tüm merakı ile ve heyecanı ile kainattan rabbinin işaretlerini okuyan önyargısız adam anlamına gelirken, geleneklerle ağırbaşlı ve kurumların ölçüleriyle bir derece örtülü ve perdeli bir görünüm almış. türk kimliği, cesaret ve heyecanın en güzel ve samimi örneklerini tarihe yazarken, şimdi geleceğinden endişeli, çevresine güvensiz bir acayip tedirgin görünüm almış. eşcinsel kimliğin de böylesi vartaları bulunmaktadır. bu tehlikelerden kurtulup, silkinip tüm kimliklerine sahip çıkıp, tüm bu kimliklerinden dolayı şükredebilmek ve hepsi ile rabbine yönelmek durumundadır. bu tavır diğer kimlikleri üstündeki yüzyılların örtüsünü kaldırıp o taze hali ona verecektir. elbette bunu yaparken samimiyet ve nezaket ölçüsü olarak önünde örneği vardır. sünneti seniyyesi ile son peygamber (a.s.m) ona tüm ihtiyaç duyduğu şevki ve tecrübeyi verecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinseller eskiden gözü kapalı evlendirilirdi. sonra da bu yaralı aile kurumunun işlevsizliği, ortaya çıkan rezaletler, cinayetler vs karşı görmezden gelen bir garip anlayış ile o eşcinselin suçu olarak omzuna bindirilirdi. artık eğri oturup doğru konuşan, iletişim ile olayların kökenine inen insanlık kendi evladına gerekli itibarı vermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. eşcinseller kobay hayvanı gibi kullanıldılar. efsunlar muskalar, hormon tedavileri, terapiler, ilaçlar ve dualar altında kuşaklar harcandı. şimdi buradan durup geçmiş mazinin derelerine baktığımızda felsefemizin kurbanı olmuş onca insana karşı insanlık olarak diyeceğimiz söz, yalnızca özrümüzdür. bu özür ise bundan sonraki genç kuşaklara merhamet göstermektir. merhametin karşılığı ise hürmettir. evet eşcinsel hassas, zarif her ruh, kendisine verilen kıymete mukabil yalnızca hürmet hisseder. mensup olduğu toplumu ileri taşımak için canını dişine takar. böyle yetenekli insanları kendine yok yere düşman etmek ise sadece zarar getirir. sanki dünyada hiç hasmı yok gibi kendi eşcinsel evladı ile uğraşan karşılığını fazlası ile zarar olarak görür. bu sebeple dünya olarak, eşcinsel düşmanlığı olan homofobi, yakın geleceğimizin en büyük marazı olarak görünmektedir. eğitim ve insanca muamele elbette tüm psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi homofobi'de de elimizdeki en büyük ilaçtır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;. her zamankinden fazla bir olmaya ve birliğe ihtiyacımız var. her zamankinden fazla bir araya gelmeye ihtiyacımız var. bir araya geldiğimizde her zamankinden fazla birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var. her zamankinden fazla evrendeki, yurdumdaki, ailemdeki birliği anlamaya ve onunla ahenkli olmaya ihtiyacımız var. bu ahenge kanaat etmeye, bu ahengi bozmamaya, bu ahenge katkıda bulunmaya; mesafeli ve disiplinli bir katkıya ihtiyacımız var. zaten tevhid birlik demektir.    &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-2515361047898116753?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/2515361047898116753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/12/degisen-anadolu-2.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2515361047898116753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2515361047898116753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/12/degisen-anadolu-2.html' title='Değişen Anadolu 2'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TP5AQ9GTV5I/AAAAAAAAAh4/tRhqaBwtcOc/s72-c/Radial_Rainbow_Wallpaper%2Bkopya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-1903775409361762702</id><published>2010-11-30T10:31:00.005+02:00</published><updated>2010-11-30T12:26:32.792+02:00</updated><title type='text'>Sosyoloji Notları 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.jonathannicholas.com/wp-content/uploads/2008/09/social-networking.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 500px; height: 499px;" src="http://www.jonathannicholas.com/wp-content/uploads/2008/09/social-networking.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sabah kalktığımızdan akşam yattığımıza kadar geçen süre içinde sürekli bir koşuşturmaca ve çözümleme gayreti içinde hayat geçiriyoruz. genelde bu toprakların insanları başlarına gelen şeylerin sadece kendi başlarına geldiğini ve musibete hedef oldukları için hayatın yapışan ağırlığı içinde sürüklendiklerini düşünüyorlar. oysa sosyolojik bakış kazanmakla bu hayat algısı değişebiliyor. aramızda maalesef ortak payda olamamış, etik bir bakışa dönüşememiş bu ve benzeri bilimsel değerler olmadığı için hayatımızda kaliteden bahsedemiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sosyolojik düşünmenin bireye sağladığı en büyük fayda, şimdiye kadar düşünmediği farklı bir şekilde düşünmeye başlamasını ve böylece o güne kadar tanıdığını düşündüğü dünyanın şimdi olduğundan daha farklı bir dünya olabileceğini keşfetmesidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bauman'a göre sosyologlar, insanların yaşadığı bireysel olayların daha geniş olguların yansıması olduğunu gösterir ve insanların deneyimleri arasındaki benzerlikleri, benzerlikler arasındaki farklılıkları ortaya koyarlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;evet, sosyoloji, yaşamın görünüşte bildik olan yanlarının nasıl başka bir gözle görülebileceğini ve yorumlanabileceğini gösterir. bilimsel felsefeye inanan bir toplumda sosyolojinin, islamın düşünüşünün yerleşik olduğu bir toplumda içtimai değerleri inceleyen bilimlerin köklenmiş olması gerekir. anadolu gibi iki taraftan da budanmış bir coğrafyada toplumun eksik bakışı, eksik algısı olan bireyleri ortaya çıkarmakta, fanatizmi körüklemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Coser'e göre sosyoloji, hem toplumların içindeki ve toplumların arasındaki farklılıkları hem bu farklılıklardaki benzerliği gösterir. bu yolla toplumsal yaşamın kalıpları ortaya konduktan sonra, bireyler içinde yaşadıkları dünyayı da kendilerini de daha iyi anlarlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sosyolojinin en temel kavramı toplumdur. toplum bireylerin toplamından ibaret değildir., insanlardan oluşan bir topluluğun toplum olabilmesi için üyelerinin ortak bir kültürü ve ortak toplumsal kurumları paylaşmaları ve aralarında karşılıklı ilişkiler olması gerekir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;o zaman bu anadoludaki toplumdan bahsederken, toplum diyebilmek için dini kimlikleri kendi bünyesinde toplayabilen kurumlara ihtiyaç vardır. milli kimlikleri temsil edebilen kurumlara ihtiyaç vardır. cinsel kimlikleri ayırmadan hepsine hitap eden kurumlara ihtiyaç vardır. geçmişin ortak kültürünün ortaya çıkarılmasına, kardeşliğin altının çizilmesine, güncel kurumlar tarafından şefkatle kucaklanmalarına, aralarında ilişkiler olmasına ihtiyaç vardır. yani sadece "evet varlar, bir yerlerdeler, yaşasınlar orada işte!" demek çözüm değildir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;toplumu oluşturan şey, bireyler değil; bireylerin arasındaki ilişkiler, paylaştıkları değerler ve davranış kalıplarıdır. yani bireyin varlığına değil, bireylerin arasındaki ilişkinin varlığına odaklanmak gerekir. bu ilişki karşılıklı olduğunda paylaşım ortaya çıkar. gerçekten seven iki insanın artık aralarındaki sevgi o ikisinden farklı bir üçüncü olarak değerlendirilmelidir. bunu yapabildiklerinde ve sevgiye yatırım yapabildiklerinde, büyütebildiklerinde güçlendirebildiklerinde, hayatın tahribatı karşısında durabilen bir aşkı kazanmış olurlar.  ortak yaşamın temeli böylece atılmış olur. bireysel çıkarlar bu sevgiye feda edilemediğinde üçüne birden dokunacak zarar ihtimali doğar. ortak yaşayan toplumlar da, ortak yaşayan kimlikler de böyledir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Giddens'e göre hayatımızdaki etkinlik ve davranışlar, toplum içinde düzenli ve sürekli olarak tekrarlanacak şekilde örgütlenirler. işte bu toplumsal yapıdır. toplumsal yapı, toplumun içindeki bireyler arası ilişkiye bir standart getirirken, diğer toplumlardan da farklı ve özgün bir duruş gösterir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;gariptir ki, yurdumun sosyologları bu kavramı, toplumun temel değerleri ve korunması bakımından zorunlu sayılan nispeten sürekli kurallar topluluğu olarak tanımlamaktadırlar. böylece ortaya korumacı ve kendini saldırı altında kabul eden gerilimli ve eskiye, içe, kendine dönük bir toplum algısı çıkmaktadır. oysa bu değişken bakış açısından daha objektif değerlendirme gerekmektedir. hem uzmanlar subjektif ve lokal değil tüm insanlığa bakan ifadeler ortaya koymak zorundadırlar. ifadeler, tıpkı bugünkü toplumun ecdadının asırlar boyunca ortaya koyduğu gibi, her iklimi içine alabilmelidir. tanımlar ne muhafazakarlık ne de yenilikçilik etkisi altında kalmamalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Durkheim'e göre toplumsal olgu yada gerçeklik, bireye standart getirme gücü olan davranış, düşünme ve hissetme biçimleridir. bireyin hayat algısı oluşurken mensubu olduğu toplum tarafından biçim verilir. işte bu ahlaktır. biçimlenmeye karşı tepkiye, biçimlenme yetersizliklerine, toplumla olan ilişkinin yoğunluğuna göre farklı ahlaklar ortaya çıkar. her toplum içinde fertler o toplumun gerçekliğine farklı oranda katılırlar. bu olgunun birey açısından anlaşılması çok önemlidir. ancak idrak etmekle muhatabına tolerans tanır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sosyolojide benlik, kişinin zamanla diğer insanların hakkında düşündüğüne kendi de inanması ile oluşan algıdır. Coser bu algının, bireyin kendi kimliği ve kişisel özellikleri hakkında büyük ölçüde başkalarının toplumda kendi yerini nasıl tanımladığına dayandığını söyler. evet benlik, kendimize kimliğimize ve niteliklerimize ilişkin algı ve düşüncelerimizin bütünüdür. yalnız burada gözardı edilen küçük nokta ise bireyin,sadece öğrenmesi değil; kendine öğretilen ve kabul ettiği benliği ile karakterinde önceden varolduğuna inandığı özelliklerin farkedilip ortaya çıktığında örtüşmesi gerçeğidir. olaylar ve hayat doğruluğunu tasdik ettikçe isimlendirmenin gerçekliği daha da yerini bulur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;birey ilişkilerinde toplumsal olarak tanımlanmış beklentilere rol denir. rol, birey davranışındaki toplumsal beklentidir. toplumsal yaşam, herkesin rollerine uymasını kendinden beklenen ve önceden tahmin edilen davranışları yerine getirmesini bekler. birey toplumla ilişkileri adedince beklentilere ve bu beklentilerden doğan rollere muhataptır. hem kadın hem çocuk sahibi ise anne rolünü yerine getirmesi ondan beklenir. bazen bu roller birbiri ile ters düşer. Coser'in örneği gibi polis baba baskında suçlular arasında oğlunu bulursa, baba rolü ile polis rolü çatışır. rol çatışması doğar. iyi bir polis gibi davransa iyi bir baba gibi davranmamış, iyi bir baba gibi davransa iyi bir polis gibi davranmamış olacaktır. rol çatışması hepimizin üzerinde hassasiyetle durması gereken bir konudur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"değer", davranışlarımızı yargılarken, hayattaki amacımızı seçerken başvurduğumuz, toplumsal olarak paylaşılan, amaçlarımızı ve davranışlarımızı belirlemede bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen standartlardır. Bilton değeri, toplum tarafından önemli görülen ideal ve inanç olarak tanımlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"norm", yaptırımı olan insanların davranışını belirleyen beklentilerdir. şiddetlerine göre sınıflanırlar. uygun kıyafet giymek gibi gelenekler zayıf norma, ahlak dışı hareketler örf gibi normlara, kanun dışı hareket etmekten doğan durumlar ise yasa denilen kuvvetli norm grubuna girer. normlara uyulmadığında toplumun aldığı tedbire "yaptırım" denir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;toplumsallaşma, bireyin üyesi olduğu topluma ait değer ve ve tutumları, bilgi ve becerileri, kısacası o toplumun kültürünü öğrendiği etkileşim sürecidir. böylece hem bireysel gelişim sağlanır hem toplumun devamlılığı sağlanır. reddedilen yada gizli kalan kimlikler bireyin toplumsallaşmasını engeller. bazen ideal ve inançlar da toplumsallaşmayı engeller. o zaman birey kendi sürecine zarar vermiş olur. bu zarar bazen maalesef  sadece kendinde kalmaz. aidiyet hisleri yeterli derecede olamadığından hayatın ağırlığı karşısında toplumla yeterli yardımlaşma ilişkisi kuramaz. bu da sıkıntılı bireyleri ve sıkıntılı toplumu ortaya çıkartır. bu duruma önlem almak tüm insanların görevidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-1903775409361762702?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/1903775409361762702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/11/sosyoloji-notlar-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1903775409361762702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1903775409361762702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/11/sosyoloji-notlar-1.html' title='Sosyoloji Notları 1'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7154901967894225483</id><published>2010-11-28T08:47:00.005+02:00</published><updated>2010-11-28T10:39:13.351+02:00</updated><title type='text'>Uzun Dönem İlişkinin Esasları 4</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TPH9WvnGTfI/AAAAAAAAAhw/ZN1j3GwGKOI/s1600/God%2Bloves%2Beverybody.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 201px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TPH9WvnGTfI/AAAAAAAAAhw/ZN1j3GwGKOI/s320/God%2Bloves%2Beverybody.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544491183449198066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;bana en çok yazılan sorulardan birisi seni de meşgul etmiş :&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;"etrafım da eşcinsel tanıdığım yok, ailem muhafazakar, yani ben desem ki erkeklerden değil anne, kadınlardan hoşlanıyorum, olmaz..çünkü çok havada kalır.çünkü cinsel kimlik bi tarafta dursun dinsel kimlik konusunda da görüşlerimiz farklı onların ve dahi tüm çevremdekilerin inandığı allaha yaklaşımları ve benım yaklasımım farklı hatta bu farklılık milli kimlik vs. hepsinde böyle.bu yüzden havada kalır diye düşünüyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;biraz uzun oldu umarım okurken yormamışımdır seni yorduysamda kusura bakma eflatoon ama artık sormak isteğini çok güçlü hissediyorum.nasıl çıkılır bu sıkıntıdan hayat pratiğini nasıl kazanmalıyım nasıl inanıyosun bir erkeğin bir erkeği bir kadının da bir kadını sevmesinin hiç bir sakıncası olmadığına neler okudun neler gördün ben bunları görmek için ne yapmalıyım sence bana biraz fikir verebilir misin?çok minnettar kalırım...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;selam,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;yakin"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;font-family: arial; font-size: small; "&gt;bu konunun cevabı, bu hayatta verilmediği için dünyada cevabı da yok. çünkü herkes için değişen bireysel değerlendirmesi var, sonucu da ancak ahirette... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;font-family: arial; font-size: small; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;malumunuz, "Eğer Allah razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;font-family: arial; font-size: small; "&gt;evet hayatta sınavımızda sorular bize geliyor, teklifleri bize geliyor, biz seçiyoruz ve biz sorumlu oluyoruz. her dediğimiz her yaptığımız her iddialı duruşumuz bir sorumluluk olarak bize dönüyor ve şu alemde görünen ince hikmet ve büyük yönetimden anlaşılıyor ki dönecek.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;font-family: arial; font-size: small; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-size: small; "&gt;birbirini sevmenin hükmü nedir? ne zaman iki sevgili "biz" haline gelir? aralarındaki ifade ve duygusal alfabe ne zaman güçlü bir birliktelik ifade eder? tüm bu sorular o ilişkinin iç alemlerinde nerede olduğu ve nereye konduğu ile alakadardır. eşcinsel olsun olmasın, tüm birliktelikler ki buna resmi olarak tanınanlar da dahil, ahirette de tanınacağına dair hiç bir ön belirti taşımazlar. çünkü ebediyet önce kişinin kendi seçiminden, sonra bu niyetin ortaya çıkıp yaratılmasından, kulun bundan sorumlu olmasından, ahirette ilan edilip Allahın razı olmasından geçer. Allahın rızası da yapılan yada adlandırılan kavrama dahil olup olmaması ile alakalıdır. yapılan iş, ortaya konan kavram, tanımlanan ifade içinde Allah için birbirinin yanında durmak ve birbirini Allah sevgisine teşvik etmek esasları olmalıdır. dünyanın gamı kederine karşı güzel bir teselli edici yoldaş, imana ve Kur'ana teşvik eden bir yol arkadaşı manasına gelen her türlü birlikte hayat geçirme süreçleri, nasıl görünürse görünsün, halklar ondan razı olsun olmasın, ister birlikte yaşama ister askerlik ister ticaret ister başka sosyal konulara baksın hep kazançlıdır. nikahın teknik bir detayı da var ki, o da topluma ilanıdır. toplum yada topluluk konusunda belirlenen ölçü ile igili detaylar zaten bellidir. "bizim şu anda ilk aklımıza gelen bir düğün evi dolusu insan"dan da farklıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;font-family: arial; font-size: small; "&gt;şimdilik kapalı ve küçük gruplar içinde gelişen eşcinsel birlikteliğin bir usulünün doğması normal evlilikleri de daha sağlıklı yapacağı görünmektedir. çünkü sevgiyi paylaşmanın esaslarını ve gerçekliğini tekrar keşfetmek gerekmektedir. bu tüm toplumu hem yalandan arındırmak hem de kullandığı kelimelerle anlattığı manayı aynı yapmak için hayati bir gelişmedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; "&gt;kanun korumasından ve toplumun resmi desteğinden uzak görünse de eşcinsel birlikteliklerin yıllara meydan okuyarak artması ve başarılı örneklerin çoğalması güzel bir gelişmedir. bu konudaki en büyük gücümüz duadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; "&gt;"Bazan olur ki, sultan bir olur, saltanatında şeriki olmaz; fakat icraatında, onun memurları onun şeriki sayılırlar ve onun huzuruna herkesin girmesine mâni olurlar, “Bize de müracaat et” derler. Fakat Ezel-Ebed Sultanı olan Cenâb-ı Hak, saltanatında şeriki olmadığı gibi, icraat-ı rububiyetinde dahi muinlere, şeriklere muhtaç değildir. Emir ve iradesi, havl ve kuvveti olmazsa, hiçbir şey hiçbir şeye müdahale edemez. Doğrudan doğruya herkes Ona müracaat edebilir. Şeriki ve muini olmadığından, o müracaatçı adama “Yasaktır, Onun huzuruna giremezsin” denilmez.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; "&gt;İşte, şu "La şerike leh" kelimesi ruh-u beşer için şöyle bir müjde verir ki:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; "&gt;İmanı elde eden ruh-u beşer, mânisiz, müdahalesiz, hâilsiz, mümanaatsız, her halinde, her arzusunda, her anda, her yerde o ezel ve ebed ve hazâin-i rahmet mâliki ve defâin-i saadet sahibi olan Cemîl-i Zülcelâl, Kadîr-i Zülkemâlin huzuruna girip hâcâtını arz edebilir. Ve rahmetini bulup kudretine istinad ederek kemâl-i ferah ve süruru kazanabilir."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7154901967894225483?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7154901967894225483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/11/uzun-donem-iliskinin-esaslar-4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7154901967894225483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7154901967894225483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/11/uzun-donem-iliskinin-esaslar-4.html' title='Uzun Dönem İlişkinin Esasları 4'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TPH9WvnGTfI/AAAAAAAAAhw/ZN1j3GwGKOI/s72-c/God%2Bloves%2Beverybody.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4055262552177829399</id><published>2010-11-15T00:50:00.006+02:00</published><updated>2010-11-15T10:53:48.992+02:00</updated><title type='text'>Başı apaçık örtülü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;toplumsal bazı gerçekler vardır. her toplum kendi gerçeklerini er geç kabul edip kendi muhasebe eleğinden geçirip tartıp onu sıralamasında bir yere koyarak hayat algısını şekillendirir ve karakterini görünür kılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;gerçek, kadın hakları bahsinin artık demode olduğudur. nasıl ki, "temiz hava hakkı" artık demode olmuş ve yerini "temiz hava sahası"na bırakmıştır. yani artık insanın temiz hava hakkı anlaşılmış yerini sonraki adıma bırakmıştır. dünyada da kadın hakları demodedir. asıl olan bu hakkın ne kadar kullanıldığıdır. bunun ötesi inandırıcılığı olmayan lakırdı olarak kalır. çünkü artık çağın algısı değişmiştir. değişemeyen bir kaç klasik anlayışlı sadece tartışmasını yapar. artık sorulacak soru bir kadının vali olabilmesi, komutan olabilmesi, profesör olabilmesi, veli olabilmesi, kanaat önderi olabilmesi değil, niçin müsteşarların yarısının, valilerin yarısının, milli güvenlik kurulunun yarısının, islam fikir yapısı içindeki ağırlığın yarısının kadın olmadığıdır!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;buraya kadar endieşelenenler bundan sonrasını okuyup kriz geçirmekten korkuyorlar. çünkü bir dini kimliği tanımakla tüm kimlikleri tanımış, bir peygamberi bilmekle tüm peygamberlik mesleğini kabul etmiş olursunuz. bir milli kimliği tanımak tüm milli kimlikleri tanımayı gerektirir. kardeşliği bilmeyen bir kaç sığ düşünceli şu ifadeleri, vatanı parçalamakla eş tutar. çünkü gerçek, farklılıklar arasındaki yardımlaşmanın ortaya çıkması ve ahengin kurulmasıdır. bunu istemeyen ve sırf kendini haklı ilan etmek için vatanının felaketini arzu edenler hariç istisnaya bakıp tersini iddia etmez. aynen öyle de kadın hakları arkasından tüm cinsel kimliklere de özgürlüğün geleceği ve gelmesi gerektiği aşikardır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;pek yakın bir zamanda, eşcinsel haklarının varlığı değil, niçin valilerin, müsteşarların ve karar mercilerinin onda birinin açık eşcinsel olup toplumla uyumlu bir modeli ortaya koyan insanlardan oluşmadığı sorgulanabilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kadın hareketinden kastedilen "evet çok önemli şeyler söylüyor ama o bir kadın" ifadesindeki ötekileştiren bağnazlıkla mücadeledir. insanın insan yerine konmasıdır. "evet çok önemli şeyler söylüyor ama o bir travesti" ifadesi aynı bağnazlığın başka bir ifadesidir. bu algı ortadan kalkması için yeterli temsil oranları elde edilmesine ek olarak aynı zamanda genel tavrın da o bireye insan gibi muamele etmesi sağlanmalıdır. elbette bu eşcinsel yada travesti o bireye de sorumluluk olarak döner. çünkü artık ayakları yere basan, tutarlı, toplumla barışık , ortak değerleri incitmeyen ve ahenkle toplum katılan profil çizmek zorundadır.  "temsil" havailikle heba edilemeyecek kadar büyük bir kıymettir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"kadının yeri evidir" yada "kadın için en istikametli davranış kapalı kalmasıdır" gibi kişisel ifadeler kadar, aynı dinin içinde olan kendi işini kurup kendini geçindirmeye özendiren ifadeler de toplumda yerini bulacaktır. sonrasında da eşcinselin ahlaksızlıkla ilişkilendirilmesinin sona ereceğini tahmin edilebilir. çünkü artık kişisel ahlak algısının tartmaktan öte, vatan evladı olan bir bireyin topluma ahenkle katılması  sorunu halledilme aşamasına gelmiş olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;maalesef bu apaçık ve hızla ilerlenilen yolda ayağımıza engeller çıkarılıyor ve dünyanın gereği olarak sıkıntılar örülüyor. nasıl oluyor da üniversite öğrencilerinin yarısı kadın değil tartışılması gerekirken, başı açık kapalı, haline geliyor. mahallede ve önceki kuşaklarda dert olmayan özellikler dertmiş gibi sunulup asıl mesele örtülmektedir. bundan islam karlı çıkmıyor. bundan karlı çıkan bağnazlıktır. bundan karlı çıkan cahilliktir. bundan karlı çıkan sembolleştirmek ve semboller ardında atalettir. bu ise bireyin kullanılmasına gider...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bir zaman çok gayretli bir eşcinselin, sırf inandığı sembolleri koruduğunu düşündüğü için; eşcinseli hasta yerine koyan bir kuruma aşk derecesinde tutkusunu ve oradaki despot ve insan hak ve hürriyetinden cahilleri bile övdüğüne şahit olmuştum. şimdi ise gerçeği arayan her genç, kişi hak ve özgürlüklerinin her alana yayılmasından doğan ve vatan sathını içine alan o çeşitlilik içindeki dinamik kuvveti görüyor. bu güzel gelişmeler geleceğin de ne denli güzel olacağını haber veriyor...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;elbette kendini dini kimliğine adayan kadınların varlığı bir iftihar vesilesidir. diğerleri için ise bir başarısızlık değildir. bu bir hal ve oluştur ki, kendinde bu şevki görenler hayatlarını maneviyata adarlar. lakin bu istenilmekle elde edilmez belki ikram edilir...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;böylesi duygusal kalbe bakan ve manevi meseleleri tamamen dışarıdan ve eğreti tartışmalara çekmek asıl olması gereken standartları tartışmaya engel olmaktadır. zaten bu mani dışarıdan ve suni çıkarıldığı da ortadadır. çünkü sonuca ulaşmamakla zaten iş görmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eğer kadınlar bunu aşabilir ve meselenin merkezini toplum içinde doğru yerde bulunmaya kaydırabilirlerse, ki yakın görünüyor, bu sefer de eşcinsellik için ahlaksızlık ahlaklılık, dizsizlik dindarlık sıkıntıları çıkartılacak görünüyor. suni gündemden hemen kurtulmayı öğrenmek gerekiyor. meselemiz olan iman meselesi başka şeylere benzemiyor. elden geldiğince doğruluk ve toplumsal ahlak için ağırlığımızı koymak ve insani duyguların ve güzelliklerin yayılması için gayreti artırmak gerekiyor... binler eşcinsel samimi ve doğru yaşadığı halde bir kötü örnek hemen ortaya bağrıla çağrıla atılacaktır. bu tür rezaletlerle hem kendi hem gelecek kuşakların maneviyatını bozmamak için nazarımızı ve dikkatimizi meselemiz üzerine yoğunlaştırmak gerekiyor...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4055262552177829399?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4055262552177829399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/11/bas-apack-ortulu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4055262552177829399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4055262552177829399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/11/bas-apack-ortulu.html' title='Başı apaçık örtülü'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4273979640144821908</id><published>2010-10-29T22:35:00.005+03:00</published><updated>2010-10-29T23:00:12.185+03:00</updated><title type='text'>Kimlik Kardeşliği</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TMsnEpNYDvI/AAAAAAAAAeg/33kKzFxXihU/s1600/pd1985489.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TMsnEpNYDvI/AAAAAAAAAeg/33kKzFxXihU/s320/pd1985489.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533559527889702642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;islam doğmak başka bir şey islam olmak başka bir şey. bunu en iyi eşcinsel olmak durumunda kalanlar, "artık anlıyorum ki ben eşcinselmişim" diyebilenler bilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eşcinsel doğup tüm çevresi onu destekleyenler başkadır. bin savaş atlatıp yaralar içinde kendini kabul edip yıkılacak kadar yorgunluğa rağmen ayakta durmak bambaşkadır. bunu da ancak islam olmak endişesi taşıyanlar anlayabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;her asır bir başka sınavın ateşinden geçmiş. yaşadığımız dönem ise kendine özgü başka bir atmosferi bize sunuyor. güzellikleri ve tehlikeleri ile hiç başka çağlara benzemeyen bambaşka bir atmosferi soluyoruz. medeniyet nimetleri tümüyle önümüzde açılıp ayaklarımız altına serilirken, hiç başka çağlarda görülmemiş vahşetlerin tehlikeleri de ardımızda beliriyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kitlesel ve toplumsal hareketler eriyip ufalanırken, birey daha öne çıkıyor. kişilik özellikleri kıymetleniyor. insan kendini tanıyor ve sorguluyor. dünya mirası onunla değerini buluyor. insanlığın muhasebesini tartacak bir bireysel bilgi zenginliği her arzu edenin eline geçiyor. genel kurallar ve kanunlar kayboluyor, özgürlükler ve sorumlulukar keskinleşiyor. kendi hürriyetinden daha müsamahasız ve konuşmayı ve iletişimi güç kabul eden bir çağın rüzgarı esiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;insanların karşısındakini tanımak için kullandığı kimlikler çeşitleniyor, sivriliyor, uzmanlaşıyor. ait olmak olmamak bir tarafa artık bilmemek bile çok büyük bir çağdışılık muamelesi görüyor. bu kadar değişime rağmen değişmeyen şey ise insanın kendisi... zaafları ile acizliği ile ihtiyaçları ile öylece bu asrın kapısında duruyor. içerideki renkler onu cezbederken tehlikelerin pek azını sezebiliyor. korunmaya çalışırken, kendisinin de bir canavara dönüşebileceğini unutuyor. kendi kıymetlerini, maddi manevi birikimin oluştururken nimetlerden yararlanırken en vahşi çağların insanları gibi olabiliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;en son gelen kuşakların bu ağır imtihanları onların hakkında bir vicdansızlık değil. çünkü yetenekleri bunu kaldırabilecek şekilde donanımlılar ve hassaslar... tüm insanlığa neticesi  tarafından bakabilmek tartabilmek, elbette büyük getirileri ile beraber riskleri de taşıyor. hemen her kimlik için aynı zor adımlar atılıyor. bacaklarının varlığını hisseden bebeğin yürüme iştahı ve gayretleri, onu ayağa kaldırmaya yetebiliyor. uğraşı ve emek ağrı ve kramplara karışıyor. başarı adımları geldikçe adımlar hızlanıyor. insan koşuyor. gariptir cani de hırsız da koşuyor, doktor da polis de koşuyor. koşmak var, koşmak var... hayra koşmak ve iyiliğe koşmak, ayaktan beklenen fiildir. kötü örnek, örnek sayılmaz. o sebeple insanlığı yürümeye teşvik her zaman esastır. onlarca engele rağmen  insan yürür. yürümelidir. yürüyebilmelidir. asıl yürümek ise adımları o ayağı veren namına kullanıp bu değerli cihazın hakkını verebilmek ve şükredebilmektir. kimi hakkını veremeyenler ahirette ebedi ayaksız olarak kalır, kimi bu dünyada yürüyemeyenler sarsılmaz itimatları ile ebedi ayaklara kavuşurlar. mantık bunu gerektirdiği gibi, dünyanın ve ebdiyetin kanunu koyan da böyle ilan etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;işte primitif ve basit örnekte ve yürümek bahsinde bir çizgiye geliveren insan daha zor sorularda çuvallamaya hazır bir öğrenci haline gelir. temel hayat bilgilerinde ayrışmaya başlar, hayat algısı farklılaşır. sıralamalar değişir. gelenekler ve bilim, atadan gelen islam anlayışı ile islam olmak derdi, kabuller ve analizler, korkular ve cesaret tüm karaktere yön verir. bazıları peşpeşe eklenen küçük böcekler gibi öndekine eklenip daha rahat edeceğini düşünür. bu bakış bu çağın sınavında işe yaramayacak bir kopya çekme şeklidir. kalabalık çağımızın içinde kendi yalnız kalabilen, kendi içindeki kalabalığı keşfedip, kendisi ile yüzleşen, acizliğini ve fakirliğini idrak edenler için ise büyük bir fırsat kapısı önlerinde açılır. bu sınavın sebebini ve sınavda yapmaları gerekeni sorabilenler, kendi kolaycılıklarından vazgeçerler. sığındıkları bir makamın kudreti ve zenginliği onlara kefil olur. onunla irtibat kurabilenler huzur hali ile bu bağın devamını dilerler. bu bağın gereği olan tek değer yalnızca kıymeti bu bağa vermektir. onun dışında hiç bir güvenceleri kalmaz. gariptir ki, güvencesi olanların ötesine geçerler. güvence olarak dünyaya sarılanın ümitleri yoka koşan bir dünyada kalır. başta hiç hoş gelmeyen lakin iritbat kurdukça imanın kıymetini anlayanların ümitleri, ebede onlarla beraber gider. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bu ince sırları dışarıdan bakanların deli diyeceği bir defineci gibi dağ başlarında ve mağralarda arayanlar tarihte yaşamışlar. günümüzde ise her çağdakinden çokturlar. çünkü yüksek idrak insanı ortak akla sevkeder. bu ortak akıl ise geçmişi ve geleceği aydınlatır hatta uzakta kabirden ötesini de gösterir...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bunca telaşeler arasında madem ki senin kimliğin bu o zaman sen bu idrakten yararlanamazsın demek hiç kimsenin haddi değildir ve olmamış. zaten soruları zor bir sınavda herkes birbirine bakarken sınıf arkadaşına dışarı çıkması gerektiğini çünkü layık olmadığını söyleyen talebe edebi aşmış olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;islamla imtihan olmak, islama muhatab olmak, ebede muhatab olmaktır. islamın muhatabı ehl-i sünneti alevisi vahabisi ile, erkeği kadını eşcinseli travestisi  ve transseksüeli ile, beyazı zencisi, hintlisi ve çingenesi ile, teisti deisti ateisti ve agnostiği ile tüm insanlıktır. çünkü sınav birdir. sınava giren insanlık birdir. sınava girilen yer birdir ve sınava girilen zaman birdir. bu bilinci yaygınlaştırmak bir araya gelmek ve konuşmak paylaşmakla olur. ne olursa olsun irtibatı kesmemek ve küsmemek ile olur. bu çağın kuralına uymakla olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;evet çok acayip şeyler "o" insanlardan görüyoruz.  çok garip şeyler "öteki" hakkında duyuyoruz. hatta "diğeri"nin yaptıklarına tahammül edemiyoruz. hele "başkası" sanki bu asırda yaşamıyorcasına inatla kendi geleneğini getirip bize dayıyor. işte tüm bu öteki diğeri ve başkasının bizce abesliğine rağmen konuşmak ve dostluk yapmak irtibat kumak zorundayız. illaki ondan alacağımız bir şey olacaktır. her yeni bakış açısı bizi önyargılarımızdan kurtarırken, köşelerimizi biraz daha yumuşatırken, hayata tahammülümüzü ve sınava karşı tavrımızı güzelleştirecektir. çağı çözüp, dinamiklerinden yararlanıp yükselenler hem islama hem ebediyete muhatab olabilirler.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4273979640144821908?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4273979640144821908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/10/kimlik-kardesligi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4273979640144821908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4273979640144821908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/10/kimlik-kardesligi.html' title='Kimlik Kardeşliği'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TMsnEpNYDvI/AAAAAAAAAeg/33kKzFxXihU/s72-c/pd1985489.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-5614320520176603699</id><published>2010-10-24T14:46:00.001+03:00</published><updated>2011-12-12T15:42:21.007+02:00</updated><title type='text'>Bağdaştırmaca</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eşcinsellik ve müslümanlık aynı bedende nasıl barındığına hayret eden yorumları inceliyorum. hakaretli olanları siliyorum. farklı kimliklerden olanları inciteceklerini düşündüklerimi okuyorum, buraya koymuyorum. nasıl diye soranlar her iki kesimden de varlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;inananlar nasıl diyorlar?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;nasıl islam gibi güzelliği eşcinsellik gibi ahlaksız bir fiille yanyana getirebiliyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;diğer yazılarımızı da okuyup aslında o durum ile bu fiili aynı anda zaten kimsenin yapmadığını, meselenin bu olmadığını, sorunun onların dahi tanıdıkları içinde varolan eşcinselleri susturmakla hallolmadığını, yalan perdeler arkasında, saçılıp dökülene kadar devam ettiğini, bir gün "ele güne karşı" korkulanın ortaya çıktığını bu sebeple baştan baskıdan vazgeçilmesi gerektiğini anlatıyorum. insafı varsa düşmanlığı bıraktığı gibi toplum içinde eşcinseller için rol modeller ve toplumun ahengine katkı sağlayacak örnekler bulunması gerektiğine kanaat getiriyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;inaçsızlar nasıl diyorlar?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;nasıl eşcinsellik gibi elit, başkaldırıcı ve herşeye tepkisel yaklaşan bir durumu islamla yanyana getirebiliyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;yine aynı şekilde diğer yazılarımızda da detayları anlatıldığı gibi eşcinsel hem hassas hem dikkatlidir. içinde bulunduğu yeri inceler. bu kadar hassas yapılmış, intizamlı mekanın elbette bir mimarı, yapıcısı ve sanatkarı olduğunu görür. binayı gören mimarı inkar edemez. çünkü o bina bir dil ile kendini, bin dil ile ustasını tarif eder. bu dünya binasında, o, kıymet verilmiş bir misafir olarak izlenmektedir. çünkü başta hatıraları olmak üzere her yere kayıtları düşülmekte, hücrelerine varana dek kayıtları alınmaktadır. hem herşeyden istifade etmekte çok düzgün işleyen bir sistemden faydalanmakta ve bazen de ortamı karıştırmaktadır. öyleyse sistemin sahibine karşı sorumlu olması kaçınılmazdır. faydalandıklarından ötürü teşekkürünü iletebileceği merci, elbette o hassas dengeyi ona verendir. eğer başarabilirse yalnız kendisini değil tüm düşünebildiklerini teşekkürüne dahil edip, onları teşekküründe temsil edebilir. hem ölüme karşı varlığı ile zayıf ve fakir olarak beklemektedir. ona ebediyeti satın aldıracak bir zenginliği, hüznüne karşı ebedi yanında olacak sevdiklerini arayıp bulmaya muhtaçtır. bunu talep etmeli ve samimi isteyip sabretmelidir. gerçeğin gelip gözü önünde açılması ile o kapıdan geçilir. işte buna eşcinselin ihtiyacı herkesten fazladır. itilmiş ve yalnız olmak onu bu kavramı aramaya iter. ya araştırır yada bu ihyiacı susturmak için eğlenceye sarhoşluğa kaçar. lakin ona bakmayınca, ölüm onu görmüyor değil! düşünmeden yaşayınca vicdan onu sormuyor değil! tüm sevdiklerimizi ilgilendiren ebediyet meselesi onu da yakalar. kimi zaman da birikmiş borcunu peşin alır. bunu görüyoruz. öyleyse ölüme karşı, nimetlere karşı, dostlara sevdiklere karşı duruşumuzda islam bizim için vazgeçilmezdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bu kesimlerden eşcinsel olmayan ve kötü örneklere takılıp kanaati kötü olanlara diyecek bir şey yok. ne zamanki hayatlarına eşcinsel birisi girer ve onu gerçekten tanırlar, o zaman durum değişir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hem eşcinsel olup hem de eşcinsel nefreti onu kötülüğe itenler için durum daha zordur. kalın kalkanlar altında o hassas eşcinselliğini korumak için klişe tepkilerle kendini korur. kendini korumak için eşcinselliğe hakaret eder. eşcinsel kimliğin toplum içinde ortaya çıkışına bile düşmandır. zaman tüm bu zeka oyunlarını ters yüz eder. kişiyi kendisi ile yüzleştirir. işte o an artık taklit ettiği kesime ait olmadığını, eşcinsel ve yalnız olduğunu idrak eder. intihar bu yalnızlığı bitirmek için ilk çözüm haline gelebilir. kayıtlara "sıkıntısı varmış, bunalımdaymış" diye geçen ifadeler aslında sonradan farkına varılan bir kimlikten haber verir, rol yaparak geçmiş bir hayattan haber verir.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kimliklerine korkmadan bakıp onların yüzlerini güzele hayra ve uyuma çevirebilmek, hem hayatı yaşanır kılar, hem ölümü çekilir kılar, hem sevgiyi ve doğruluğu tam kılar...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-5614320520176603699?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/5614320520176603699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/10/bagdastrmaca.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5614320520176603699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5614320520176603699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/10/bagdastrmaca.html' title='Bağdaştırmaca'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3485444181752340226</id><published>2010-10-05T12:24:00.004+03:00</published><updated>2010-10-05T12:41:52.515+03:00</updated><title type='text'>Muhafazakarlık</title><content type='html'>muhafazakar demek töreye uyan demek. töre ve gelenek ise insan felsefesi karışmış bir kavram. öyle ki çocukları neslini devam ettirirken, töresi de onun şahsiyetini devam ettiriyor gibi görünüyor. töre, "ele güne karşı" her seviyede topluluğu koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl ki insanı büyütüverseniz, mensubu olduğu cemiyet ortaya çıkar ve cemiyeti küçültseniz, bir insan gibi tasvir edilebileceği düşünülür. mensupları cemiyetin ortalamasına yakın dururlar. lakin bu ortak payda dinin ilahi düzgünlüğüne her zaman yaklaşamayabilir, felsefenin klişelerine uyamayabilir. bu bulanıklık dahilinde zaman gelir işlemini yapar ve içindeki niyetini fiiline çıkarır. işte o zaman o fiil niyetine mutabık, uygun ise cemiyet de devam eder, o duygu birliği ve payda da devam eder. değil ise tarih yapraklarında bir hatıra olur. bu cemiyet en küçüğünden bir aile bir mahalle bir semt de olabilir, bir devlet bir din bir millet bir ideolojinin mensupları da olabilir. bu oldukça geniş uygulama ve belirsizlik kaideleri kesin hatlar haline ancak tarih bilminin terazisinde tartılmakla gelebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhafazakar eylemler ardında muhafazakar kimlikleri çağrıştırır. genelde muhafazakar olmayana göre bağnazca ve yeniye kapalı bir duruş gösterir. yenilikten ve farklılıktan korkmak ve endişe duymayı ortaya çıkarır. onun olası zararlarına karşı ona tedbir almak hatta bazen müdahele etmek tavırlarına girer. bu kimlik bazen siyasi kimliklerden de bir şekilde destek bulur. gariptir tarihte çılgınlıkları ile namlı türk kimliği yada değişkenliği ve hürriyet anlayışı hayret içinde bırakan islam kimliği bazen muhafazakarlığa basamak ve alet olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhafazakarlık bazen bu müdahelesine kalkışırken bunu aileden başlayarak tüm cemiyetleri korumak namına yaptığını söyler. oysa koruduğu şey mevcut tüm varolan kendi öz halidir. bu halin içindeki gayr-i dini ve gayr-i milli olmayanı muhasebe etmeden tüm kötürümlüğü ve eksikliği ile beraber tüm mevcut sistemi yokoluştan korumak adı altında her cemiyetten yardım talep eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhafazakarlığın bu durumu o yenilik ve yıkıcılık olarak gördüğü nokta kendinde olmadığı için değildir. yenilik ve yıkıcılığın aleni ilan edilişi onun içindeki tüm taşları yerinden oynatacak gibi ona heyecan verdiği içindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçekten o taşlar yerinden oynar mı? elbette hayır. din bu kadar değişim geçirdiği halde kulların değil, hala Allahın dinidir. milliyet genetiğine kadar bu kadar farklılaştığı halde korunan değil aidiyet hissedilen bir kimliktir. cemiyetlerin varlıkları korundukları için değil, Allah böyle dilediği için devam eder. hepsinde de ibretli dersler vardır. mensuplarına da ancak Allahtan af dilemek ve niyeten doğru olsalar bile mükemmel ve Allahın rızasına uygun hareket etmekteki endişeden dolayı yine Allahtan yardım dilemek durumundırlar. "e sen koruma bakalım ortada kalır mı?" gibi çiğ bir ifade Allahın fiilleri yanına konulamaz. tüm kainattaki tasarufunda Allah yardımcı kabul etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;itiraz edilen ve müdahele edilen noktanın aslında muhafazakar olarak bilinen çevrede zaten varolması ilginç bir durumdur. o konu genellikle yere bakılarak geçiştirilir. bu tavır, bu sistemi devralacak gençlere de bu şekilde aktarılıp bir ahlak haline gelmesi istenir. bu durum ne gariptir ki, hakkı savunanlarda görünmezken, hak paygamberlerin geleceğini bildiği halde onları sırf geleneklerine uymadığı için inkar edenlerde görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu bilerek yapmak ise tam bir cinayettir. artık muhafazkarlık etiketi masum duruşlu (hatta mazlum) kanaatkar anadolu adamı profilinden uzaklaşıp, istibdatı, cuntayı hatta cinayeti bile ahlak için kabul edebilen, sırf töresi değişmesin diye sesi çıkan peygamber, sahabe, havari, keşiş, veli, çocuk genç ihtiyar, kadın, eşcinsel farketmeden susturabilen bir canavara dönüşür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm bu duruma karşı eldeki teselli ise gerçekten kuvvetlidir. Allah tüm kalplerin sahibidir. tüm kalpleri çeviren O dur. bu denli değişime dirençli ve katılaşmış yapılar içinden yumuşacık hürriyeti akıtır, insanlara mecralar açar. kayalardan akan şelaleri gösterir. o ilk damlayı beklenmedik zamanda ve yerden çıkarır, gerisini de peşine takar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu değişimi izlemek herşeyden daha keyifli meraklı ve hayacanlı olsa gerek ki, bunu görmek en çok dileyen Hz. Hızır A.S.'ın bu duası kabul olmuş ve kendisine izin verilmiş. bizler de bunu doğru tarihi anlatan eserlerin penceresinden izleyebiliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olayın yada akıntının içindeyken tersini düşünmenin imkansız olduğu nice haller vardır ki, dönemi kapandıktan sonra nasıl da varolabildiği tartışılır. zaman hükmünü icra eder. ilahi irade altında tüm kainat erimiş demir gibi şekillenir, su gibi mecrasını bulur. bu değişim ve direnç arasındaki ince değerde duruşunu güzel değerlendiren kar eder. Allahtan medet dileyen nasibini bulur, içinde yaşayıp ondan doğru hareket tarzı dileyen afv olunur. kimbilir bu ince sır yüzünden belki ehl-i cennet olduğu müjdelenen sahabeler sadece Allahtan mağfiret dilemişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olaylar hükmünü icra edip tarih sayfasında yerini aldığında ortada kimse kalmaz. artık zalimler ve mazlumlar olarak iki uca ayrılırlar. tüm kimlikler kabir kapısında sona erip, iman tek kıymet olarak geride kalırken, bu iki kimlik ebedi olarak insanın eline verilir. böylece dünya kendinden bekleneni vermiş olur. herkes hakkettiğini eliyle ve diliyle hazırlamış olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3485444181752340226?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3485444181752340226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/10/muhafazakarlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3485444181752340226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3485444181752340226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/10/muhafazakarlk.html' title='Muhafazakarlık'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7443826419598860069</id><published>2010-09-14T00:27:00.005+03:00</published><updated>2010-09-15T14:54:46.050+03:00</updated><title type='text'>Uzman Gözüyle Eşcinsellik 3</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TI6cnTI-XUI/AAAAAAAAAdQ/RJWRNdFx3bU/s1600/brand.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 198px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516518792542182722" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TI6cnTI-XUI/AAAAAAAAAdQ/RJWRNdFx3bU/s320/brand.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; "Eşcinselliğin, biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan üç yönelimden biridir. Her şeyden önce bir hastalık değil, yönelim farklılığıdır. Eşcinselliğin bir hastalık olduğu yaklaşımı 40 yıl önce terk edilmiş ve psikiyatrik hastalık tanı listelerinden çıkarılmıştır. Uluslararası ve ulusal hekim örgütlerince eşcinsellik, heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak kabul edilmektedir"&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ensonhaber.com/politika/260323/kavafin-escinsellerle-ilgili-sozlerine-abd-tepkisi-.html"&gt;Türkiye Psikiyatri Derneği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cinsellik hakkında yetkin olmayan kişilerce basına yanlış bilgiler verilmesi ülkemizde ciddi bir sorundur. Bu konu ile de ilgili olarak uzman kisvesi altında bilimsel gerçeklere aykırı bir şekilde eşcinselliğin hastalık olduğu yönünde demeçler verilmekte, onarıcı terapi gibi yıllar önce terk edilen bazı tedavi yöntemleri bilimsel veriymiş gibi sunulmaktadır. Bu açıdan özellikle kamuoyunun yanlış bilgilenmesinin engellenmesi için basınımızı uzman görüşü alırken alanında yetkin hekim örgütlerini tercih etmeleri konusunda duyarlı olmaya çağırıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Sonuç olarak eşcinsellik bir hastalık değil toplumun çoğunluğunu oluşturan heteroseksüellik gibi bir yönelimdir. Aksi yönde düşünce ancak kişisel inanış olabilir. Kişisel inanış toplum ile paylaşıldığı andan itibaren bazı sorumlulukları doğurmaktadır. Kamu görevlisi olan ve devlet erkini temsil eden bireylerin açıklamaları ise sonuçları açısından çok daha hassas bir zeminde değerlendirilmelidir. Ayrımcılığa uğradığı bilinen eşcinseller ile ilgili onların hasta oldukları şeklinde bir ifade sonuçları ciddi hak kayıplarına neden olabilecek uygulamaları doğurabilir."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Doğan Yeşilbursa&lt;br /&gt;Türkiye Psikiyatri Derneği&lt;br /&gt;Merkez Yönetim Kurulu Adına&lt;br /&gt;Genel Başkan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Ejder Akgün Yıldırm&lt;br /&gt;Türkiye Psikiyatri Derneği&lt;br /&gt;Cinsellik ve Cinsel sorunlar&lt;br /&gt;Bilimsel Çalışma Birimi koordinatörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Doğan Şahin&lt;br /&gt;İnsan Hakları ve Etik&lt;br /&gt;Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Nesrin Yetkin&lt;br /&gt;Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)&lt;br /&gt;Yönetim Kurulu Adına&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.psikiyatri.org.tr/PressPopUp.aspx?Id=39"&gt;kaynak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bütün dünya, hem Amerikan Psikiyatri Birliği hem de psikoloji birlikleri eşcinselliği 40 senedir hastalık olarak kabul etmiyor. Eşcinselliğin bir hastalık olduğuna dair kanıtlanabilmiş bir şey yok. Dolayısıyla tedavi edilebilir bir şey değildir. Heteroseksüellik neyse eşcinsellik de o. Arasında hiçbir fark yok. İkisi de aynı normallikte.İnsanların neden eşcinsel olduğu konusunda bilimsel bir saptama da yok. Tek yumurta ikizlerinde bile farklı olabilen bir şeyden bahsediyoruz. Ama toplum daima azınlıkta olanı dışlama, kötüleme eğilimindedir.”&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ensonhaber.com/gundem/259606/kavafa-cemil-ipekciden-yanit.html"&gt;Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (ÇETAD) Başkanı Psikiyatr Dr. Nesrin Yetkin&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7443826419598860069?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7443826419598860069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/09/uzman-gozuyle-escinsellik-3.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7443826419598860069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7443826419598860069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/09/uzman-gozuyle-escinsellik-3.html' title='Uzman Gözüyle Eşcinsellik 3'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TI6cnTI-XUI/AAAAAAAAAdQ/RJWRNdFx3bU/s72-c/brand.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3597726834084345156</id><published>2010-09-02T18:33:00.005+03:00</published><updated>2010-09-02T19:29:33.932+03:00</updated><title type='text'>insanlığa Anne olmak</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TH_D1tybo_I/AAAAAAAAAdA/t0DFqhLC970/s1600/548373_detay.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 290px; DISPLAY: block; HEIGHT: 298px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512339796516381682" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TH_D1tybo_I/AAAAAAAAAdA/t0DFqhLC970/s320/548373_detay.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir demişler. himmeti, şefkatinin dairesi ne denli geniş ise insan o kadar büyüktür. büyüklüğü oranında da şefkat gerekir. zaten kendisinden büyük kelimeler ve ataklardan ziyade büyük şefkat beklenir. eli nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniş bir şefkat dairesini insanlığa açabilen Allahın rahmet arşına bakabilir. buna bazen sıradışı ferdler bazen de sıradışı olaylar sebep olur. doğru yerde doğru anda bulunan o neticeye tanık olur. neyin küçük neyin önemsiz olduğu kaybolur. çünkü bir an o ebedi şefkatin parlak ışığı altına giren artık kainatı şefkat güneşinin nasıl aydınlattığını görmüş olur. dayanağı kalmamış, iç titreyerek sığınan kulların çaresizliklerine bir çare olmak, onlara ümit olmak yeri gelir tüm hazları geride bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu güzelliği incelemek ve cezbedici tadına varmak için insan olmak kafidir. o sebeple en beklenmeyen dinlerden milletlerden ve kimliklerden o hamiyeti gösteren örnekler çıkabilmektedir. tüm hamiyet sahipleri içinde en büyüğü, hamiyetini dünya rahatlarından öte insanlığın ebedi geleceği için harcayan, bütün mahlukatı içine alan bir şefkatle onları temsil edebilen, onların gelecekleri hakkındaki üzüntü ve endişelerini kainatın sahibine ifade edebilen Peygamberimizdir(A.S.M). bu muazzam ibadet haline deniz gibi bir rububiyet ile cevap veren, kelamı ile müşerref eden Kainatın Sahibidir. birbirine karışmayan iki deniz gibi kendisini hep ibadet tarafında edeb ile tutabilen hayatındaki kaliteyi, şık tavrı göstermiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktığında, temsil ettiği kullar olarak, vahdetin umumi emirlerinden ızdırap duyanları, genel yargı ifadelerine uymayan ve bu sebeple ortama uyamayanları, şefkatten ayrı düşmüş, bahtı yaver gitmemişleri görür. eğer küçümserse o dünyalık macera orada kapanır, eğer yaptığının doğruluğuna inanırsa, kalplerin sahibi Allah, kendi razı olduğunu insanları dahi ondan razı ederek gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu vatanda hayatın darbesini yemiş dini kimlikler vardır. kendini ifade edememiş, hak tanınmamış, etiketlenip, itham edilmiş, kötü muameleye hedef olmuş bu kimliklere bir muhatap lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu vatanda itilip kakılmış milli kimlikler vardır. uzun uzadıya şikayetlerini dinleyecek, anlatırken ağlayacak, içini dökünce dinleyeni kendisi gibi bilecek bu kimliklere bir sığınak lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu vatanda kendisine hakk-ı hayat bile verilmemiş, aşağılanmış, cahil bırakılmış, hep ayıplanmış cinsel kimlikler vardır. cinsel kelimesi bile geçince onlar hem mahzun hem mahçup olurken, onları itham edenler saldırganlıklarına sebep olarak onların o çekingenliklerini söylemek edebsizliğini gösterirler. sürekli taciz altında neyin doğru neyin yanlış olduğu kaybolurken kendi ahlak paydasını bile oluşturmasına müsaade edilmeden hayat çarkında öğütülür kullanılır, tüketilir ve yeniden varedilirler. bazen bir şeyi ümid edebilmek bile bir hedef ve kalite anlayışını ortaya koyar. bazıları ise o denli acizleştirilir ki, artık ümid etmeyi unuturlar. o tükenmişlikleri içinde bebek masumiyetine geri dönerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu bebeklere, yaralı evlatlara şefkat edecek, ümit verecek, şakağını okşayıp, gözyaşını silecek, iç çekişini dinleyip ona sarılacak bir anneye ihtiyaç var. adımlar küçük olsa da onları bir Seyreden var. işin kıymeti ağlayandan değil, şefkat edenden değil, bir İzleyenden geliyor. şefkatin ışığı parladığında orada olmaya ihtiyaç var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zenci beyaz ayırmadan, sünni alevi ayrıştırmadan, türkü kürde kıyaslamadan, kızı "diğeri" ;eşcinseli "öteki" yapmadan hepsine sarılmaya ihtiyaç var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlığa Anne olmaya ihtiyaç var...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3597726834084345156?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3597726834084345156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/09/insanlga-anne-olmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3597726834084345156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3597726834084345156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/09/insanlga-anne-olmak.html' title='insanlığa Anne olmak'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TH_D1tybo_I/AAAAAAAAAdA/t0DFqhLC970/s72-c/548373_detay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-2355371459384386455</id><published>2010-08-20T18:26:00.004+03:00</published><updated>2010-08-20T18:34:46.159+03:00</updated><title type='text'>Eşcinselliğin Topluma Anlatılması</title><content type='html'>&lt;a href="http://clearwisdom.net/emh/article_images/2008-12-31-la-audience-01.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 452px; CURSOR: hand; HEIGHT: 301px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://clearwisdom.net/emh/article_images/2008-12-31-la-audience-01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div align="justify"&gt;haberi eski olsa da paylaşmak istedim. çünkü içinde güzel noktalar var:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"&lt;a name="#218966"&gt;DENİZLİ DEVLET HASTANESİ HALK SAĞLIĞI UZMANI DR. ACIMIŞ, EŞCİNSELLİĞİ TOPLUMA ANLATMAK İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTI.&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;DR. ACIMIŞ: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;''KONUYU, EŞCİNSELLİĞİ UYGARCA GÖRÜNÜR KILMA VE TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN ELE ALIYORUM'' &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;''DİNİMİZDE HOŞGÖRÜ VAR, DİN BİLGİNLERİNDEN EŞCİNSELLİĞİ TOPLUMA ANLATMAK İÇİN DESTEK BEKLİYORUM'' &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Denizli Devlet Hastanesi Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Nurhan Meydan Acımış, eşcinsellik üzerine bir çalışma başlattığını, dinin hoşgörüsü ışığı altında eşcinselliği topluma anlatmayı ve toplum sağlığına katkıda bulunmayı hedeflediğini söyledi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dr. Nurhan Meydan Acımış, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesinde halk sağlığı asistanlığı yaparken, homoseksüellik ve homoseksüel yapı üzerine çalışma yaptığını, eşcinselliğe Türkiye'de birçok kurum, sağlık kuruluşu ve tıp eğitiminde yer verilmediği için bu konuyu ele aldığını bildirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Halk sağlığı uzmanı olarak eşcinsellik üzerine Türkiye'de neden bir çalışma yapılmadığı noktasından harekete geçtiğini belirten Dr. Acımış, Türkiye'de eşcinsel hareket dinamiklerini irdelediğini ve halk sağlığı, sağlık planlaması yaparken, sağlık hizmeti sunarken bu gruplara da dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Çalışmasının bu konuya da katkı sağlayacağını belirten Dr. Acımış, şunları söyledi: ''Araştırma, eşcinselliği uygarca görünür kılma ve hedeflenen topluma ulaşma idealiyle başladı ve eşcinselliğe nasıl hoşgörüyle yaklaşılır boyutuna çevrildi. Tasavvuf edebiyatını bilen ve Mevlana'ya çok samimi duygular ve bilimsel anlamda katılan bir kadın, çevreci, halk sağlıkçı olarak dinin hoşgörü zemini yaratmada en iyi araç olacağını düşündüm. Din ve eşcinsellik çalışması başlattım. Çalışma kapsamında yapacağım araştırmanın, Türkiye'de toplumsal hoşgörü, sivil halk temelli yaklaşım ve sivil örgütlenmenin önünü açacağını ve halk sağlığında ilerici bir adım olacağını düşünüyorum. Çabam bu yönde devam edecek. Eşcinsel gruplar da toplumun sağlığını geliştirmek için sağlık hizmeti götürmek ve bunun planlamasını yaparak veri tabanı oluşturmak amacındayım.'' &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dr. Acımış, eşcinselliğin, toplumun mikrobu olarak görülmemesi, varlıklarının kabul edilmesi gerektiğini, onların da bu toplumda yaşadığını, toplum sağlığı açısından onların da toplumun bir parçası olduğunun kabullenilmesi gerektiğini dile getirdi. Eşcinselliğin en iyi din ışığı altında anlatılabileceğini düşündüğünü belirten Dr. Nurhan Meydan Acımış, din bilginlerinden ve sosyal toplum bilimcilerden bu konuda destek ve yardım beklediğini söyledi. Amacının baş kaldırmak veya toplumun değer yargılarına karşı gelmek olmadığını belirten Dr. Acımış, kendini doğru anlatması durumunda toplumun kendisine destek vereceğine inandığını vurguladı. Dr. Acımış, ''Dinimizde hoşgörü var, din bilginlerinden eşcinselliği topluma anlatmak için destek bekliyorum'' dedi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çalışmasından dolayı tepki alacağını, özellikle radikal grupların hedefi olabileceğini belirten Dr. Acımış, şöyle devam etti: ''Özellikle ilk yıllarda eşcinselliği görünür kılmak ve eşcinselliğe hoşgörü konusunda din temelinde tutunarak ilerleme konusunda bazı kaygılarım devam ediyor. Radikal gruplar, çalışmaların içeriğini bilmeden, kavramadan bazı tehditlere veya beni korkutmak ve yıldırmak adına eylemlere girebilirler. Ama korkmak bir kaçış. Eğer kaçarsak, yarattığımız bu değişimin devamı gelemeyebilir. Toplumun kaygısını oluşturan unsur genel ön yargılardır. Ön yargılar açılmaya ve dağılmaya başladığında korkuların azalacağına inanıyorum. Yaratacağım değişim ve toplum sağlığına yaptığım katkı uluslararası değerler ve katma değerleri düşündüğümde korkuları dikkate almak istemiyorum. Toplum, doğru sunulduğu sürece, vicdanını yaralamıyorsa benim yanımda olur, bunan inanıyorum.'' Dr. Nurhan Meydan Acımış, daha önceki yıllarda yaptığı ''Türkiye'de medya, yazılı basında politik içeriklerine göre cinselliğe bakış ve eşcinsellik sorgulaması'' araştırmasının da çalışmalarına ışık tutacağını sözlerine ekledi. (AA) Tarih : 2008-12-11"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-2355371459384386455?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/2355371459384386455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/08/escinselligin-topluma-anlatlmas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2355371459384386455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2355371459384386455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/08/escinselligin-topluma-anlatlmas.html' title='Eşcinselliğin Topluma Anlatılması'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-5948465392923585244</id><published>2010-08-16T17:27:00.007+03:00</published><updated>2010-08-20T11:48:12.094+03:00</updated><title type='text'>Kimliğini Satmamak</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TGlZDmsicSI/AAAAAAAAAag/jb8jQBykwKc/s1600/pride.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506029937898975522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TGlZDmsicSI/AAAAAAAAAag/jb8jQBykwKc/s320/pride.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;karakterimiz sadece bize has ve özel bir imza gibidir. imzamız ise bizim karakterimizi ortaya koyar ve bizi temsil eder. imzaları türlere ayırmak, şekillerine göre gruplandırmak, çağa uygun olup olmadığını kritik etmek şu imzanın kıymetini değiştirmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kişiliğimizin de psikolojik ve sosyolojik olarak toplumun hangi kesimine girdiğini belirlemek onun değerini düşürmez. bu kritikler o toplumu tanımak için yapılır kişiyi değil. çünkü kişisel bu özelliklerin odağında olan bu insan, her şeyi ile benzersizdir. sanatkarı olan Allahın samediyetine en güzel bir aynadır. herkesin aynası başka parlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu güzel pırıltıları sınıflayıp kimlikler şeklinde ifade etmek bilimlerin ortak dili olmuş. dini milli ve cinsel kimlikler ve daha pek çok çeşit tanımlamaların gözlüğü ile bu aynaya bakmak mümkün hale gelmiş. kimliklerin hem kişiyi tanımayı hem de kişinin kendini ifade etmesini kolaylaştırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların dini kimlikleri onların geleceği nasıl anladıklarını ve hayatı nasıl algıladıklarını gösteren çok önemli bir bilgidir. lakin bugün kendi kimliğini tam bilmeyenler, tam bildiklerinin aslında belirttikleri kimlikleri ile alakası olmadığını farkedemeyenler çoğalınca kişinin o tek kelime ile algısını anlmak zorlaşmıştır. oysa ister din ister mezhep ister tarikat usül ve edebinden bahsedelim hepsinin bir başı bir sonu bir hududu, bu kimliğin geçerli olduğu bir alan vardır. bu kimliği taşımanın onuru vardır. bu kimliği geliştirmek ve daha güzel kullanmak o kişiyi kimliğinden etmez. o sebeple, namaza başlamış bir aleviye "tebrik ederim sunni olup doğruyu bulmuşsun" gibi edep dışı bir ifade kullanılamaz. yada bir sünninin alevi edebinin kaynağı olan eserlerden yararlanıyor olması o kaynakları sunnileştirmez. istikameti islam tarihi ile ortada olan ehl-i sünnet için için sahip olduğu kimliği yaşamanın ve geliştirmenin hazzı ve rahatlığı netice olarak yeter. ayrıca bu kimliği kazanç yada prestij yada statü olarak beklemek sadece bu kimliğe zarar verir. kıblesi bir olan gönül saraylarında Allah sevgisini birbirine aktarabilenler kazanırlar. dini kimliğini bir şekilde para kazanma aracı yapanlar da hem dünyada hem ahirette "riyakar" damgası yemeğe hedef olurlar. kendisini aklasın aklayamasın, kader onu bu damga ile itham eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların milli kimlikleri onların geçmişi nasıl algıladıklarını ve kendilerini nereye koyduklarını ifade eder. tüm insanlık içinde onlara düşen çok şeyler bulabilirler. birbirlerini tanıyıp "biz"i keşfeder, diğerlerine bakıp "onları" anlarlar. birbirleri ile tanışıp aralarında yardımlaşmak için bu kimlik gereklidir. sosyal hayatta bugün bu kimlik olmadan hareket etmek çok zordur. sosyal hayat ticaret hayatı ile iç içe olunca bir şekilde milli kimliğinde bir ederi ortaya çıkmaktadır. bu ise bazı zayıf iradeliler için cezbedici olur. bir şekilde milli kimliğinden para kazanmak kapısı açılır. işe alırken yada ihale alırken veya pek çok durumda milli kimlik kazançlı hale gelebilir. etik açıdan çok yanlış ve hata bu tavır asla tasvip edilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların cinsel kimlikleri onların şu anı nasıl algıladıklarını ve tepkilerini reflekslerini, bilinçaltlarına kadar varan derinlikte şu ana nasıl baktıklarını tarif eder. bilinçli eğitimden uzak nesil bolluğu yaşayan yurdumda çoğunluk kendini bilse de, azımsanmayacak bir oranda kafası karışıklar da vardır. evlendirilmiş gözü dışarda eşcinseller, kendini hast asanan lezbiyenler, kendini eşcinsel sanan travestiler bir tarafa, kendini tanımlayamayanlar da bir o kadar ortalardadır. bunu aşmak okumak paylaşmak gibi kişisel görevlerle ve bir o kadar önemlisi milli eğitim seferberliği gibi ciddi atılımlarla olur. cinsel kimliğin tarifsiz ve bulanık kaldığı her toplum, cahilliğin bedelini öder. bu bazen töre cinayeti olur, bazen fuhuş cinayeti olur, kimisi ona fail-i meçhul der, kimisi bunun bu ülkeye neye malolduğunu feraseti ile görür, dehşetinden titrer. cinsel kimliğin para karşılığı satılması ise diğer kimlikleri satmak kadar ahlaksızca ve toplumu derinden sarsan bir yaradır. kimliklerin tanınması ve toplum içinde hür bulunmaları onları kendi özelliklerini ortaya çıkarmaya ve toplumla irtibat kurmaya zorlar. bu onurlu olmaktır. bunun getirisi ise kendi evladına değer veren bir ülke olmaktır. kendi evladına kıymet veren geleceğine kıymet verir. kendi evladını iyi yetiştiren geleceğine en güzel mirası bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendini nasıl tarif ederse etsin dini, milli ve cinsel kimlikleri ile onurlu yaşayan, bu kimlikleri ile değil, yetenekleri ile dünyalığını elde edip onurunu koruyan bireyler ve bu bireylerden oluşan toplumlar hem kaliteli yaşar, hem dünyaya örnek olurlar. bu güzel hedefe bizi götüren yolları elde etmek ise varlığını farketmek ile olur. gözden perdenin kalkıp arkasını görmek ile olur. bu ise hidayettir. bu sebeple en çok edilen dualarda talep edilen hidayet olmuştur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-5948465392923585244?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/5948465392923585244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/08/kimligini-satmamak.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5948465392923585244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5948465392923585244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/08/kimligini-satmamak.html' title='Kimliğini Satmamak'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TGlZDmsicSI/AAAAAAAAAag/jb8jQBykwKc/s72-c/pride.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-2754590950845181293</id><published>2010-07-24T15:40:00.005+03:00</published><updated>2010-07-24T18:38:18.545+03:00</updated><title type='text'>Berat Kandili</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TErg15JfXuI/AAAAAAAAAUo/thLKUIIonkU/s1600/IMG_4512i.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497453511637425890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TErg15JfXuI/AAAAAAAAAUo/thLKUIIonkU/s320/IMG_4512i.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://wwww.iscc-md.org/bismillah.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 256px; CURSOR: hand; HEIGHT: 79px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://wwww.iscc-md.org/bismillah.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt -18pt; TEXT-INDENT: 18pt" align="center"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="rtl"  style="font-size:180%;"&gt;قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰىۤ اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt -18pt; TEXT-INDENT: 18pt" align="center"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="rtl"  style="font-size:180%;"&gt; اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ&lt;/span&gt;&lt;?XML:NAMESPACE PREFIX = O /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zaman hızla ilerliyor, ömür ise adım adım tükeniyor. 3 ayların başlangıcı Recep ayını noktalamış ve Şaban ayının yarısına ulaşmış bulunuyoruz. 26 Temmuz pazartesi gecesi Şaban ayının 15’ i olan mübarek Berat Kandilidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Berat borç ve cezadan kurtulmak demektir. Dini bir terim olarak ise günahlardan temizlenmek, Allah ‘ın affına, rahmetine mazhar olup kurtuluşa ermek demektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kandil geceleri af ve merhametin yoğunlaştığı günler olması yanında özel anlamlar ifade etmektedir Berat Kandili artık Ramazan ayının yaklaştığını müjdeleyen bir kandildir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Berat Kandili gerçek anlamda Allah’a yönelen kulların af belgesini alacağı, beratına kavuşacağı bir gecedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Berat Kandili Kuran’ı Kerim’in Levhi Mahfuzdan dünya semasına indirildiği gecedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Berat Kandili yüce Rabbimizin 1 yıl içinde o kul için rızıkların , ecelin, olacak her türlü işin meleklere bildirildiği gecedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Berat Kandili namaz kılarken yöneldiğimiz kıblemizin Kabe olarak değiştirildiği gecedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peygamber efendimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor; ‘Şaban ayının 15. gecesi geldiği zaman o geceyi ibadetle ihya ediniz. Gündüzünü ise oruçla geçiriniz. Zira Cenabı Hak o gece şafak sökünceye kadar dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve şöyle buyurur; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Yokmu istiğfar eden onu mağfiret edeyim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Yokmu rızık isteyen ona rızık vereyim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Yok mu bir hastalık veya musibete uğrayan ona derman vereyim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu hitap sabaha kadar devam eder. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğer bir hadisi şeriflerinde ise peygamberimiz; ‘Şaban ayının 15. gecesinde Allah’u Teala hazretleri dünya semasına tecelli eder ve Beni kelb Kabilesi’nin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda insanı affeder’ buyurmuştur. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Böyle mübarek geceler Allah’ın tevbe ve istiğfarları çok daha fazla kabul ettiği gecelerdir. baştaki ayeti kerimede yüce rabbimiz; “De ki ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümitı kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o çok bağışlayan çok esirgeyendir” buyuruyor. O nedenle bu Berat Kandilini fırsat bilelim. Hatamız, günahımız ne kadar çok olsa da Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyelim. Tekrar aynı günahlara dönmemek koşuluyla Allah’a içten yönelip ondan af dileyelim. Geçen sene kandilde aramızda bulunup da sonra vefat etmiş bugüne ulaşamamış yakınlarımızı, komşularımızı düşünüp bizimde yarına çıkacağımızın garantisi olmadığını bilelim. Berat Kandilini Namazla, Kuranla, Duayla, hayır hasenatla, gündüzünde Oruç tutarak değerlendirelim. Yakınlarımızı, akrabalarımızı ziyaret edelim. Eğer mümkün değilse en azından bir telefon edip “Kandiliniz Mübarek Olsun” diyelim. Böyle mübarek günler vesilesiyle mutlaka aramızdaki küslükleri ortadan kaldıralım. Peygamber efendimiz gibi uzun uzun secdelere varıp, orada gözyaşı döküp dualar edelim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdiden Kandilinizi kutluyor yüce rabbimizden bu gece hepimizin beratını alan kullarından eylemesini niyaz ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt -18pt; TEXT-INDENT: 18pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt -18pt; TEXT-INDENT: 18pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;a href="http://www.eskisehirmuftulugu.gov.tr/hutbeindir.asp?id=94"&gt;Kaynak&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-2754590950845181293?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/2754590950845181293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/berat-kandili.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2754590950845181293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2754590950845181293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/berat-kandili.html' title='Berat Kandili'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TErg15JfXuI/AAAAAAAAAUo/thLKUIIonkU/s72-c/IMG_4512i.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4406594497559436050</id><published>2010-07-24T13:13:00.004+03:00</published><updated>2010-07-24T15:36:06.098+03:00</updated><title type='text'>Eşitliği Sindirememek</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://farm5.static.flickr.com/4093/4818497992_409d4ba5d0_b.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 245px; DISPLAY: block; HEIGHT: 293px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4093/4818497992_409d4ba5d0_b.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;bu dünyaya aynı yoldan gelip aynı yoldan gidiyoruz. bu dünyada yeteneklerimizi keşfetmeye ve ahireti kazanmaya çalışıyoruz. çevremizi tanıyor, birbirimize tarif ediyor, yaşam kalitemizi artırmaya çalışıyoruz. tüm bunlar arasında bazen istemeden birbirimizi incitiyoruz ve hakkımız geçiyor. biraraya gelip tekrar gülümsemek ve arkadaşlığa başlangıç yapmak için bayramları vesile ediyoruz. buraya kadar bakınca şu cennet vatan bize, vatan-ı asli için bir gecelik güzel bir konaklama oluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;lakin iş burada kalmıyor. birbirimizi tarif için kullandığımız kimlikler birbirimize husumet bahanemiz olmaya başlıyor. çok eskiden şehrin eski merkezinde cumbalı evler ve arnavut kaldırımlar arasında pek çok komşuluk yaşanırdı. "tatar cennet" teyze, "kürt hasan" amcaya herkes hitap eder alınganlık olmazdı. gelen misafirlerine kendi ata dilleri ile mahatap olur, gelenekleri renkleri ile mahalleye karışırdı. ne zaman ki onların isimleri kaybolup torunları çoğalıp artık onlar da mahalle oldu, işte o zaman onların konuştukları dil konuşulmasın istendi, gelenekleri demode görüldü, farklılıkların sokağa taşınması mahalleyi rahatsız etti. gerçi onlar kızılbaşlardan da rahatsızdılar. bastığı yeri kırk kat kazmak gerektiği gibi abartılı bir nefreti ekenler vardı. buna bakkal önü kuyruklarının, karne ile alışverişin ve maddi yoklukların çağı eklenip insanlara kendilerini ve ailelerini korumaları gerektiği telkin edilince mahalle kayboldu. kapılar kapandı. herkes kopuk ve sessiz yaşamaya diğerinin mahalleye yakışmadığına hükmetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şehrin en eski aileleri bunalıp istanbula göçtü. sermaye sahipleri ufaldı. zengin ama tayine bağlı memurların yaptıkları da zamanla kayıtlı kaldı. kültürün gelişim zinciri kırıldı. aileyi muhafaza etmek kasdı ile başlayan hareket mahafaza edeceği hiç bir şeyi bulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte kimliksiz görülen 80leri hazırlayan bu oldu. toplumsal kimlik kaybolmadı sadece dönüştü. diğer kimlikler için de normal olan yerini aldı. şimdi artık geçmişe bağını milli kimlikle geleceğe bakışını dini kimlikle bu anın algısını cinsel kimliği ile ortaya koyabilen daha büyümüş bir kuşak yerini aldı. bu büyük adım büyük dalgalar oluşturdu. hala kötüye kullananlar olsa da, artık kültür yeni evresini tamamlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiden normal olan şeyler artık kayboldu. arada tek tük geçmişi hatırlatsa da, sadece medyatik haber oluyor. işçi olduğu için aşağılamak, aklı kısa (!) kadına ev işini öğretmek, yumuşak (!) memurla dalga geçmek sadece kabalık olarak görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadın dediğin evinde otutup çocuğunu büyütmek ve kocasına hizmet etmek için değil insani yaratılış maksadını tekrar keşfediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel demek erkek delisi ve gece skoru peşinde kadın adam arası bir mahluk değil, son derece entellektüel ve topluma örnek hatta onu şekillendiren bir anlama geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kızılbaşlar, dürziler, kadınlar, eşcinseller, kürtler ve tüm diğerleri ile beraber herkes artık birinci sınıf vatandaş oluyor. ortaya kocaman vatan büyüklüğünde bir mahalle çıkıyor. bu mahallede başka yere kovmak yok. mahalleye ahenk ve neşe ile katılmak var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lakin birileri yine zamanın bozulduğunu ve her zaman olduğu gibi ahlaksızlığın arttığını, buna karşı tedbirler ve kısıtlamalar gerektiğini söylüyorlar. fısıltılar güçlenip konuşmalara dönüşüyor. kendi içindeki bozuklukla uğraşmayıp, kendi gerçek kimliği ile yüzleşmeyip, ortamı gererek kendine meşgale bulanlara zemin hazırlanıyor. toplumdaki kimlikleri hayat algısı değil, kendi varoldukları tahkim ordusu içindeki bölüğünü tarif ettiğini düşünüyor. kendini hayali bir savaşa hazırlıyor. kendisini o denli motive ediyor ki bazen korku gözünü döndürüyor. iktidarı elde etmek için o denli hayati bir gayretle çabalıyorlar ki, herkese eşit bakan ve kimlikler konusunda rahat birisinin onların önüne geçmesine imkan yok. bu aşırılık yalnızca toplumsal bir uzlaşma ile sınırlı tutulabilir gibi görünüyor. adı ister hürriyet olsun, ister kadın hakları ister eşcinsellere özgürlük, bir şekilde tüm bireylere ulaşılması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hergün onlarca acıklı haberi dinlemek bizleri sadece üzüyor. dini milli yada cinsel kimliği farklı diye öldürülmek, haklarından caydırılmak, baskı uygulamak, konuşmasına bile tahammül edememek çok çirkin, gayri ahlaki ve Kuran dışı görülünceye kadar çalışmaya anlatmaya ifade etmeye gayret etmek gerekiyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4406594497559436050?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4406594497559436050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/esitligi-sindirememek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4406594497559436050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4406594497559436050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/esitligi-sindirememek.html' title='Eşitliği Sindirememek'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm5.static.flickr.com/4093/4818497992_409d4ba5d0_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-824513696165457160</id><published>2010-07-15T19:24:00.002+03:00</published><updated>2010-07-16T13:04:50.886+03:00</updated><title type='text'>Ahlakın yeniden yeşermesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://playgreen.typepad.com/photos/uncategorized/2008/01/25/istock_000003102856small_3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 351px; CURSOR: hand; HEIGHT: 684px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://playgreen.typepad.com/photos/uncategorized/2008/01/25/istock_000003102856small_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu güzel yaz günlerinde en çok dikkat çeken çiçeklerin gülümseyen renkleri olsa gerek. parklardan evlerin bahçelerine kadar her yerde bir neşe görünüyor. hepsi Rablerinden aldıkları şevki yine ona göstermek için çalışıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;birbirlerini incitmeden sarılarak ve birbirleri ile yarışarak Allahın isimlerinin üzerlerinde parlamasına çalışıyorlar. adeta her biri içinde barındırdığı tohumları ve gayreti ile elinden gelse tüm yeryüzüne kendi milletinin bayrağını dikmek istiyor, tavrından okunuyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bu güzellik toplum hayatında da görünüyor. tüm dini milli ve cinsel kimlikler, insanlık bahçesinin renkleri olarak kendilerinde parlayan esma-i ilahiyeyi her tarafta ilan etmek istiyorlar. hayvanların eserlerine ihtiyar karıştığı için bitkiler kadar eserleri mükemmel olamadığı gibi, insanların da nefis heva heves ve şeytanları yüzünden eserlerinde temiz şevk bazen görünemiyor. kimi zaman hedefine koşarken birbirini hiçe sayan ezen manzaralar, özellikle insanlık alemi içinden bakanlar için hayal kırıklığına sebep olabiliyor. siyasi manzaraları anlık takip etmek o sebeple insanı ümitsizliğe atabiliyor. oysa akibette muvaffakiyet her zaman hikmet ve rahmetten yana oluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kişisel hayatımızda bize öğretilenlerle başlayan ömrümüz ne çok tersi muameleye muhatap oluyor. iyi insan olmaya çalışmak hedefi ile başlayıp tüm başımıza gelenlerde adeta kötü olmak daha iyi olacak gibi geliyor. gerek kişisel gerek toplumsal olarak problemler ve bizi rahatsız edenlere takılıp kaldıkça daha büyük bir iç boğuşma başlıyor. sonrasında ise kıyas ile niye benim bunlar başıma geliyor sorgusu ile yalnız kalıyoruz. niçin onun değil de benim?...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hased önce hasidi ezermiş. biz de yalnızlığımıza cevap ararken içine düştüğümüz hased ile daha da zarara uğruyor ve kendimizle meşgul oluyoruz. yüzümüzü toprağa döndürdükçe ve güneşten ümidi kestikçe daha da kararıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;burada durup bu kısır döngüyü kesmemiz gerekiyor. yüzümüzü yine yukarıya olumlu hayata çevirmek ve hayata hareket getirmek gerekiyor. bunu başarabilenler artık daha büyümüş, kamil, hayattaki önceliklerini sıralamış görünüyorlar. onlar yine hayata pozitif bakmak gereğini vurguluyorlar. lakin bu pozitiflik ümitsizliği tanıyan bilen, tehlikenin farkında olan, bireyi kazanmanın ona teselli vermekle başladığını idrak eden bir durum olarak ortaya çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;birbirini desteklerken, onu sinsiliğe ve kendi özelliklerini inkar etmeye zemin hazırlamayan, ne de hayatı tedbirsizce değiştirmeye çalışırken tehlikelere açık hale getiren adımlardan kaçınarak, yanında onurlu bir duruş göstermek gerektiği ortaya çıkmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;birbirinin özeline saygılı, kişisel mahremiyete kıymet veren ama bu mesafenin uzak durmak algılanmadığı, disiplinli bir duruş gerekmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;birbiri ile başına gelen negatifliklerden çok pozitiflikleri paylaşan, toplum paydasına bir şeyler koyabilmeyi onur sayan bir duruş gerekmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu gereklilikler için en temel zemin doğruluktur. doğruluk hayatın varlığının en temel gereğidir. çünkü iman sıdktır, doğruluktur. o olmadan bireysel toplumsal hayatın sağlığından bahsedilemez.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;tüm kimliklerin akıl ve erdem sahibi bireyleri zaten bunu görüyorlar. böyle hareket ediyorlar. ben buraya yazıyorum. yeni bir şey olduğu için değil... rol model bulamamış, kendisini sıkıntıda gören ve hayatına verilmiş kıymetleri göremeyenlere yeni bir nefes olsun diye...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-824513696165457160?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/824513696165457160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/ahlakn-yeniden-yesermesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/824513696165457160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/824513696165457160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/ahlakn-yeniden-yesermesi.html' title='Ahlakın yeniden yeşermesi'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-6304453530119914748</id><published>2010-07-10T23:00:00.003+03:00</published><updated>2010-07-10T23:12:47.858+03:00</updated><title type='text'>Eşcinsellik ve Ahlaki Değerler</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_VpWgitAysfI/TDjUKyOuekI/AAAAAAAAAAM/Saiy_rYX2KQ/s1600/children%2520hands.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492373027325639234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 218px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_VpWgitAysfI/TDjUKyOuekI/AAAAAAAAAAM/Saiy_rYX2KQ/s320/children%2520hands.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;eşcinseller haksızlığa uğramaktadırlar. ellerine haklarını alamıyorlar. tanınmıyorlar. tanınmak ve varlıklarını ortaya koymak için bir araya gelirler. tüm dünyada yürüyüşler yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizim ülkemizde de yürüyüş yapıyorlar. fakat eşcinsel hakları ile toplumun değer yargıları arasındaki ince çizgiyi, bu ülkedeki çoğu eşcinsel hakları savunucusu ayıredebilmiş değil. eşcinsel olmak, bir üst kimlik değildir. eşcinsellikten önce, bizi biz yapan değerler vardır. maalesef çoğumuz bu değerlerin farkında değiliz. eşcinsel haklarını savunurken, inandığımız ve bizi ayakta tutan tüm manevi değerleri yok sayarak, eşcinsel haklarında da hiç bir ilerleme kaydedemiyeceğimizi ne zaman anlayacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;savunduğumuz eşcinsel hakları içersinde ahlaki değerler var mıdır? varsa bunun ölçüsü ve kriterleri nedir? bunu ne zaman tartışacağız? esasında toplumun genelinde eşcinselliğe karşı olan tüm negatif duyguların temelinde bu husus yatmaktadır. yani toplum, gerçekte eşcinsel insana mı, yoksa onun topluma malolan dışa yansımış olumsuz eylem ve fiillerine mi karşı bir duruş sergilemektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne zaman eşcinsel haklarından bahsedilse maalesef bizim toplumumuzda varolan ve çözümü de yakın zamanda mümkün görünmeyen, fuhuş meselesi önümüze getirilmektedir. zira, hala tam olarak heteroseksüel topluma eşcinselliğin ne olduğunu anlatabilmiş değiliz. bu konuda özeleştiri yaparak kendimizi sorgulamamız ve yıllardır mücadelesini verdiğimiz eşcinsel haklarının ana kriterlerini tam olarak ortaya koyabilmemiz gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne zaman eşcinsellik adına açıklama yapılacak olsa, konu bir şekilde gerek hetero gerekse eşcinsel kesimin ortak sorunu olan fuhuş meselesine indirgenmektedir. bizce bu konunun sadece eşcinselleri değil, tüm toplumu ilgilendiren sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutları bulunmaktadır. bu konu, toplumun geneli tarafından değerlendirilip, çözüm yolları hepbirlikte aranmalıdır. artık fuhuş meselesini bir tarafa bırakarak, sadece ve sadece, eşcinsel haklarından bahsetmenin zamanı gelmiştir. fuhuşla ilgili konulara sürüklenmeyip, homofobik düşünceleri haklı çıkartacak, tüm polemiklerden ve tartışmalardan uzak duracağız. biz eşcinseliz, biz müslümanız, biz bu ülkenin vergi ödeyen askere giden ve derdini çeken vatandaşıyız. biz onların kardeşleri evlatları yani kısaca bu toprakların çocuklarıyız. onlar ne derse desin, kendimizi asla bu ülkeyi ayakta tutan değer yargılarından soyutlamayacağız, onları yani eşcinselliğe karşı olan insanları haklı çıkartmayacağız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-6304453530119914748?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/6304453530119914748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/escinsellik-ve-ahlaki-degerler.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/6304453530119914748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/6304453530119914748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/escinsellik-ve-ahlaki-degerler.html' title='Eşcinsellik ve Ahlaki Değerler'/><author><name>cesuryürek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17915666723116304514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_VpWgitAysfI/TDjUKyOuekI/AAAAAAAAAAM/Saiy_rYX2KQ/s72-c/children%2520hands.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8912416014616396942</id><published>2010-07-09T14:33:00.006+03:00</published><updated>2010-07-09T16:44:46.937+03:00</updated><title type='text'>İslam Endişesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/fear2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 380px; DISPLAY: block; HEIGHT: 306px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/fear2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir endişedir gidiyor... herkeste bir islam için ürperme hali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinsiz çevrelerin endişesini bir derece anlamak mümkün. "öteki" dedikleri, anadolu işi, güya dogmatik olan manevi değerlerin yükselmesi onların sorumsuz ve rahat yaşamlarını daraltıyor. psikologlara terapi için başvurularda "ölüm endişesi"nin çokluğundan anlaşlıyor ki, ahiret ve ölüm sonrasına itikatsızlığın bu dünyada dahi zararları var, hayatı zindana çevirmeye yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki kendini müslüman olarak tarif edenlerin endişesi ne için? herkesden ve her yerden tehdit ediliyormuşçasına bir tedirginlik taşımaları ne için? öyle ki, ahlaksızlığı dünyanın öteki ucunda değil hemen yanıbaşlarında aramaları, hatta çocukları için endişeleri yüzünden birbirlerine bile mesafeli durmaları, sıkan hatta boğan bir anaçlıkla çocuklarının üzerlerine düşmeleri ne için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adeta Allahın verdiği emanetin teklif değil de islam olduğunu algılıyorlar. devasa camiiler, büyük vakıflar, deniz gibi cemaatler ve ilmi deniz gibi kanaat önderlerinin islam için kalkan olduğundan endişe duyuyorlar. sürekli "ahlaksızlık"tan bahsediliyor. giderek yeni neslin bozulması için oluşan şartlardan bahsediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelenekleri temsil eden aşiretler arasında gençliğini geçirmiş Said Nursi de Münazarat'ında bu durumdan bahseder. evet, aşiretler soruyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;"...&lt;br /&gt;Sual - Dine zarar olmasın, ne olursa olsun?&lt;br /&gt;Cevap - İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de, mağlûp biçare bir reise yahut müdahin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimat edilirse ve dinin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir; yoksa efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin mâdeni olan, herkesin kalbindeki şefkat-i imâniye olan envâr-ı İlâhînin lemeâtının içtimalarından ve hamiyet-i İslâmiyenin şerârât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nuranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir, siz muhakeme ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;S - Efkârı teşviş eden, hürriyet ve meşrutiyeti takdir etmeyen kimlerdir?&lt;br /&gt;C - Cehalet ağanın, inad efendinin, garaz beyin, intikam paşanın, taklit hazretlerinin, mösyö gevezeliğin taht-ı riyasetlerinde insan milletinden menba-ı saadetimiz olan meşvereti inciten bir cemiyettir. Benî beşerde ona intisap eden, bir dirhem zararını bin lira milletin menfaatine fedâ etmeyen, hem de menfaatini ızrar-ı nâsta gören, hem de muvazenesiz, muhakemesiz mânâ veren, hem de meyl-i intikam ve garaz-ı şahsîsini feda etmediği halde mağrurane millete ruhunu feda etmek dâvâsında bulunan, hem de beylik veya tavâif-i mülûk mukaddemesi olan muhtariyet veya istibdad-ı mutlak mânâsıyla bir cumhuriyet gibi gayr-ı mâkul fikirlerde bulunan, hem de zulüm görmüş, kin bağlamış, hürriyet ve meşrutiyetin birinci ihsanı olan af ve istirahat-i umumiyeyi fikr-i intikamına yediremediğinden, herkesin âsabına dokundurmakla, tâ heyecana gelip terbiye görmekle teşeffi isteyenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - Neden bunların umumuna fena diyorsun? Halbuki hayırhâhımız gibi görünüyorlar.&lt;br /&gt;C - Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte, size söylediğim sözler hayalin elnde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktıysa kalbde saklayınız. Bakır çıktıysa, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;S - İfrat ediyorsun, hayali hakikat gösteriyorsun. Bizi de teçhil ile tahkir ediyorsun. Zaman âhirzamandır, gittikçe daha fenalaşacak.&lt;br /&gt;C - Neden dünya herkese terakki dünyası olsun da, yalnız bizim için tedennî dünyası olsun? Öyle mi? İşte, ben de sizinle konuşmayacağım. Şu tarafa dönüyorum; müstakbeldeki insanlarla konuşacağım:&lt;br /&gt;Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Said'ler, Hamza'lar, Ömer'ler, Osman'lar, Tâhir'ler, Yûsuf'lar, Ahmed'ler, ve saireler! Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, "Sadakte" deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun. Şu muâsırlarım, varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet her yeni kuşakla yeni bir dünya kurulur ve yeni algılar ve üslup doğar. Kur'an tazelenerek her asra baktığı gibi o yeni kuşakla da muhatap olur. bu değişimden ürkenler dışlamakla kendi rahatlarını koruyacaklarını düşünürler. halbuki problem yeni nesilde değil zamanın geçmesindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki bu ürkmek ne için? kendini zayıf görmek ne için? tevekkül, Allaha itimat yeterince büyük bir güç değil mi? gereğinde bir günahkarın omzunda bile bu islamı yükseltebilen bir Allah kendi dininden endişelenmediğini söylemiyor mu? islamdan Allah endişelenmezken, islamların endişe duyması garip değil mi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;"Ey hadsiz acz ve nihayetsiz fakr içinde yuvarlanan biçâre insan!&lt;br /&gt;Rahmet ne kadar kıymettar bir vesîle ve ne kadar makbûl bir şefaatçi olduğunu bununla anla ki: O Rahmet, öyle bir Sultân-ı Zülcelâle vesiledir ki, yıldızlarla zerrât beraber olarak Kemâl-i intizam ve itaatle -beraber- ordusunda hizmet ediyorlar. Ve O Zât-ı Zülcelâl'in ve o Sultan-ı Ezel ve Ebedin istiğnâ-yi zâtî'si var. Ve istiğnâ-yi mutlak içindedir. Hiçbir cihetle kâinata ve mevcûdâta ihtiyacı olmayan bir Ganiyy-i ale'l-ıtlak 'tır. Ve bütün kâinat taht-ı emir ve iradesinde ve heybet ve âzameti altında nihayet itâatte, Celâline karşı tezellüldedir. İşte Rahmet seni, ey insan! O Müstağni-i Alelıtlakın ve Sultan-ı Sermedînin huzuruna çıkarır ve ona dost yapar ve ona muhatâb eder ve sevgili bir abd vaziyetini verir. Fakat nasıl sen Güneşe yetişemiyorsun; çok uzaksın; hiçbir cihetle yanaşamıyorsun; fakat Güneşin ziyâsı Güneşin aksini, cilvesini, senin âyinen vasıtasıyla senin eline verir. Öyle de: O Zât-ı Akdese ve O Şems-i ezel ve ebed'e biz çendan nihayetsiz uzağız, yanaşamayız. Fakat onun ziyâ-yi rahmeti onu bize yakın ediyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;İşte ey insan! Bu Rahmeti bulan, ebedî tü kenmez bir hazîne-i nur buluyor. O hazîneyi bulmasının çaresi: Rahmetin en parlak bir misâli ve mümessili ve o Rahmetin en belîğ bir lisânı ve dellâlı olan ve Rahmeten li'l-âlemîn ünvânıyla Kur'anda tesmiye edilen Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnetidir ve tebaiyetidir. Ve bu Rahmetenlil-âlemîn olan Rahmet-i mücessemeye vesîle ise: salavâttır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;Evet Salâvatın mânâsı Rahmettir. Ve o zîhayat mücessem Rahmete rahmet duası olan Salâvat ise, o Rahmetenlil-âlemînin vüsûlüne vesiledir. Öyle ise sen Salâvatı kendine, o Rahmetenlil-âlemîne vesile yap ve o Zâtı da Rahmet-i Rahman'a vesîle ittihaz et. Umum ümmetin Rahmetenlil-âlemîn olan Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında hadsiz bir kesretle Rahmet mânâsiyla Salâvat getirmeleri, Rahmet ne kadar kıymettar bir hediye-i İlâhiye ve ne kadar geniş bir dairesi olduğunu parlak bir Sûrette isbat eder.Elhâsıl: Hazîne-i Rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediyye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi, en birinci anahtarı dahi: "Bismillahirrahmânirrahîm"dir. Ve en kolay bir anahtarı da Salavattır."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;besmelenin tarifinden doğan bu hakikat aslında rahmetin ne denli büyük bir güç olduğunu, güce dayanmak olduğunu, huzur bulmak olduğunu da gösteriyor. rahmet ismini tam anlayamayınca o rahmet köprüsünden uzak kalmış oluruz. bu ise bizi endişeli yapar. her hadiseye karşı kendimizi yalnız ve çaresiz buluruz. rahmeti anlamak ise ihtiyaçlara karşı bir servet ve korkulana karşı kudreti bulmak anlamına gelir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;öyleyse eşcinsellikten yada eşcinsel evlat sahibi olmaktan endişelenmeye gerek yoktur. Ahlaksızlığı, eşcinseller değil, yalan konuşanlar hazırlar; terapi olduğunu söyleyenler ve artık değiştim deyip, gizliden hevesinin peşinde koşanlar hazırlarlar; kendinden emin ve kendini tanımış, hayattan beklentisini bilenler değil, fantazileri uğruna insanları üzenler hazırlarlar; tecvidsiz usülsüz yarımyamalak dini bilgisi ile dua tavsiye edenler hazırlarlar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8912416014616396942?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8912416014616396942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/islam-endisesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8912416014616396942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8912416014616396942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/islam-endisesi.html' title='İslam Endişesi'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3907712376531298285</id><published>2010-07-08T15:16:00.004+03:00</published><updated>2010-07-08T15:41:24.654+03:00</updated><title type='text'>Mi'raç</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TDXGxNAu9yI/AAAAAAAAARI/rdZT-G6e25E/s1600/miraj_by_sultan_muhammad.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 217px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491513869256816418" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TDXGxNAu9yI/AAAAAAAAARI/rdZT-G6e25E/s320/miraj_by_sultan_muhammad.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mâdem, &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şu kâinat ve mevcudât var ve içinde ef'âl ve icad var. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hem mâdem muntazam bir fiil fâilsiz olmaz, mânidar bir kitap kâtipsiz olmaz, san'atlı bir nakış nakkaşsız olmaz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Elbette, şu kâinatı dolduran ef'âl-i hakîmânenin bir fâili ve yeryüzünün mevsim bemevsim tazelenen hayretfezâ nukuşlarının, mânidar mektubâtının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hem mâdem bir işte iki hâkimin bulunması o işin intizamını bozuyor.&lt;br /&gt;Hem mâdem sinek kanadından tâ semâvât kandiline kadar mükemmel bir intizam var.&lt;br /&gt;Öyle ise o Hâkim birdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir olmazsa-çünkü herşeyde san'at ve hikmet o derece acîbdir ki, o şeyin Sânii, herbir şeye muktedir olacak, herbir işi bilecek bir derecede Kadîr-i Mutlak olmak lâzım gelir; öyle ise, bir olmazsa-mevcudât adedince ilâhların bulunması lâzım gelir. O ilâhlar hem birbirine zıd, hem birbirine misil olacaklar; ve o halde şu acîb intizam bozulmamak yüz bin defa muhâldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem mâdem şu mevcudâtın tabakâtı, bir ordudan bin defa daha muntazam bir emir ile hareket ettiği bilbedâhe görünüyor. Yıldızların, güneş ve kamerin muntazaman hareketlerinden tut, tâ bâdem çiçeklerine kadar herbir tâife o kadar muntazam, o kadar mükemmel bir sûrette Kadîr-i Ezelînin o tâifeye verdiği nişanları, formaları, güzel libasları ve tâyin ettiği harekâtı, bin defa ordudan daha muntazam bir tarzda izhâr ediyor. Öyle ise, şu kâinatın, mevcudâtı Onun emrine bakar ve imtisâl eder, perde-i gayb arkasında bir Hâkim-i Mutlakı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem mâdem o Hâkim, bütün yaptığı icraat-ı hakîmâne şehâdetiyle, hem gösterdiği âsâr-ı haşmetle, bir Sultan-ı Zülcelâldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem gösterdiği ihsanât ile gayet Rahîm bir Rabdir, hem izhâr ettiği güzel san'atlarıyla san'atperver ve sanatını çok sever bir Sâni'dir. Hem gösterdiği tezyinât ve merakâver sanatlarıyla zîşuurların nazar-ı istihsanını âsârına celb etmek isteyen bir Hâlık-ı Hakîmdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem hilkat-i âlemde gösterdiği muhayyirü'l-ukûl tezyinâtın ne demek olduğunu ve mahlûkat nereden gelip nereye gideceğini, rubûbiyetinin hikmetiyle zîşuura bildirmek istediği anlaşılıyor. Elbete bu Hâkim-i Hakîm ve Sâni-i Alîm, rubûbiyetini göstermek ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem mâdem bu kadar gösterdiği âsâr-ı lûtuf ve merhamet ve garâib-i san'at ile zîşuura kendini tanıttırmak ve sevdirmek ister; elbette zîşuurlardan arzularını ve onlardaki marziyâtı ne olduğunu bir mübelliğ vâsıtasıyla bildirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ise, zîşuurlardan birisini tâyin edip onun ile o rubûbiyetini ilân edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sevdiği san'atlarını teşhir için, bir dellâlı kurb-u huzuruna müşerref edip teşhire vâsıta edecektir.&lt;br /&gt;Ve o ulvî makâsıdını sâir zîşuurlara bildirmekle kemâlâtını izhâr etmek için, birisini muallim tâyin edecektir.&lt;br /&gt;Ve şu kâinatta derc ettiği tılsımı ve şu mevcudâtta gizlediği muammâ-i rubûbiyeti mânâsız kalmamak için, her halde bir rehber tâyin edecektir.&lt;br /&gt;Ve gösterdiği ve enzârın temâşâsına neşrettiği mehâsin-i san'at faydasız ve abes kalmamak için, onlardaki makâsıdı ders verecek bir rehber tâyin edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem marziyâtını zîşuurlara tebliğ etmek için, birisini bütün zîşuurların fevkınde bir makama çıkaracak ve marziyâtını ona bildirecek, onlara gönderecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mâdem hakikat ve hikmet böyle iktizâ ediyor.&lt;br /&gt;Ve şu vezâife en elyâk Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır.&lt;br /&gt;Çünkü, bilfiil, en mükemmel bir sûrette o vazifeleri yapmıştır. Teşkil ettiği âlem-i İslâm ve gösterdiği nur-u İslâmiyet bir şâhid-i âdil ve sâdıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ise, o zât, doğrudan doğruya bütün kâinatın fevkıne çıkıp, bütün mevcudâttan geçip, bir makama girmek lâzımdır ki, bütün mahlûkatın Hâlıkı ile umumi, ulvî, küllî bir sohbet etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, Mi'rac dahi bu hakikati ifade ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elhâsıl: Mâdem&lt;br /&gt;şu azîm kâinatı mezkûr maksadlar gibi çok azîm makâsıd ve çok büyük gâyeler için şu sûrette teşkil, tertib ve tezyin etmiştir.&lt;br /&gt;Hem mâdem şu mevcudât içinde şu umumi rubûbiyeti bütün dekâikı ile, şu azîm saltanat-ı ulûhiyeti bütün hakâikı ile görecek insan nevi vardır.&lt;br /&gt;Elbette o Hâkim-i Mutlak o insan ile konuşacaktır, makâsıdını bildirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mâdem her insan cüz'iyetten ve süfliyetten tecerrüd edip en yüksek bir makam-ı küllîye çıkamıyor, o Hâkimin küllî hitâbına bizzat muhatap olamıyor; elbette, o insanlar içinde bâzı efrâd-ı mahsusa, o vazife ile muvazzaf olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tâ iki cihetle münâsebeti bulunsun: hem insan olmalı, tâ insanlara muallim olsun; hem ruhen gayet ulvî olmalı ki, tâ doğrudan doğruya hitâba mazhar olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, mâdem şu insanlar içinde, şu kâinat Sâniinin makâsıdını en mükemmel bir sûrette bildiren ve şu kâinat tılsımını keşfeden ve hilkatin muammâsını açan ve rubûbiyetin mehâsin-i saltanatına en mükemmel tarzda dellâllık eden Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır; elbette, bütün efrâd-ı insaniye içinde öyle bir mânevî seyr ü sülûku olacaktır ki, cismânî âlemde seyr ü seyahat sûretinde bir Mi'racı olacaktır. Yetmiş bin perde tâbir olunan berzah-ı esmâ ve tecellî-i sıfât ve ef'âl ve tabakât-ı mevcudâtın arkasına kadar kat-ı merâtib edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Mi'rac budur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3907712376531298285?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3907712376531298285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/mirac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3907712376531298285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3907712376531298285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/07/mirac.html' title='Mi&apos;raç'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/TDXGxNAu9yI/AAAAAAAAARI/rdZT-G6e25E/s72-c/miraj_by_sultan_muhammad.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8166074775472239589</id><published>2010-06-21T19:42:00.005+03:00</published><updated>2010-06-21T20:13:27.762+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gayderviş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='homofobi'/><title type='text'>Eşcinsel Kimliğe Saldırmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cruxaustralisgroup.com.au/gallery/091123090210-blind_justice.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 338px; DISPLAY: block; HEIGHT: 272px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.cruxaustralisgroup.com.au/gallery/091123090210-blind_justice.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;bu bloga gönderilen yorumlardan ümitsizlik verenleri burada yayınlamıyorum. hakaret içerenleri dikkate almıyorum. bir kısmını da değerli arkadaşlarımla paylaşıyorum. bir arkadaşım, bu yorumlardan oluşan duygularını şöyle ifade etmiş:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="center"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;UTANIN KENDİNİZDEN&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Anlaşılamayınca üzülüyor insan; son dönemde gayislam.bloga yapılan yorumlarda beni bu şekilde üzdü. Bu blog inançlı eşcinsellerin yazı yazabildiği, yazılanları okuyup bir nebze olsun dini ile yeniden bağ kurabildiği bir blogtur. Heteroseksüel Müslümanlara yönelik olarak eşcinselliği kabul ettirme ya da dayatma gibi bir amacı yoktur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Eflatoon kaç zamandır intihara kalkışan ve intihar düşüncesinin yoğun bir şekilde kendini gösterdiği eşcinsellerle ilgilenmekte. Peki bu eşcinselleri intihara sevk eden nedir? Aile reddi, toplumsal yaşamın dışına itiliş, yaşam boyu rol model olabilecek gay profillerin yokluğu, aşağılanma vs vs vs.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Yorum sahipleri, el insaf! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Bu blogta yayınlanan ve yayınlanmayan birçok yorumunuzda eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışmamızdan yakınıyorsunuz! El insaf! Sadece bu kimliğimiz yüzünden diğer tüm yapıp etmelerimiz ve kimliklerimiz hiçe sayılıyor. Allah aşkına, azıcık utanın! Biz yaşamımızı bu kimlik bağlamında kurma meraklısı değiliz ve eşcinselliğin aslında çok önemsiz bir hal olduğunu düşünüyoruz. Fakat bugünlerde önem kazanıyor ve bu konuda yazıp çiziyorsak, bunun nedeni sizin öfkeniz ve sırf bu durum yüzünden bizleri Müslüman cemaatinin dışında görmenizdir. Karşımıza intihara kalkışan bir delikanlı getirildiğinde, ailesi tarafından reddedilen bir glbtt karşısında, gizlenmek amacıyla sürekli yalan söylemek zorunda bırakılan bir glbtt sizlerin umurunda olmasa da bizim umurumuzdadır. Onlara söyleyecek sözümüz vardır. Çünkü biz Rahman ve Rahim olan Allah’ın kullarıyız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Şunu açık bir şekilde söyleyeyim; eşcinsellik livata değildir! Siz kötü yorum sahiplerinin tüm argümanları aslında livata üzerine olan dini hükümler üzerine kuruludur. Ne kadın eşcinselliği üzerine düşünebiliyorsunuz ne de çift cinsiyetlilik üzerine… eğer bu konular üzerinde azıcık düşünseniz eşcinsellik karşıtı düşüncelerinizi livata üzerine oturtmazdınız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Sizlere şunu da söyleyeyim; livatanın meşruluğu tartışması da dini değil politik bir tartışmadır ve kökeni tarihsel olarak Sünnilerle Şiiler arasındaki iktidar mücadelesinin halk indinde bir propaganda aracı olarak kullanılmasıdır. Günümüzdeyse bu hadisleri eşcinselliğe karşı kullanıyorsunuz. Bende size ısrarla soruyorum; kadın eşcinselliği ne olacak? Çift cinsiyetlilerin durumu ne olacak? Çünkü bambaşka bir tartışmanın kavramlarını, delillerini vs. alakasız bir konuya monte etmeye çalışıyorsunuz.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Gerçi buna da bir çözüm yolu bulmaya çalıştınız. Ayetin neshi tartışmaları içindeki Nisa suresi 15. Ve 16. Ayetlerini günümüz meallerinde direk eşcinsellere yönelik ayetlermişçesine çeviriyorsunuz. Yalan olduğunu bile bile… homofobi gözünüzü öyle bir şekilde örtüyor ki ayetleri dahi “DEĞİŞTİRİYORSUNUZ”. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Sizin gibiler ayetlerdeki kelimeleri dahi değiştirirken, müsaade edin bizimde söyleyeceklerimiz olsun. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Şunu unutmayın, bizler alışkınız; kalplerimizin mühürlü olduğunun bize söylenmesine… Maşallah göğsümüzü yarıp içindekileri okuyabiliyorsunuz! Keşke okurken biraz daha dikkatli davransanız! O kalpte Allah ve Resulünün sevgisi de var çünkü. Bu sevgi olmasaydı bu blogta olmazdı. Ama yok sizlere göre bizler art niyetliyiz. Sizlerde zaten kalplerimizden geçenleri dahi bilirsiniz. Bakıyorum da şah damarımızdan dahi bize yakınsınız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Siz ısrarla bizlere küfür ithamında bulunarak yorum yapanlar! Utanın kendinizden ve artık kabul edin, sizin derdiniz içinizdeki homofobidir. Siz aslında bir eşcinselin “ben bir müslümanım” demesine tahammül edemiyorsunuz. Siz bir eşcinselin “Ben Allah ve Resulünü seviyorum” demesine tahammül edemiyorsunuz. Siz bir eşcinselin Müslüman kimliğiyle konuşmasını, yazıp çizmesini İslam’a karşı bir saldırı olarak telakki ediyorsunuz. Neden? Çünkü bizden (eşcinsellerden) tiksiniyorsunuz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Ama bunun adı İslam değil, homofobidir. Homofobinizi din olarak telakki etmeyin!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Dönüp durup söyleyegeldiğiniz tek bir söz var: Eşcinselliği meşrulaştırıyorsunuz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Efendiler!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Biz bu toprakların gayrimeşru çocukları değiliz! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Ve evet, İslam Dininde bizim yaptığımız fiilin meşru olduğunu söyleyen mezheplerde olmuştur! Sünni Zahiriye mezhebi gibi! Yaptığımız fiilin kadın erkek zinasından daha düşük bir ceza gerektirdiğini de söyleyenler çıkmıştır. İmam-ı Azam gibi!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Bizden şunu dememizi bekliyorsunuz: Bu günahtır ve ben suçluyum, “düzelmek” için gayret sarf ediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Hayır bu sözü söylemeyeceğiz!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;İslam dini içinde bize bir yer vardır. Sünni Zahiriye mezhebi bunu söyler. Bizi fiziksel çift cinsiyetliler gibi biyolojik yönden yeniden değerlendirip&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;“meşru” olduğumuzu söyleyen günümüz Müslüman Alimler de vardır. Bize Allah’ın dininde yer vardır. Umuyoruz ki Peygamberin (s.a.v) şefaatinde de bizlere yer olacaktır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Elinize kan bulaşmasa da ağzınızdan tükürdüğünüz hep kan! İntihar eden nice eşcinselin kanı dudaklarınızda. Nice eşcinseli nefretinizle öldürdünüz! Nicesi “ben Allah ve Resulünü seviyorum” diyordu. Ama sizler homofobinizin nefretine dayandınız. Homofobinizi din telakki ettiniz ve hala utanmadan konuşuyorsunuz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Hz. Lut (a.s) gönderildiği kavim eşcinsel bir kavim değildi. Öğrenin artık. O kavmin erkekleri tecavüzcü, yağmacı heteroseksüellerden müteşekkildi. Eğer sorun eşcinsellik olsaydı lezbiyenlik açısından da değerlendirme yapılırdı. Eğer sorun eşcinsellik olsaydı bu kıssa Kuranda geçerken cezai müeyyidesi de belirtilirdi. Ama tecavüzün, yağmacılığın müeyyidesi Kuran ve sünnetle ortaya konmuştur. Eşcinselliğin değil. Kuranda eşcinselliğe bir ceza tayin edilmemiştir. Sizin tahrif etmeye kalktığınız Nisa suresinin ayetleri dışında! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Tarih öyle enteresan ki; Kuranın tahrifine karşı şu blog ayakta duruyor! Çünkü homofobi karşısında anlı şanlı İslam Alimleri susuyor. Sonunda bunu da başardınız. Homofobi ile ayet tahrifatına başladınız!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Utanın kendinizden!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;Kuranda homofobinize dayanak ayet aramaktasınız. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="right"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%;font-family:times new roman;font-size:130%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;strong&gt;Gayderviş&lt;/strong&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8166074775472239589?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8166074775472239589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/06/escinsel-kimlige-saldrmak.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8166074775472239589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8166074775472239589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/06/escinsel-kimlige-saldrmak.html' title='Eşcinsel Kimliğe Saldırmak'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3792524062391358805</id><published>2010-06-09T15:30:00.003+03:00</published><updated>2010-06-09T20:43:37.572+03:00</updated><title type='text'>Homofobi ve İman 2</title><content type='html'>&lt;a href="http://images2.fanpop.com/images/photos/6800000/Broken-heart-broken-hearts-6853604-947-872.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 334px; CURSOR: hand; HEIGHT: 301px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://images2.fanpop.com/images/photos/6800000/Broken-heart-broken-hearts-6853604-947-872.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;insan kendi alemine dışarıdan gelen dürtüleri mesajları ve bilgileri yorumlar. bu yorumu yaparken kendi iç kabullerini ve önceden sınayıp kabul ettiği şablonlar ile yapar. eğer şablon ve ölçüsü yoksa o zaman gelen mesaja cevap ve tepki de ölçüsüz olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dini kimliği ile dini bilgileri yorumlamak göreceli olarak kolaydır. eğer cahilse o zaman tepkileri fanatikçe olur. milli kimliği olan birisi milliyetçiliğini, diğer milletlerin onun güzelliğini tamamladığı, insanlık içindeki en güzel renk olarak görüyor ve yaşıyorsa yorumu tüm dünya kardeşliğini içine alır. eğer tek gerçeğin kendi milli değerleri olduğunu ve dışındakilerin çirkinliğine hükmetmiş ise artık o faşisttir. cinsel kimlik de bu formüle uyar. sahip olduğu kimliğin karar taşlarını oluşturan değerler tüm "diğerlerini" tanıyarak kendi güzelliğini tabir ediyor ise sağlıklı bir cinsel kimlikten bahsedilir. yoksa artık bu homofobidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan basit bir teknik cihaz gibi olmadığı için bu hatalı düşüncenin teknik tamiri de kolay değildir. fanatism, faşism yada homofobi çok derin ve zor bir tedavi yöntemi ve bilgilendirme ister. çünkü yanlış parça bilincin ne kadar derininde, hayatın ne kadar erkeninde ise o denli kemikleşmiş ve değişmesi o denli zor hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoğu kere bu hatalı durum, kişiler bir cinayet sonucu mahkemeye yada bir şikayet sonucu muayenehaneye geldiğinde farkedilir. ya gelemeyenler? ya ortada hala gezinenler? ya hala bize bir kimliğimizden ötürü nefretle bakan bakışlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanlış eylemin çapı büyüdükçe basının ilgi odağı olur. kendini çoğunluk zanneden ve azınlıktan herhangibirine sırf o kimliği onda zannettiği için şiddet uygulayan ve güya kendine gelebilecek bir tehditi savmak için karşısındakinin canına kasteden bu problemli bireyler için artık hem hukuki bir ceza hem psikolojik bir terapi hem ciddi bir bilgilendirme gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar ise tüm detaylardan arınmış ve artık özü uçmuş bir haber olarak sanki birbiri ile ortak metni yokmuşçasına haberdar olup toplumlarındaki oluşan hadiselere hayret ederler. oysa bir yerlerde arşivler aynı dili konuşmakta, birileri aynı hastalığa işaret etmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öfkeli saldırının alt metninde karşısındakini yoketme isteği onu görür görmez çıkmaz. bu istek karşıdakini izlemeye engellenemez bir istek duyup, takip edip, güya hasım kabul ettiği o kimlikten insaniyeti görmeye başladığı, aslında onun da kendi gibi olduğunu hatta kendinde ondan da çok şeyler olduğunu farketmeye başlaması ile çıkar. önceden aldığı yanlış bilgiler bunun büyük bir pislik olarak şimdi ona da bulaştığı alarmını verir. artık kaynağı kurutmak gerekmektedir. halbuki kendinde gördüğü bulaşma değil, zaten baştan beri varolan karakteridir. bu karakteri edeplendirmek ve prensipleri olan bilgi ile hareket eden bir şahsiyet haline getirmek maalesef o ortamda kişinin kendisinin görebileceği bir durum değildir. eğer diler ve ister ise o bedenin sahibi onu o erdemli seviyeye yöneltir. bunu talep etmek birinci adımdır. neticesini ise islam "iman" olarak tanımlar. gerçekten de sad-ı taftazani'ye göre iman, kişinin kendi cüz-i ihtiyarisini, gayretini, gösterdikten sonra, Allahın dilediği kulunun kalbine ilka ettiği bir nurdur. bu nur, bu ışık baktığı heryeri aydınlatıp manzaranın tekil olduğunu ve o bütünlüğün içinde, bütünlüğün sahibinin kontrolü altında emniyet duymayı netice verir. imandan gelen huzur halinin bir manası da budur. bu ışık her nereye bakıyor ise orada bütünlük vardır. ister dini milli ister cinsel kimlikler, ruhlar yada eşya farketmez. birey bu büyük ordu içinde görevini bilen ve ahenk ile hareket eden bir er gibi yerini alır. tüm ahenkten doğan şereften ve neşeden payını alır. bunu bilir, hisseder ve yaşar. bu ahengte olan yüz kişiyi ihtar ederek dikkate sevketmek, bu şuuru taşımayan on adama şuur kazandırıp uyumlu hale getirmekten daha kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sosyal hayatın ahengini isteyenler kur'anın mesajlarını dikkatle algılamak zorundadır. başı ağrıyanın ilaca ihtiyacı daha fazla olduğu gibi, kimliklerinden ötürü canı acıyanın da bu mesajlara ihtiyacı herkesten fazladır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3792524062391358805?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3792524062391358805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/06/homofobi-ve-iman-2.html#comment-form' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3792524062391358805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3792524062391358805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/06/homofobi-ve-iman-2.html' title='Homofobi ve İman 2'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3948963226940239529</id><published>2010-05-20T17:20:00.008+03:00</published><updated>2010-05-21T10:19:14.668+03:00</updated><title type='text'>Cinsellik Cahillik Uçurumları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.partlyprivate-thefilm.com/wp-content/uploads/partly-private-7-father-and-son.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 336px; DISPLAY: block; HEIGHT: 247px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.partlyprivate-thefilm.com/wp-content/uploads/partly-private-7-father-and-son.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;evlat bu dünyada insanın yüzünün tebessümüdür. ilk doğduğu andan itibaren cazibe merkezidir. hatta en bebek sevmeyen çoğu annelerin hissettiği gibi onlara bedenlerinden gönderilen en tatlı besin olan sütle beraber, kalplerinde açılan şefkat ile kendilerine hayret eder tarzda değişip tam anne tavrına girerler. babalar ellerine aldıkları ilk anda o duygu fırtınası, kalplerini geri dönülmez bir biçimde değiştirir. artık o baba kimseyi kendinden daha iyi görmek istemez, evladı dışında... bu biyolojik ve psikolojik değişim büyük bir heyecanla yaşanır ve aileye ayrı bir hava getirir. birbirine perçinler. artık ebeynin tüm yaşamsal öncelikleri arkada kalır ve başköşeye, kudret tahtına, en kudretten yoksun oturur. meyilleri emir kabul edilir, tebessümü bayram olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendini sevdirmeyi bilen küçük kızlar ile sevilmesi gereken afacan oğlanlar artık ailenin övüncü ve ilgi merkezidir. her yaş aldıkça sevimlilikle ve hareket hızları artar. geliştikçe güzelleşirler. sonra bir gün yüzlerine yetişkinliğin rengi gelir. daha kendileri farketmeden, ebeveyni olan annesi babası farkeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebeveynin yıllar boyunca onun etrafında ördükleri muhafaza kabuklarını tınmadan yine çocukça kendi grup oyunlarına yönelirler. lakin ters bir tepki ile dışarı çıkmaları yasaklanır. halbuki onlara yasaklanmak yerine grubu seçme ve grubu analiz edebilme yeteneği kazandırması gereken aile zamanını tembellikle geçirmiş, kendi yemediğini yedirerek karnını tok tutarken, tecrübesini aktarmayarak kalbini ve aklını aç bırakmışlardır. şimdi de desteklemek yerine kösteklerler. oysa ilahi kanun o çocukların önce sosyalleşmesini sonra o sosyal yapı içinden ideal eşini seçip onunla hayatı paylaşmasını istemektedir. bu şiddetli kanunu her kuşak ahlaksızlaşmak olarak algılayıp cahilcesine engellemeye çalışır. sonunda o küçük cennet çatırdamaya, damı ve kapısı dağılmaya başlıyor zannederler. oysa ebeveynlerin kendilerine hiç kimse bu küçük dünya cennetinin sabit olacağına dair söz vermemiştir. eflatundan beri binlerce yıldır tarihe hep "yeni nesil de amma bozuldu" diye yazmaktan geri kalmazlar, kendi gençliklerini unuturlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gençler birer bireydir. tecrübesiz de olsalar danışacak ve destekleyecek büyüklere hep ihtiyaç duyarlar. en dik başlı bile uygun ve münasip bir şekilde kendi ruhuna yakın meseleleri dinlerken uysal ve sevimli görünür. evet Kur'anı candan dinleyenleri yüzlerinden tanırsınız. bilmedikleri hayatın güzelliklerini keşfetmek kadar heyecanını bilenlerle paylaşmak çok keyiflidir. lakin ebeveynlerin gergin bakışları onları da ortamı da artık germektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonunda gerilim nefrete, nefret düşmanlığa, düşmanlık savaşa dönüşür. en korkulan olur: genç ve güzel kızın ahlaksızlığı kapalı tutulduğu odalarda geçmemiş, okutulan efsunlarla, götürüldüğü psikologlarla terapi görmemiş, şimdi bu azgın (!) hakkında ailesine bir leke bulaştırmadan halli için hüküm verilmiştir. o edepli ve Kur'anın sesini dinleyerek yuva kuran aileden, Kur'andan önceki karanlığın canavarları çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burada iş fiile dökülmeden önce keşke ebeveynin içinde bulunduğu gergin durumda ona ulaşacak birileri olsa diyor insan... ona bağırsalar çağırsalar ağlasar ama sonraki adıma geçemeseler. ahlak hattı gibi onları cezbedecek bir hile bile olabilir, maksat o cahilliği caniliğe çevrilmeden engelleyebilmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahın dünya sınavını yaparken bizlerin ilmi dairesine giren kısımdan bizi sorguluyor olması çok güzel... bizi bizim gözlerimizden görüyor olması heyecan verici... iffeti konusunda derdi olmayan zaten zararı da olmayan genç kızın gözlerinden onu izleyip, dualarını en güzel şekilde cevaplayan, aynı anda ailesini izleyip onlara da yüzlerce küçük ihtarlarda bulunuyor. öfke gözlerini kör etmese görecekler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kainata halife olarak gönderilmiş insanların kendi evladını kimliği yüzünden öldürdüklerini duymak çok yakışıksız. insanlığa hiç yakışmayan, islama yakışır mı? bu tertemiz küçük dünya cenneti aileyi niçin bu duruma düşmeden onlara ulaşamadık? Rabbimden bu hali bu ümmetten almasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an gaybı malumla ders verir. yani bilmediğimizi bize öğretirken bildiklerimizden başlar. bu dersi alanlar yukarıdaki örneği okuyup sindirdiklerinde eşcinsel evlada sahip olmanın durumuna intikal ederler. dini milli ve cinsel tüm kimliklerle beraber düşünürler. kendi evlatlarını dinsiz, milliyetsiz, ahlaksız ilan edip damgalamadan ve onunla köprüleri yıkıp, savaş ilan etmeden yürekleri erir. ardındaki dehşeti görürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebeveyn, evladının başına sümsük vurarak, döverek, odalarda kapalı tutarak değil; hal dili ile yaşayarak, sıcaklığını ve tecrübesini paylaşarak, sıkıntısında ilk adres kendisi olmasını sağlayarak evladına yararlı olur. onun düşmesini engelleyerek değil, düşünce kalkmasını sağlayan desteği vererek hayatı kolay eder. düşene vurulmaz, çünkü yerdeki kendi evladıdır. o evladını tanımayıp vuruyorsa, o zaman onun hukukunu kim koruyacaktır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilginç olan bir nokta da ebeveynin içinde gizli kalmış ve bastırdığı açlığının evladına miras kaldığıdır. çünkü o sebepsiz korkularla kaçındığı konuları hal dili ile evladına ders vermiş olur. rahat ve her konuda evladı ile dostane sohbet etmeyi başarabilenler evlatlarını kazanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık bilgi çağına girdiğimiz bu günlerde evladına değil kötü muamele eden, onu ötekileştiren aile bile kalmamalı. ailenin korunması sanırım ailenin doğru analizinden başlayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3948963226940239529?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3948963226940239529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/05/cinsellik-cahillik-ucurumlar.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3948963226940239529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3948963226940239529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/05/cinsellik-cahillik-ucurumlar.html' title='Cinsellik Cahillik Uçurumları'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-5784147681881104429</id><published>2010-05-17T15:53:00.009+03:00</published><updated>2010-05-18T12:21:19.537+03:00</updated><title type='text'>Nefretin Anatomisi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S_FckW8JJGI/AAAAAAAAAPE/4gtYW0EDTWM/s1600/dark_forest-1440x900%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472256801934746722" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S_FckW8JJGI/AAAAAAAAAPE/4gtYW0EDTWM/s400/dark_forest-1440x900%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;insanı dünyaya koyan sevgidir. kainatı var eden meylin, en büyük motivasyonu sevgi olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiyi görebilmek dikkat ister çünkü, bakılan yerde ya sevgi parlamış gitmiş, yada henüz parlayacaktır. sevginin o gülümseten ışıltısı her zaman görünmez. öte yandan tecrübe ile sabittir ki, her halin her tavrın her fiilin bir kemal hali, güzel hali, sevgiye layık bir seviyesi vardır. bunu tutturamayan ara basamaklar ise tarihe zenginlikler olarak geçer, alternatifler olarak geçer. geride hafızalarda tatlı hatıralar bırakır ve başka bir alemde yeniden hatırlanana dek tutulurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefret ise sevgi ışığını söndürmek isteyen bir karanlıktır. düşmanlık yapmak onun fiiller alemindeki adıdır. büyük alimler "düşmanlık"a düşman olmayı hayatlarının motosu kabul etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefreti görebilmek için dikkate gerek yoktur. o parlayan sevginin arka fonundaki belirsiz siyahlıktır. insanı gülümseyişini yüzünde donduran o karanlık, kolayca heryeri işgal etmiş gibi görünebilir. bu sebeple gayrete gerek yoktur. nefretin içinde ataletten, tembellikten, vurdumduymazlıktan, cehaletten bolca sermaye bulunur. bu garip karışımla sevgiye ulaşma yollarında yürümüş de nihayete ulaşamamış tüm adımları zaptetmek ister. eğer sevginin o beyaz ışığı değilse, tüm gri geçişler de dahil her şey kendisinindir zanneder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halbuki, tüm varlıklar, varolma kalitelerini sürekli daha yüksek bir basamağa taşımaya ittirilmekte, daha parlak olarak sevgiyi ışıldatmaya cezbedilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her yaşam formu, tüm algıları ile hayatın şevki ile kemalat basamaklarını çıkar. her adımda hem çıkmaktan gelen o yükselişle kendi ferahlar ve sevgi ışığını gösterir hem de kendisi sevilmeye layık olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her idrak sahibi, kalbinde ekili binlerce gizli yeteneklerini başa gelen hadiselerle farkeder. kendisini okumaya ve kendisini izleyenlere okutmaya başlar. tanımak mertebeleri ilerledikçe sevginin de kıymetini anlar. ama hayatın içine karışmış gelen büyük bir sınava da yaklaşmaktadır. bu sınav onun nefretle savaşıdır. onunla savaşırken onun gibi olmak tehlikesini atlatabilmek ve sevgiye layık davranabilmek maalesef pek az insana nasip olur. çoğu o yolda yarım kalmış bir anı olurlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefretle başa gelen bu hal bir musibet değildir. çünkü bazıları o sınavı doğru tavır göstererek atlatırlar. tüm izleyenlerin yüreklerine sevgi eker ve onları da parlatırlar. sevgi zorlukla yapılmış, en pahalı bir eser olarak o kazanılmış yüreklerde ışıldar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu en zor anın üzerinde durduğunuzda karanlığın her tarafı fırtınalı bir şekilde sardığı sönmek üzere olan o ışıkçık için durumun endişe verici olduğunu gözlemlersiniz. o anda ona verilecek en güzel kuvvet tesellidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gamlı yüreğe su serpmek tesellidir. hemen az bir zaman sonraki büyük aydınlanışa götürecek en büyük kuvvet tesellidir. kuvveti dağıtmayıp sabretmenin sırrı tesellidir. inayet ve yardımın yetişip, olayların tersine döndüğü ana taşıyacak en emin kurtarıcı tesellidir. İsa A.S.'a yüzünü yeryüzünden semaya çeviren, "ben gidiyorum, vakta ki tesellici gelsin" dedirten tesellidir. Peygamberimize A.S.M. "Allah indinde amellerin en faziletlisi (farzlardan sonra) Müslümanın kalbine sürur vermektir" dedirten tesellidir. teselli onun en büyük sıfatlarından birisi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;teselli ile yarım kalan yollara devam takati gelir, yarım çıkılmış basamaklar kolaylaşır. bu ortaya konulan tembellikten sıyrılıştır, karanlıktan kurtuluştur. karanlık arkada kalırken artık tek hedef kemalatın aydınlığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanın varlığını tanımlayan tüm özellikleri eğer başkaları ile de ortaklıklar içeriyor ise genel isimlerle adlandırılırlar. bu isimlere yakın olmak göreceli olsa da taşınan birer ünvan gibi olur. o ünvanlar o kişinin sıfatı haline gelir. sıfatlar başlıklar altında toplandığında ise kimlikler inşa edilmiş olur. dini kimliği onlarca alt metni ile tüm itikat alemi ifade eder. herkes farklı olduğu halde onu genel bir sınıfa sokar ve tabir eder. kimi zaman tavırlarına yön verir, kimi zaman hedeflerini ve önceliklerini düzenler. milli kimliği hayatın kolaylaşması için bir araya gelmekte ve gayretin ortaya çıkmasında onun iç dinamiklerini tarif eder. cinsel kimliği kemalat mertebelerini çıkarken teselli arayan gözlerinde ümidin parlamasını sağlayacak iletişimin kurulabilmesi için gerekli köprüyü açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada karanlık da boş durmamaktadır. onu atalet karanlığına atabilmek için ümitsizliği, yolundan alıkoyabilmek için bezginliği ve sabırsızlığı, teselli köprülerini kesebilmek için ise nefreti kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefret abes görmekle başlar. acayip karşılamak ve abes görmek aslında en son insana düşer. doğduğunda hayvanatın en muhtacı olan, yıllarca bakılmakla hayatı zar zor öğrenen, inada meyilli ve cahil olan insanın buna hakkı olmadığı halde kendisindeki emanet olan nefis ile kendini mükemmel görür, kendi dışındakileri abes görmeye meyl eder. acayip kabul etmek, durduk yerde hayal kırıklığına uğramak, sürekli bahar yağmuru gibi üzerine yağan, depresif hallerden hallere düşmek onu yorar. halbuki kendine biraz baksa kendindeki acizliği hissetse ve idrak etse, bu vicdani tavrı diğer insanlara uygulasa o zaman abes göreceği bir tavır kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefretin sonraki adımı ötekileştirmedir. insan insanı abes göre göre ötekileştirir. isim takar. onlar ve bizler bahsi hayatını işgal etmeye ve ruhunda siyahlık yayılmaya başlar. bu insana yapılacak en güzel tavır ise hediyeleşmektir. eskiler "el insanü abid ül ihsan" yani insan ikrama köledir demişler. henüz kökleşmeden onu doğru yönlendirmek böylece mümkün olur. eğer kendinde bu durumu hissediyor ise alacağı önlem tekrar etmektir. insan olduğunu, kul olduğunu tekrar etmektir. o tekrar ile tesbih etmektir. dilini kalbini varlığını tesbihat ile korumaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefretin sonraki adımı düşmanlıktır. eğer öteki ile bağlar hediye sevgileri ile tamir edilmezse, yönünü kemalattan, gözünün gördüğü ötekiye çevirir. ona en korkunç ismi takar yani ona "hasım" ve "düşman" olur. Sad-ı Şirazi "bu hayatın saadetini iki kelime kazandırır" der: "dostlarına karşı mürrüvetkarane muaşeret ve düşmanlarına karşı musalahakarane mudara". düşmana karşı, onu sıkıştırmadan barışçıl bir idare etme sanatını keşfetmek gerekir. eğer düşmanlığı kendimizde hissediyorsak, o zaman bir olmanın sırlarını tekrar keşfetmeli ve kalbimizdeki düşmanlığa düşmanlık etmeliyiz. bu da çok tefekkür ile başarılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çağımızda sevgi - nefret mücadelesi en son sınırına dayanmıştır. tüm kimlikler üzerinden ve bireysel toplumsal yada en geniş dairesi ile siyasal cephelerden büyük bir mücadele haline gelmişken bu dehşetin karşısında dini kimliğine hem muhtaç hem ürkek, milli kimliğine karşı hem sıkıntılı hem cahil, cinsel kimliğine karşı hem anlayışsız hem fanatik bir insanın durumu elbette çok zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısacık hayatımızda yazabildiğimiz küçük harflerden geriye sevgi kalabilmesi için, yol almaya çalıştığımız hayatta aydınlığa çıkabilmemiz için, birlikte yürüdüğümüz insanlardan teselli alabilmek ve teselli verebilmek için en hassas olmamız gereken nefretten uzak kalmaktır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;neferetten nefret eden ve sevgiyi seven bir yolda ilerlemeyi herkes için diliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-5784147681881104429?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/5784147681881104429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/05/nefretin-anatomisi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5784147681881104429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5784147681881104429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/05/nefretin-anatomisi.html' title='Nefretin Anatomisi'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S_FckW8JJGI/AAAAAAAAAPE/4gtYW0EDTWM/s72-c/dark_forest-1440x900%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-6015192159917889792</id><published>2010-05-15T11:22:00.008+03:00</published><updated>2010-05-15T13:17:44.291+03:00</updated><title type='text'>Kur'anı tasdik eden filozoflar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5Wgb5J2i0Qc/SvyMGY714LI/AAAAAAAAACE/CZ48bLIzo80/s400/Jesus+in++Quran.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 332px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_5Wgb5J2i0Qc/SvyMGY714LI/AAAAAAAAACE/CZ48bLIzo80/s400/Jesus+in++Quran.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;internette çokca bulunmadığını düşündüğüm fakat çok kıymetli bir bahsi paylaşmak istiyorum. o da, erkek kadın eşcinsel zenci beyaz hintli demeden, tüm dünyanın yetiştirdiği en büyük zekaların, hayatlarını Kur'an aleyhinde geçirdikleri halde onun büyüklüğünü sonunda tasdik etmeleri ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bediüzzaman Said Nursî, kırksekiz sene evvel Şam'da Câmi-i Emevî'de Hutbe-i Şamiye namındaki nutkunda dava etmiş ki: "İstikbalin hâkim-i mutlakı Kur'andır." Gayet kuvvetli delillerle o davayı isbat etmiş. (Buna ait yazı; "Risale-i Nur Müellifi Said Nur" adlı eserde "İstikbalin hâkim-i mutlakı Kur'andır" başlıklı yazının 74-75'inci sahifelerinde kısmen münderiçtir.) Delillerin birisi; Avrupa ve Amerika'nın en meşhur filozoflarının, Kur'anın emsalsiz ve ayn-ı hakikat bir kitab olduğunu tasdik etmeleridir. Prens Bismark, Mister Karlayl gibi çoklarını bu davaya yüzer şahid göstermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebilürreşad'ın 1 Nisan 1953 tarih, 167'nci sayısında intişar eden; Avrupa ve Amerika filozoflarının, en büyük âlimlerinin mühim bir kısmının, Kur'an hakkındaki sözleri, Said Nursî'nin elli sene evvelki davasına tasdikkârane bir ilânat hükmünde olmuş olduğundan, bu "Risale-i Nur Müellifi Said Nur" adlı esere ilhakı münasib olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünki&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="arabca"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;اَلْفَضْلُ مَا شَهِدَتْ بِهِ اْلاَعْدَاءُ&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;yani fazilet odur ki, düşmanlar da onu tasdik etsin. Mezkûr ilânatın aynısı naklediliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O derece ki; bugünkü medenî cem'iyetler, Kur'anın yüksek hakikatlarını, yüksek terakki ve medeniyet düsturlarını tatbik edebilecek seviyeye henüz erişememişlerdir. Bu büyük hakikatı meşhur İngiliz mütefekkiri Bernard Shaw şöyle ifade etmişti:&lt;br /&gt;"Demokrasiyi en ileri götüren millet İngilizlerdir. Bunun daha ötesi Müslümanlıktır."&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Prens Bismark da şöyle demişti:&lt;br /&gt;"Ben Kur'anı her cihetten tedkik ettim. Her kelimesinde büyük hakikatlar gördüm. Sana muasır bir vücud olmadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bu da Kur'an mütercimi Doktor Maurice'in sözüdür:&lt;br /&gt;"Bizans Hristiyanlarını içine düştükleri bâtıl itikadlar girivesinden, ancak Arabistan'ın Hira Dağı'ndan yükselen ses kurtarabilmiştir."&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;"Kur'an, hikmet-i ezeliyenin inayet ile insana bahşettiği kütüb-ü semaviyenin en güzelidir. Beşerin refahı nokta-i nazarından, Kur'anın beyanatı, Yunan felsefesinin ifadatından pek ulvîdir. Kur'anın her gün daha fazla tecelli etmekte olan güzellikleri, her gün daha fazla anlaşılan, fakat bitmeyen esrarı vardır."&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Bunlar da garbın en benam mütefekkir ve âlimlerinin sözleridir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kur'an serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in cihana tebliğ ettiği davet, hak ve hakikattır." (Carlyle)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'anın nazarında satvetli bir hükümdarla zavallı bir fakir arasında fark yoktur. Bu gibi esaslarla öyle bir teşri' vücuda gelmiştir ki, dünyada bir naziri yoktur. Müslümanlık, bugünkü inkişafı fikrimizin seviyesinden daha yüksek bir dindir." (Meşhur İngiliz muharriri Edward Gibbon'un "Roma İmparatorluğu'nun inhitat ve sukutu" eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Hâlık'ın hukuku ile mahlukun hukuku, ancak Müslümanlık tarafından tarif olunmuştur." (Marmadüke)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"Yeni keşfiyat yahut ilm ü irfanın yardımıyla hallolunan, yahut halline uğraşılan mesail arasında bir mes'ele yoktur ki, İslâmiyetin esaslarıyla taarruz etsin. Kur'an-ı Kerim ve talimi ile kavanin-i tabiiye arasında bir ahenk görülmektedir." (Levazaune)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an, ahlâk ve felsefenin bütün esasatını câmi'dir." (Müsteşrik Sedio)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an öyle bir sestir ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir." (Doktor Johnson)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'anın ulviyeti, onun cihanşümul hakikatindedir." (Carlyle)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an, akaid ve ahlâkın, insanlara hidayet ve hayatta muvaffakıyet temin eden esasatın mükemmel mecellesidir. Zaman ve mekân itibariyle birbirinden çok uzak, fikrî inkişaf itibariyle birbirlerinden çok farklı insanlara hârikulâde bir hassasiyet ilham eden Kur'an, muhalefeti istihsana kalbeden Kur'an, muhtelif kavimleri medenî bir millet haline getiren Kur'an, en şâyan-ı hayret eser tanınmağa lâyıktır. Kur'an, beşerin mukadderatıyla meşgul âlimler için, tetebbua şâyan en faydalı mevzu sayılır." (Meşhur İngiliz âlimi Doktor City Youngest)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an bizâtihî daimî bir mu'cizedir. Bir mu'cize ki, ölüleri diriltmekten daha çok yüksektir. Bu mukaddes kitabın tâ kendisi, menşeinin semavî olduğunu isbata kâfidir." (Kur'anın münekkid ve mütercimi Corsele)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"Kur'an, muzaffer cumhuriyetler vücuda getirmeğe hâdim olacak esasları muhtevidir. Kur'an sayesinde Müslümanlar devletler kurmuşlar, muazzam şehirler inşa etmişler; Avrupa'yı titreten bir azamet ve haşmet ihraz etmişlerdir." (İngiltere'nin en mutaassıb papazlarından G. M. Rodwell)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"İslâmiyet, dünyanın kıvamı olan bir dindir. Bu aklî dinin menbaı ve düsturu olan Kur'an, medeniyet cihanının istinad ettiği temelleri muhtevidir. Bu âlî din Avrupa'ya, dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir. İslâmiyet yer yüzünden kalkacak olursa, umumî müsalemeti devam ettirmeye imkân yoktur." (Meşhur Fransız müsteşriki Gaston Care'ın 1913'te Figaro gazetesinde, yeryüzünden Müslümanlık kalkacak olursa dünya müsalemetinin muhafazasına imkân olup olmadığı hakkındaki meşhur makalesinden).&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Müslümanlığın talim ettiği medenî ve sıhhî esaslar sayesindedir ki, haşerat mahşeri olan Asya müdhiş bir tehlike olmaktan kurtulmuştur." (Alman âlimlerinden Jochahim Du Rulph&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'anın ahlâkî ve medenî kaideleri ihtiva eden âyetleri, İslâmiyet'in muhteşem bünyanında altun bir kordon gibi işlenmiştir." (İngilizce Cembres Ansiklopedisi)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Rasyonalizm, yani akliye kelimesinin müfadını, o tarihî ehemmiyetini tevsi' edebilirsek Müslümanlığın aklî bir din olduğunu söyleyebiliriz. Akıl ve mantık mısdakıyla akaid-i diniyeyi muhakeme eden mekteb, rasyonalizm kelimesinin İslâmiyete tamamıyla mutabık olduğunu fehmeder." (Profesör Edward Monte, "Hristiyanlığın intişarı ve hasmı olan Müslümanlar" eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an, bütün kuva-yı beşeriyenin, tılsımını çözmekten âciz kaldığı muazzam bir sırdır. İslâmiyet, canları, malları koruyan, hâkimiyeti altında yaşayan dinlere şâyan-ı hayret müsamaha gösteren bir dindir." (Kont Hanri de Katsri'nin "İslâmiyet" ünvanlı eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Dünyada Kur'ana benzer bir kitab yoktur ve bu kitab hakikaten muhayyir-ül ukûldür. (Mister Marmadüke Picktahall'ın Londra'da "İslâmiyet ve Asrîlik" hakkında irad ettiği nutuktan)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"İslâm dinini kabul edenlerin adedi az zamanda 300 milyona varmış ve bu Müslümanlar, atlarının nallarıyla Roma İmparatorluğu'nu çiğnedikten sonra, mızraklarının ucu ile dalaleti kökünden istisal etmişler, nihayet şark ve garbın muazzam devletleri onların karşısında titremişti." (Fransız filozoflarından Alexy Levazaune'un nutuklarından)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Hazret-i Muhammed gerçi ümmi idi, fakat cihana öyle bir kitab bırakmıştır ki; o bir nadire-i belâgat, bir mecelle-i ahlâk, bir kitab-ı mukaddestir." (Alexy Levazaune'un "Hayat-ı Hazret-i Muhammed" adlı eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an, insanın dimağında şübheden, tezelzülden vâreste, canlı ve kuvvetli bir kanaat vücuda getirir." (Doktor Güstav Löbon)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an... Bu, o kitabdır ki, onunla Müslümanlar Avrupa'ya hâkim olarak girmişlerdir. Fenikeliler Avrupa'ya tüccar, Yahudiler Avrupa'ya mülteci veya esir olarak girdikleri halde; Müslümanlar Avrupa'ya hâkim olarak girmişler ve bu Müslümanlar, Kur'an yardımıyla Avrupa'ya irfan meş'alesini taşımışlardır. Filhakika Müslümanlar garblılara ve şarklılara felsefe, tıp, heyet, şiir öğretmişlerdir. Yunan'ın ölü dimağına ve ölü irfanına hayat vermişler, bütün dünyayı cehalet karanlıkları ihata etmişken her tarafa nur ifaza eylemişler ve bu itibarla bu insanlar ulûm-u cedidenin temellerini atmışlardır." (Musevî âlimlerinden Emanoil Düeş, İngilizce "Kuvarterli Revyo" mecmuasının 254'üncü numarasında "İslâmiyet" serlevhasıyla yazdığı makaleden)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"Müslümanlık, Afrikalıları medenîleştirmiş, onları sanayi, ticaret vesair işleri inkişaf ettirmeğe sevk etmiştir. Müslümanların irşadıyla ve İslâmiyetin tesiriyle Afrika'nın her tarafında muhteşem şehirler tesis olunmuştur. Avrupa'lı seyyahlar buraları ziyaret ederek onları hemşehrilerine tavsif ettikleri zaman, Avrupalılar bunların ihtişamına inanmak istememişlerdi." (Profesör Tomas Arnold'un "İslâm Tebliği" adlı eserinden. Bu eser "İntişar-ı İslâm Tarihi" ünvaniyle merhum Halil Hâlid Bey tarafından tercüme olunmuş ve Âsâr-ı İlmiye Kütübhanemiz tarafından neşrolunmuştur.)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"İnsanlığa hizmet, Müslümanlığın şiarı ve medar-ı iftiharıdır. Bundan dolayıdır ki, Müslümanlık cihanşümul uhuvvet esaslarını ihtiva ve muhafaza etmiştir. İnsanlık bu esası kabul ve onunla âmil olduğu zaman mes'ud olacaktır." (Hindistan'ın millî rüesasından Sarocni Neyda namındaki büyük kadının Londra'daki Voking câmiinde Müslümanlara hitaben irad ettiği ve İslâm Mecmuası'nın 1920 senesinin Kanunusanisi nüshasında intişar eden nutkundan)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"İslâm çocukları, tahsillerine Kur'anla başlıyorlar. Çünki Kur'an, bütün dinî, dünyevî hakikatların menbaıdır. Fakat bu mekteblerin yanlarında, yine Kur'anın ilhamıyla, felsefe ve hikmet medreseleri vücud bulmuş, bilâhere bu medreseler, dârülfünunlar olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Afrika'nın bugün bile dünyanın en karanlık noktası tesmiye olunan köşeleri fikrî, maddî terakkiler itibariyle muasırı olan Avrupa memleketlerinden çok yüksek bulunuyordu." (Müslümanların asrî medeniyet üzerindeki tesiratı hakkında bir nutuk irad eden H. S. Lider'in beyanatından)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"İslâmiyetin intişar ettiği sahalarda milletlerin seviyesini yükseltmek hususundaki büyük himmetlerini nazar-ı dikkate almamak mümkün değildir. Bu din sayesindedir ki, Afrika zencileri medeniyet ruhunu temsil edebilmişler ve aralarında adlî ve medenî idare tesis etmişlerdir. Müslümanlık bu akvam arasında bir hars ve bir medeniyet vücuda getirmiştir. İslâmiyetin istinadgâhı Kur'andır ve bu Kur'an bir berat-ı necattır." (Mister Y. Moreyl'in 1922 de "Şimal Nicer" hakkındaki irad ettiği nutuktan.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"Kur'anın Medine'de nâzil olan âyetleri, İslâm cem'iyetini idare eden ve doğru yola sevk eden âyetlerdir." (Stanley Lenpal'in "Kur'andan İntihablar" adlı eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an dün olduğu gibi, bugün de mütemadiyen mütezayid insan kitlelerinden sadakat ve teslimiyetle karşılanmaktadır. Kur'an, putperestlik aleyhinde müttehid bir cephe vücuda getirmiştir." (J. T. Batani'nin "Müslümanlık ve Akdeniz diyanetleri" adlı eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Müslümanları medeniyet, hendese, heyet, mimarî, sanayi-i nefise ve felsefeyi inkişafa sevk eden zaferler, ancak Kur'anın insanları birleştirerek onları fazl-ü irfan servetini elde etmeye sevk etmesinden ileri gelmektedir." (İngiltere'nin en büyük mütefekkir ve muharrirlerinden H. G. Vels)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Müslümanların dini, Kur'an dinidir. Bu din, müsalemet, emniyet ve huzur dinidir." (Piskopos Volter Meron'un "Müsalemete en doğru yol" adı ile Petersburg kilisesinde irad ettiği konferanstan)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'anda siyasî riyakârlığı zerre kadar ifade eden hiçbir kelime yoktur. West Minister gazetesinin pek haklı olarak söylediği vechile, şarkta müstebid hükümdarları ve cebbarları zulüm ve ceberuttan men'eden bir şey varsa; o da onların karşılarında korkusuz ve lekesiz bir mürşidin okuduğu bir Kur'an âyetidir." (Ud Frey Hicts)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an, ihraz ettiği neticeler ve en muktedir iyi insanların dimağları üzerinde icra ettiği tesirlerle muhakeme olunduğu zaman, dünyanın en mukaddes ve en mükemmel kitabı olduğu anlaşılır." (Leonard'ın "İslâmiyet ve ahlâkî ve ruhanî kıymeti" eserinden)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;"Kur'anın kadr ü kıymetini, azametini, faziletini ve birçok nokta-i nazarlardan güzelliğini inkâr etmek, akıl ve mantıktan mahrum olmak olur." (Londra'da intişar eden Near East "Şark-ı Karib" mecmuasının 13 Nisan 1922 tarihli nüshası)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Son bin üç yüz senelik buhranlar ve ihtilaller içinde Kur'an Türklerin, İranlıların ve Müslüman Hindlilerin kitabı olarak payidar olmuştur." (Edvar Denison Ros'un "Sel"in Kur'an tercümesinin son tab'ına yazdığı mukaddemeden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an insanlara mükemmel bir terbiye dersi verdikten başka, onlara hayat-ı hususiyelerinde ahlâklı, âlîcenab, hayırperver, cesur ve şeci' olmayı ve bütün Müslümanları sevmeyi öğretmektedir." (Mister Arnold Havayt, İslâm Mecmuası, 1916 senesi Mayıs nüshası)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Hakikat-ı halde imanın hakikî kitabı, fikre itminan veren kitab, ancak Kur'andır." (Prencapta Siyh mezhebinin müessisi Baba "Nanak"ın Genem Sakihi adlı eserinden)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Müslümanlık, medeniyetin meş'alkeşi olan Kur'ana müsteniddir. İslâmiyetin başlıca hususiyeti, hars ve medeniyetin esası, belki de en büyük rüknü olmaktır." (Doktor İshak Teylor'un Times gazetesinde intişar eden bir konferansından)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"İslâmiyetin başlıca muvaffakıyeti, esasatını tatbike muvaffak olmasıdır." (Herbert)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an her asırda izini bırakmağa namzeddir." (Mister Rodwell, Kur'anın İngilizce mütercimi)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"İslâm orduları Suriye'yi fethettikleri, yahut muzaffer bayraklarını Afrika'ya diktikleri, yahut Karadeniz'e vardıkları zaman, Kur'an hep beraberlerinde idi. Bundan dolayıdır ki, Müslümanlar fethettikleri memleketlerde mezalim irtikâb etmemişler ve bir millete Müslümanlığı kabul ettirmek için onu kılıçtan geçirmemişlerdir." (Bolinson)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;"Kur'an, Müslümanlara bir faikiyet hissi vermiştir. Bu öyle bir histir ki, büyük milletleri terakkiye sevk eden en büyük kudret olmuştur." (Profesör Margolyt'un "Muhammedîlik" eserinden)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;işarat'ül i'cazın son bölümünde olan filozofların beyanatı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı&lt;br /&gt;Sana muasır bir vücud olamadığımdan müteessirim ey Muhammed! (A.S.M.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtelif devirlerde, beşeriyeti idare etmek için taraf-ı lahutîden geldiği iddia olunan bütün münzel semavî kitabları tam ve etrafıyla tedkik ettimse de, tahrif olundukları için hiçbirisinde aradığım hikmet ve tam isabeti göremedim. Bu kanunlar değil bir cem'iyet, bir hane halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır. Lâkin Muhammedîlerin (A.S.M.) Kur'anı, bu kayıddan âzadedir. Ben Kur'anı her cihetten tedkik ettim, her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Muhammedîlerin (A.S.M.) düşmanları, bu kitab Muhammed'in (A.S.M.) zade-i tab'ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel hattâ en mütekâmil bir dimağdan böyle hârikanın zuhurunu iddia etmek, hakikatlara göz kapayarak kin ve garaza âlet olmak manasını ifade eder ki; bu da ilim ve hikmetle kabil-i te'lif değildir. Ben şunu iddia ediyorum ki; Muhammed (A.S.M.) mümtaz bir kuvvettir. Destgâh-ı kudretin böyle ikinci bir vücudu imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sana muasır bir vücud olamadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed (A.S.M.)! Muallimi ve naşiri olduğun bu kitab, senin değildir; o lahutîdir. Bu kitabın lahutî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin butlanını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben, huzur-u mehabetinde kemal-i hürmetle eğilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Prens Bismarck&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;En Temiz ve En Doğru Din Müslümanlıktır &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Meşhur muharrir, müsteşrik, Edebiyat-ı Arabiye mütehassısı ve Kur'an-ı Kerim'in mütercimi Doktor Maurice (Moris) şöyle diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizans Hristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl itikadlar girîvesinden, ancak Arabistan'ın Hira Dağı'nda yükselen ses kurtarabilmiştir. İlahî kelimeyi en ulvî makama yükselten ses, bu ses idi. Fakat Rumlar bu sesi dinleyememişlerdi. Bu ses, insanlara en temiz ve en doğru dini talim ediyordu. O yüksek din ki, onun hakkında, Gundö Firey Hesin gibi muhakkik bir fâzıl, şu sözleri pek haklı olarak söylüyor: "Bu dinde mukaddes sular, şâyan-ı teberrük eşya, esnam ve azizler, yahud a'mal-i sâlihadan mücerred imanı müfid tanıyan akideler, yahud sekerat-ı mevt esnasında nedametin bir faide vereceğini ifade eden sözler, yahud başkaları tarafından vuku bulacak dua ve niyazların günahkârları kurtaracağına dair ifadeleri yoktur. Çünki bu gibi akideler, onları kabul edenleri alçaltmıştır."&lt;br /&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Zamanlar Geçtikçe, Kur'anın Ulvî Sırları İnkişaf Ediyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Doktor Maurice (Moris), Le parler Française Roman (Löparle Franses Roman) ünvanlı gazetede Kur'anın Fransızca mütercimlerinden Selman Runah'ın tenkidatına verdiği cevabda diyor ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an nedir? Her tenkidin fevkinde bir fesahat ve belâgat mu'cizesidir. Kur'anın, üçyüzelli milyon Müslümanın göğsünü haklı bir gururla kabartan meziyeti, onun her manayı hüsn-ü ifade etmesi itibariyle, münzel kitabların en mükemmeli ve ezelî olmasıdır. Hâyır, daha ileri gidebiliriz: Kur'an, kudret-i ezeliyenin, inayet ile insana bahşettiği kütüb-ü semaviyenin en güzelidir. Beşeriyetin refahı nokta-i nazarından Kur'anın beyanatı, Yunan felsefesinin ifadatından pek ziyade ulvîdir. Kur'an, arz ve semanın Hâlıkına hamd ü şükranla doludur. Kur'anın her kelimesi, her şeyi yaratan ve her şeyi haiz olduğu kabiliyete göre sevk ve irşad eden Zât-ı Kibriya'nın azametinde mündemicdir. Edebiyat ile alâkadar olanlar için Kur'an, bir kitab-ı edebdir. Lisan mütehassısları için Kur'an, bir elfaz hazinesidir. Şâirler için Kur'an, bir ahenk menbaıdır. Bundan başka bu kitab; ahkâm ve fıkıh namına bir muhit-i maariftir. Davud'un (A.S.) zamanından, Jan Talmus'un devrine kadar gönderilen kitabların hiçbiri, Kur'an-ı Kerim'in âyetleriyle muvaffakıyetli bir şekilde rekabet edememiştir. Bundan dolayıdır ki, Müslümanların yüksek sınıfları, hayatın hakikatını kavramak nokta-i nazarından ne kadar tenevvür ederlerse, o derece Kur'an ile alâkadar oluyorlar ve ona o kadar ta'zim ve hürmet gösteriyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Müslümanların Kur'ana hürmetleri daima tezayüd etmektedir. İslâm muharrirleri, Kur'an âyetlerini iktibas ile yazılarını süslerler ve o yazılar o âyetlerden mülhem olurlar. Müslümanlar, tahsil ve terbiye itibariyle yükseldikçe, fikirlerini o nisbette Kur'ana istinad ettiriyorlar. Müslümanlar, kitablarına âşıktırlar ve onu kalblerinin bütün samimiyetiyle mukaddes tanırlar. Halbuki kütüb-ü İlahiyeye nâil olan diğer milletler, ne kitablarına ehemmiyet verirler ve ne de onlara hürmet gösterirler. Müslümanların Kur'ana hürmetlerinin sebebi; bu kitab payidar oldukça, başka bir dinî rehbere arz-ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır. Filhakika Kur'anın fesahat, belâgat ve nezahet itibariyle mümtaziyeti, Müslümanları başka belâgat aramaktan vâreste kılmaktadır. Edebî dehaların ve yüksek şâirlerin, Kur'an huzurunda eğildikleri bir vakıadır. Kur'anın hergün daha fazla tecelli etmekte olan güzellikleri, hergün daha fazla anlaşılan fakat bitmeyen esrarı, şiir ve nesirde üstad olan müslümanları, üslûbunun nezahet ve ulviyeti huzurunda diz çökmeye mecbur etmektedir. Müslümanlar, Kur'anı tâ rûz-u haşre kadar payidar kalacak kıymet biçilmez bir hazine addeylerler ve onunla pek haklı olarak iftihar ederler. Müslümanlar, Kur'anı en fasih sözlerle, en rakik manalarla coşan bir nehre benzetirler. Şayet Monsieur Renaud (Mösyö Reno), İslâm âlemiyle temas etmek fırsatını elde edecek olursa, münevver ve terbiyeli Müslümanların, Kur'ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını ve bunun haricine çıkmamağa gayret ettiklerini görürdü. Yeni nesiller ve asrî mekteblerin me'zunları da, Kur'ana ve Müslümanlığa karşı müstehziyane bir cümlenin sarfına tahammül etmemektedirler. Çünki Kur'an, iki sıfatla bu ehliyeti haizdir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların birincisi: Bugün ellerde tedavül eden Kur'anın Hazret-i Muhammed'e (A.S.M.) vahiy olunan kitabın aynı olmasıdır. Halbuki İncil ile Tevrat hakkında birçok şübheler ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi: Müslümanlar, Kur'anı Arabçanın en kuvvetli muhafızı ve esasat-ı diniyenin amelî bir mahiyet almasının en kuvvetli menbaı telakki ederler. Binaenaleyh Monsieur Renaud (Mösyö Reno) eserini tashih edecek olursa, bu tercümesiyle, insanları tenvir hususunda insanlığa büyük bir muavenette bulunur ve bâtıl itikadların hududlarını tar u mar etmeye hâdim olur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Doktor Maurice&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;(Nur Çeşmesi'nde ve Risale-i Nur'da yazılan bu nevi feylesoflardan kırk altıncısıdır.)&lt;br /&gt;Zât-ı Kibriya hakkındaki âyetlerin ulviyeti ve Kur'anın kudsî nezaheti &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Mister John Davenport, "Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ve Kur'an-ı Kerim" ünvanlı eserinde Kur'an-ı Kerim'den bahsederken, şu sözleri söylüyor:&lt;br /&gt;Kur'anın sayısız hususiyetleri içinde bilhassa ikisi fevkalâde mühimdir:&lt;br /&gt;1- Zât-ı Kibriya'yı ifade eden âyâtın ahengindeki ulviyettir. Kur'an-ı Kerim, beşerî za'flardan herhangi birisini Zât-ı Kibriya'ya isnaddan münezzehtir.&lt;br /&gt;2- Kur'an -başından sonuna kadar- gayr-ı belig, gayr-ı ahlâkî, yahud terbiyeye muhalif fikirlerden, cümlelerden ve hikâyelerden tamamen münezzehtir.&lt;br /&gt;Halbuki bütün bu nakîsalar, Hristiyanların ellerindeki muharref kitab-ı mukaddeste mebzuliyetle vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;John Davenport &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Kur'an serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Carlyle (Karlayl) şöyle diyor:&lt;br /&gt;Kur'anı bir kerre dikkatle okursanız, onun hususiyetlerini izhara başladığını görürsünüz. Kur'anın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kabil-i temyizdir. Kur'anın başlıca hususiyetlerinden biri, onun asliyetidir. Benim fikir ve kanaatıma göre, Kur'an serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) cihana tebliğ ettiği davet, hak ve hakikattır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Carlyle &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Müslümanlık, tecessüd ve teslis akidesini reddeder&lt;br /&gt;İngiltere'nin en meşhur ve en büyük müverrihlerinden Edward Gibbon (Edvor Gibon) "Roma İmparatorluğu'nun İnhitat ve Sukutu" adlı eserinde şöyle diyor :&lt;br /&gt;Ganj Nehri ile Bahr-ı Muhit-i Atlasî (Atlas Okyanusu) arasındaki memleketler, Kur'anı bir kanun-u esasî ve teşriî hayatın ruhu olarak tanımışlardır. Kur'anın nazarında, satvetli bir hükümdarla, zavallı bir fakir arasında fark yoktur. Kur'an bu gibi esaslar üzerinde öyle bir teşri' vücuda getirmiştir ki, dünyada bir naziri yoktur. Müslümanlığın esasatı; teslisiyet ve Allah'ın tecessüdiyetini ve vahdet-i vücud akidesini reddetmektedir. Bu mutasavvıfane akideler üç kuvvetli uluhiyetin mevcudiyetini ve Mesih'in Allah'ın oğlu -hâşâ- olduğunu öğretmektedir. Fakat bu akideler, ancak mutaassıb Hristiyanları tatmin edebilir. Halbuki Kur'an bu gibi karışıklıklardan, ibhamlardan âzadedir. Kur'an, Allah'ın birliğine en kuvvetli delildir. Feylesofane bir dimağa mâlik olan bir muvahhid, İslâmiyetin nokta-i nazarını kabul etmekte hiç tereddüd etmez. Müslümanlık belki bugünkü inkişaf-ı fikrîmizin seviyesinden daha yüksek bir dindir.&lt;br /&gt;Edward Gibbon&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Hâlıkın hukukuyla mahlukatın hukukunu en mükemmel surette ancak Müslümanlık tarif etmiştir.&lt;br /&gt;Kur'anın telkin ve Hazret-i Muhammed'in tebliğ ettiği esasattan mükemmel bir ahlâk mecellesi vücud bulur. Esasat-ı Kur'aniyenin muhtelif memleketlerde insanlığa ettiği iyiliği ve ettikten sonra da Allah'a takarrüb etmek isteyen insanları Cenab-ı Hakk'a rabtettiğini inkâr etmek mümkün değildir. Hâlık'ın hukuku ile mahlukun hukuku, ancak müslümanlık tarafından mükemmel bir surette tarif olunmuştur. Bunu yalnız Müslümanlar değil, Hristiyanlar da Musevîler de itiraf ediyorlar.&lt;br /&gt;Marmadüke Picktahall (Marmadük Piktol)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'an ile kavanin-i tabiiye arasında tam bir ahenk vardır&lt;br /&gt;Yeni keşfiyatın veyahud ilm ü irfanın yardımıyla hallolunan yahud halline uğraşılan mesail arasında bir mes'ele yoktur ki; İslâmiyetin esasatıyla taâruz etsin. Bizim, Hristiyanlığı kavanin-i tabiiye ile te'lif için sarfettiğimiz mesaîye mukabil, Kur'an-ı Kerim ve Kur'anın talimiyle kavanin-i tabiiye arasında tam bir ahenk görülmektedir. Kur'an, her hürmete şâyan olan eserdir.&lt;br /&gt;Levazaune (Lövazon)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'an, bütün iyilik ve fazilet esaslarını muhtevidir. İnsanı her türlü dalaletlerden korur.&lt;br /&gt;Kur'an, insanlara hukukullahı tanıtmış, mahlukatın Hâlık'tan ne bekleyeceğini, mahlukatın Hâlık'la münasebatını en sarih şekilde öğretmiştir. Kur'an ahlâk ve felsefenin bütün esasatını câmi'dir. Fazilet ve rezilet, hayır ve şer, eşyanın mahiyet-i hakikiyesi, hülâsa her mevzu Kur'anda ifade olunmuştur. Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar.. bunların hepsi Kur'anda vardır. Kur'an, insanı iktisad ve itidale sevkeder, dalaletten korur, ahlâkî za'fların karanlığından çıkarır, teâlî-i ahlâk nuruna ulaştırır; insanın kusurlarını, hatalarını i'tilâ ve kemale kalbeyler.&lt;br /&gt;Müsteşrik Sedio&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'an öyle bir Peygamber sesidir ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar!..&lt;br /&gt;Kur'an şiir midir? Değildir, fakat onun şiir olup olmadığını tefrik etmek müşkildir. Kur'an şiirden daha yüksek bir şeydir. Maamafih Kur'an ne tarihtir, ne tercüme-i haldir, ne de İsa'nın (A.S.) dağda irad ettiği mev'ize gibi bir mecmua-i eş'ardır. Hattâ Kur'an, ne Buda'nın telkinatı gibi bir mâba'de-t tabiiye yahud mantık kitabı, ne de Eflatun'un herkese irad ettiği nasihatlar gibidir. Bu bir Peygamberin sesidir. Öyle bir ses ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar! Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir. Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya'nın birleşen ışığı, Avrupa'nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku' bulmuştur.&lt;br /&gt;Dr. Johnson&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'anın cihanşümul hakikatı:&lt;br /&gt;Kur'an, Allah'ın birliğine inanmak hakikat-ı kübrasını ilân eder&lt;br /&gt;İngilizce-Arabca, Arabca-İngilizce lügatların muharriri Doktor City Youngest (Siti Yangest) Kur'an hakkında şu sözleri söylüyor:&lt;br /&gt;Kur'an, insanların yed-i istifadesine geçen eserlerin en büyüklerinden biridir. Kur'anda büyük bir insanın hayal ve seciyesi, en vâzıh şekilde görülmektedir. Carlyle "Kur'anın ulviyeti, onun cihanşümul hakikatındadır" dediği zaman, şübhesiz doğru söylemişti. Muhammed'in (A.S.M.) doğruluğu, faaliyeti, hakikatı taharride samimiyeti, sarsılmayan azmi, imanı, kendisini dinlemek istemeyenlere ezelî hakikatı dinletmek yolundaki sebatı; bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat'î ve en emin delilleridir. Kur'an akaid ve ahlâkın, insanlara hidayet ve hayatta muvaffakıyet temin eden esasatın mükemmel mecellesidir. Bütün bu esasatın üss-ül esası, âlemin bütün mukadderatını yed-i kudretinde tutan Zât-ı Kibriya'ya imandır.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Allah'ın birliğine iman etmek hakikat-ı kübrasını ilân ediyorken, Kur'an lisan-ı belâgatın en yükseğine ve nezahetin şâhikasına varır. Kur'an Allah'ın iradesine itaatı, Allah'a isyanın neticelerini izah ederken, insanların muhayyilesini elektrikleyen en seyyal lisanı kullanır. Resul-i Kibriya'ya teselli vermek ve onu teşvik etmek, yahud halkı sair peygamberlerin ahvaliyle, milletlerinin akibetiyle korkutmak îcab ettiği zaman, Kur'anın lisanı en kat'î ciddiyeti almaktadır. Madem ki Kur'anın birbirine düşman kabileleri, yekdiğeriyle mücadele eden unsurları derli toplu bir millet haline getirdiğini, onları eski fikirlerinden daha ileri bir seviyeye yükselttiğini görüyoruz; o halde belâgat-ı Kur'aniyenin mükemmeliyetine hükmetmeliyiz. Çünki Kur'anın bu belâgatı, vahşi kabileleri medenî bir millet haline getirmiş; dünyanın eski tarihine yeni bir kuvvet ilâve etmiştir. Zaman ve mekân itibariyle birbirinden çok uzak oldukları gibi, fikrî inkişaf itibariyle de birbirinden çok farklı insanlara hârikulâde bir hassasiyet ilham eden ve muhalefeti hayrete ve istihsana kalbeden Kur'an, en şâyan-ı hayret eser tanınmaya lâyıktır. Kur'an, beşerin mukadderatıyla meşgul âlimler için tetebbua şâyan en faideli mevzu sayılır.&lt;br /&gt;Doktor City Youngest&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'anın lisanı, nezahet ve belâgat itibariyle nazirsizdir. Kur'an bizâtihî muhteşem bir mu'cizedir&lt;br /&gt;Kur'anın mutaassıb münekkidi ve mütercimi Corsele (Korsel) diyor ki:&lt;br /&gt;Kur'an, Arabcanın en mükemmel ve pek mevsuk bir eseridir. Müslümanların itikadı veçhile; bir insan kalemi, bu i'cazkâr eseri vücuda getiremez.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Kur'an bizâtihî daimî bir mu'cizedir; hem öyle bir mu'cize ki, ölüleri diriltmekten daha yüksektir. Bu mukaddes kitabın ta kendisi, menşeinin semavî olduğunu isbata kâfidir. Muhammed (A.S.M.) bu mu'cizeye istinaden, bir peygamber olarak tanınmasını istemiştir. Arabistan'ın çıplak ve kısır çöllerini aydınlatan, şâir ve hatiblere meydan okuyan Kur'an, bir âyetine bir nazire istemiş; hiçbir kimse bu tahaddîye karşı gelememişti. Burada yalnız bir misal irad ederek, bütün büyük adamların, Kur'anın belâgatına baş eğdiklerini göstermek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyarı Şâir Lebid idi. Lebid, muallakattan birinin nâzımıdır. O zaman putperest olan Lebid; Kur'anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti. Kur'anın belâgatı karşısında hayran kalan Lebid, Müslümanlığı kabul etmiş, Kur'anın ancak bir peygamber lisanından duyulacağını söylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'anın lisanı belig ve hârikulâde seyyaldir. Cenab-ı Hakk'ın şan ve celaletini, azamet sıfatlarını ifade eden âyetlerin ekserisi, müstesna bir güzelliği haizdir. Kur'anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari'lerim, Kur'anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir. Bu kusuruma rağmen kari'ler tercümemde bahis mevzuu ettiğim muhteşem âyetlerin birçoklarını okuyacaklardır.&lt;br /&gt;Corsele&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'an, beşeriyete İlahî bir lütuftur. Kur'an, muzaffer cumhuriyetler meydana getirmiştir.&lt;br /&gt;Kur'an âyetlerini nüzul tarihine göre tercüme ve tertib eden İngiltere'nin en mutaassıb papazlarından Rodwell (Radvel), şu hakikatları itiraf ediyor:&lt;br /&gt;Kur'an Arabistan'ın basit bedevilerini öyle bir istihaleye uğratmıştır ki, bunların âdeta meshur olduklarını zannedersiniz. Hristiyanların telakkisine göre Kur'anın nâzil olmuş bir kitab olduğunu söyleyecek olsak bile, Kur'an putperestliği imha, Allah'ın vahdaniyet akidesini tesis, cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga, çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale, bütün hurafeleri istîsal, taaddüd-ü zevcatı tahdid ile, bütün Arablar için İlahî lütuf ve nimet olmuştur. Kur'an bütün kâinatı yaratan, gizli ve aşikâr herşeyi bilen Kadir-i Mutlak sıfatıyla Zât-ı Kibriya'yı takdis ve tebcil ettiğinden, her sitayişe şâyandır.&lt;br /&gt;Kur'anın ifadesi veciz ve mücmel olmakla beraber; en derin hakikatı, en kuvvetli ve mülhem hikmeti takrir eden elfaz ile söylemiştir. Kur'an, devamlı memleketler değilse de, muzaffer cumhuriyetler vücuda getirmeye hâdim olacak esasları muhtevi olduğunu isbat etmiştir. Kur'anın esaslarıyladır ki; fakr u sefaletleri ancak cehaletleriyle kabil-i kıyas olan, susuz ve çıplak bir yarımadanın sekenesi, yeni bir dinin, hararetli ve samimî sâlikleri olmuşlar, devletler kurmuşlar, şehirler inşa etmişlerdir. Filhakika Müslümanların heybetidir ki; Fesdad, Bağdad, Kurtuba, Delhi bütün Hristiyan Avrupa'yı titreten bir azamet ve haşmet ihraz etmişlerdir.&lt;br /&gt;Rodwell&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Müslümanlık, dünyanın kıvamı olan bir dindir; cihan medeniyetinin istinad ettiği temelleri muhtevidir&lt;br /&gt;Fransa'nın en maruf müsteşriklerinden Gaston Care (Gaston Kar), 1913 senesinde Figaro Gazetesi'nde, yeryüzünden Müslümanlık kalkacak olursa, müsalemetin muhafazasına imkân olup olmadığı hakkında makaleler silsilesi yazmış ve o zaman bu makaleler Şark gazeteleri tarafından tercüme olunmuştu. Fransız müsteşriki diyor ki:&lt;br /&gt;"Yüz milyonlarca insanın dini olan Müslümanlık, bütün sâliklerine nazaran, dünyanın kıvamı olan bir dindir. Bu aklî dinin menbaı ve düsturu olan Kur'an, cihan medeniyetinin istinad ettiği temelleri muhtevidir. O kadar ki, bu medeniyetin, İslâmiyet tarafından neşrolunan esasların imtizacından vücud bulduğunu söyleyebiliriz. Filhakika bu âli din; Avrupa'ya, dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir. İslâmiyetin bu faikiyetini teslim ederek, ona medyun olduğumuz şükranı tanımıyorsak da, hakikatın bu merkezde olduğunda şekk ve şübhe yoktur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız muharriri, daha sonra Kur'anın umumî müsalemeti muhafaza hususundaki hizmetini bahis mevzuu ederek diyor ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslâmiyet, yeryüzünden kalkacak ve bu suretle hiçbir Müslüman kalmayacak olursa, barışı devam ettirmeye imkân kalır mı? Hâyır.. buna imkân yoktur!&lt;br /&gt;Gaston Care&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'an Bütün Dinî Kitablara Faiktir&lt;br /&gt;Alman âlimlerinden ve müsteşriklerinden Jochahim Du Rulph (Yoahim Dü Raf) Kur'anın sıhhate verdiği ehemmiyetten bahsederken şu sözleri söylüyor:&lt;br /&gt;İslâmiyetin şimdiye kadar Avrupa muharrirlerinden hiçbirinin nazar-ı dikkatini celbetmeyen bir safhasını bahis mevzuu etmek istiyorum. İslâmiyetin bu safhası, onun sıhhatı muhafaza için vukubulan emirleridir. Evvelâ şunu itiraf etmek lâzımdır: Kur'an, bu nokta-i nazardan bütün dinî kitablara faiktir. Kur'anın tarif ettiği basit fakat mükemmel sıhhî kaideleri nazar-ı dikkate alırsak; bu mukaddes kitab sayesinde bütün dünyanın bazı kısımlarıyla, haşerat mahşeri olan Asya'nın, müdhiş bir tehlike olmaktan kurtulduğunu görürüz. Müslümanlık nezafeti, temizliği, nezaheti bütün sâliklerine farz etmekle, birçok tahribkâr mikropları imha etmiştir.&lt;br /&gt;Jochahim&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Kur'an âyetleri İslâmiyetin muhteşem bünyesinde altun bir kordon gibi işlenmiştir&lt;br /&gt;Sembires Encyclopedia namıyla intişar eden İngilizce muhit-ül maarifte, Müslümanlıktan şu suretle bahsolunmaktadır:&lt;br /&gt;İslâm Peygamberinin seciyesini aydınlatan Kur'an âyetleri, son derece mükemmel ve son derece müessirdir. Bu kısım âyetler, Müslümanlığın ahlâkî kaidelerini ifade eder. Fakat bu kaideler, bir-iki sureye münhasır değildir. Bu âyetler, İslâmiyetin muhteşem bünyanında, altundan bir kordon gibi işlenmiştir. İnsafsızlık, yalancılık, hırs, israf, fuhuş, hıyanet, gıybet; bunların hepsi Kur'an tarafından en şiddetli surette takbih olunmuş ve bunlar, reziletin tâ kendisi tanınmıştı. Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk'a itimad ve tevekkül, Allah'a itaat... Müslümanlık nazarında hakikî iman esasları ve hakikî bir mü'minin başlıca sıfatları olarak gösterilmiştir.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Resul-i Ekrem idrak ve şuur timsalidir&lt;br /&gt;Profesör Edward Monte, "Hristiyanlığın İntişarı ve Hasmı Olan Müslümanlar" ünvanlı eserinin 17 ve 18'inci sahifelerinde diyor ki:&lt;br /&gt;Rasyonalizm, yani akliye kelimesinin müfadını ve tarihî ehemmiyetini tevsi' edebilirsek, Müslümanlığın aklî bir din olduğunu söyleyebiliriz. Akıl ve mantık misdakıyla akaid-i diniyeyi muhakeme eden mekteb, rasyonalizm kelimesinin, İslâmiyete tamamıyla mutabık olduğunu teslim etmekte tereddüd etmez. Resul-i Ekrem şuur ve idrak timsali olduğu, dimağının iman ışıkları ve kâmil bir yakîn ile pürnur olduğu muhakkaktır. Resul-i Ekrem muasırlarını aynı heyecanla alevlemiş, bu sıfatlarla techiz etmiştir. Hazret-i Muhammed (A.S.M.), başarmak istediği ıslahatı, İlahî bir vahiy olarak takdim etmiştir. Bu, İlahî bir vahiydir. Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) dini ise, akıl kaidelerinin ilhamlarına tamamıyla muvafıktır. Ehl-i İslâm'a göre İslâmiyetin esas akaidi, şu suretle hülâsa olunabilir: Allah birdir, Muhammed (A.S.M.) onun peygamberidir. Filhakika İslâmiyetin esaslarını sükûnetle ve derin bir teemmül ile tedkik ettiğimiz zaman, bunların Allah'ın birliğine ve Muhammed'in (A.S.M.) risaletine, sonra haşr ü neşre ve itikada müntehi olduklarını görürüz. Bizzât dinin esasları tanınan bu iki akide, bütün dindar insanlarca akıl ve mantığa müstenid telakki olunmakta ve bunlar Kur'anın akidelerinin hülâsası bulunmaktadır. Kur'anın ifadesindeki sadelik ve berraklık, Müslümanlığın intişar ve i'tilâsını bilâ-tevakkuf temadi ettiren saik kuvvet olmuştur. Resul-i İslâm tarafından tebliğ olunan mukaddes talimatın cihanşümul terakkisine rağmen, Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur'an olmuştur. En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur'andır. Bu kadar mükemmel ve esrarengiz, her insanın tedkikine bu kadar açık olan bir din; muhakkak insanları kendisine meclub eden i'cazkâr kudreti haizdir. Müslümanlığın bu kudreti haiz olduğunda şübhe yoktur.&lt;br /&gt;Edward Monte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mektubat 19. Mektub Mu'cizat-ı Ahmediye (a.s.m) Zeylinin birinci parçası&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;En mühim bir ceride-i İslâmiyede, umum âlem-i İslâma taalluk eden ve gayet ehemmiyetli siyasîlerden ve hayat-ı içtimaiye ile çok alâkadar olan umum hukukçulardan 1927 senesinde Avrupa'da toplanan bir kongrede mühim ecnebi feylesoflar, şeriat-ı Muhammediyeye (A.S.M.) dair bu aşağıda yazılan Arabî fıkranın aynını kendi lisanlarıyla söylemişler. O Arabî ceridenin naklettiği Arabî ifadeyi aynen yazıyoruz ve tercümesini de Arabî ifadenin altına ilâve ediyoruz. Nur Çeşmesi'nin âhirinde yazılan ecnebi feylesoflardan kırküç tanesinin beyanatı, bu iki kahraman feylesofun beyanatıyla kırkbeş tane şahid-i sadık oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;اَلْفَضْلُ مَا شَهِدَتْ بِهِ اْلاَعْدَاءُ&lt;/span&gt; "Fazilet odur ki; düşmanlar dahi onu tasdik etsin."&lt;br /&gt;Arabî ceridenin beyanatı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;وَقَدْ اِعْتَرَفَ حَتَّى عُلَمَاءُ الْغَرْبِ بِسُمُوِّ مَبَادِى اْلاِسْلاَمِ وَصَلاَحِهَا لِلْعَالَمِ... قَالَ عَمِيدُ كُلِّيَّةِ الْحُقُوقِ بِجَامِعَةِ ڤِييَنَا َاْلاُسْتَاذُ شَبُولْ فِى مُوءْتَمَرِ الْحُقُوقِيِّينَ الْمُنْعَقَدِ فِى سَنَةِ ۱۹۲۷ اِنَّ الْبَشَرِيَّةَ لَتَفْتَخِرُ بِاِنْتِسَابِ رَجُلٍ كَمُحَمَّدٍ ( ع ص م ) اِلَيْهَا اِذْ اِنَّهُ رَغْمَ اُمِّيَّتِهِ اِسْتَطَاعَ قَبْلَ بِضْعَةِ عَشَرَ قَرْنًا اَنْ يَاْتِى بِتَشْرِيعٍ سَنَكُونُ نَحْنُ اْلاَوْرُوبَا ئِيِّينَ اَسْعَدَ مَا نَكُونُ لَوْ وَصَلْنَا اِلَى قِيْمَتِهِ بَعْدَ اَلْفَىْ عَامٍ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;وَ قَالَ بَرْنَارْد شَوْ لَقَدْ كَانَ دِينُ مُحَمَّدٍ ( ع ص م ) مَوْضِعَ التَّقْدِيرِ السَّامِى دَا ئِمًا لِمَا يَنْطَوِى عَلَيْهِ مِنْ حَيَوِيَّةٍ مُدْهِشَةٍ ِلاَنَّهُ عَلَى مَا يَلُوحُ لِى هُوَ الدِّينُ الْوَحِيدُ الَّذِى لَهُ مَلَكَةُ الْهَضْمِ ِلاَطْوَارِ الْحَيَاةِ وَ اَرَى وَاجِبًا اَنْ يُدْعَى مُحَمَّدٌ ( ع ص م ) مُنْقِذَ اْلاِنْسَانِيَّةِ وَ اَعْتَقِدُ اَنَّ رَجُلاً مِثْلَهُ اِذَا تَوَلَّى زَعَامَةَ الْعَالَمِ الْحَدِيثِ نَجَحَ فِى حَلِّ مُشْكِلاَتِهِ الْمُخْتَلِفَةِ وَالَّذِى يَسْتَطِيعُ لِذَلِكَ اَنْ يَجْذِبَ اِلَيْهِ كُلَّ جَيْلٍ مِنَ النَّاسِ وَاَحَلَّ فِى الْعَالَمِ السَّلاَمَةَ وَالسَّعَادَةَ ( يَعْنِى الْمُسَالَمَةَ وَالصُّلْحَ الْعُمُومِىَّ ) وَمَا اَشَدَّ حَاجَةَ الْعَالَمِ اَلْيَوْمَ اِلَيْهَا ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tercümesinin bir hülâsası:&lt;br /&gt;Evet garb üleması ve feylesofları itiraf ve ikrar etmişler ki: "İslâmiyetin kanunları, yüksek bir tarzda âlemin ıslahına kâfidir."&lt;br /&gt;Hem Külliyet-ül Hukuk Kongresinin cem'iyetinde, bütün hukukiyyunun toplandığı o kongrede 1927 senesinde onun reisi feylesof üstad Shebol demiş ki: "Muhammed'in (A.S.M.) beşeriyete intisabıyla bütün beşeriyet muhakkak iftihar eder. Çünki o zât ümmi olmasıyla beraber, onüç asır evvel öyle bir şeriat getirmiş ki; biz Avrupalılar iki bin sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek, en mes'ud, en saadetli oluruz."&lt;br /&gt;İkincisi veyahut Nur Çeşmesi'nin âhirine ilâve edilenlerle kırkbeşincisi olan Bernard Shaw demiş: "Din-i Muhammedî'nin (A.S.M.) en yüksek makam-ı takdire çıkmasının sebebi: Gayet acib ve sağlam bir hayatı temin etmesidir. Bana açılan budur ki: O din tek, yekta, emsalsiz bir din-i ferîd olup, bütün muhtelif ayrı ayrı hayatın etvarlarını ve çeşitlerini hazmettiriyor. Yani, ıslah ve istihale tarzında tasfiye ve terakki ettiriyor. Hem Muhammed'in (A.S.M.) dini öyle bir dindir ki, insanın ayrı ayrı bütün milletlerini kendine celbedebilir. Ben görüyorum ve itikad ediyorum ki: Beşere vâcibdir ki desin: "Muhammed (A.S.M.) insaniyetin halaskârıdır. Ve halaskârlık namı, ona verilmek lâzımdır."&lt;br /&gt;Hem diyor: "Ben itikad ediyorum ki: Muhammed'in misli, yani sîretinde, tarzında bir adam şimdiki yeni âleme reis olsa, hükmetse; bu yeni âlemin müşkilâtını halledip, bu yeni karmakarışık âlemde müsalemet-i umumiyeye ve saadet-i hayatın husulüne sebeb olacak. Evet, bu yeni âlemin müsalemet ve saadet-i hayatiyeye ne kadar şedid ihtiyacı var olduğunu herkes anlar!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-6015192159917889792?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/6015192159917889792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/05/kuran-tasdik-eden-filozoflar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/6015192159917889792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/6015192159917889792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/05/kuran-tasdik-eden-filozoflar.html' title='Kur&apos;anı tasdik eden filozoflar'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5Wgb5J2i0Qc/SvyMGY714LI/AAAAAAAAACE/CZ48bLIzo80/s72-c/Jesus+in++Quran.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-2023375870203878404</id><published>2010-04-26T14:51:00.003+03:00</published><updated>2010-04-27T11:58:21.320+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Birlik olma sırları 2</title><content type='html'>&lt;a href="http://farm1.static.flickr.com/60/204504472_f12204b908_o.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 487px; DISPLAY: block; HEIGHT: 371px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/60/204504472_f12204b908_o.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ticaret hayatı zorludur. kıymetini bildiği bir malı satmak, kalpten parça koparmak gibidir, o sebeple satan duygusaldır. mal almak emeğinin karşılığını heba etmek gibidir, o sebeple alan da duygusaldır. işte ticaret bu iki uçtaki duygunun dokunduğu yerde ortaya çıkar. bu emniyet ve asayiştir. eğer karşılıklı güven oluşmuş ise ticaret doğar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;toplumsal hayat zorludur. içinizden gelenleri çevreye ifade edebilmek cesaret ister, halbuki çevre duyarsızdır. sosyal çevrenin öngörü ve tavsiyelerini tutmak cesaret ister, halbuki cesaret bir tarafa benliğin heyecanı ayaktadır. işte toplumla alışveriş, kişinin çevresi ile iletişimi bu iki ucun dokunduğu yerde ortaya çıkar. bu karşılıklı güvendir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;baştan riskli de gelse anlaşma ve uzlaşı olduğu anda taraflar kazanırlar. günümüzün herşeye muhtaç ama hiç bir ihtiyacını tek başına tam karşılayamayan insanı için kabul etmesi gereken en önemli karar budur. birbirine güvenmeyi öğrenmek...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;değil mi ki, bu ülkede bu okullarda yetişmiş, bu ülkenin çorbasını içmiş... o zaman kalemi eline aldığında dirayetini, kılıcı eline aldığında şecaatini, kahramanlığını iftiharla gösterir. arada çıkan isitisnalar yurdumu durdurmaya yetmez. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;toplumsal katmanların isimlendirilmesi yardımlaşmanın paydasını belirlemek içindir. kimlikler ortak paydayı ilan etmek içindir. yine bu toprağın çocuğu olan diğerleri ile bir araya gelmek içindir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;hukukta bu kimliklerin renkler olduğuna ve özün insan olmakla birbirine denk olduğuna göre hükmedilir. Hz. Ali ile bir yahudinin, Fatih ile bir hristiyanın hukuk karşısında denk tutulmaları tarihin parlak sayfası olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;dini, milli yada cinsel tüm kimlikler ve davranışlar vatan denilen büyük ailenin bireylerini gruplandırır. ama bu gruplandırmalar kişiye değer katmaz. o kişiye değer katan, kendi sorumluluklarının ötesinde toplumu bir adım öteye götürme gayretidir. "kimin milleti himmeti ise o tek başına millettir."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;kişisel değeri artırmak için ilk adım eldeki sermayeyi kavramaktır. Hz. Peygamberin tarif ettiği gibi "...., dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle re'sü'l-malımız olan istidatlarımızı nemalandırmaktır". istidatlarımızın, yeteneklerimizin nemalanması, ortaya çıkıp, boy atması ve gelişmesi kendini tefekkür etmekle mümkün olur. kendi öz varlığını inceden inceye tetkik edip, son nefese kadar verilen bu güzel emanetleri keşfedip gün ışığına çıkarmak ve onları ebedi saadeti bize ve canımızdan çok sevdiklerimize kazandırmak en temel hedefimizdir. zaten yaşama zevkimizi bu gayretten alırız. gözlemlerimiz bize zevk verir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;bu sermayenin saadet-i ebediye yollarını temin etmek için kullanılması ise daha yüksek ve ulvi bir üslup gerektirir. bu üslubu ders veren 124 000 peygamber tüm insanlık önünde rehber olmuşlardır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;onların hak olduğunu ilan eden kitapları, Allah kelamı olduğunu bizzat kendileri gösterir. gözü olan ihtimalsiz o tılsımı keşfeder, kulağı olan herşeyden farklı olduğunu ilan eder, aklı olan inceliklerine nüfuz eder ve devamını ister. &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;tüm kainat, gözümüz önünde hatasız çalışan muhteşem bir eser olarak kendi hakimini sanatkarını tüm özellikleri ile bize tarif eder. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;işte vicdan, peygamberler, kitaplar ve kainat hepsi birlikte tüm güçleri ile bir olur ve bu bir olan manayı gösterirler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;bu manaya karşı nefsin inadından vazgeçip teslim olmak büyük bir adımdır. teslim olanın Allaha tevekkül etmesi, tüm gözlemlerinde gördüğü ince bağlantılarda Allaha itimad etmesi daha büyük bir adımdır. herşeyi yapabilir yaratabilir ve sürekli sizden haberdar Allahın hikmetine itimad edebilmek dünyayı cennete çevirir. çünkü en büyük bir musibet karşısında " &lt;span style="font-size:130%;"&gt;اِنَّا لِلّهِ وَاِنَّآ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ&lt;/span&gt; " deyip tam bir itminan ile şefkatli Rabbine itimat eder.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;kıymetinin farkında olan bir insan diğer insanların endişeleri ve kimlikleri ile uğraşmaz. onları şu an göründükleri gibi kabul edip onlara da kıymetlerini farketmeleri için pozitif katkıda bulunur. zaten her insanın hayat algısı zaman ve zeminle değişir. önemli olan olumlu bir şekilde ve kendi sermayesini inkar etmeden, ziyan etmeden katkıda bulunmaktır. "doğru budur" inadından vazgeçip, itişen insanları arkada bırakıp, bir itilmişe teselli vermenin onurunu onlar taşır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;gözlerinde ne zenci ne çingene ne eşcinsel ne de kısır bir kadın olmanın hiç bir negatif değeri olmaz. hepsi de onun için birinci sınıf vatandaştır. çünkü o gözler en uzak hedefe kitlenmiş dosdoğru yürümektedir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;kimbilir belki bu uzun yazılar kendi ecdadının ruhunu arayan yitik bir topluma küçük bir ışık olur.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-2023375870203878404?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/2023375870203878404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/04/birlik-olma-srlar-2.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2023375870203878404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/2023375870203878404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/04/birlik-olma-srlar-2.html' title='Birlik olma sırları 2'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-5845261371744010228</id><published>2010-04-21T14:44:00.011+03:00</published><updated>2010-04-21T15:08:05.953+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gayderviş'/><title type='text'>Gerçekten Eşcinsel miydiler?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S87orKuWY-I/AAAAAAAAAO8/iFKrQX00vHE/s1600/800px-john_martin_-_sodom_and_gomorrah.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 256px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462559226357769186" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S87orKuWY-I/AAAAAAAAAO8/iFKrQX00vHE/s400/800px-john_martin_-_sodom_and_gomorrah.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://corriecanuck.files.wordpress.com/2009/03/800px-john_martin_-_sodom_and_gomorrah.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%;font-family:'Times New Roman', 'serif';font-size:12;"  &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hz. Lut (a.s)’ın tebliğ ile vazifelendirildiği kavmin erkekleri, bizim anladığımız anlamda eşcinsel miydi? Hz. Lut (a.s)’ın tebliğ ile vazifelendirildiği kavminin kadınları arasında hemcinsler arası cinsel pratik var mıydı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Eşcinsellik kavramı aslında son yüzyılın bir kavramıdır. Hemcinsler arası cinsel pratik tarih boyunca var olmasına rağmen “eşcinsel” kimliğin ortaya çıkması henüz çok yenidir. Eğer eşcinsellik İslam açısından tam anlamıyla masaya yatırılacaksa bu hususa özellikle dikkat edilmelidir. Uzun yıllardır İslam dünyası eşcinsel kimliği erkeklerin hemcinsleriyle olan cinsel pratiği üzerinden değerlendirmiştir. Bunun nedeniyse Lut kavmi kıssasında geçen erkeklerin erkeklere yönelik cinsel saldırısıdır. Dikkat edilirse bu kıssada kadınların kadınlara yönelik cinsel pratiği ve açık bir şekilde görünür olan transseksüel hal değerlendirilmemiştir. Değişik surelerde geçen kıssadan anlıyoruz ki bu kavim kendi kavimlerinden olmayan genç erkeklere tecavüz etmekte, kendilerine söz ile dahi karşı konulmasını yasaklamakta ve ahiret gününe inanmamaktadır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mezhepler, kimilerinin iddia ettiği gibi, hemcinsler arası cinsel pratiğin sadece hangi ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmayacağı üzerine tartışmamıştır. Hemcinsler arası cinsel pratiğin günah olup olmadığı da tartışılmıştır. Biz, dini metinlerin “dipnotlarından” anlıyoruz ki sünni mezheplerden olan Zahiriye Mezhebi hemcinsler arası cinsel pratiği ceza ve günah kategorisi içinde değerlendirmemiştir. Diğer mezheplerse hemcinsler arası cinsel pratiği ölüm (Maliki ve Hanbeli Mezhepleri), dayak (Şafi Mezhebi) ve kadın erkek zinasından daha düşük bir cezalandırma (Hanefi Mezhebi – hemcinsler arası cinsel pratikte nesep sorunu olmaması ve suç/cinayet oranın düşük olması nedeniyle) gibi her birisi bir diğerinden farklı ceza öngörmüştür. Yani ortada “İcma” diyebileceğimiz bir durum söz konusu değildir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Peki hemcinsler arası cinsel pratiğin cezalandırılması gerektiğine kanaat getirmiş fakihler bu konuda neden birbirinden farklı cezalar öngörmüştür. Çünkü Kuranda hemcinsler arası cinsel pratiğe karşı ceza hükmü içerir bir ayet yoktur. Hemcinsler arası cinsel ilişki konusundaki tartışmayı bitirecek hadisler ya birbiriyle çelişmekte ya da güvenilir bulunmamaktadır (Hanefiler). Şimdi işin ilginç tarafı günümüzün mütedeyyin kesimleri, Kuranda açık açık ceza hükmü bildirilmiş birçok fiile karşı artık kanıksarcasına tepki göstermemekte, sıradan kabul etmektedir. Fakat bırakın ceza hükmünün ne olduğunu, günah olup olmadığı dahi tartışılmış ve ortak bir karara varılamamış olan hemcinsler arası cinsel pratik ediminin kavramıyla, günümüzün bir kimliğini, eşcinselliği, tartışmaktadırlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Eğer İslam’da eşcinselliği tartışacaksanız baştaki soruların cevabını vermek zorundasınız. Hz. Lut (a.s)’ın tebliğ ile vazifelendirildiği kavmin erkekleri eşcinsel miydi? Hz. Lut (a.s)’ın tebliğ ile vazifelendirildiği kavmim kadınları arasında hemcinsler arası cinsel pratik var mıydı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kimi erkekler sadece kadınlara karşı cinsel saldırı fiilinde bulunmaz. Malumdur ki kimi erkekler, erkeklere ve kız ya da erkek çocuklara da cinsel saldırıda bulunabilmektedir. Bu yüzden ilk sorumuz üzerine Müslüman kardeşlerimizi yeniden düşünmeye davet ediyoruz. Hz. Lut (a.s)’ın tebliğ ile gönderildiği kavmin erkekleri eşcinsel miydi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Diğer sorumuz ise açık bir şekilde Müslüman kardeşlerimize yönelik eşcinselliği düşünmeye bir çağrıdır. Sizi yıllarca kandırdılar kardeşlerim. Sizler uzunca bir süredir Google da “İslam” ve “eşcinsellik” kelimelerini girdiğiniz vakit eşcinsellerin Dr. Yusuf Karaçay’ın açıklamasıyla “bağırsak paraziti sebebiyle” eşcinsel olduğunu okudunuz. Eşcinselliği ismi geçen zatın kendi tabiriyle “anüs kaşıntısı” zanneden bir anlayış sizi yıllardır yanıltıyor kardeşim; yoksa Allah Lut kavmini değil bağırsak parazitlerini helak ederdi… kadın eşcinselliği üzerine lütfen düşünün. Kadın eşcinselliği üzerine biraz olsun düşünürseniz eğer, o helak edilen kavmin aslında neden helak edildiğini de idrak edersiniz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="right"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;gayderviş&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="left"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-5845261371744010228?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/5845261371744010228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/04/gercekten-escinsel-miydiler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5845261371744010228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5845261371744010228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/04/gercekten-escinsel-miydiler.html' title='Gerçekten Eşcinsel miydiler?'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S87orKuWY-I/AAAAAAAAAO8/iFKrQX00vHE/s72-c/800px-john_martin_-_sodom_and_gomorrah.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-5309918343148204954</id><published>2010-04-03T15:39:00.006+03:00</published><updated>2010-04-03T17:43:34.856+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gayderviş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='homofobi'/><title type='text'>Homofobi ve İman</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S7c4RlCvC-I/AAAAAAAAAO0/YkeWPekmLM0/s1600/tes.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 298px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455891348235160546" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S7c4RlCvC-I/AAAAAAAAAO0/YkeWPekmLM0/s400/tes.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;"&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Son zamanlarda kimileri “Müslümanlar ve eşcinseller” şeklinde ikili bir dil kullanmaya başladı. Bu ikili dilin sahipleri sözüm ona dindar kalem sahipleri ve lgbtt aktivistleridir. Bu ikili karşıtlık içeren dili reddetmek, Müslüman eşcinseller açısından imani bir yükümlülüktür.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Bugünler itikadi açıdan homofobinin nasıl bir iman zedeleyen canavara döndüğünün ortaya çıktığı günlerdir. Homofobi kavramı lgbtt aktivistleri tarafından hiçbir zaman imanı zedeleyen bir fikir olarak ortaya serilmemiştir. Belki de böyle bir kaygı zaten hiç yaşamamışlardır. Biz Müslüman eşcinseller ise homofobinin imani açıdan reddedilmesi gerekilen bir durum olarak gündemimize almak zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Müslümanların şu soruyu sorması gerekir: “Müslümanlar ve eşcinseller” diye konuşan homofobik bir imamın arkasında namaz kılınır mı? Allah’tan başka bir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna şehadet getiren bir kişi, sırf eşcinsel olduğu için din dairesinin dışına mı çıkmıştır ki, o eşcinsel kişi hakkında konuşurken Müslüman sıfatını kullanamamaktayız? Bu itikadi bir sorundur. Şehadet getirmiş bir eşcinsel hakkında konuşurken, onu Müslüman olduğu halde ısrarla Müslüman olarak görmeyip birde Müslüman karşıtı şeklinde konumlandırmayı artık bir homofobi olarak açıkça tanımlamak zorundayız. İman sahibi eşcinsel kişiyi İslam karşıtı bir kişi olarak konumlandıran bir imamın arkasın da saf tutulur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada eşcinsel cinsel pratiğin fıkhi açıdan değerlendirmesini yapmıyoruz. Müslüman eşcinsel kişinin imanının yok sayılmasının itikadi açıdan durumunu sorguluyoruz. Bir Müslüman hangi hal üzere olursa olsun, kalbinde Allah ve Resulünün (s.a.v) sevgisi varken Müslüman cemaatinin dışında tutulabilir mi? Allah ve Resulünün (s.a.v) sözü edildiği vakit saygı ile dinleyen ve müşrikler gibi asla ama asla dalga geçmeyen, karşı çıkmayan ve daha da önemlisi dalga geçene ve karşı çıkana eliyle, diliyle ve kalbiyle karşı koyan bir Müslüman sadece eşcinsel olduğu için Müslüman cemaatinin dışında mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sualin öncelikle itikadi açıdan cevabını bekleriz. Çünkü karşımızda itikadi açıdan kimlerin var olduğunu bilmek bizim bir hakkımızdır. Zamane mutezilleri ve haricileri ne derse desin biz imanımızdan eminiz ve bugün açıkça görmekteyiz ki homofobi itikadi bir sorundur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;br /&gt;Mazlum-Der, karı koca Dilipaklar ve Hilal Kaplan gibi kimi kişi ve kurumlar bugünlerde Müslüman eşcinselleri hiçe sayarak bir ikili dil kullanmaya başlamışlardır. Bu ikili dil muhatap aldıkları lgbtt aktivistleri açısından belki de doğru olabilir. Yalnız bilinmelidir ki iman kaygısı gütmeyen çevreler öncelikle iman kaygısı gütmedikleri için eleştirilmelidir. İnanç kaygısı olmayan bir eşcinselin eşcinselliği değil belirttiğim kaygısızlığıdır aslolan. Karşınızda sürekli olarak kaygısız eşcinsel görmekten mütevellit nasıl olurda inançlı eşcinselleri hiçe sayarak söz ve tutumlarda bulunabilirsiniz? Bunun cevabını biliyoruz. İtikadi açıdan homofobinin değerlendirmesini yapmadığınız için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık geriye dönülmez bir durumun içindeyiz. Müslüman eşcinseller vardır. Müslüman eşcinseller inanç kaygısı olmadığı için lgbtt aktivistleri ile yollarını ayırmıştır. İnanç kaygısı Müslüman eşcinseller açısından asıl belirleyici olan haldir. Bundan dolayı heteroseksüel Müslümanlarında yollarını belirlemelerini isteriz. Bu homofobinin itikadi açıdan değerlendirilmesidir. Mazlum-Der, Hilal Kaplan ve Dilipaklar artık karar verin; harici misiniz, mutezile mi? Ya da “BİZ”den mi?&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;gayderviş&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-5309918343148204954?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/5309918343148204954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/04/homofobi-ve-iman.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5309918343148204954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5309918343148204954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/04/homofobi-ve-iman.html' title='Homofobi ve İman'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S7c4RlCvC-I/AAAAAAAAAO0/YkeWPekmLM0/s72-c/tes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8897237452037121133</id><published>2010-03-31T13:01:00.005+03:00</published><updated>2010-04-03T17:43:52.933+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Tarafların Hepsi Olabilmek</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://waitingforthecall.files.wordpress.com/2008/05/conflict.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 451px; DISPLAY: block; HEIGHT: 302px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://waitingforthecall.files.wordpress.com/2008/05/conflict.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğruluk, imanın hassasıdır. doğruyu söyleyen ve rengini belli eden kendini ortaya koymuştur. kendini tarif eder ve yaşar. eğer böyle kabul edilmez, itelenir, ötelenir yalanlanır, baskı görürse, suret-i haktan görünür. o görüntü altında yine yaşar. hem de illegal ve toplumun zararına olarak yaşar. aile yapısının zararına olarak yaşar. o gizlilik altında heveslerinin esiri olarak yaşar. herkese hak verilip, kendisinden esirgendiği için topluma düşman olarak yaşar, Allaha düşman olarak yaşar. bu ise hem kendine hem milletine zarardır. cessurlar çıkıp farklı olan dini milli yada cinsel kimliğini ilan ettiğinde onun desteklenmesi ve sistemle, toplumla bağ kurabilmesine kapı açmak gerekir. bu ardından gizli ve yalancı pek çok insanı da ihlasa ve olduğu gibi görünmeye meylettirir. farklıların sayıları artmaz. zaten var olanlar, görünür olurlar. ferd de emin olur, toplum da emin olur. bu son derece açık ve anlaşılır ifadeyi kullanmaktan korkmamak lazım. eğer korkarsak bundan yararlanacaklara fırsat vermiş oluruz. tüm toplum olarak yeni yalanlara fırsat vermiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öte yandan her doğru her yerde söylenmez. makam ve yeri geldikçe bu mesele dillendirilip ifade edilir, konu başlığı ne ise o başlık altında farklılıklar dillendirilir, diğer başlıklarda kişi kendini o büyük payda içine koyar. tüm farklılıkları kendinde toplama gayreti yalnızca maceradır. böylesi kişilerin bazı kimlikleri ile toplum genelinden olması sağlanmalıdır. çünkü ortalamadan hiç hissesi olmayanın bu millet adına genelleme yapmaya hakkı olmaz. bu sebeple ne kendimizi ne çevremizi mülteci konumuna düşürmemek gerekir. doğru yerde doğruları işitmek ve doğru konuşmak hayata hayat katar, dini dalgalandırır, milleti yüceltir, beklediğimiz ve hedeflediğimiz toplumu oluşturur. böylece farklı olanlar da kendi ahlak algılarında toplanabilirler. bu ortak algı, başarılı, toplumla uyumlu rol modellerle desteklenirse o vatan farklılıkların tahribatından kurtulur, artık kocaman bir akrabalar topluluğu olur. diğerini ahlaksızlıkla ve bana benzememekle suçlamaya gerek kalmaz, çünkü o diğeri için artık diğerleri vardır. bu yüzden dindar kesimden ara sıra birlerinin ağzından dökülen eşcinselleri hasta saymak ifadelerini son derece yanlış ve üzücü buluyorum. elin memleketindeki eşcinsele hasta demeden önce kendi akrabasına ve evladına ve kendi tarihine bakıp öyle konuşmak lazım. eşcinseller arasından güya müdafaa edeceğim diyerek dine "dogma" diyenleri yanlış ve üzücü bulduğum gibi... içinde yüzlerce "akletmiyor musunuz?, görmüyor musunuz?, idrak etmiyor musunuz?" diye ayeti bulunan islam'a elbette böyle bakılmaz. biraz daha netleştirmek için şöyle baksak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimi desteklersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapısına gelen muhtaca cevap vereni mi? yoksa "böyle düşmeyi sen haketmişsin" deyip problemini yüzüne söyleyeni mi?&lt;br /&gt;hastayım diyene el uzatanı mı? sen hastasın diyerek hastalık altından karşısındakini alçaltanı mı?&lt;br /&gt;"farklı olmak, insan olmanın üstünde değildir" diyeni mi? "bana garip ve acayip gelen yokolsun" diyeni mi?&lt;br /&gt;hukuki eşitlik insanlığın özüdür diyeni mi? diri diri toprağa gömülen kız ise "yazık", eşcinsel ise "layıktır" diyeni mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya hak huzuruna durduğumuzda ne düşünürsün?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;rabbimiz tüm kusurumuzla senin huzurunda gönlümüzü ortaya koyuyoruz diye mi? bizi ezdiler, ama onların ezilmek haklarıydı diye mi?&lt;br /&gt;rabbimiz tüm acizliğimizle sana ihtiyacımız, bize rızan gerek diye mi? "onları kahret, bizleri de onlara sultan et" diye mi?&lt;br /&gt;rabbimiz hidayet verip bizi doğru yola sen eriştirirsin diye mi? sen bize nimetleri ver, biz zaten onları nasıl kullanacağımızı biliriz diye mi?&lt;br /&gt;rabbimiz zorlukları sen çözersin, düğümleri sen açarsın diye mi? düğümlere ya göz kapar, ya kördüğüm edip koparırım diye mi?&lt;br /&gt;rabbimiz nefsimizi bize sen bildirirsin, biz de onunla seni biliriz diye mi? "nefsi olan düşünsün, ben Allah ne diyorsa, zaten onu tam yapıyorum" diye mi?&lt;br /&gt;rabbimiz değil senin fiiline karışmak, niyetim bile senin sanatına gölge düşürmesin diye mi? "bunlar nasıl olduysa hatalı olmuşlar, onları da bizim gibi doğru et" diye mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elbette cümlelerin süsüne bakmadan onların alt metinlerinde veya içlerinde ve derinlerinde gizledikleri manaları kalp farkeder. mazlum zulme uğramış kimsedir. ister kerbelada çırılçıplak sürülüyor olsun, ister sahrada bir avuç su arıyor olsun, ister yakılacağı fırının önünde boynu bükük bekliyor olsun, ister sürüleceği buzullara doğru sonuna bakar gibi bakıyor olsun, ister gömüleceği çukura ne için gireceğini bilmiyor olsun, ister hazırlanan darağacına kendini ifade edemeden götürülüyor olsun... tüm mazlumlar, zulmün şekli ne olursa olsun birdirler. Allahın kendi mahlukuna sevgisi varken, zulmü karşılamışlardır. maddeten boyunları eğri olsa da manen dimdiktir. tarih onları hep saygı ile anar. şu gördüğümüz hassas alem, ardında ince bir hesap gerektirir. bir büyük mahkeme onların hukukunu düzeltir. öyle ki "boynuzsuz koyunun, boynuzludan hakkı alınır". bir yüksek meclisde hakkı ilan edilir. eskiler derler ki, "işte o günü hesab etmeyen, dünyada paşa olsa da orada gedadır". en büyük müflis, krizde yada tecrübesizlikte batan esnaf değil, o büyük mahkemede elinde bir şey kalmayandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birbirimizi anlamaya gayret göstermenin şimdi zamanıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8897237452037121133?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8897237452037121133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/03/taraflarn-hepsi-olabilmek.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8897237452037121133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8897237452037121133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/03/taraflarn-hepsi-olabilmek.html' title='Tarafların Hepsi Olabilmek'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4089974409542585912</id><published>2010-03-08T23:32:00.003+02:00</published><updated>2010-04-03T17:44:28.628+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>CinselSİZlik</title><content type='html'>&lt;a href="http://olpckenema.files.wordpress.com/2009/05/world-peace1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 265px; DISPLAY: block; HEIGHT: 283px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://olpckenema.files.wordpress.com/2009/05/world-peace1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;insanın kişiliğini oluşturan her duyu ve algısı onu tarif eder. karakterini belirler. diğer insanlar ile de ortak ise bu özelliğe bir isim vermek mümkün olur. bu ortak isimlendirilmiş algılar hayata ve toplumsal paydaya katıldığında artık birer kimliktir. her kimlik kısmen ideal bir klişeyi akla getirir. kimliğimizle o klişeden bir mananın bizde de varolduğunu topluma ifade eder. böylece tanınır ve biliniriz. eğer bu kimlikler kabul görür ve fiillerimiz takdir görür hatta bu takdirle rol model olur ve örnek kişilik olarak sunulursak o zaman o toplumsal klişeye biz de bir şeyler katmış oluruz. kişisel başarılarımızla kendi gelişimimiz yerini bulurken toplumsal ilerlemeye de katkı sağlamış oluruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tersine, insan, kendi kişiliğini tarif ederken kendi ruhunun tuğlalarından bazıları toplum tarafından beğenilmiyor sanılırsa, o zaman karakterinin o bölümü karanlık kalır. hareketlerine yansıyan kısmı anlaşılmaz hale gelir. hazımsız çelişkili ve hırçın bir davranış şekli ortaya çıkar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;genç bir bireyin kendini tanırken kendi bedeni ruhu ve algılarını tarif ederken barışık olması gerekir. ünvan ve sıfatlarını inceden inceye tetkik etmesi gerekir. bu ünvanlardan doğan fiillerden hemen panikle en nefret edilenini kendinde görmek kendini ifade etmesinde boşluklar meydana getirir. oysa kendinde varolduğunu gördüğü bu kabiliyetlerin güzel fiiller olarak ortaya çıkmasını Allahtan dilemeli, hem cesaretle isteyebilmelidir. çekinerek atladığı her algı onun tabuları olur. nefret edilesi ve aşağılandığını düşündüğü fiili kendinde her gördüğünde duyduğunda yada temas ettiğinde kendi karaketerinde de o tabu olan vasfın varlığını dehşetle görür ve kendisinden kaçar. hayali o nefrete uygun sahneler dokur ve o girdaba doğru çekilir. bunu tekrarlarsa fıkıhtaki "vesvese" marazının müptelası olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;işte bugün cinselliği cinsel fiille bir tutup kirli sayan ve bilinç altında böyle bir pis şeyi kendisi ile bağdaştıramayan kişilerin neticesi budur. iffetli bir kız yetiştireceğim derken kızının mahrem hayatını mahveden cehalet budur. eşcinselliği hastalıkla bir görüp terapi yada muska ile iyileştirmeye çalışıp ruhu bin parça eden homofobi budur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kişisel olarak cinselliği algımız bize hastır ve toplumla aynı olması zaten beklenmez. ahlak bahanesi ile kişilerden daha az bir cinsellik seviyesi istenemeyeceği gibi, cinsel kimliksiz bir hayat da istenemez. bu kişinin varolma hakkını yoksaymaktır. toplumu korumak için korunacak o toplumun değerlerinin ortaya çıkmış olması gerekir. hepsi birer değer olan tüm kimlikler belirlenmeden, sayılmadan, ortaya konulmadan toplumun korunması söz konusu olamaz. buna cürret etmek topluma yalanı, kişiye vesveseyi bulaştırmaktan başka netice vermez.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kadın kendini her kesimde ifade edemezse onun için bir ahlaktan bahsedilemez, sadece erkeğin ona çizdiği uygunsuz elbiseyi giymiş olur. böyle uyumsuz bir toplumun asr-ı saadetin cesaretini, endülüsün hararetini, ecdadının hayat algısını taşıması beklenemez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;eşcinsel kendini her kesimde ifade edemezse onun için de bir ahlaktan bahsedilemez. toplumun mühendisleri tarafından ona biçilmiş yarım yamalak elbise içinde kendini kendinden başka birisi olarak göstermeyi öğrenir. bu da toplumu yalancı ve riyakar yapar. dışarıdan bakılınca istendiği gibi görünen, içeride açlık ve iştahlarından yanardağlar patlayan, ama ulaşamadığı fantazilerini dinine kurban etmiş, ama dine fantazileri için düşman olmuş her aç kişiliğin bu denli yaralı hale gelmesi ise bu vatan için zarardır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evlatlarına ne olduğuna bakmaksızın kadir kıymet veren milletler onların omzunda yükselirken, evlatlarını yalana ve kişiliksizliğe itenleri yalanlar ve sonucunda boğuşmalar bekler. birbirinin her güzel hareketini silen bir buhran o memleketi hapseder. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;gelecek işte şimdi, burada ekilenlerle başlar. nasıl bir gelecek inşa edeceksek, onun taşları olan kimlikleri de tüm güzellikleri ile kabul etmeli, filleri ve ortaya çıkış şekilleri konusunda evlatlarımıza güvenmeliyiz. onlara yasakları değil, değerleri öğretmeli, kimliklerinin yüzünü nasıl hak rızasına çevirmelerini öğretmeliyiz. kulluk istemekten geçer. hakkı talep etmek ona doğru atılacak en doğru adımdır. medeniyet ise haktan doğar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;reddeden yok sayan değil, varlığı kucaklayan bir şefkat talep ediyorum. öyle bir barış ki, herkese gelsin, öyle bir hürriyet ki herkes faydalansın... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4089974409542585912?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4089974409542585912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/03/cinselsizlik.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4089974409542585912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4089974409542585912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/03/cinselsizlik.html' title='CinselSİZlik'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3316695218115611796</id><published>2010-02-17T10:13:00.005+02:00</published><updated>2010-04-03T17:44:39.701+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Rüzgara Karşı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://farm1.static.flickr.com/203/460113833_f4e266ecfc_b.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 430px; DISPLAY: block; HEIGHT: 323px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/203/460113833_f4e266ecfc_b.jpg" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;/a&gt;devlet çok değişik bir kavram. ortak bir tanımı olsa da, herkes o tanımın bir köşesinden daha sıkı kavrıyor. bir başka değişik kavram olan toplum, içinde yaşadığımız kuşaklar olsa da, o da tüm katmanları ile çok farklı desenler gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içlerinde birbirine zıt söylemleri olsa da, herkes insani yaşam paydasında buluşuyor. işte bu payda eğer bireye ulaşabiliyor ise, ortalama istifadeden hissesi az olsun çok olsun, yurdumdan yaşamak keyifli hale geliyor. bu payda ise devletin teminatı altındadır, öyle de olmalıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu güzel ortamda, hürriyet adı altında, bir kesimi yoketmek için yapılan faaliyetler de iklimden istifade ile tarlaları basan zararlı otlar gibi türüyor. "ama herkese hürriyet var, madem öle biz de sesimizi çıkarma hakkına sahibiz, biz de muhalefet ettiğimiz fikri yoketmeye çalışıyoruz" adı altında hedef kitleye sinsice pusular kuruluyor. normalde bu durum hukuki refleksleri atak ülkelerde çarçabuk bertaraf ediliyor. çünkü asıl olan varlığınızın temellerini kavramak ve kişiliğinizle barışık, hayat algınızla sağlıklı olarak genel paydadan hissenizi almak ve toplumsal paydaya katılmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dini ve milli kimlikler gibi cinsel kimliklerde de aynı hürriyet talebi, bu talebi bozmak ve ifsad etmek gayretleri, sonuçsuzluğa mahkum edip varolandan beslenmeye devam etmek halleri ortaya dökülmektedir. devletin hukuki reflekslerde geç kalması ise tahminlerin ötesinde insanın canına malolmakta, aileler parçalanmakta, toplum yara almaktadır. bu refleksin, hürriyet talebine dikkatle baktığında doğru görmesi ve hak ile batılı birbirinden ayırması hayati bir karardır. belirsizlikten ve bulanık anlardan yararlanan çevreler ise kısa zamanda maddi çıkarlar elde edecek yöntemler geliştirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimisi cinsel kimliği reddeder. bunun için acımasızca şok tedavileri ve işkence adına tüm tıbbi denemeleri yapıp, hedefteki zavallıyı posaya çevirip, "çocuğunuzun tedaviye tepkisi bu şekilde oldu" deyip işine bakar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha sinsi bir kısmı, "cinsel kimliklere saygılıyız. ama görüyorsunuz ki çok sıkıntılıdır. öyle ise bunu göstermemeyi öğretip, bir nevi onarım yaparak, normal hale getirebiliriz. isteyin, isterseniz yaparsınız" diyerek meçhul bir programı, tıbbi kelimelerle süsleyip servet avına çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmin bu kadar pespaye edilip ayağa düşürülmesi nasıl ciddi bilim adamlarını yaralıyor ise, dinin de bu şekilde kullanılması ciddi din adamlarını incitiyor. çünkü cinsel kimliğinden ailesinin menun olmadığı bir çocuğun bu adamların eline düşmesi yeterince büyük bir dramdır. kendini kafir zanneden, her aldığı nefes hayatına yük olan, mahçubiyet karanlıklarında, normal hiç bir şeyi düşünemez hale gelen, sıkıntılı saplantılı bireyler yetiştirmenin hiç kimseye faydası yoktur. "ben öle değilim ki, her aklıma geldikçe abdest alıyorum" deyip, tüm gün suları başından yıkanmışçasına damlayan, kendini cehennemde kabul edip kura kura sağlığını bozan, okuduğunun manasından kendisi cahil, kıraatsız tecvidsiz adamdan medet bakleyip, kendi akibetini hazırlayan bu zavallı insanlar, sadece cehalet kurbanıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunun daha sinsi uygulanışı ortaya çıkmakta, "bundan sıkıntı duymuyor musunuz? madem durumunuzu zordur o zaman niye kur'andan yararlanmıyorsunuz. işte bu duaları okuyun, parasal bağışlarınızla devam ediyoruz" diyen ilanları ile biçarelere pusular kurulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimlikler olarak yukarıdaki şablona ne koysanız ona uygun bir vartanın varlığına hemen ulaşırsınız. kendi cinselliğini yeni farkeden heyecanlı bir genç bayan, yada özelini cahil çevresi ile paylaşan bir eşcinsel kısa zamanda bu tehlikelere yakınlaşır. sonrasında gencecik insanların uzun ve çileli hayatı başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şunu açık ve net ortaya koymak gerekir ki, biz sıkıntıdayız. bu sıkıntı bizim kendimizi kabulümüzden değil, çevremizin bizim kimliğimizi kabul etmeyişinden kaynaklanıyor. karşılaşılan red ediliş öyle büyük oluyor ki, birey yalanlarla ve yapmacık rollerle şiddet hedefi olmaktan kaçınmaya uğraşıyor. çevremiz, bireysel olarak bize değer vermeyip, kulaktan dolma yada kendi önyargıları ile verdiği kararla bize muamele ediyor. insani kıymetimizin özellikle kanunla henüz taahhüt altına alınmayışı da fırsatçıların işine geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çözüm ise birbirimize sahip çıkmaktır. ailemizin bize sahip çıkmasıdır. aile olarak çocuğumuza sahip çıkmaktır. kimliğimize ve bu kimliğin bize kattığına bakmadan, önyargılara kapılmadan sahip çıkmasıdır. karakteri ifade ederken kullanılan kimlikler insana değer biçmek için değil, onu anlamak için kullanılmalıdır. birbirini anlayan, evladını anlayan, çevresini anlayan, sahip çıkanlar anılmaya, hatırlanmaya ve saygıya layıktırlar. kendimizi sevdiğimizi hayatımızı paylaştığımızı onurumuzla yaşamak ve korkmadan ürkmeden neşe ile topluma katılmak sadece bireysel bir kazanç değil, tüm milletin kazancıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diri diri gömülen, yakılan, öldürülen, boğulan kardeşimiz kızımız oğlumuz değil insanlığımızdır. bu cahiliye asrı karanlığından, ayakları gerçeğe basan gözleri cenneti gören insanlığa çıkmak herzaman Kur'an ile mümkündür. birbirine kurşunla tutturulmuş tuğlalar gibi sımsıkı kardeşlik bağları ve sahiplilik bizi de toplumumuzu da adım adım gerçek medeniyete götürecektir. genç kızları fuhuştan korumak diri diri gömerek sağlanamayacağı gibi, genç eşcinsel erkekleri de fuhuştan korumak onları öldürerek, terapi ile benliklerini silerek veya riyakarlık öğreterek sağlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aksini geveleyenler, her türlü kimliğin bir şekilde genel içinde sessiz kalmasını isteyenler, güya edep bahaneleri ile aslında varolanı dillendirmeyip, sindirenler tarihten de silinmeye layıktırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdilik bu sert esen rüzgarlar hiç ümitsizlik vermesin. biliyorsunuz rüzgarda büyüyen ağaç, derin köklü olur. dikilmenin kıymetini bilir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3316695218115611796?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3316695218115611796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/02/ruzgara-kars.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3316695218115611796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3316695218115611796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/02/ruzgara-kars.html' title='Rüzgara Karşı'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm1.static.flickr.com/203/460113833_f4e266ecfc_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3195819883096460963</id><published>2010-02-05T14:11:00.009+02:00</published><updated>2010-04-03T17:46:17.005+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzmanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><title type='text'>Uzman Gözüyle Eşcinsellik 2</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ineedmyfeet.com/images/your_diabetes_expert_foot_doctor.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 425px; DISPLAY: block; HEIGHT: 282px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.ineedmyfeet.com/images/your_diabetes_expert_foot_doctor.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://gayislam.blogspot.com/2009/06/escinseller-ne-isterler.html"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;"Eşcinseller ne isterler?"&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; başlıklı yazıma yollanan yorumu sizinle paylaşıyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Selamlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bloğu yeni görüyorum. Konuya gerçekten hassas bir yürekle yaklaşan blog sahibine teşekkür ediyorum. Çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Özellikle Müslümanlara kutsal kitaplarında anlatılan öykülerin, verilen misallerin bir amacı olduğunu yeniden ve en azından bana hissettirdiği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer anımsarsak Kuran’daki tüm öyküler, dışlanan ve ötekileştirilen bir azınlığın toplumsal zemindeki haklarının korunmasını örnekler. Bu azınlık kurandaki ifade ile "şehrin ileri gelenleri" yani iktidarı ellerinde tutanların yarattığı zulüm ve kaostan mağdur olan bir kesimdir. Ben kurandaki örneklerin televizyonun olmadığı bir dönemde insanlar sıkılmasın diye anlatılan olaylar olduğuna inanmıyorum. Her öykünün dinleyene aktarmak istediği bir ruhu, bir mesajı vardır. Mekke’deki zenginler, "davasından" vazgeçmesi için Muhammed peygambere sosyal ve ekonomik bir statü teklif ettiklerinde korktukları bir köle ile aynı kefeye konup konmayacaklarıydı. Yani itiraz ettikleri sadece her şeyi yaratan tek bir tanrı değil her şeyin aynı tanrı tarafından yaratılması ile kutsanması ve devamında gelen eşit olma endişesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an Müslümanların özellikle geyler konusundaki tutumu Hitler’in soykırımını tüm dünyaya yangılı yangılı anlatan İsrail Devletinin aynısını Filistinlilere yapmakta hiçbir sakınca görmemelerine benziyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Peygamber dönemini biraz araştırırsak müşrik zihniyetinin ne olduğu oldukça açık örneklerle betimlenmiştir. En az iki yıl Müslümanları Mekke’de bir mahallede hapseden, yok sayan, yok etmeye çalışan zihniyeti eğer bu ilahi mesaja bağlı insanlar olarak kınıyorsak bir benzerini yıllar sonra üretip üretmediğimiz konusunda bir hassasiyet geliştirmiş olmamız beklenir diye düşünüyorum. Bu bloğa yazmak istedim çünkü bana Allah’ın neden yeniden bir kitap indirdiğini anımsattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Pınar hanımın bazı sorularına belki bir yanıt verebilirim diye düşündüğüm için de buraya yazmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir İslam hukukçusu (fakih) olmadığım için nikah gibi bir olgu hakkında fikir belirtmem çok şahsi olmaktan öteye gitmez. Ancak bir psikolog olduğum için gey çiftlerin heteroseksüel çocuklara nasıl model olabilecekleri konusunda, alanımdan hareketle bildiklerimi paylaşabilirim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;İnsanların çocukken karşılaştıkları özellikle anne-babalarını rol model aldıkları kesin bir gerçek. Konuşma tonlamasına varana kadar hepimiz ebeveynlerimizi önce taklit sonra ustalaşma yolu ile rol model olarak aldık ve içselleştirdik. Ancak rol modelin işlevi ile ilgili gözlemler sanılanın aksine rol modellerin aynen içe aktarılmadığını gösteriyor. Bu basit bir örnekle önünüzdeki modelin “ne yapacağınız” konusunda size ilham verebileceği gibi “ne yapmayacağınız” konusunda da bilgi veriyor oluşu ile somutlanabilir. Tersi bir mekanizma ile hepimizin sadece anne- babalarını taklit eden ve bir tornadan çıkmış insanlar olmamız gerekirdi. Ayrıca, anne-babalarımızın da anne-babaları vardı. Ebeveyn sayısının tarihte geriye gidersek azaldığı göz önüne alınırsa, rol modellerin çocuklara aynen geçtikleri yaklaşımı şu an gördüğümüz insan çeşitliliğini açıklamakta oldukça yetersiz kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda nasıl farklılaşıyoruz? Hangi mekanizma rol modellerin bazı özeliklerini aynen almamızı sağlarken, bazılarına nötr kalmamızı ve bazılarının ise tam tersini yapmamızı sağlıyor diye sormamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;Burada işleyen mekanizma kendi öz benliğimiz ve onun özelikleri ile açıklanabilir. Toplumsal rol modellerin kaçınılmaz bir şekilde tekrarlandığını varsayarsak örneğin putperest bir toplumda peygamberlerin vahiy inmeden de putperest geleneklere karşı bir itilme hissetliklerini öne süren savlarımızı yeniden değerlendirmemiz gerekecektir. Ya da neden et obur bir ailede etten midesi bulanan çocuklar olduğu gibi sık rastlanan kişilik özelliklerini de görmezden gelmemiz gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri uzatmak mümkün ama Pınar Hanımın sorusu özeline dönersek; rol modelin kesin belirleyici olduğu önermesi heteroseksüel ailelerce yetiştirilen bazı çocukların neden heteroseksüel olmadıkları açıklayamaması açısından oldukça tartışmalıdır. Eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine izin veren ülkelerdeki gözlemler de bu çiftler tarafından yetiştirilen her çocuğun ebeveynlerinin cinsel yönelimleri özdeşleşmediklerini göstermektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;Dolayısı ile Pınar Hanımın sorduğu sorunun psikoloji alanındaki gözlemlere göre yanıtı bir çocuğun cinsel yönelimini belirleyen faktörün ebeveynlerin cinsel yönelimi olmadığı yönündedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;Eğer gey ebeveynler, bazı heteroseksüel ebeveynler gibi çocuklarının cinsel yönelimini kendi doğrularına göre şekillendirmek istemezse, çocuklarını ancak büyütebileceklerini ama onların yapısını seçemeyecekleri noktasında olgun kalabilirlerse çocuklar kendi doğalarındaki arzu ve ihtiyaçları anlayabilme kabiliyetleri nedeni ile kendi yollarında mutlu, sağlıklı ve üretken bireyler olarak yürüyebileceklerdir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;Sonuç olarak Pınar Hanımın sorduğu soru önyargısız bir gözle bakıldığında görülebilecek bir olguyu değil toplumsal olarak duyulan bir korkuyu ve dolayısı ile tehdidi gündeme getirmektedir: Heteroseksüel olmayan çocuklar ailelerindeki patolojik karakterler ya da travmatik (taciz, tecavüz gibi) yaşantılar nedeniyle normalden sapmıştır. Oysa görünen odur ki bir insanın küçük yaşta yaşadığı travmatik cinsel saldırılar kişinin cinsel yönelimini değil bir diğeri ile sağlıklı ilişki kurabilme kapasitesini zedelemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rol modelin belirleyiciliği ile ilgili bir başka argüman da gey erkek çocuklar ile babaları arasındaki ilişkiden hareket eder. Bu sav, gey erkek çocukların sert ve acımasız babaları nedeniyle “normalden saptıklarını” önerir. Oysa geleneksel babaların eşcinselliği “sapıklık ve aşağılayıcı” bir yaşantı olarak algılaması nedeniyle gey erkek çocuklarını dışlamış olmaları da aradaki İlişki kopukluğunu açıklayabilecek bir diğer önermedir ve her gey erkekle babası arasındaki sistemi görünür kılan bir bakış açısı değildir. Ayrıca, baba-oğul ilişkisindeki kopuklukların cinsel yönelimin değişmesini sağlayabileceğini öne sürersek, babası ile çatışmalı heteroseksüel erkeklerin ya da annesi ile çatışmalı heteroseksüel kadınların durumunu açıklamakta yetersiz görünen ve sadece eşcinselleri dışlayan bir bakış açısı geliştirmiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;Üstelik bu argüman, gey çocukları olan bir çok anne-babayı derin bir suçlulukla yöneterek, çocuklarını reddetmeye, görmezden gelmeye, değiştirmeye ve gerekirse yok etmeye neden olduğu için eşcinselliği yok etmek isteyen sistemin etkin bir parçası olarak işlevsel de görünmektedir. Böylelikle farklı çocukların ilk törpülenişi "acımasız" bir şekilde ebeveynlerin üzerine yıkılmakta ve eğer iyi bir anne-baba olmak istiyorlarsa çocukların kendi elleri ile dışlamaları, değiştirmeleri, reddetmeleri ya da son noktada yok etmeleri ilk önce onlardan beklenmektedir. Bu beklentinin bir anne*baba için ne kadar zedeleyici olabileceğini tahmin etmek çok zor değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar Hanımın bir diğer sorusuna gelirsek, gey ilişkilerin toplumsal görünürlüğündeki artışla birlikte geylerin sayısında artış olacağı şeklinde ifade bulan endişesi ise gerçek bir işleyiş olmaktan çok eşcinselliğin yok edilmesi gereken bir sapıklık ya da hastalık olduğu argümanını savunan korku dolu zihniyetin başka bir kaygı ve denetim mekanizması olarak görünmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal görünürlüğün cinsel yönelimi belirleyebilmesi, heteroseksüel görünürlüğün “mutlak” kabul edildiği ve izin verildiği, desteklendiği, ortaya konduğu bir toplumsal yapıda eşcinsel yönelimin neden ortaya çıktığını açıklamakta oldukça yetersizdir. Bu durumda, eşcinsel bireylerin görünürlüğündeki artışın, eşcinsel olanların sayısında bir artışa değil eşcinsel olduklarını saklayanların sayısında bir azalmaya neden olmasını öngörebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#6600cc;"&gt;Kuran incelemeleri ebedi cehennem sözünün sadece kafirlere vaat edildiğini ortaya koyar. Ve kafirliğin tanımını ‘Tek Tanrı’nın kabul edilmemesi, ona ortak koşulmaması ve ondan ümit kesilmemesi” ile sınırlar. Kafirlerin “derin bir ayrılık içine debelendikleri acının (Şikak: Bölünme, ayrılma) ) kaynağı ise Allah’tan ayrılık değil kendi içlerindeki bir yanlarından ayrılıktır. Çünkü Allah kendisinden ayrı kalmamızın teorik ve pratik olmadığı bir şekilde her zerrede mevcuttur ifadesi yine Kuran'dan erişebileceğimiz bir diğer ifadedir. Bu nedenle “biz Müslüman olduk” ifadesinde “teslim olunan gerçek” kişinin dışındaki tek tanrı kavramı olmaktan çok kendi benliğindeki farkındalığı kabul edebilmesi olarak da anlaşılabilir. (Müslüman: Teslim olmuş anlamındadır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendi benliğindeki özünü fark edip onu toplumsal olana ilan etmesini emreden bir tanrının öğretisini, insanların kendi benliklerinde hissettikleri bir gerçeği saklamaları ya da inkar etmeleri şeklinde tefsir etmek bu açıdan bakınca kendisi ile derin bir ayrılığa düşmüş yani ruhen hastalanmış bireyler üretmekle eşanlamlı görünmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alemlere rahmet ve kurtarıcı olarak gönderildiği söylemi ile kıvanç duyduğumuz ilahi mesajın, hasta ve hastalandırıcı bir sisteme hizmet edebiliyor olması bir Müslüman olarak benim baştan karşı çıkmam ve her şekilde sorgulamam gereken bir iddiadır diye yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog sahibi arkadaşın isabetli bir şekilde ortaya koyduğu gibi kimsenin İslam’a eşcinselliği sokma gayreti yoktur. Münafıklık olarak tanımlanan bu kişilik yapısı kafirlikten de beter bir şekilde yerilirken buna en azından benim şahsi bir cesaretim olmadığını buradan ifade etmek isterim. Ancak blog sahibi arkadaşın ifade ettiği çabasında yanında olmayı oldukça mümince bir davranış ve bir cihad olarak gördüğümü de ifade etmek isterim. Amaç İslam’a eşcinselliği sokmak değil, amaç yerilen ve her zaman yaralayıcı bir alışkanlık olan bir yalanı toplumsal yapıdan kaldırmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psk. Mahmut Şefik Nil &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color:gray;"&gt;&lt;span style="color:#888888;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000000;"&gt;bu değerli paylaşımdan dolayı teşekkür eder, desteğinin devamını ve yorumlarını dilerim...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#888888;"&gt;&lt;span style="color:gray;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3195819883096460963?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3195819883096460963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/02/uzman-gozuyle-escinsellik-2.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3195819883096460963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3195819883096460963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/02/uzman-gozuyle-escinsellik-2.html' title='Uzman Gözüyle Eşcinsellik 2'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4586932591934468717</id><published>2010-02-02T12:07:00.008+02:00</published><updated>2010-04-03T17:46:34.147+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Hürriyet</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S2gQeae3DoI/AAAAAAAAANk/jqwG_Qk1jAE/s1600-h/the-broken-chain.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433611065113382530" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S2gQeae3DoI/AAAAAAAAANk/jqwG_Qk1jAE/s400/the-broken-chain.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;hürriyet en tatlı bir nimettir. evet başlığı ne olursa olsun hürriyet kelimesi o konu içine girdiğinde, düzgünlüğü değerli kılar, çünkü diğer şıklara rağmen gayret vardır. eserleri kıymetli yapar, çünkü sınırlanmamış bir ifadeden doğmuşlardır. hava gibi su gibi, insana medet verir ve ondan yararlanmak, onun atmosferinde bulunmak insanı onurlandırır. bu kadar büyük bir kıymet tüm insanlık tarihi ve tüm kıtalar nazara alınıp bakıldığında şu anda, bizde eğer varsa bu ancak büyük bir nimettir hem çok ağır bir yüktür. eğer hürriyete yakınsak bu çok büyük bir ümittir. eğer içindeki durumumuza bakıp hürriyeti niyet ediyorsak bu çok büyük bir hedeftir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İslam, hürriyeti tarif ederken bir başıboşluğu ve kuralsızlığı değil, asayişi, imtiyazların kaldırılmasını, hukuki denkliği, toplumsal düzenin şartı saymaktadır. Hürriyet anlayışında tüm kimliklerin şuursuzca desteklenmesini değil, yada tersine, ezilmesini değil, asayi ve toplumsal huzur ortamı ile açılıp gelişmesini arzu eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsellik hürriyeti tarif ederken, cinsel devrimin köşe taşlarını belirlerken, tüm cinsel kimliklerin birbirine saygısını, toleransını şart sayar. asayişin kalktığı, tek sesli hale gelen, imtiyazlı kesimlerin baskın olduğu ülkelerde en ziyade sıkıntı çeken cinsel kimlik eşcinselliktir. cinsel kimliklerin özgür olmadığı yerlerde her nasılsa eşcinseller bir şekilde sistemin içinde bir yerlere servis edilmektedir. öyleyse imtiyazın kalkması eşcinsel kimlik için hürriyetin başlangıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ister dini ister cinsel kimlik ile hürriyet arzu edilsin, temel olan insaf ile muamele etmektir. yani sırf taraftarlığı için hürriyetinden bile vazgeçebilen haksızdır. kendi hevesi için vatanının felaketini arzu eder. feda edebileceği hürriyet yalnızca kendisinin ki olabilir. başkasının hürriyetinden vazgeçmesini talep edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyleyse hareket tarzı iyi hedeflenmiş, hissi hareket etmeyen, tavrı ile model olan dini ve cinsel kimliklere toplumun ihtiyacı vardır. bu modellerin olmayışı yüzünden insanlar islam kimliğini taşıyan bir insanı dünyevi hatta siyasi hedef için öyle görünüyor ve bununla hedefine yürüyor ithamında bulunurlar. halbuki hak kelamı uğrunda yüzyirmi dört bin peygamber hayatlarını harcamış, yüz yirmi dört milyon evliya kalplerindeki coşkuda dünya iştahı olmadığını hayatları ile göstermiş, bir milyarı aşkın asfiya uhrevi bir yolun içinde dünyevi gayelerin olmadığını ifade etmişlerdir. tüm bu büyük tarihten cahil olarak sathi bir şekilde bakıldığında islamiyet ile baskıyı bir arada düşünebilmek büyük bir yanlıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinselliğin rol model ihtiyacı da aynı şiddettedir. çünkü eşcinsel kimliğe sahip olmak sonradan kazanılan bir durum değildir. sonradan farkedilen bir durum olmadığı gibi artık görmezden gelmek imkansızlaşmış bir durumdur. birey içindeki yara ve utanç kabul ettiği, toplumdan farklı bu kimliğini artık gizleyemeyeceğini yada gizlemek istemediğini düşünür. artık dolaptan çıkmak vaktidir. zaten kalpteki her yetenek, göze görünmek ve hayata tutunmak ister. eşcinsellik de büyük bir ikram tüm diğer yeteneklerimiz gibi olarak içeride gelişip artık kişilik içinde hayata karışmak ister. hatta bir kimlik olarak karakterde yerini almak diler. işte bu noktada benzerlerinin tarzlarını arar. tecrübesiz ve toyca kendini ifade etmeye çalışır. anneler bu farkı evlatlarında hep bilirler. birey bu noktada yardıma ve ilgiye muhtaçtır. karşısında eğer onu "kezban" ve tecrübesiz olarak niteleyen ve cinsel kimlikten cinsel aktiviteyi algılayan bir örneği görürse, yanlış yönlenir. eğer karşısında 0nu "günahkar" ve temizlenmesi gereken bir kir algılayan bir örneği görürse yine yanlış yönlenir. geride sadece sıkıntılı bir hayat, çekilmiş acılardan sonra yine mecrasını bulmuş kayıp bir hayat kalır. gariptir ki, bugün yurdumda gözünü açan her eşcinsel kimlik sahibi insanın gözüne bu iki aşırı ve başarısız uç sokulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birbirine muhalif felsefeler, görüşler, dünyadaki çok şeyi berbat ettikleri gibi kendi azlıklarına ve ne kadar sıra dışı olduklarına bakmadan büyük bir coşku ile tarzlarını tüm topluma yaymaya çalışıyorlar. bir tarafta eşcinsel klüplerine, diğer uçta ise eşcinsel terapi merkezlerine çağırıyorlar. ne skor tutup sefanın dibini görenlerin, ne de şok tedavisiyle, psikolojik destekle yada muskalardan sonra arındığını düşünenlerin yüzlerinde ve hayatlarında bir huzur görünmüyor. hele evlensin de bakalam diyen ebeveynler kadar, "annemi çok seviyorum evlenmediğim için mutsuz onun için evleneceğim sanırım" diyen yönünü kaybetmiş eşcinseller de gerçeğe giden yolda sis tabakası oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra hepsi bir dost toplantısında bir araya geliyor, hatıralarını yara berelerini, boşa geçirdikleri zamanları paylaşıp hayıflanıyorlar. biraz ömrü olan her eşcinselin artık görmekten sıkıldığı bu sahneler yerini artık çok daha ayakları yere basan, hayat beklentisini belirlemiş örneklere bırakmalı. düşüp kalkmadan çamura bulanmadan, gerçeğin yolunda kendini tanımak ve hayat önceliklerini sıralamak, bencilce ve yapmacık tavırlardan uzak, samimi olabilmek gibi tüm erdemleri kazanmak gerekiyor. işte tüm bunları bir araya toplayan ve insanı tanıyan, onu yaratıp bu dünyada en güzel bir hayat için onu yollayan Birisinin hitabını dinlemek gerekiyor. nasıl saat zamanı göstermek için ise, bedenimizi içindeki yetenekleri ihmal etmeden susturmadan ama perişan da etmeden, ayaklar altına düşürmeden, kıymeti ile kullanmak gerekiyor. iddialı ve saldırgan değil, kendini sorgulayan, ihtiyaçlarının karşısındaki fakirliğinin bilinci ile Allahtan yardım dileyen tarzda olamak gerekiyor. evet dünyanın öbür ucundan gelen rızkı ağzımızdan geçtikten sonra bedenimizde doğru yerlere yerleştiren kim ise, kalbimizdeki binler yeteneğin her birini adeta çekirdeğinden çıkarıp bir sümbül bahçesine çevirecek de Odur. bunu yapan onu da yapar. hem dünyada doygunluk hem ahiret yolunda destek olacak sevdikler, yoldaşlar ve arkadaşları verir. dileyelim ki, versin. eğer istemeseydi, "dilemek" vermezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet biz duamızda istiyoruz ve diliyoruz ve gayretimizle hayatımızda gösteriyoruz ki, hürriyet denilen o cazibe, iffet ve edep zinetleriyle süslü olarak onur tahtında otursun. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4586932591934468717?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4586932591934468717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/02/hurriyet.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4586932591934468717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4586932591934468717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2010/02/hurriyet.html' title='Hürriyet'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/S2gQeae3DoI/AAAAAAAAANk/jqwG_Qk1jAE/s72-c/the-broken-chain.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7329946977542206434</id><published>2009-12-29T12:29:00.008+02:00</published><updated>2010-04-03T17:47:50.358+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Ortadoğu Sabahları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www1.edebyahu.com/foto/media/19/antartikada_sabah.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 451px; DISPLAY: block; HEIGHT: 339px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www1.edebyahu.com/foto/media/19/antartikada_sabah.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;tüm üzülen kalplere teselli, karanlık ve belirsizlikten gelen endişelere emniyet veren, geleceği aydınlatıp insana sükunet veren Kur'andır. onun nazarı altında tüm kainat, bu kainatın sahibinin emri altında işleyen muhteşem bir fabrika, talim ve terbiye için bir araya gelmiş itaatkar bir ordu görünümünü alır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;islam bu öğretiyi iman ilmini tefekkür etmek ve sürekli tekrar ile ilerletilen ve geliştirilen ibadet ile ruha yerleştirir. belagat, yani kur'anın söz söyleşindeki inceliği araştıran bilimde, sözü söylerken manayı düşünmek vacib kabul edilmiş. Hz. Peygamberin (Aleyhis selatü vesselam) yaşayan Kur'an olarak islamı tebliğinden sonra, hiç bir velinin kemalatlarına ulaşamadığı, bir küçük islam meselesi için herşeylerinden vazgeçebilen Onun Sahabeleri (RadiyAllahü anhüm ecmain) islamı öğrenmek isteyenlere ışık olmuşlar. sonrasında onlardan hadisleri toplayan, kaydeden (Buhari'de okumak Hz. Peygamberimden duymak gibidir dedirtecek kadar hassas) alimler, Hz. Peygamberimin ilmine varis olan, neredeyse iki milyon hadisi ravileri ile beraber ezbere bilen, ümmetin her zorluğuna ilimleri ile yetişen imamlar, Hz. Peygamberimin edebine varis olan, önlerinde açılan cennet bahçelerine tenezzül etmeyip hak için ümmete örnek olan şeyhler silsile olmuş tarih sayfalarında sıralanmışlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;bu pırıl pırıl mazinin karşısında hak ile yenişemeyen karanlık, en sinsi oyunlarını oynamış. kişisel hevesler için bireysel felsefeler yayılmaya başlamış. milli gururları ile insanlara başkaldırmak keyifli gelmiş. taklit, tahkik'in yerini almış. islamın içine yayılan bu karanlık dahi temizlenebilir olduğunu göstermek ve sonrasında onun pırıl pırıl gerçeğini ilan etmek için kader dahi buna izin vermiş. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;evet, edeb ve ilim birbirinden ayrı düşmüş. akıl ve kalbin bu küslüğü iki ayrı kutupta toplanmış. bir tarafta, aklında ilmine rağmen, kalbine taassub dolmuş. diğer yanda, kalbinde edeb ama boş kalan aklına şüphe ve hile dolmuş... herşeyin azı da çoğu da zarardır, ortası iyidir. nitekim birincilerden kuru mealleri ile, eşcinseller de dahil her sınıfa taassubla bakan, empatiden yoksun, bir garip radikal kesim kalmış. diğerlerinden ise tuhaf bir taklitçilik ile beraber aklı karışık bir kesim kalmış ki, Allah yolunda heveslerini yoketmek için etinden et kopartır, lakin eşcinsel kardeşinin kanı ona tatlı görünür. bu çok tehlikeli iki kesimin tüm islam içinde yükselişi ilginç bir ana denk gelir. ortada rol model kalmadığı, alimleri ve şeyhleri kaybolan toplumlarda sert söylemler ve güya anlaşılır olmak için basitleştirilerek, tüm hayati detayları yokedilmiş ifadelerle ortaya çıkan bu ucuz hareketler pirim yapar. çünkü onların karşılaştırılıp asırlar boyunca yüz eğdikleri büyük ölçüler artık ortada görünmemektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;işte bu noktada Kur'anı indiren, onu koruyan ve tüm kalpleri tasarrufunda tutan Allah, yeniden bizzat kendisi, insanlardan dilediklerine muhatap olur. bu iki güruh ile yetinmeyenlere yol gösterir. yollarındaki perdeleri kaldırır. ortaya çıkar ki, İslam her sondan sonra başlangıç yapabilecek kadar kudretli, hasımlarının her aldatmasından sonra yeniden kendini gösterecek ve seçenek olacak kadar aydınlıktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;islamın ana ölçüsünü yoketmek için uzaklarda çok çalışanlar da yaptıklarını anlamışlar ve şimdi ortaya çıkan bu ölçüsüzlükten onlar da hisselerini almışlardır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;bu sivri iki uç olan "yalnızca akla güven" ve "taassub" çok uzakta değil pek yakındadırlar. ta kalbin çevresinde melek ilhamlari ile şeytan vesveseleri çarpışırken, uzaklarda sema burçlarında hırsız cinler şerefli meleklerle mücadele ederken, elbette yeryüzünde bunun bir benzeri olacak, haksızlıklar ve karanlıklar masumlar üzerine çığ gibi boşalmak üzereyken, Allaha itimad edenleri galip edecektir. böyle geçen bir ömrün şerefi ise bir başka yüksek mecliste ilan edilir. galipler ebedi mutlu edilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;malzeme aynı olduğu için bireysel veya toplumsal hep aynı kanunlara tabi oluyoruz. formül aynı olduğundan ister vatandaş ister vatan sathı olarak hep aynı muhasebe ve durumlarla karşılaşıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;en dar daire olan kalbimiz ve bedenimizde önyargıları kırıp, ilim ve edebi dost edebilirsek, heyecanlı çıkışlar ve radikal çözümler yerine, hakka dayanan uzun ömürlü ve hak rızası gözeten tavırlar ortaya koyabilirsek birinci adımı başarmış oluruz. o zaman dış dünyadan bize gelen her isme "saygı" ve "objektiflik" ölçüleri ile yaklaşmak mümkün olur. bu fiilen hidayeti talep etmektir. teenni yani soğukkanlılıkla ile hareket etmek dünya başarısı için bile büyük bir adımdır. bu iştah ile hareket edenler, Kur'anın iman denizinden kana kana içmeyi başarırlar. onun kalbine inşallah hidayet, temiz bir sabahın parlak ilk ışıkları gibi doğar. hem kendisi bu hali ile bir ümit olur, bir örnek olur çevresine hem şevk veririr hem teselli olur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;bunu diliyoruz, hem kendimiz için, hem yurdumuz için, hem bölgemiz için...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7329946977542206434?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7329946977542206434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/ortadogu-sabahlar.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7329946977542206434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7329946977542206434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/ortadogu-sabahlar.html' title='Ortadoğu Sabahları'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-365152615337396691</id><published>2009-12-22T19:38:00.008+02:00</published><updated>2010-04-03T17:54:06.449+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzmanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>StoneWall'un 40. yılı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.bbc.co.uk/blogs/ni/stonewall.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 490px; DISPLAY: block; HEIGHT: 331px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.bbc.co.uk/blogs/ni/stonewall.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;insan karakterinden ortak olan özellikler kimliktir. bu kimliklerden oluşan gruplar toplumsal kesimdir. dini milli yada cinsel kimliklerin saygı ile karşılanması gerekir. ilkokuldan itibaren çocuk kendi dışında, farklı olanı öğrenmek durumundadır. eğer buna fırsat bulamazsa kendinde varolan ve çevresinde göremediği kimliklerden dolayı iç savaşına düşer. onları bastırmakla ömrü geçer, sonraki yaşlarında bu kimlik sahiplerini görmek onda öfkeyi uyandırır. çünkü o içindeki yabancı ile başlayan öteki, çevresinde görünmeye başlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;milli eğitimin en büyük görevi karakteri sağlam ve kendini tanıyan, başka kimliklere saygılı bireyler yetiştirilmesinde ülke çapında standart koymaktır. diyanetin görevi, sahabe efendilerimizin yaptığı gibi ötekileştirmeden muhatap olan ve islamın gönül dolduran hazzını toplumsallaştırmakda ülke çapında standart koymaktır. devlet, tüm kimlikleri ile tanıdığı ve desteklediği vatandaşına şevk verir, onurunu korur, başarılarını ilan eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer bu yapılmazsa, iki yol insan için belirir. ya nefsine uyup baş kaldırır. öfkesini topluma kusar. oluşan bu güç ya topraklanıp sakinleşene kadar yada karşısında dengeleyici diğer bir gücü bulana kadar yayılır. bu mücadele demokratik veya adaletsiz, diplomatik yada kan dökücü olabilir. ya da diğer bir yol olarak toplumda yerini akıla eğitime, demokrasiye dayanan bir yükseliş ile elde eder. tüm toplumun adım atmasını sağlamak hem çok yavaş hem çok zor hem çok sabır isteyen bir çalışmadır. lakin bu yol bir toplumu geleceğe taşımakta en etkili yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte eşcinsellik 1969 yılında baskı ve zulümden bir başkaldırı ile öfkesini kusmuş. o yolda pek çok değerli insanı feda etmiş, daha sonra çok daha demokratik bir yön kazanmış ve bugünkü başarılı durmuna gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bugün 40. yılında Amerikan başkanı Obama, çok yakın gelecekte yurdumun da kendi evladı ile paylaşacağı bu onuru şöyle ilan ediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"kendi beyaz sarayınıza hoş geldiniz!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bir çok arkadaşı ve tanıdık yüzü burada görmek çok güzel. Ben ve Michelle sizden aldığımız destek için çok minnettarız ve şunu bilmenizi istiyorum ki sizde bizim desteğimizi aldınız. Bu ülkedeki, toplumunu düşünen ve çok çalışan aynı zamanda gay lesbian biseksüel ya da transgender olan milyonlarca insanın daha kaliteli yaşamı peşinde yaptığınız hergünkü çalışmalar için teşekkürlerimi sunarım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu mücadelenin son derece zor olduğunu söylememe gerek yok. Ancak olağanüstü gelişim gösterdiğimizin görülmesi gerçekten çok önemli. Bu gelişimi, alt üst etmek için adaletsiz kanunlar ve durdurmak için adil olmayan uygulamalar var. Gelişim göstersek de hala eski söylemlerine ve tutumlarına sıkı sıkıya bağlı ve sizin ailenizi kendi aileleri gibi görmeyen ve bir çok Amerikalının elinde bulunan hakları sizin de almanıza karşı çıkan vatandaşlar belki de komşular, hatta aile üyeleri ya da sevdiklerimiz var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunun acı ve kalp kırıcı olduğunu bliyorum ama yinede hepiniz hem oluşturduğunuz söylemlerin gücü ile ve ayrıca ebeveynler, arkadaslar, okul aile birlikleri üyeleri, toplumdaki liderler olarak kendi hayatınız için oluşturduğunuz örneklerin gücüyle devam ediyorsunuz ve bu çok önemli.&lt;br /&gt;Ve bu gün bir çok LGBT ailesinin bize katılmış olmasından çok memnunum. Bildiğimiz üzere gelişim sadece değişen kanunlara bağlı değil aynı zamanda değişen kalplere de bağlıdır. Ve bu "gerçek gelişime dayanan değişim" asla Washington da başlamıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;[cep telefonu sesi]&lt;br /&gt;Kimin ördeği ötüyor. Orda bir ördek var ötüyor. Nerden buluyorsunuz bu telefon seslerini siz?&lt;br /&gt;[gülüşmeler]&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçekte bu adalet ve kalitenin hikayesidir.&lt;br /&gt;Sadece gay olanlar için değil, tarihimizde vatandaşların hakları ve sorumululukları için çalışan ve bu ülkenin tüm sunduklarının kendilerine kapalı olduğu söylenen herkes için geçerli. Bu, çok az gücü ve ilhamı olanların aradıkları gelişimin hikayesi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu yapabildikleri her anda, küçük sessiz kişisel merhamet, cesaret ve bazende meydan okuma dolu hareketlerle değişimi getiren kadın ve erkeklerin hikayesidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu, bugün burda olan insan hakları öncüsü Frank Cammon'ın hikayesidir. Frank; işinden sadece gay olduğu için kovulan birisi.1965'de Beyaz Sarayın önünde zamanına göre bilincin bir göstergesi ve aynı zamanda cesaret gerektiren bir protesto gösterisi yaptı. Kendisi şimdi burada. Seninle gurur duyuyoruz ve liderliğin için sana minnettarız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu 40 yıl önce bu hafta olan Stonewall protestolarının hikayesidir. Seçeneği ve destekçisi çok az olan bir grup vatandaş "artık yeter" dediler ve ayrımcılık politikasına karşı çıktılar. O protestoda bulunan iki kişi de burdalar. Kat ettikleri yolu siz hayal edin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu toplumun büyük bir kısmını yok etmiş bir salgın hastalığın hikayesidir.&lt;br /&gt;Birbirini desteklemek ve korumak için gelen ve savaşmaya devam eden ve dünyaya farklı aile türlerinin aynı tutkuyu ve desteği gösterebileceklerini ilan eden gay erkek ve kadınların hikayesidir. Hepimizin sevme kapasitesine sahip oldugumuz gösterdiler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu hikaye, bu çaba bugün hala devam etmektedir. Ülke olarak olağan üstü zorluklarla karşılaşmış olsak da temel eşitlik konularını bir kenara koyamayız ve koymayacağız. Hiçkimsenin "kim oldugu" ya da "kimi sevdiği" noktasında ayrımcılığa uğramadığı bir Amerika arayışı içerisindeyiz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu odada gelişmin yeterince hızlı gerçekleşmiş olduğuna inanan kimsenin oldugunu sanmıyorum. Size sabırlı olmanızı söyleyecek kişi de ben değilim; aynen yarım yüzyıl önce Afrika kökenli Amerikalılara eşit haklara sahip olmaları için sabırlı davranmaları gerektiğinin söylenmesi gibi. Ama şunu söylüyorum: gelişim gösterdik ve daha fazla göstereceğiz. Ve bilmenizi isterim ki beni sözlerimden dolayı yargılamanızı değil, fakat benim yönetimim tarafından bu sözlerin ne derece tutulduğu yönünde beni göz önüne almanızı umuyorum. 6 aydır yönetimdeyiz ve bu yönetim bittiğinde Obama yönetimi hakkında iyi duygularınız olacak. Bu konuda güvenim var. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Hala yapılacak çok iş varken, göreve geldiğimizden bu yana yaptığımız önemli değişikliklere bir göz atabiliriz. Görevlilerin kanunun izin verdiğinden daha cok oranda federal faydalardan, lgbt ailelerinin yararlanabilmelerini sağlayan kanunu imzaladım. Bu faydalar gerçekten, sanki aileleri yokmuş gibi davranılan federal görevliler ve dış noktalarda çalışanlar için fark yaratacaktır. Tüm bunların gerçekleşmesinde görev alan kişi bu gün burda olan John Berry'dir. Ayrımcılığı sonlandırması noktasında yardımcı olabilmesi amacıyla "sözde" evlilik koruması adındaki yasayı feshetmeleri konusunda meclise çağrıda bulundum. Bu ülkede aynı cins çiftlerin karşılaştıkları ayrımcılığı sonlandırmak için şunu eklemek istiyorum, herkesin var olduğunu desteklemek için bizim bir görevimiz var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunu öyle bir şekilde yapmalıyız ki eski bölünmüşlükleri derinleştirmesin. Bu yasayı yeniden ele almak konusunda, yasayıda kaldırmak dahil gerekirse yapmayacağım şey yok. Bunu açıkça belirtmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ayrıca Meclise eşlerin birbirlerinin hakkından yararlanabildikleri kanunları çıkarmaları konusunda çağrıda bulunacağım böylece GLBT çiftleri ve çocukları sağlık sigortası dahil tüm haklardan yararlanabilecekler. Ayrıca yönetimim çalışan ayrımcılığı ve nefret suçlarına yönelik kanunlar çıkarmak için çalışmaktadır ve her iki konuda da gelişim kaydetmiş bulunuyoruz. Oğulları Logan'la birlikte Judy ve Dennis Sheppard burdalar. Judy ile gecen mayıs ayında oval ofiste görüştük ve onu ve sizide aynı noktada temin etmek isterimki yönetim olarak ve oğulları Matthew'un ismi ile kapsamlı bir nefret suçu kanunu geçireceğiz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ek olarak yönetimim Birleşik Devletlere HIV'lilerin girişini yasaklayan kanunu kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmaktadır. Yönetim ve bütçe ofisi bu giriş yasaklamasını kaldırmaya yönelik büyük bir ilk adım niteliğinde olan bir çalışma oluşturdu. Ve biliyoruzki HIV/Aids Washington da dahil olmak üzere bir çok yerde halk sağlığını tehdit etmektedir. Ulusal HIV test günün olan gectiğimiz cumaretsi tüm Amerikalı vatandaşlarımız durumlarını bilmeleri adına cesaretlendirmek amacıyla Michelle ve ben testlerimi oldugumuzu gurur duyarak belirtmek isterim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Son olarak "sorma - söyleme" hakkında birkaç şey söylemek isterim. Daha önce söylediğim gibi - ki yine söylüyorum - "sorma - söyleme" yasası bizim ulusal güvenliğimize bir katkı sağlamamaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Aslında inanıyorum ki, vatansever Amerikalıları ülkelerine hizmetten men etmek ulusal güvenliği zayıflatır. Yönetimim, Pentagon ve Senatoyle birlikte bu politikayı nasıl sonlandıracağı konusunda çalışmaktadır. Bu konu aynı zamanda etkin ve etkili bir Kongre gerektirmektedir. Eminim ki bir zaman sonra geriye baktığımızda neden böyle oluşumlar içine girildiğini merak edeceğiz. Ama büyük komutan olarak ben bu değişimin pratik çözümler ortaya koyar şekilde gerçekleşmesi sorumluluğunu üzerimde hissetmekteyim. Bu yüzden genelkurmay başkanlığına ve savunma bakanlığına bu konunun ayrıntılı bir şekilde çözümlenmesi konusunda görevler verdim. Biliyorum ki çözümsüz geçen her gün, bu politika altında görevinden edilen onca yılın eğitimini almış ve önemli becerilere sahip vatansever kadın ve erkekler için büyük hayal kırıklığıdır. Umuyorum ki bu olaylar bu politikanın geri alınması için hızlandırıcı etkide bulunacaktır. Sadece doğru olduğu için değil aynı zamanda ulusal güvenlik içinde gerekli olduğu kanaatindeyim.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışamaları yürütürken daha öncede söylediğim gibi gelişim sadece değiştirdiğimiz kanunlara bağlı değil, aynı zamanda kalplere de bağlıdır. Eğer kendimizle dürüst olursak biliyoruz ki, bu ülkede hala gay kardeşlerini tam olarak kabul etmemiş olan düzgün insanlar var. Bu yüzden bu konuşmayı sadece sizin önünüzde değil aynı zamanda bu konuya geleneksel olarak uzak duran insanların önünde de yapıyorum ve yapmaya devam da edeceğim. Bu şekilde davranışları değiştireceğiz, bu şeklilde tam bir vatantdaşlıktan daha azını kabul etmeyen Franklin ve diğer bir çokları gibi liderlerin mirasını onurlandıracağız. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;40 yıl önce New York şehrinin kalbinde Stonewall denilen barda da bulunan bir grup vatandaş, adil olmayan bir politakaya karşı geldiler ve ulusal bir hareketi uyandırdılar. Gecenin bir yarısı polis New York'ta gayler için güvenli olarak bilinen bir noktaya baskın düzenledi. Bu gibi akınlar tamamen sıradandı. Gay olmak müstehcen ve yasa dışı görüldüğü için, gay ve lezbiyen işletmelerinin hiç birisi çalışma izni alamıyordu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu işletmelerin savunmasızlığı, gay ve lezbiyenlerin savunmasızlığı ile birleşince, bu gibi mekanlardaki kimseler yolsuzluğun ve şantajın kurbanları oluyorlardı. Olağan olarak saldırlar başlıyordu ve müşteriler dağıtılıyordu ama bu gece birşeyler farklıydı. Bu konuda bir çok kayıt var ama bildiğimiz birşey var ki insanlar o gece ordan ayrılmadılar. Yerlerinde kaldılar. Ve bir kaç gece yeterince adaletsizliğe uğradıklarını belirttiler. Bu sadece o gece yaşadıklarına karşı değil, tüm hayatları boyunca yaşadıklarına karşı birşeydi. Bir çok harekette oldugu gibi bu, dünyanın onları görmelerini sağladığı gibi aynı zamanda onların da kendilerini nasıl gördüklerini ortaya koydu. Tarihte bir çok kez gördüğümüz gibi bu ruh işi ele alınca, yolunda durabilecek çok az şey kalır. Stonewall'daki ayaklanma, protestolara yol açtı ve protestolar bir harekete yol açtı ve hareket bugün de devam eden değişme yol açtı... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu ruh, bugün birinin eşi için hastanede yatağı başında bekleme hakkı elde etmesi için devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;"öyleysem ne var?" diyen ve farklı olduğu için isimlerin takıldığı gencin hakları için devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu sizlerin çalışmalarında ve aktivisliğinizde ve hayatınızı özgürce yaşama savaşınızda devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Protestolardan bir yıl sonra birkaç yüz gay lezbiyen ve bunlara destek veren insanlar, Stonewall'da toplandı ve eşitlik için tarihi bir yürüyüşe başladı. Central Park'a vardıklarında bu bir kaç yüz olan insan topluluğu 5000'i buldu. Bir şey değişmişti ve bir daha eskisi gibi olmayacaktı. O gün orda toplanan insanlar 40 yıl sonra sizlerin ve hatta bu bağlama benim burda toplandığımızı hayal bile edemezlerdi. Bizler hepimiz bu ülkedeki bize umut veren anıtsal değişikliklere şahidiz. Ama dinlenemeyiz, kanun kanun adım adım zihinleri değiştrerek gelişim göstermek için görevimizi yapmaya devam etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şunu bilmenizi istiyorumki bu işte sadece arkadasınız değil aynı zamanda sizin için müttefikiniz, savaşcınız ve başkanınız olacağım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Herkese cok teşekkürler, Allah sizi korusun"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu güzel çeviri için emre'ye teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="580" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vmEpD2sh0HA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;hd=1&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/vmEpD2sh0HA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;hd=1&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="580" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-365152615337396691?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/365152615337396691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/stonewallun-40-yl.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/365152615337396691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/365152615337396691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/stonewallun-40-yl.html' title='StoneWall&apos;un 40. yılı'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-1986136864115502422</id><published>2009-12-17T10:51:00.008+02:00</published><updated>2010-04-03T17:48:53.282+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Birlik olma sırları 1</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kristianebacker.com/cnt/images/profpic_Umayyad_mosque_Damascus_l.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 470px; DISPLAY: block; HEIGHT: 352px; CURSOR: pointer" border="0" alt="" src="http://www.kristianebacker.com/cnt/images/profpic_Umayyad_mosque_Damascus_l.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Birlik olmak, hayatı hayat yapar, çevrenizi dostlarla doldurur. sizi candan seven bir çevre içinde oluşan teşvik tüm algılarınızı ve şahsi muhasebenizi güçlendirir. sizi gelişime ve değişime zorlarken, bunu eğlenerek yapmanızı sağlar. bunu bir seven ile başarırsanız, ömrünüz bereketli geçer; minik bir arkadaş grubu ile yaparsanız yaşam şevkini bulursunuz; milletçe yaparsanız dünyaya örnek ve model olursunuz; tüm yaşadığınız kuşağı içine alabilirseniz insanlığa adım attırır ve tarihe mal olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birlik olmak insanın isteyerek, o ayrımcı mesafeli, snob, bireysel hürriyetini; çok sevdiği canının, nefsinin, arzularının rüzgarını dinlemeyip, mensubu olduğunu düşündüğü grubu için hareketlerini sınırlandırmasıdır. bu küçük adımlar topluca yapılınca azametli büyük eserler ortaya çıktığı gibi, insanlık manası da gerçek yerini bulur. birey kendi özgürlüğü ve ortaya çıkardığı geliştirdiği tüm yetenekleri ile samimi toplumsal çabasını ortaya koyar. neticesinde, Allahtan bu kuvvetli talep, bir mani olmazsa, tahminlerin ötesinde bereket bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu tavrı birlikte kazanmanın pratiği olan ibadetten, en zarif tefekkürlere ve en hassas inanç detaylarına kadar İslam asırlardır bu konu üzerinde durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,0,0)"&gt;peki bu denli parlak islam, mazi denilen geçmişi niçin tümüyle elde edemedi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,0,0)"&gt;** çünkü bizde altı hastalık var:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ye'is yani ümitsizlik,&lt;br /&gt;* doğruluğun siyasi ve toplumsal hayat içinde ölmesi&lt;br /&gt;* "düşmanlık" kelimesine muhabbet edip, gerilimi artırmaya meyil duymak&lt;br /&gt;* imanın insanları birbirine bağlayan bağlarını bilmemek&lt;br /&gt;* salgın hastalık gibi yayılan baskı ve kontrolsüz denetim meyli&lt;br /&gt;* şahsi kazanım ve heveslerine tüm yaşamını bağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ümitsizlikten kasıt, Allahın şefkatinden ümidini kesmektir. hele bunu, kendi inancı buna layık değilken ve hayata cevaplar verebiliyorken yapmak çok zamansız bir hastalıktır. çünkü yakaldığında, hayata cevap veremeyen bir felsefeye dahi yenik düşürtür. insanı doğru olan inancını yaşayamamaya götürür. içine kapanık bir yenilgi havası her tarafı kaplar. oysa biz inancımızın gereğini fiillerimizle de gösterebilsek değil hakikatı arayanlar dünyanın koca kıt'aları dahi islama girecekler. bu yüzden bazı alimler islamın tüm insanlığı kucaklayamayışında bizim laubali ve tembel halimizi sebep olarak sayarlar. bu kalın uyuşukluk örtüleri dünya olayları ile parçalanmış ve bilimsel gelişmelerle hassaslık artmışken, birlik olma sırlarını keşfetmek daha da önem kazanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,0,0)"&gt;** çünkü islama dışarıdan bakanlarda sekiz dehşetli maniler var:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* cahillik: evet islamı reddetmenin insanlığın tüm ortak kazanımını reddetmek olduğunu bilmemek kişiyi islamdan uzakta tutar.&lt;br /&gt;* yalnızlık: "benim anlayışım böyledir" demek güzeldir, lakin bunu değerli kılan başkalarının bakış açılarına açık olabilmek ve paylaşmaktır.&lt;br /&gt;* kendi hayat anlayışında taassub: ötekileştirmenin ve ayrışmanın sebebini oluşturur. taraftarlığın sinirli ve düşmanca tavırla ortaya çıkışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ruhani liderlerin liderlikleri ve tahakkümleri: ruhani bir liderin durumu o ruhani yolun sembolü olup, o hayat algısını temsil etmekten çıkıp, "diğeri"ne karşı göz kapama anlamına gelince tabilerinin de hayatın gerçeğine ulaşmasına engel olur. şimdi hürriyet fikri, bu karanlığı aydınlatmaya başlamış görünüyor.&lt;br /&gt;* yabancıların ruhani liderlerini körü körüne taklit etmeleri: kişisel algı ve bireysel gelişim eğer ruhani anlayış altında ezilir ve kapanırsa, ortaya tek renkli bir taklit çıkar. şimdi gerçeği aramak meyli herkeste uyanması ile bu hastalık insana kendini tekrar muhasebe ettiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bizde bulunan baskı meyli: maalesef güleryüzlü, pratik, en zor sorulara keyifli cevaplarla meseleyi toplayan üslubumuz kaybolup, Allahın ayetlerindeki haşmeti vereceğim derken, ayetteki otorite yerine kendisini koyan bir üsluba kaymak baskıyı hem gösterir hem de siz de böyle yapın der gibi ders verir. tartışamayan ve talebe olup herşeyi konuşamayan bir toplum zannedildiği gibi alim olup ağırlık kazanmaz. sadece olur olmaz herşeye olan talebini legalleştirmek için sertliğini konuşturmaya başlar. oysa Kur'an karşısında (Hz. Peygamberim (a.s.m)'de dahil) herkes ancak talebe olabilir. birbirine meseleyi aktarırken de sadece iki talebenin arasındaki ders münazarası seviyesinde olabilir. bu asırlarca böyle korunmuşken şimdi bu zamanda da devamına gayret sarfetmek gerekir. zaten konuşan birey haline geldikçe bizler konuşmayı öğrendiğimiz gibi baskıyı da sonlandırabileceğimizi öğreniyoruz.&lt;br /&gt;* bizdeki kötü ahlakımız: eğer huylar ve hayat algısı doğru bir eğitim ve ölçü ile hayata bakamazsa ölçüsü kendi hevesleri olur. bu göreceli tavırdan kişiyi kurtaran ilahi ölçüyü ortak payda edinmektir. lakin içinden ve nefsinden gelen şiddetli muhalefet ve başkaldırı bazen kişinin kendisini bile şaşırtan şekillerde, zekice kotarılmış sonuçlarla ortaya çıkar. eğer konumu islamı gösteren yada temsil eden bir yerde ise o zaman karşısındaki ne olursa olsun bu durumu yapmacık ve çirkin algılar. işte bu profil zarar verici bir tablo çizer. şimdi çirkin ahlakın neticeleri görülmesi ile bu durum ortadan kalkmaktadır.&lt;br /&gt;* yanlış algı: bilimsel gelişmeler ve tarihin seyri, islamın tavrına zıt yada onu yanlışlıyor zannederek bilimsel gelişmelere karşı tavır almaktır. sanki islam demek, dışarıdan bakanın elinde olan bilimsel gelişmeye karşı durmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilimsel gelişmeler, gerçeği arama şevki, medeniyetin güzellikleri ortaya çıktıkça bu maniler ortadan kalkmakta, yepyeni bir sabaha bizleri hazırlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu güzel analiz, 1911 de Şamda Emeviye Camiinde içinde 100 alim bulunan 10 000 kişiye verilmiş bir hutbedir. hutbeyi veren Said Nursi, "bu hutbeyi siz böle bilin" diye değil, "bu dersi Kur'andan ben böyle aldım. bu aldığım dersi sizle paylaşıyorum" manasında verdiğini belirtmiştir. birlik olma sırlarının ilk adımı olarak, 100 yıl sonrasına 2000lere büyük bir ibret olan bu dersi tekrar ve dikkatle okumalarını tüm okuyucularıma tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-1986136864115502422?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/1986136864115502422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/birlik-olma-srlar-1.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1986136864115502422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1986136864115502422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/birlik-olma-srlar-1.html' title='Birlik olma sırları 1'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7197757790331015367</id><published>2009-12-12T12:24:00.004+02:00</published><updated>2010-04-03T17:49:12.039+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Insan HakSIZlıkları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fresno.k12.ca.us/divdept/sscience/images/MSCSTReview/slavery.jpeg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: pointer" border="0" alt="" src="http://www.fresno.k12.ca.us/divdept/sscience/images/MSCSTReview/slavery.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan hakları konulu cuma hutbesini dün cuma cemaati ile beraber dinledim. çok güzel noktalar vardı. özellikle bazılarını sizlerle de paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="LETTER-SPACING: -0.15pt; COLOR: rgb(66,52,56)font-size:12;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;"Muhterem Mü’minler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa zamanda İnsanlığa yeni bir medeniyet sunan; insanları hakka, doğruya, kardeşliğe çağıran; köleyle efendiyi, zengin ile fakiri aynı safta Allah'ın huzurunda yan yana, omuz-omuza ibadet etme olgunluğuna eriştiren Peygamberimiz (s.a.v.), bundan asırlar önce, veda haccında, orada hazır bulunan yüz binden fazla sahabenin şahsında bütün insanlığa bir hutbe irad etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam'ın hayata getirdiği değerlerin bir özeti konumundaki bu hutbeye "Veda Hutbesi" denilmektedir. Bu hutbe ile tüm insan hakları güvence altına alınmış, eşitlik ilkeleri bildirilmiş, gerçek anlamda huzur ve mutluluğun temelleri atılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a hamdederek başladığı bu hutbesinde Hz. Peygamber (s.a.v.) "Ey İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mukaddes bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur."[1]buyurarak temel insan haklarını ondört asır önce ilan etmiş, bütün insanlığa huzur, barış ve hoşgörü içerisinde yaşamanın yolunu göstermiştir. "Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandı."[2] buyuran Peygamber Efendimiz insanların eşit olduğunu, birbirlerinin kardeşi olduklarını, üstünlüğün ise ancak takavada olduğunu ifade etmek üzere "Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan sakınmaktadır.[3]' buyurmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhterem Müminler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hutbelerin en güzelini iradeden Hz. Peygamber Efendimiz(s.a.v.):"Ey Mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün müslümanlar kardeştirler... Muhakkak Rabbİnize kavuşacaksınız. O da sizi yaptıklarınızdan dolayı hesaba çekecektir. Sakın benden sonra eski yanlışlıklara dönmeyiniz." '[4] buyurmuş ve bizlerin huzur, barış ve sevgiyle, kardeşçe, birlik ve beraberlik içerisinde bir hayat sürdürmemizi İstemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.[5] buyurarak suçların şahsiliği ilkesine vurgu yapan Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (S.A.V) Hutbesinde günümüzün en önemli problemlerinden birisi olan kan davalarına da dikkat çekerek şöyle buyurmuştur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ashabım! dikkat ediniz, cahiliyyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliyye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.. "[6]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhterem Müminler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veda Hutbesinde kadın haklarının korunması ve gözetilmesi hususuna da dikkat çeken Peygamberimiz (s.a.v.) bizlere şu tavsiyeleri yapmaktadır. "Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'ın koyduğu ölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız. Onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır..." [7]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[1]-(Tirmizi, Fiten 2; Müslim, Hac 194)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[2]-Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/411 Kahire, 1313&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[3]-Beyhaki; Tergib 4/392)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[4]-(Tecrid-i Sarih, 10/397-398)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[5]( Tirmizi.Filen 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[6]( Tirmİzi.Fiten 2: Müslim .Hac 194)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7] (Müslim .Hacc. 194)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;can ve evlat fazlalığı yada azlığı, mal fazlalığı yada azlığı, milliyet farkı, bir suçlu yakını olmak, kan davası, aşiret töre millet ulus kavramlarından doğan ötekileştirmeler, cinsiyet farkı, yada kendisine yapılan hizmetler baskıya alet edilip, birey ötekileştirilemez. herhangibir kişi öteki kabul edilip üzerine maddi manevi baskı kurulamaz. özel hayatı casuslanamaz. ne gariptir kültürümüz bugün tam tersini bizlerden bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kişisel kimliklerimizin ihmal eildiği, grup etiketi sahibi olmakla tatmin olunmaya çalışıldığı 80'ler yurduma dünyaya bıraktığından daha farklı bir algıyı miras bırakmış. bugün ne kadar kişiliğimizden çıkarmaya çalışsak da izleri hala görülüyor. derine yazılan yazılara el uzatmak zor olur. önyargıyı kendimiz de dahil kimden görürsek müdahele etmek gerekiyor. artık grup isimlerinin, güzel faziletlerine bireyi teşvik etmek haricinde hiç bir manası kalmamış olması gerekiyor. çünkü bireysel değerler yanında artık genel algıda bireye kıymet eklemiyorlar. adının dinine milletine zenginliğine şöhretine cinsiyetine olan bağı kişiye bir kıymet katmıyor. eğer fazileti ve erdemi ile hayatında bir duruş gösterebildi ise o ve benzerleri taşıdıkları sıfatların bu çağda başka insanlarca alıgılanışına değer katmış oluyorlar. yada tersi, yaptıkları hatalar ile o sıfatın da yanlış anlaşılmasına sebep oluyorlar. biz ise buna takılmadan gerçeklerin keşfedilmesine hayatımızı harcamalıyız. erdemin kaynağı olan ilim ve edebin kaynağı olan takvayı yaşamaya yaşatmaya, örneklerini aramızda göstermeye muhtacız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000li yıllarda insan haklarını çok geç kalmadan idrak etmek için çokca tekrar edip ciddi bir duruş göstermek gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7197757790331015367?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7197757790331015367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/insan-haksizlklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7197757790331015367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7197757790331015367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/12/insan-haksizlklar.html' title='Insan HakSIZlıkları'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-5628250895315783940</id><published>2009-11-17T01:29:00.006+02:00</published><updated>2010-04-03T17:49:35.170+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Yok Saymak - Var Saymak</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SwJ7L6cgsgI/AAAAAAAAANU/BetM3zJB15s/s1600/handinflow.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405017947395633666" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SwJ7L6cgsgI/AAAAAAAAANU/BetM3zJB15s/s400/handinflow.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;yokluk varlık ikilemi içinde en acayip çıkarım saymak fiilidir. buna geçmeden önce gerçek yokluk ve varlık nedir bunun açıklanması gerekir. yokluk belli bir değer aralığında ve belli zamanda ve mekanda o şeyin yada fiilin olmaması halidir. yani yok diyebilmek için değer kümesi içinde o şeyin varolmadığı ifade edilebilirse yokluğuna hükmedilir. varlığı göstermek ise sadece göstermekle çözülür. "işte" diye göstermekle varlığı sabit olur.&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;eğer birimleri farklı ölçümlerden bahsediyorsak o zaman belli şartlar altında bazı şeyler bazı şeylerden etkilenmeden varlıklarını sürdüyor gibi görünür. sadece görünür çünkü tüm kainat aslında tek bir birliğin bir kısmıdır. böyle olduğu halde sanki rüzgarın hızı balığın ağırlığından bağımsız gibi görünür. birbirlerini yok sayabilirler. yada biz incelerken onları bağımsız kabul edebiliriz. yani gözlemci yok saydım diyebilir, gözlemin sonucunda elde ettiği de var saydığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elbette hemen tahmin edebileceğiniz gibi yok saydığı kriterler çoğaldıkça var saydığı sonuç gerçeklikten giderek uzaklaşır. aksine inatla hiç bir şeyi yok saymazsa da o zaman tüm varlığın birliğinde kaybolacağından var sayabileceği bir sonuca ulaşma yolunda ömrünü bitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu düşünce terbiyesi maalesef yurdumda bir eğitim olarak ilkokulda verilmesi gerekirken, kocaman adamlardan cahilane ifadeleri duyarız. eğer dini milli ve cinsel kimliklere bakacak olursak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tevhid yani Allahın var ve bir ve canlı ve şu anda bana bakıyor, beni izliyor, beni takip ediyor, bana şefkat ediyor bilgisini yok saymak için önce bu fiilleri tanımlamak, sonra geçmiş şuan ve geleceği ve tüm mekanı araştırmak ve sonucunda iddia etmek gerekir. var saymak için ise onun şefkatinin rahmetinin izini özünü görmek ve göstermek kafidir. ağzımıza aldığımız bir lokmanın bizim dikkatimiz dışında eskiyen bedenimizde gidip doğru yerde çalışması bir müdahele eden ve kasd edeni ispat eder. hem şefkat bilmez canavarların yavrularına gösterdikleri şefkatin ayarlı ve kasıtlı bir şekilde maddi bir süt ile manevi bir sevgi ile aynı anda gelmesi ve en yavru sevmez hatta körpe yavruların kanını döken canavarların kendi öz yavrularını yemeyip tersine onlara hizmet etmeleri çok manidar bir dersi bizlere verir. bir tane olay bile bunu isbat edebilir. istisnai olan canavarlıklar bu yasayı bozamaz, çünkü canavarlıktan beklenen zaten öldürmektir. o zaman imana dair umumi meselelerde yoktur gibi sınırı belirsiz bir hükmün kıymeti yoktur. yalnızca yok saymak ile tevhide karşı göz kapama vardır. malum gözünü kapayan yalnız kendine gündüzü gece yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;milli kimlikler, bir halının atkı ipleri gibi rengarenk ve çeşit çeşit bu güzel vatanı dokurlar. geçmişten bugüne elbette hiç bir şey sabit kalmadığı gibi kültürün renkleri de farklılaşırlar. bazen ayrışır bazen birbirine yaklaşırlar. bu salınımlar dünya kültürünün zaman içinde adım atıp yürümesini netice verir. milli kimliğin varlığı bir ferdinin bile varolması ile isbat edilir. yok olması için ise çoğu kez toptan ortadan kaldırılmaları bile yetmez. çünkü insanlık belleğinde onlar yerlerini alırlar. istikbal buna cürret edenleri mahçup eder. yok saymak ise sadece saygısızlıktır. hele entrika ve zeka oyunları ile "ben yok sayan bir ekole mensubum" demek, bilimsellikten değil akıldan da uzak bir görüşü temsil eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cinsel kimlikler, toplumun doğruluğunun samimiyetinin gerçekten insani oluşunun sigortasıdır. farklılığa saygı duymayı ilkokuldan itibaren ders alan bir toplum, kendisi ile, geçmişi ve korkuları ile yüzleşebilen bir erdeme ulaşmış olur. ötekinin var olmasına saygı duymak ve onu tanımak sadece kişiye değil tüm topluma adım attırır. bir cinsel kimliği tanımak onun tüm detaylarına vakıf olmak değildir. yada kurnazca hareket edip o kimliğin tüm toplumsal kötü örneklerini bir araya toplayıp teşhir ederek aşağılamak yok olmasını sağlamaz. ani tedbirler ile sadece neticeyi yavaşlatmış olursunuz. biliyorsunuz akacak su, mecrasını bulur. gün gelir gerçek sizin karşınızda dikilir. O gün yok sayan ve bildiği halde inadına yoketmeye çalışanların mahçubiyet günüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya tarihinin garip bir tecrübesidir ki, her kimlik kendi hürriyetini kazanıp, toplum içinde açıkça ifade edildiğinde ona büyük hücumu yapanların gizlenmiş aynı kimliğe sahip olduğu ortaya çıkmıştır. eğer dini kimlikten bahsediyorsak kendisi dini kimlikleri bildiği, kendi kalbinde gördüğü halde, sürekli dini kimliklere nefretle hücum ediyorsa buna "zındık" denir. eğer milli kimliklere acımasızca hücum ediyor, lakin içinde bir yerlerde o hücum ettiği kimliğin izlerini taşıyorsa, "faşist" denir. cinsel kimliği konusunda kendisi ile yüzleşmekten korkuyor, kalbin derinlerinde cinsel kimliğini görüyor, bu kimliği ile uyumlu ve rahat yaşayanlara saldırıyor ise buna "homofobik" denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yok sayarken uydurulan kılıflar olaylar ve saldırının şekli genelde kişisel özelliklerle şekillenir. bahane olarak da güya mensub olduğu topluluğun yüksek hedeflerine hizmet kasdını söyler. oysa topluluklar tüm insanlığı kucakladıkları ölçüde değerlidir. hatta kişiler de buna göre kıymet alırlar. evet, kimin himmeti milleti ise o tek başına küçük bir millettir. insanın kıymeti malum eti ve maddesi ile değil temsil ettiği mana iledir. kendi yeteneklerini ifade edebilenler yükselir. dahası başkalarını dahi o ifade içinde temsil edebilenler "insan gerçeği"ne yaklaşırlar. tüm kainatı temsil edebilmek ise insanlık tarihinde Hz. Peygamberimin (a.s.m) başardığı bir kavramdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, "var sayma"nın ötesi onu "kabul edip", "saygı duyup" hatta "temsil edebilmek", onu taşıdığı mana içinde ifade edebilmektir. Ettehiyyatü duası büyük bir samimiyet ve gayret ile tüm kainatı temsil eden bir himmetin ifadesidir. böylesi bir takdime karşılık ise cevap, rahmet ve berekettir. elbette böylesi bir hediyeye teşekkürü "salih"kullar idrak edebilir. çünkü onlar kainatın bu tekliğine ulaşmış, tevhidi kelime-i tevhid ile ifade edebilmişlerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-5628250895315783940?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/5628250895315783940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/11/yok-saymak-var-saymak.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5628250895315783940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/5628250895315783940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/11/yok-saymak-var-saymak.html' title='Yok Saymak - Var Saymak'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SwJ7L6cgsgI/AAAAAAAAANU/BetM3zJB15s/s72-c/handinflow.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-6192029684025610887</id><published>2009-11-03T23:15:00.007+02:00</published><updated>2010-04-03T17:49:55.709+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Fag Hag</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://shortsalesriches.com/blog/wp-content/uploads/2009/07/racialdiscrimination.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 262px; DISPLAY: block; HEIGHT: 296px" border="0" alt="" src="http://shortsalesriches.com/blog/wp-content/uploads/2009/07/racialdiscrimination.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fag Hag, bizde karşılığı bulunmayan bir kelime... eşcinsel olmayan, eşcinsele şefkat gösteren ve onun için gayret eden fedai, bayan arkadaşına verilen isimdir. evet bazen olur, yalnız bırakılmaya çalışılan eşcinsele yakın çevresinden insaniyet namına öyle fedai bir bayan çıkar ki, o sırdaşın yerini başka bir eşcinsel dolduramaz. evet şefkat kahramanı bayanların toplumun ağırlığı altında ezildiğini gördükleri eşcinsellerin yanında olduklarına dair ifade "fag hag" dir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;bu konu ile alakalı bir kısa yazışma :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(51,0,153)"&gt;- öncelikle mailine internette gaylik ve islamla alakalı araştırma yaparken blogdaki yazılarını okuduktan sora ulaştığımı belirtmek isterim.yazıların çok ilginç.benim bu konuda yardıma ihtiyacım var.çok sevdiğim bi arkadaşımın gay olduğunu öğrendim kısa bir süre önce.arkadaşımı desteklediğimi söyleyemem çünkü eşcinselliğin doğru bişey olduğunu düşünmüyorum yada inanmıyorum diyelim.ama karşı da çıkamıyorum çünkü arkadaşımı çok seviyorum.onu yalnız bırakmak istemiyorum,üzülmesini ve mutsuz olmasını da istemiyorum.yani elimde birtek işin insani tarafı kaldı.onu herşeyden öte insanlığıyla seviyorum ama durumu kabul etmiş hazmetmişte sayılmam hala yanlış bişey yaptığını düşünüyorum bilmiyorum belkide yanılıyorumdur.onun için çok da üzülüyorum sanki yaradılışına ters davrandığı için mutsuz gibi ama belkide böyle mutludur kafam çok karışık.ben müslümanım ve benim için islami bakış çok önemli.islamın bu olguya nasıl baktığıyla ilgili pek bilgi sahibi değilim.senin bana faydalı tavsiyelerin olacağını düşündüm.eğer rahatsız ettiysem özür dilerim,çok şaşkın ve çaresiz durumdayım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- merhaba arkadaşım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önce eşcinselliğin fiillerini düşünerek onaylamadığını lakin çok yakın ve sevdiğin bir arkadaşının eşcinsel olduğunu yazmışsın. evet eşcinseller heryerdeler. gördüğün her on kişiden birisi eşcinsel. ve her geçen gün daha da görünür olacaklar. eşcinsellik erkeklik, kadınlık ve ihtiyarlık gibi bir ünvan ve sıfattır. bu sıfatı taşıyan insanlar yine insandırlar. elbette ölüm karşısında acizliğini hisseden ve dostlarını ve sevdiklerinin ebedi mutluluğu ile alakadar olan her insan gibi başta tevhid ve ahiret olarak imanın her rüknüne hayati derece de ihtiyaçları vardır. ancak bu ihtiyaçları doyuruldukça dengeli, mantıklı ve ayakları yere basan insanlar haline gelirler. sen de zaten karar verdiğin gibi bu payda da eşcinselle arkadaşlık edersen, gerçek dostluğu göstermiş olursun. bu da pratikte onu Allah sevgisine teşvik etmekle olur. bu noktada eşcinsellerin farkı başlar. çünkü Allah sevgisini ders verebilmek için eşcinselin kendisini rahat hissetmesi ve lanetleniyor gibi görmemesi gerekir. zaten baştan kaybedilmiş bir dünya ve ahiret sınavı kişiyi Allaha ve topluma düşman yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;islamın bakışı sahabenin bakışıdır. sahabe de hindistana, yani tevhide kanaat edemeyip bin tanrıya kul olmuş insanların yanına gittiğinde onlara önce lanetli bir iş yaptıklarını anlatarak başlamamış. kendi dışındakilerin çirkinliğini tarif ederek yaklaşmamış. tevhidin güzelliğinden başlamış. onlara Hz. Peygamberimin aşkını öle bir tarif etmiş ki, onlar putperestlikden vazgeçtiklerini kendileri de sonradan aymışlar. hatta bugün ingilizlerin teşviki ile ayağa kaldırılmaya çalışılan hindu dini bile eskisi gibi değil ve sonsuza kadar değişmiş ve islamdan ders almış ve islah olmuş durumdadır. bir adam gelmiş 600 milyon her asırda müslüman yetiştirmiş bir yarı-kıtayı islama aşık etmiş. her türlü kültürel farklılıkları kaybolmadan insani değerleri ile birlikte islam ailesi içine katılmışlardır. şablon bu olduğuna göre yapılacak iş de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun mahremi sana tuhaf ve kabul edilemez gelmesi son derece normal. inan eşcinseller için de tersi bir o kadar kabul edilemez ve acayip! ancak saygı ile, hoşgörü ile, arkadaşlık ile bir arada yaşanıp güzel arkadaşlıklar hatırlara geçebilir. onun kendini ömür boyu sevecek bir kalbi arayışı da senin arayışın kadar normal... yanlışlar hatalar ve zaaflar da öle... zaten biliyorsun hatasız kul olmaya değil, hatasından Allaha sığınan kul olmaya çalışıyoruz. bu açıdan da arkadaşlığınız çok yapıcı olabilir. bunun için detaylara girmeyip sadece kavramlar üzerinde durursan kazanırsın. mutsuzluğunu sebebi ve bazı zamanlar daha bir karamsar olmasının sebebi de hayatı paylaşacak ve sıkıntısını her hali ile anlayan bir çevrenin ve hayat arkadaşının olmayışında saklı. tıpkı senin gibi... bazı gün olur hepimiz aynı iklimin içine dalarız. kalbin de iklimleri mevsimleri vardır. zorlu zamanlardan ibadetle dostların tebessümleri ile ve kur'andan tesellilerle çıkarız. işte bu payda eşcinsel olan olmayan tüm insanlığın ortak paydasıdır. sen onu eşcinsel olarak bilmen onu kabul etmen onun her halini hoş görmen anlamına gelmez. elbette riskli hareketlere ve tehlikelere karşı uyarmak gerekir. lakin irade kişinin kendi özgürlüğüdür. diliyorum ikiniz arkadaşlığınızla hayatın yükünü birbirinize hafifleten hayırlı bir dostluk yaşarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(51,0,153)"&gt;- merhaba tekrardan,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(51,0,153)"&gt;Öncelikle mesajımı ciddiye alıp üstelik vakit ayırıp bu kadar açıklayıcı karşılık yazdığın için çok teşekkür ederim.olaya bakış açından çok etkilendim.ben de yaklaşık şeyler düşünmekteyim tabiki ben hetereoseksüel olduğum için üstelik bi bayan olduğum için olmadığım şeyi anlayamam ama tahmin edebilirim anlmaya çalışabirim.arkadaşımdan uzaklaşmayı aklımdan bile geçiremiyorum.onu çok seviyorum.üzülmesini mutsuz olmasını asla istemem.çok haklısın gerçek bir arkadaş için arkadaşının her türlü kimliği kabul edilir olmalı.ben de kabul etmeye başladım sanırım.bundan sonra yapmam gereken yanında olmak.hem onun kendi içindeki sıkıntılarına karşı hemde dış dünyaya karşı yalnız bırakmamak.ben bu konuda pek bilgili olmadığımı söylemiştim.ama şunu hissediyorum Allah insanı kendi kendine kontrol edemediği şeylerden dolayı cezalandırımaz.üstelik diğer insanlara zarar veren kötü kalpli insanları düşündükçe eşcinseller öyle masum ki,yaşadıkları sadece kendileri ve Allah arsında ve buna müdahil olmak bizim haddimiz değil.ben kendim doğru dürüst bi müslüman sayılmazken ne haddime düşüyor onları eleştirmek.Arkadaşımla bunlar üzerine konuşmaya çalışıyorum.Onun mutsuzluğunun sebebini aslında anlıyorum.İnanmak istiyor Allahın varlığını hissediyor ama onu baştan lenetliyen bir dinle bunun mümkün olmadığını söylüyor.Ben de ona eksik yarım yamalak bildiklerimle ençok ta hissettiklerime İslamın ne kadar hoşgörülü Allahın ne kadar merhametli olduğunu anlatmaya çalışıyorum.ne olursa olsun Allahtan uzak hissetmemesini sonuçta onu bu özellikleriye Allah yarattı ve onu Alalhtan daha çok anlayacak sevecek kimse olmadığını söylüyorum.somut örnekler sunmamı söylediğinde de bilgisizliğim yüzünden aa bak işte islamda şunun örneği şöyle diyemiyorum.üstelik ben de yeni öğrenen birisiyim.onun bu hali benimde dünya görüşümü hayatımı fikirlerimi değiştirmekte.o gay dünyasında(niye böyle başka bi dünya diye ayırıyorsa artık) ilişkilerin sex üzerinden yürüdüğünü söylüyor.hiç tanımadığı insanalarla sırf tek gecelik ilişkiler için birlikte oluyor.yada bazı tanıdığı insanlarla sadece birlikte olmak için görüşüyor.bu çok duygusuz hiçte insani değil,insanı tüketir diye düşünüyorum.hayatta herşeyin belirszilik olduğunu söylüyor.ben de buna çok üzülüyorum halbuki arkadaşım içiboş bir insan değil,gayet açık fikirli bilgili gelgörki yaşayış tarzı böyle.seni bunları anlatarak meşgul ettiğim için çok özürdilerim.yazdıklarının benim için çok etkileyici oldu.kendimi yalnız hissetmiyrum böylece.böyle düşünen insanların olduğunu bilemk çok güzel.bir çeşit destek oldu benim için.üstelik danışabileceğim bilgili bu meseleyi yaşayan birilerinin olması.saçma sapan şeyler yazıp başını ağrıttıysam kusura bakma kötü bi dönem benim için ve paylaşacak birilerni arıyorum.umarım dileğin gerçekleşir arkadşımla dostluğumuzu her durumda devam ettiririz. Allah senin de yardımcın olsun, korusun her zaman yanında olsun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- pek az mailde zerafet ve samimiyet bir araya gelir. çünkü zerafet bir derece siyasi olmayı gerektirir, samimiyet ise içten olmayı... ama şu mail sanırım ender olarak ikisini birden başarmış. birisini yaparken diğerini ihmal etmemiş. bu usül şimdi elimizden tutup bizi sonuca götürsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahın ne kadar merhametli olduğunu anlatmaya çalışmanız çok güzel. bunu bizler de görebiliriz, hatta en kezban eşcinsel de gayet iyi anlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzımıza aldığımız her lokmanın bedenimizde doğru yerlere gidip yerleşen yapıtaşlarını bize sağlaması hiç de normal değildir. yediğimiz karmakarışık gıdadan ortaya çıkan esere bakıyor ve kendimizi ayna karşısında saatlerce izliyoruz. özellikle biz eşcinseller! bu merhamet değil midir? gözlerimiz güzeli arıyor, kilometre öteden hedefimizi kesiyoruz. bu gözleri biz bulmadık. birisi atmış da biz almadık. nasıl bi tesadüftür ki, gördüğümüz gözlerle, görebildiğimiz ışık, aynı gezegende bir araya gelmiş. nasıl uzak bir ihtimaldir ki, haz alan bir beden milyonlar ihtimalden sıyrılıp haz verenleri ile aynı gezegende bir arada olabilmiş. bu tesadüfü doğallığı aşar ve kasd gerektirir. tıpkı ipek gibi yumuşak kök ve damarların sert olan taş ve toprağı delip geçmesi gibi... kendi kendine olamayan ve bir müdahele gerektiren, aslında gördüğümüz ama görmek istemediğimiz örnekler gibi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet göz var ve ışık da var, ciğer var ve ne gariptir hava da var, kulak var, şaşarım ki duyabileceği frekans da, ses de var... evet eşcinsel de var, onu tatmin edebilen gecelik ilişkiler de bu gezegende var. sorun zaten onlarla tatmin olup olmamak değil, sadece onlarla olmak... sadece ışık bir bedene yetmez. sadece cinsellik de eşcinsele yetmez. çünkü hem bir beden pek çok farklı ihtayaca sahiptir hem de onu uyandıracak ölüm gerçeği tüm sevdiklerinin yakınındadır. onun varlığını, hayatsızlık olmadığını, hayattan daha gerçek bir varolma hakikatı olduğunu çözmek zorundadır. ahirete imanı dibine kadar anlamak zorundadır. bedeninin her noktasından aldığı zevki ve yaşadıklarını çürümeden bir şekilde korumak zorundadır, bunun için ebedi gençliğe herkesten daha fazla muhtaçtır. asırlardır en yüksek sesle bağıran Kur'anı dinlemeye daha çok muhtaçtır. oradaki ifadelerde teşvik gördüğünde heyecanlanmak ve Allahtan takat dilemek, korku ile sevk edici ayetler gördüğünde Allaha sığınmak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nefsi ona oyun oynar ve teşvik ayetlerini eşcinsel olmayanlar için sanır. sevk edici ayetler gelince de Allahtan takat, yardım ve afv dilemek yerine kendi yanlış anlayışına delil bulduğunu sanır ve yararlanamadan kaybeder. ne gariptir, alelade ve özelliği olmayan, sırf gelenek diye Kur'ana yaklaşan bir adam ite kaka cennete doğru ilerlerken, alımlı ve algılı, çok ince manalara hassas eşcinsel, Kur'ana soğuk durur. öbür tarafta merhametten uzak kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu aşabilmek henüz hayattayken merhametin içinde olduğunu ona göstermekle başlar. evet ışığı gören, ciğerine hava çekebilen, bedeninde eskiyen yerlere yeni malzemeler itina ile yerleşen değil eşcinsel, taş olsa merhametin denizinde olduğunu bağırarak ilan eder. hala haz alabilmesi ona nasıl bir ikramdır! çokca şükretmeli ki sinirleri, o görünüşü karmakarışık beynine doğru sinyalleri taşımaktadır. kendini oturup muhasebe edebilen nasıl büyük bir yardım aldığını görür. bu kadar kasd ederek yardım edebilen bir Allah hem sağır hem samıt olamaz. bu kadar müdahele edebilen bir Allah hem duyar hem de cevap verir. yalnız duymak istediği cevabı vermeyebilir. malum doktor hastayı dinler ama cevap olarak o tatlı hapları vermeyebilir. denilmez ki dinlemedi, belki dinledi ve en güzel şekilde cevapladı. lakin nazlı eşcinseller bunu her zaman itiraf etmezler. evet ben de öyle kolay kolay bunu itiraf edemem. geleneksel ifadeleri ezberden bir çırpıda söyleyen ağzım, dua vakti ellerimi kaldırdığımda en büyük dostum ve beni hep dinleyen Allaha beni hep nasıl dinlediğini, kalbimin en derininden geçeni takip ettiğini, nasıl da en güzel vaktinde denk getirdiğini, ikramlandırdığını, annemden daha şefkatli olarak isteklerimin çirkinliğine güzelliğine bakmadan nasıl da samimiyetle ve aşkla cevaplandırdığını itiraf edemez. bu tavrı ve teşekkürü gösterememek çok büyük bir kayıp değil midir? afv istenmesini gerektirmez mi? en azından buna uygun yaratıldığımı görüp hiç olmazsa bunu söylemem gerekmez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;samimi ve zarif bir iman ile cennete layık dostlukların örüldüğü bir dünya, razı olunmanın verdiği iftiharla dolu bir ahiret dilerim. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-6192029684025610887?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/6192029684025610887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/11/fag-hag.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/6192029684025610887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/6192029684025610887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/11/fag-hag.html' title='Fag Hag'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-990475434466514545</id><published>2009-10-20T00:59:00.006+03:00</published><updated>2010-04-03T17:50:39.094+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Eşcinselliğin kişilikte yeri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.h4x3d.com/feat/themes/fresh-apple.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 414px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.h4x3d.com/feat/themes/fresh-apple.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;gençlik bir bahar gibi günden güne yeşerip boy atarken, yeni keşifler ve yeni heyecanlar için ufka yelken açıyor. neşe ile her yeni olanı inceliyor ve ona meylediyor. cinsellik de dahil tüm bilgiler ve deneyimlenebilecek her şey ilgi çekiyor. tüm eldekileri sıralamaya "büyümek" diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;iştah duyulan konu başlıkları bazen karışıyor bazen ayrışıyor. düzenlemek ve tecrübesizlikle bazen birbirine katmak hep macera anlamına geliyor. kimisi için eşcinsellik, ilan edilip macerayı çekmek için bir bayrak olurken, kimisi için en değerli ve en derinde saklanan bir hazine oluyor. ilki sadece zevkine koşarken kendine reklam olarak herşeyi kullanan bir genç olarak son derece normal görülüyor. çünkü o yaşlarda çevreden teşvik ve tebrik görmek için dini milli yada cinsel farkındalığı göstermek çok önemli görünüyor. öte yandan diğerlerinin de dayandığı bir güzel gerçeklik var ki o da kimliklerimizin değerli olduğudur. sokaktaki adama kadar gösterilemeyecek kadar değerli, çamura atılamayacak kadar kıymetli olduğudur. farklı yapan bir ışıltı elbette o kişiliğe bir değer katar. sebebi ruhun en içinden ve derininden geliyor olmasıdır. öyle bir ruh ki, ona değer veren o ruhun Allahtan geliyor olmasıdır. o zaman bu ruhun bir özelliğin dünya zevki ve hazzı için alet ve oyuncak olarak kullanmak kimine göre ucuzlaştırmaktır. onu o özelliğin kıymetini bilen birisiyle paylaşmak ona değer katmaktır. kişinin kendi dengini ve kıymetini bulmasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;önceliklerin sıralanmasında en üst maddeye cinselliği yazmak kişiyi tüm hayat gerçeklerini cinsel haz uğruna harcayabileceği anlamına gelir. bu ise çevresinin onun ruhuna ve kişiliğine değil sadece ondan elde edilebileceğe göre kıymet vermesi anlamına gelir. ne gariptir sevgi arayan eşcinsel, sıralamasını yanlış yaparak hiç sevgi bulamayacağı bir çevrenin içinde kör bir arayışla ömrünü telef edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanın gücü ve kuvveti ile bir düşman ve hasım karşısında durması kolaydır. ama iş kendi hevesleri olunca orada ciddi bir tereddüt açığa çıkar. kişi kendi hevesleri karşısında tahmin ettiğinden çok daha zayıfdır. bu yaşla değişmez. sağlıkla yada zeka ile değişmez. heva heves, nefsin en temel kuvvetleridir. zevke müptela ve bağımlı hali ile önüne gelen en kolay şeyleri hep ister. oysa aklın yaptığı sıralama, kalbin duyduğu tertemiz aşk hep onun karşısındadır. kendi kendini kandıran insan nefsinin peşinden giderek peşin hazları talep eder, ama neticedeki büyük kazancı kaçırmış olur. çünkü hisleri ve hevesleri ile aniden hareket eden hem dünyada hem ahirette pişman olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sakin kalmak, olaylar karşısında hemen hükmetmemek, diğer seçenekleri incelemek ve çevredeki güvenilir arkadaşlara danışmak ile hissi çıkışlar ve nefsin tehlikelerinden uzak kalmak mümkün olur. bunu genç yaştaki insanlar ya kendilerini frenleyerek yada hadiselerin tokatları ile dövüle dövüle ders alırlar. sonuçta herkes hayat okulundan gerekli tecrübeyi ders alır. ama bu dersi zevkle ve dostlarla almak yerine bin sitemle ve beyazlamış saçlarla, yıprana üzüle geçmek hiç de istenir bir olay değildir. hele eşcinsel kimliği taşımakla bu yolculuk bir kat daha dikkat ister hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinselliğini ruhunda doğru yere konumlandıran eşcinsellerin bu ülke için büyük kazanç olduğu çok açıktır. dini milli ve cinsel kimliklerinin gereğini uyumla ruhunda yaşayan her birey bu toplum için çok kıymetlidir. yazdıkları hayat kitabı ile ruhlarının kıymetini ortaya koyarlar. onlar ahiret için de çok kıymetlidirler. kendini bilen Rabbini bilir. Ona tam manası ile muhatap olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-990475434466514545?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/990475434466514545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/10/escinselligin-kisilikte-yeri.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/990475434466514545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/990475434466514545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/10/escinselligin-kisilikte-yeri.html' title='Eşcinselliğin kişilikte yeri'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7603367852688995793</id><published>2009-10-18T20:04:00.008+03:00</published><updated>2010-04-03T17:51:03.743+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Eşcinselin gitgelleri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/StuPbVgK1zI/AAAAAAAAAM0/Q3HI4uN59L8/s1600-h/368153190_22b3e5a7cb_o.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 268px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394062678497613618" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/StuPbVgK1zI/AAAAAAAAAM0/Q3HI4uN59L8/s400/368153190_22b3e5a7cb_o.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;eşcinsellik bir cinsel kimlik olmasına rağmen o denli derindedir ki, tüm diğer kimlikleri etkiler. o denli basit yalın ve tekildir ki, tahrip edilemezliği bir tarafa keşfedilmesi zor, çözümü müşkül, derinden çıkarmak kadar diğer bağlarını tasnif edip doğru hareketi de belirlemek zordur. bu sebepledir ki, tavır ve davranışın çok arkalarında gizliden gizliye bu kimliklerin etkileri hissedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aile ve arkadaş gibi bireyden kesin beklentileri olan sosyal gruplar içinde kişiler kendi cinselliklerini tasnif etmekten utanırlar. açıkça erkek ve kadın olmak bile genç birey için mahçubiyettir. beklentileri bilinçli bir şekilde öğrenmek yerine çevresinde gördüğü klişe rol modellerden taklitle karşılamaya çalışır. taklit ise her anlamda yapmacık görünür. bu sıkıntılı dönem bireyin kendi üslubu ortaya çıktıkça düzgünleşirse de bazıları için hep öyle kalır. sosyal sisteminkabul ettiği kimlikler için bile zor olan kendi üslubunu kazanmak ve hayatı anlamak eşcinsellik için daha da zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimi kendi eşcinsel kimliğini keşfeder, reddeder, sonra uzlaşır ve hayat algısında ve sıralamada bir yere koyar. kimisi ise birden ortaya çıkan şahitler ve patlak veren bir olayla çevre ile beraber aynı anda kendisini tanır. şiddetli bu şoku bilgi ve kontrolle atlatabilenler "kendini bilenler" grubuna katılırlar. hiç kendini tanımayan ve kendisini bile algılayamayanlar ise algıları serbest kaldığında rüyalarında, fantazilerinde, derinden derine benliklerini tefekkür ettiklerinde derinlerde bir yerlerde ürküten ve kendilerine benzemeyen o "ben"i hissederler ve ürperirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ömrün kum saatinde yıllar hızla dökülüp giderken eşcinsel ya kendi varlığını tümüyle kabul edecek yada kendisine biçileni oynayacaktır. kendine biçileni oynamak adeta doz doz verilip de ölüme gönderilen bir kobay gibi kasılmalarla gerilmelerle geçer. zaman zaman rolünü güzel oynama şevki ile zaman zaman isyan sitemleri ile akar gider. tüm bunlar olurken, evli olduğu eşi aslında bilir de bilmez, görür de anlamaz hali ile oyuna yardımcı da olabilir. ağır dönemler, dozu artırılmış anne şefkatinin kimi zaman teşvik kimi zaman tehditleriyle geçiştirilir. zaten oyuncu da oyunu oynamak derdindedir. gün gelip "artık sen sahnede değilsin ihtiyar" dendiğinde almak istediği alkışı ne eşcinsellerden ne ailesinden ne de ebeveyninden göremeden sahneden inmek durumunda kalır. çünkü ortada olan aslında kocaman bir yalandır. o bu yalanda sahne almak istemiş ama kahraman olamadan dekor olarak kullanılmıştır. içindeki vicdan sarkacı her daim ömür saatini "yalan! yalannnn!" diye sayarken yürümekte olduğu kabrinde onu bekleyen bir ışık da yoktur. yasak gecelerde kandırılmış sevgilerini ona sunanlar alacaklısı olmuşlar, tüm hayatı ise üzerine karanlık olarak çökmüştür. kabuslar birbirine karışırken eşcinsellikten geriye kalanın acı olduğunu düşünür. aslında bu bir mantık hatasıdır. bu hale gelmesinin sebebi eşcinsellik değil, doğruluktan uzaklaşmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varlığını ve karakter özelliklerini çabuk çözen ve yüzleşen çabuk yol alır. doğruluktan ayrılmayan gerçeği bulur. doğruluğun ne kadar büyük bir kuvvet olduğunu bilen samimi ve rahat bir şekilde Allaha sığınır. ibadet ederken ona şekil veren, ruhunu ve cismini şekil şekil belirleyen Rabbinden razı, Rabbi de ondan razıdır. tüm dileklerini ve şükürlerini ona samimi bir şekilde sunar. hayatı veren kim ise, hayatın algısındaki tüm cihazların ihtiyaçlarını da O verir. hem böyle de taahhüt etmiştir. bu rahatlıkta ve eminlikte ona teslim olan selameti bulur. yalan için eğilmez. hakkın hatırını yalana feda etmez. hem bu aziz yolcu hayatta ilerlerken yukarıdaki adamın tersine beklenmeyen kolaylıklar, tahmin edilemez yardım da görür. çevresini kendi gibi dostları ile saran Allahtır. daha da itimadı gelir. zaten sürekli dünya hayatında, kainatın sahibi ile dost olduğundan kabir kapısı da ona dehşet vermez. ahiretten ümidi ve tesellisi vardır. bu gayret yoluna girene dek o da yalpa yapmış, bazen yol önünde sislenmiş olsa da ümidini kaybetmediğinden, ibadetini terketmediğinden, dostu olan Rabbi de onu terketmez. onu sahil-i selamete, ebedi saadete ulaştırır. dünyadaki kanunlarının ciddiyetinden, ahiret konusunda caymayacağı belli olan bir Rabbin ikramı da ona yakışacak şekilde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bizler toplumda gözlemlediğimiz kişilerin hatıralarından karelere bakarken kimini bir yerlerde görürüz. bilemeyiz ki o hakikaten istikamette midir? lakin kesin olan şudur ki, eğer Allahın ipine sıkıca sarılmış, ona itimad etmiş ise eninde sonunda aydınlık bir mutluluk onu beklemektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7603367852688995793?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7603367852688995793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/10/escinselin-gitgelleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7603367852688995793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7603367852688995793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/10/escinselin-gitgelleri.html' title='Eşcinselin gitgelleri'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/StuPbVgK1zI/AAAAAAAAAM0/Q3HI4uN59L8/s72-c/368153190_22b3e5a7cb_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7068129457621068419</id><published>2009-10-05T15:57:00.007+03:00</published><updated>2010-04-03T17:51:36.733+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Klişe (stereotype)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://img19.imageshack.us/img19/53/cmd2500.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 500px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://img19.imageshack.us/img19/53/cmd2500.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Modern çağlar, bizlere modern kavramlar ve modern ürünler sunuyor. küçüklüğümüzden itibaren çizgiromanlardan ve çizgifilmlerden başlayan, yetişkinliğin her türlü sıfatı içine kadar sızan, görsel imzalar ve figürler modern çağın çizgilerini belirliyor. çocukluktan yetişkinliğe tüm hayat kesimlerinde ve ifadelerinde bu ölçülerden yararlanıyoruz. kimi zaman bu bir süper kahraman kimi zaman da yeni bir moda olarak sunuluyor. tüm bu ürünlere ve figürlere sahip olma açlığı tüm bir medeniyetin iştahını artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;klişe olan bir anlam yada şekil bir kültürün anlatmak istediği manayı çarçabuk ve yüzeysel olarak göstermesini sağlar. bu kimi zaman yeni kuşaklar için kullanılır. okullarda çocuklar hem ailelerinden hem okuldan pek çok mana parçalarını bir araya getirirler. kenar mahallelerden gelen öğrencilerin aileleri onlara uzun ifadeler ve cümleler kurmak yerine klişelerle istenileni aktarırlar. "erkek adam dediğin maça gider, karı becerir, sigara içer." bu klişe genç öğrencinin başarması ve olması gereken bir ölçü olarak önündedir. göreceli eğitimli aileler ise daha iş bitirici ve bunun için gerekirse ufak yalanlara cesaretlendirir bir tavır sergilerler. yani aslında birbirinden farklı olmayan yanlışlar ders verilmiş olur. tüm bu elde edilen, okul sofrasında felsefe ile çeşnilenip afiyetle yenilir. okul çıkışlarındaki öğrencilerin hallerini görüp eleştirmeye kalkanlar bu sebeple haksızdırlar. "yeni nesil bozuluyor" diyen kendi neslini tenkit ederek başlamalıdır. hem de bu milletin cahilce evladına verdiğini tadil edecek alimler, toplum bilimciler, ahlak uzmanları doğrudan ortada görünmemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;klişe olumlu olarak dinde yerini almıştır. tüm dini motiflerde kişiye hareketin örneğini gösteren bir klişe vardır. ak sakallı yaşlı adam klişesi her zaman sorulana güzel cevap veren mütebessim bir ihtiyar olarak hikayede yerini alır. mü'minler bu klişelerle insanın değer verilmiş ve dünyada incelikleri öğrenmesi gereken bir kul olduğunu algılarlar. müslimler ise biraz daha algılarını öteye götürürler. islam hayatı siyah beyaz görmediği gibi klişelerden de farklı dersler verir. insanlara "klişedeki gibi ol" değil "klişedeki dersden istifade et" mesajını verir. çünkü İslam, insanı bireysel olarak değerlendirir. herbir insanda Allahın ayrı pek çok has yada umumi esmasının parladığını ders verir. o zaman klişeler de kendindeki bu esmaya dikkat çekmek için araçtır. hadislerde ve ayetlerdeki korkutma yada sevdirme gayretli pek çok ders, kıssalarda yakınen tanıdığımız pek çok kahraman bu klişe kavramı içinde yerlerini alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kişisel karakter, pek çok özellikten oluşur. bu özelliklerden genel olup psikoloji incelemesi içine giren ve başkasına kendimizi tarif ederken kullandığımız özellikler kimliklerimizdir. kimliklerin baştan mı olduğu, sonradan mı elde edildiği bilinemez. kimlik kişinin kendisinde, ifade edildiği andan itibaren vardır. başkasının o kimliği sizde görmesi hali ise sizi daha önce belleğindeki bir klişe ile benzetimleyerek çıkardığı sonuca göre itham etmesidir. bu o kimliğin gerçekliği hakkında bir şey vermez. bu kimliğin gerçekliğini belirleyen kişinin bunu bizzat kendi ifade etmesidir. kimlikler dışında ki özellikler ve ifade edilemeyen pek çok gizli bilinçaltı refleksleri ile beraber hepsi kişinin davranış dünyasını oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"imanın var olup olmadığı sorguyla anlaşılır. Mesela ami bir adama, Saniin, cihat-ı sittesiyle kabza-i tasarrufunda bulunan alemin herhangi bir cihetinde mekan ittihaz etmesinin mümkün olup olmadığı hakkında bir sorgu yapıldığı zaman, "Hiçbir cihette değildir, olamaz" dese kafidir. Çünkü, nefy cihetinin, yani Saniin hiçbir cihette olamayacağı hakikatinin onun vicdanında sabit olduğuna delalet eder. "(İşarat'ül İ'caz) yani kişinin dini kimliğinin varlığını, o itikadın zıttına bir seçeneğe ihtimal vermeyişi isbat eder. bu şekilde ifade edebilmesi ile de bu kimliğe sahip olduğunu ortaya koyar. imana sahip olduğunu göstermek için klişelerdeki gibi olmak zorunda değildir. edep gereği o klişelerden istifade ederek iman kardeşleri ile ortak bir davranış gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;milli kimliklerde de aynı gerçekler ortaya çıkar. birey kendini ifade tarzı ile ve diğer milletlerin algılarından farklı olduğunu kendi ifade etmesi ile milli kimliğini göstermiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu klişeler bazen yanlış anlaşılır ve aynısı ile olunmak gereği kişiye yüklenirse ya kişi yapamadığı için o kimliği ifade etmekten ve kendisini böyle tanımlamaktan vazgeçer. zencinin artık kendini zenci görmek istememesi gibi... yada yapmacık hareketleri ile espiri konusu olur. normal bir adamdan süpermen olması istendiğinde oluşan kare buna örnektir. halbuki süpermen klişesi toplumda yanlışlara bireysel hayır demekle, toplumsal bir ruhda, o yanlışa süpermen gibi bir güçle karşı durulacağını anlatır. yada daha islamdan bir örnekle, tüm islami kimliğin dersini alanlar bir araya geldiğinde Hz. Peygamberimin (a.s.m) ruhu ortaya çıkar. evet tüm alem-i islam, Hz. Peygamberimin (a.s.m) manevi karakterini kendinde beraberce göstermektedir. yada tüm milli kimliği paylaşanlar bir arada düşünülünce o milletin klişe karakteri ortaya çıkar. islamın askeri Türkler, zeki Araplar, tatlı dilli İranlılar gibi... tersine, dışarıdan bakıldığında da eğer kötü örnekler o millete maledilirse bu sefer negatif manalar yüklenir. genelde karikatürize olan bu tür kavramlar karşımızdaki bireyi hem tanımaya (milli ortak paydasını anlamaya) hem de tanımamaya (çünkü kendi bireysel farklılıklarını ihmal etmeye) sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel kimlik de bireyin cinsel kimliğidir. bu kimliğe sahip olmak benzerlerini ayırıp kendine yaklaştırır. lakin eşcinsel kimlik taşımak, ideal eşcinsel bir çevrenin parçası olmak değildir. eşcinselliğin kendi içinde pek çok klişeleri vardır. isimlendirmeler ile pek çok renkli alt gruplar oluşur. eşcinsel genç bu klişelerden kendisinde gördüğünde bunları bir renk olarak algılamalıdır. eğer bu klişeleri olunması gereken ideal gibi görürse süpermen olmaya çalışan adam gibi toplumda gülünç hale düşer. özellikle çevreden buna yönlendiren insanların etkisinde kalmamalı, kendisindeki özellikleri keşfetmeye, geliştirmeye, yüzlerini Kur'ana çevirmeye odaklanmalıdır. maskülen bir erkekliği de feminen bir kırıklığı da taklit etmek sizi kendinizden uzaklaştırır. davranışın sebebi "dediler diye" değil, "ben bu kimliğe sahip olduğum için" olmalıdır. böyle olunca o zaman eşcinselin gerçek değeri ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel, davranışından ve hareketinden belli olur yada olmaz. eşcinsel göreceli olarak çevresinde kızlarla yada erkeklerle daha çok dostluk kurar yada kurmaz. eşcinsel dindar olabilir yada olamaz. eşcinsel ömürlük bir aşk bulabilir yada bulamaz. eşcinsel güzellik, fiziki sportmenliktir yada şişmanlıktır. bu görüntülere takılmayıp yaşayanlar hayatı tüm güzelliği ile kazanırlar. klişelerle yaşayanlar hayatlarını ifade etmeyi daha kolaylaştırır lakin yaşlandıklarında, yaşayamadıkları bir hayata hayıflanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın manasını algılamak ve pişman olmamak için eşcinsel doğru olana daha açtır. Allaha sığınmaya daha muhtaçtır. Dua onun için bilinmezin ardını görmeye en büyük anahtar olabilir. henüz yaşıyorken tüm iştahınızla Allahtan hidayeti yani doğrunun ve yanlışın önünüzde açılıp aydınlanmasını dileyin. Allahın şefkati sizi bugüne getirdiği gibi gelecek güzel günlere de götürecektir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7068129457621068419?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7068129457621068419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/10/klise-stereotype.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7068129457621068419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/7068129457621068419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/10/klise-stereotype.html' title='Klişe (stereotype)'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4401274891281395444</id><published>2009-09-23T12:11:00.012+03:00</published><updated>2010-04-03T17:52:04.049+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Okullar başlıyor, ziller çalıyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/Srn99cxzl_I/AAAAAAAAAL8/pUzTiFhyyxU/s1600-h/homofobi.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 282px" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384614061637081074" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/Srn99cxzl_I/AAAAAAAAAL8/pUzTiFhyyxU/s400/homofobi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;En güzel hatıraların yenileri için, eğitimin en güzel basamakları için, ailelerin heyecanı bir taraftan öğrencilerin neşeleri diğer taraftan bir yeni dönem daha başlıyor. tüm ülkem için hayırlı olmasını dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu konuda yazmak oldukça zor. çünkü eşcinsellikle ilgili bir blogda öğrenciler deyince nahoş hayaller akla gelebiliyor. toplumda genellikle eşcinsel kelimesini çocuklar için tehlike olarak görmek meyli vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel öğretmenlerin bu açıdan işi zor. çünkü memur olarak eşcinsellik suç değil, fakat bir şekilde bilinmeleri onları ciddi bir toplumsal nefretin hedefi haline getiriyor. eşcinsel erkek kendisi gibi eşcinsel bir erkekle hayat boyu mutlu olmak hayalini yaşasa da genel kanı onun çocuklar için tehlikeli olacağını söylüyor. bu toplumsal önyargının değişmesi ise bu tabunun konuşmaya açılması ile mümkün. korkulan adı ile "oğlancılık" yada küçük çocuk düşkünlüğünün eşcinsellikle alakası olmadığı ortaya çıkıp, bilinene kadar gerçeği sürekli ifade etmek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel öğrencilerin işi zor. çünkü insan kendini hatırladığı andan itibaren kendi kimliklerinin varlığını bilir. bu kimlikler bulüğ ve sonrasında hem detaylanır hem şekillenir. eğer eşcinselliğe düşman bir çevrede eğitim alıyorsanız, ördeklerin arasına karışmış çirkin kuğu yavrusu gibi ötekileştirilmekle büyüyeceksiniz demektir. daha kalın zırhlar geliştirip incinmemek, daha iyi yalan söyleyip belli olmamak, daha iyi taklit edip menfaatlenmek temel savunma sistemi haline gelebilir. elbette dikkatli gözler altında bu tavırlar son derece yapmacık ve sıkıcı görünecektir. dilerim bu çirkin kuğu yavrusu o alımlı ve güzel kuğu gibi süzüldüğü güne kadar kendi farklılığından utanmasın ve yerinmesin. bu toplum havuzunda onun yeri başka bir değerli çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel arkadaşı olan öğrencilerin işi zor. çünkü içinden yalnız olduğunu haykırıp dışarıdan ben de sen gibiyim dese de farklı olduğu belli olan arkadaşlarına uzak dursalar onun hüznünü hissederler, yakınlaşsalar onun sevilmek ihtiyacındaki farklılığa şaşırırlar. eşcinsel arkadaşlarını ötekileştirmeden ve onu maceralara iştahlandırmadan ciddi ve teselli eden bir arkadaşlığa teşvik edebilirlerse arkadaş grubu içinde en eğlenceli hatıraları yakalamış olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşcinsel ailelerinin işi zor. çünkü daha yakın zamana kadar çocuğu nasıl yönlendirirsen öyle olur mantığı ile doğuştan getirdiği özelliklerini ve Allahın hediyesi olan kimliklerini inkar edercesine sıkı kontrol altına alarak rehabilite edebileceklerini sanıyorlardı. göz hapsi başta olmak üzere her türlü kontrolün ve sınırlandırmanın temel insan davranışında yapıcı bir etkisi olmaz. hatta nefret edilecek bir durumdur. eğer baskı artarsa o zaman kaçak ve illegal ek yöntemleri bulması için insanı zorlamış olursunuz. "doğru ol" derken "eğri olmayı" öğretmiş olursunuz. çözümü ise Kur'an yine ortaya koymuştur. önümüzde uzanıp giden bir yolu tarif ederken önemli olan yolun güzelliğini tarif etmektir, diğer yolları nefret ettirmek değil. diğerlerini kötüleyerek başlayan bir ifade önyargıya işaret eder. hem de gerçek ortaya çıktığında muhatabın saygısı zedelenir. eşcinsellik, güzel bir öğrenci, örnek bir vatandaş ve hayırlı bir evlat olmaya engel değildir. tıpkı üniversite kimliği taşımak ahlaksız olmak anlamına gelmediği ve kötü örnek, örnek olmadığı gibi eşcinsel kimlik taşımak da sizin evladınızdan beklediklerinizin hayal kırıklığı ile size dönmesi anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;milli eğitim bakanlığının işi zor. çünkü yakın dönemde eğitim boşluğu ile oluşmuş eşcinsel nefretini toplumdan silmek için yapılacak şey çok, eldekiler ise azdır. bireyi birey yapan tüm özelliklerini azami derecede inkişaf ettirip toplumun genel ortalamasını çok daha yukarılara taşımanın birinci adımı bireylerin bireylerle bir araya gelebilmesidir. toplumsal hayatın temeli kişilerin birbirine güven duyabilmesidir. kendini asıl kabul edenin diğerine ihtiyacı vardır. o diğeri sayesinde bu asıl olmaya devam eder. bu sebeple zenginin fakire, yerlinin göçmene, askerin esnafa, etrakın ekrada, izleyicinin sanatçıya ihtiyacı vardır ve karşılıklıdır. dünyada sanatın ve sporun en temel malzemesi görülen eşcinsel ruhun çoktan bu toplumda yerini alıp bu ülkeyi ötelere taşıması gerekiyor. geç kalmış bir toplumun artık harcayacak vakti kalmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuç olarak bugünlerde ektiğimizi sonraki nesilde biçen bir ülke olarak geleceğe ciddi hazırlanmak ve sevgiyi güzel ekmek gerekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayırlı bir yeni yıl dilerim... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4401274891281395444?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4401274891281395444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/09/okullar-baslyor-ziller-calyor.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4401274891281395444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4401274891281395444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/09/okullar-baslyor-ziller-calyor.html' title='Okullar başlıyor, ziller çalıyor'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/Srn99cxzl_I/AAAAAAAAAL8/pUzTiFhyyxU/s72-c/homofobi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-1871647292521705921</id><published>2009-09-06T12:28:00.005+03:00</published><updated>2010-04-03T17:52:22.015+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Nefreti Türkiye'den Silmek</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SqOBF7E87dI/AAAAAAAAALU/MLGZc7hhFoA/s1600-h/tn_gay1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 327px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378284318768295378" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SqOBF7E87dI/AAAAAAAAALU/MLGZc7hhFoA/s400/tn_gay1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;günlük yaşamda bireysel bir problem gibi görünen, aslında ekilmiş nefretin sonucu olarak bir kesime yönlendirilen genel bir nefretin ne denli tehlikeli olduğunu, insanlar ancak başlarına geldiğinde anlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dini siyasi milli yada cinsel tüm fikirler, davranışlar ve yaşamlar bu nefretin hedefidir. şu anda zarar görmüyor olmanız geleceğinizi garantilemez. en yardıma muhtaç olduğunuz anda sizin içinizde bulunduğunuz kötü durumu size layık gören bir kesimin olmaması için şimdiden bir şeyler yapın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en hassas konu olan cinsel ayrımcılığa karşı çıkın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çevrenizi aydınlatın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi kureyşli eşraftan bir seçkinle, habeşli itilmiş bir zenci kölenin nasıl eşit tutulduğunu tekrar keşfetmenin vaktidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi evladının cinsel kimliğinden utanıp, ar edip, onun ölümünü dilemenin, onu toprağa gömmeyi istemenin insanlık onurundan ne denli uzak olduğunu tekrar keşfetmenin vaktidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ezberlenen kelimelerin aralarındaki tebessüm eden manalara tekrar cesaretle bakmanın vaktidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi husumete, nefret beslemeye vakti olmayan insanın önünde uzayıp giden uzun yoluna kaldığı yerden devam etmesini idrak etmek vaktidir! &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-1871647292521705921?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/1871647292521705921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/09/nefreti-turkiyeden-silmek.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1871647292521705921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/1871647292521705921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/09/nefreti-turkiyeden-silmek.html' title='Nefreti Türkiye&apos;den Silmek'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SqOBF7E87dI/AAAAAAAAALU/MLGZc7hhFoA/s72-c/tn_gay1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-174646031179523567</id><published>2009-09-01T15:24:00.005+03:00</published><updated>2010-04-03T17:52:34.087+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Uzun Dönem İlişkinin Esasları 3</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/Sp0aZ6SQ-fI/AAAAAAAAALM/ahqHyUtBaIQ/s1600-h/large_gaydating.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 262px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376482562595158514" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/Sp0aZ6SQ-fI/AAAAAAAAALM/ahqHyUtBaIQ/s400/large_gaydating.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;eşcinsellik henüz toplumda tam yerini alamadığı gibi, kendi içinde de henüz tam bir payda oluşturamamıştır. bu durum ise hem bireysel olarak eşcinsele hem de eşcinsel çiftlere zarar vermektedir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;"eşcinsellik uzun ilişki kaldırmaz."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;bu tuhaf ifadeyi yanlışlayan onlarca örnek gösterirsiniz. "ama bunlar dışarıdan ve yabancı ülkelerden" der ve bahane ileri sürer. ülkemden yarım asırlık ilişkiler gösterseniz, yine de kanaati gelmez. halbuki bu şüphecilik bazen bir ömür sevgisizliği netice verir. sanki uzun ömürlü ilişki bizim gençliğimizi emen bir karabasan gibi kabul edilmesi son derece yanlıştır. kucaktan kucağa geçen bir ömrün akibetine bedel, verimli paylaşılan aşkla geçmiş bir ömür ve ebede sürecek bir arkadaşlık kıyas götürmez.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;"onlar bulmuş asıl bize lazım"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;genel kanaat eşcinsel çiftlerin artık meseleyi halletikleri ve asıl teselli edilmesi gerekenlerin açlıkları ile ortada olan arkadaş çevresi olduğudur. halbuki yalnızığından sıkkın bir eşcinseli teselli etmek kadar çiftlere destek olmak ta gerekmektedir. eşcinsel olmayan çiftleri evlilik belgesi ile devlet, hukuk aileleri ve çevre destekledikleri halde eşcinsel çiftler bu pozitif kuvvetten mahrumdurlar. bu sebeple arkadaş grupları içinde daha çok birlikteliklerin desteklenmesi gerekir. unutmayın ki dağılan her çiftten iki kişi güvensiz olarak topluma döner. her hayal kırıklığı daha güvensiz ve üzüntülü bireyler demektir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;"eğer bittiyse yapılacak şey kalmamıştır."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;ümitsizliğin siyahlığını en kötü tasvir eden ifadelerden birisi de eğer ilişki bittii ise yapılacak şeyin kalmamış olduğudur. halbuki aşk tüm bu olumsuzlukları aşacak kadar büyük bir kıymettir. eğer ebedi bir yolculuğun kudsi bir arkadaşlığın biraz manası idrak edilirse uğrunda vazgeçilecek gururun ve vazgeçilecek heveslerin kıymeti kalmaz. eskiden beğenisinin yüsek olduğunu söyleyen ve gençliğini hızla tüketen pek çok kişi bir zamanlar çokça söyledikleri yukarıdaki söz için aslında o zaman yeterli gayreti sarfetmediklerini bugün itiraf etmektedirler. bazısına sevebilmek büyük bir nimet olarak ömürde yalnızca bir kere verilir. onu israf etmeyin. her tartışma ve soğukluktan sonra harcanabilecek basit bir meta' gibi değerlendirmeyin. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;ilişkiniz nasıl başlamış olursa olsun bir şekilde bir ömre maledilebilecek bir kapısı vardır. onu bulmakta inat edin. sevgi yalnızca eşcinsellerin değil tüm insanların en temel gereksinimlerinden birisidir. hele bunu karşılıklı paylaşabilecek birisi varsa o zaman değerlendirmeyi çok sıkı yapmamak lazım. herkes bir olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ömürlük sevgiler dilerim....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-174646031179523567?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/174646031179523567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/09/uzun-donem-iliskinin-esaslar-3.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/174646031179523567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/174646031179523567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/09/uzun-donem-iliskinin-esaslar-3.html' title='Uzun Dönem İlişkinin Esasları 3'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/Sp0aZ6SQ-fI/AAAAAAAAALM/ahqHyUtBaIQ/s72-c/large_gaydating.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-3048288295340220561</id><published>2009-08-29T17:59:00.010+03:00</published><updated>2010-04-03T17:52:46.033+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>Eşcinsel Açılımı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kaosgl.com/"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 269px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375427001520694290" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SplaYK2vJBI/AAAAAAAAALE/Zqv9Zlk4-68/s400/gg.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(204,0,0); FONT-WEIGHT: bold"&gt;sen islama eşcinselliği mi sokmaya çalışıyorsun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayır eşcinsellik zaten toplumun içinde var. ben islama hiç yakışmayan yalanı müslümanlardan uzak görmek istiyorum. çünkü eşcinsel ya yokedilmeli yada toplumun içinde onurlu bir birey olarak kendine bakabilmeli ve yer edinmelidir. ara çözümlerle, terapilerle, kamufle olmalarla, hormon tedavisi yada muska ile sadece üzerinde uğraşmış olursunuz. cinsel kimliğini yaşamayı tek başına yönsüz yordamsız yaparken, sonradan aile reisi olarak yapmaya devam eder. böylece kişisel özgürlük sorununu toplumsal bir soruna çevirmiş olursunuz. kandırılmış ve kandırmış insan öyküleri yurduma yakışmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(0,0,153); FONT-WEIGHT: bold"&gt;dini ve milli kimlik kadar cinsel kimlik önemli mi ki, sizin hukukunuza önem verelim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="COLOR: rgb(51,51,255)" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="COLOR: rgb(51,51,255)" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;yükselen islamiyet vicdan hürriyetine katkı sağlar. dini kimlikler yıllarca ezildi, biçildi. insani bir özellik olduğu ortaya çıkınca ister istemez toplumsal karakter içinde yeri belli oldu. tüm dini kimliklerin özgürleşmesi ile toplumsal payda kuvvetlenir ve geleceğe ümit toplumsal bir kardeşlik bağı içinde yerini bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplumsal doğru milli kimlik algısı, diğer milli kimlikleri tanıyıp onlarla irtibat kurmayı gerektirir. milli kimlik üstünlük vasfına değil, bir ailenin ferdleri gibi birbirini tanımaya doğru değiştikçe doğru şeklini buldu ve buluyor. tüm milli kimliklerin özgürlüğü parçalanmayı değil, her milli kimlik sahibi kitlenin toplum içinde kendi mahareti ile uyum sağlamasını netice verir. ezik ve yararlanıcı değil, katılımcı ve sahip bir ruh gelişir. cinsel kimlik de üçüncü adım olarak yerini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her cinsel kimlik sahibi diğer özellikleri ile ve insani varlığı ile toplumsal ödevlere katılır ve haklardan yararlanır. işe alırken, askere alırken, mahkemede yada toplum önünde aynı maharete sahip iki insandan birinin erkek, diğerinin kadın, birinin ermeni diğerinin başörtülü müslüman, birinin garplı diğerinin şarklı, birinin eşcinsel diğerinin eşcinsel olmayan bir kişi olması sonucu etkilemez. zaten uniter devletin vatandaşına etmesi gereken taahhüd de budur. madem ki devletin ortada bir tarifi var. o zaman bu tarifin gereğini de yapar. kişilerin birbirine veya gruplara nasıl baktığından etkilenmeden adaleti ortaya koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(0,204,204)"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,255,0); FONT-WEIGHT: bold"&gt;bu söylediklerinin örneği var mı ki inanalım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;insanlık tarihine biraz dikkat eden bunu görür. Hz. Ademin oğulları habil ve kabil arasındaki gerilimden başlayan bireysel ötekileştirme, tanımama, bir yere kadar tahammül edilir ve ardından cinayetle sona ererdi. gruplar ve kabileler devletlere dönüştü. insanlık uzun yıllar içinde devletlerin bazen barış dolu baharını bazen savaş dolu kışlarını yaşadılar. benzer devletlerin biraraya gelmesi ile imparatorluk denilen devlet grupları oluştu. imparatorluklar kendilerini oluşturan devletleri tamamen kendi bedenlerinde ya eritmeye yada ötekileştirmeye uğraştılar. dünyanın tamamen keşfine kadar koca dünyada istenmeyen ötekinin hep gideceği bir yer vardı. "uymayan defolur gider" kuralı insanlık kadar eski olduğundan dinler ve geleneklerle desteklenir ve çoğu kere ara çözümlerle yada ince bir siyasetle atlatılırdı. tüm toplumların öyle böyle kabul ettiği genellemeci bir yönlenme tersine dönene kadar bu kısmen de işe yaradı. artık dinin inceliğine bakmadan özünü hissetmeden de yararlanılabiliyordu. felsefe çağı biterken arkada geleneklerin ve dini özünü kaybetmiş peşin kabullerin demode olup inanılmadığı bir dönem başlıyordu. bireye yönelen ilgi milli unsurlara dikkat etmeye başladı. artık istenmeyenin gidecek bir yeri yoktu. o zaman iki seçenek vardı. ya yokedilmeli yada onun da varlığı da dahil edilip, sistem tekrar tarif edilmeliydi. ilk akla geleni iki dünya savaşında denendi. sonucunda ise yenen de yenilen de istediğini alamadı. sonrasında ise milli değerlerin ne olduğu tekrar şekilleniyor ve milli ve geleneksel nefret ve ötekileştirme yerini milletler ittifakına bırakıyordu. hemen ardından daha dar dairede aile kavramı bundan etkilendi. büyük ve kuşakları içinde barındıran temsil edicisi ve iç kanunları olan büyük aile yerini çekirdek aileye bıraktı. ötekileştiren soydan atan irade şimdi milyonlarca yanyana gelmiş çekirdek ailenin yaşadığı şehirlerde yeni dönemi gösteriyordu. artık eski gözlükle bakıldığında aile bile denemez şekiller aile tarifi içinde yaşayabiliyordu. şimdi ise dünyada tüm dikkatler bireyin üzerinde toplanıyor. bir kişiliği oluşturan tüm kimliklerin ve sıfatların varlıkları ile bir birey tarafından onurla taşınabilmesi özgürlüğü artık yaşanabiliyor. bu sizin yada benim kişisel iznime bağlı olmadan, yaşadığımız çağın büyük çarklarının dönmesi ile zaten oluşuyor. buna uymayan yapılar ise zaten eski asırlarda olduğu gibi tarih sayfalarına gömülüyor. bu gidişattan anlaşılıyor ki bu hiç doğal değil, tesadüfi değil... insanın anlaması gereken bir ders, bireyden başlayıp tüm dünyayı kaplıyor... kendi aklına geleni yapmak yada kendine emredilene tabi olmak arasındaki ince bakış yine en son kendi bireysel özelliklerini keşfedene kadar ders veriliyor. artık dünya ilk akla geleni yapamayacak kadar dolu ve kalabalık; hem hayatın kıymeti, ötekileştirmekden daha yüksek... sonuçta ise inat edenler ibretle tarihte yerlerini alıyor, dersi alıp hayatına uygulayanlar kazanıyor. bu gidişatı gören herkes, nefretle anılan bir ebeveyn olmak yerine eşcinsel evladına sahip çıkar ve ona kıymet verir. bireylerin tüm farklılıklarını koruyarak tüm şevkleri ile insanlık ailesi içinde yerlerini alıp gayretlerini gösterecekleri bir döneme giderken bunun başarıldığı "asr-ı saadet" bir rol model olarak önümüzde duruyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(102,51,255)"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(102,51,255); FONT-WEIGHT: bold"&gt;bunun bedeli nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(102,51,255)"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;zencinin, kadının ve eşcinselin öteki olmadığı bir dünyanın bedeli; nefsin arzuları peşinde koşarak hedon ve ilk akla geleni, kafaya yatanı yapmak yerine, ruhun kemali peşinde koşturan, toplumsal görevleri talep eden, danışmaya kıymet veren islamı kabul edip yaşamaktır. ilk anda görünen can sıkıcıdır ve ağırdır. hiç de heveslere uygun değildir. çünkü Hürriyet, Rahmanın omuzlara yüklediğidir. hür olmak dilediğini yapmak değil, hayatın karşısında tek saf olup omuz omuza gelebilmektir. omuz omuza ya getiriliriz, yada hür olarak kendimiz geliriz. sonuçda ise ayakta dimdik ve omuz omuza hür olarak bir araya gelmenin onurunu yaşarız. bu keyif ise ömre değerdir...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-3048288295340220561?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/3048288295340220561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/escinsel-aclm.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3048288295340220561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/3048288295340220561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/escinsel-aclm.html' title='Eşcinsel Açılımı'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p_mgOYIWFa0/SplaYK2vJBI/AAAAAAAAALE/Zqv9Zlk4-68/s72-c/gg.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8582456267213509972</id><published>2009-08-22T12:13:00.003+03:00</published><updated>2010-04-03T17:53:19.323+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzmanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><title type='text'>Müslümanlar da Hem Gey Hem Gururlu Olabilirler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://entertainment.timesonline.co.uk/multimedia/archive/00588/Ecosse_588039a.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 385px; DISPLAY: block; HEIGHT: 185px; CURSOR: pointer" border="0" alt="" src="http://entertainment.timesonline.co.uk/multimedia/archive/00588/Ecosse_588039a.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Teolog De Sondy, müslüman bir akademisyen olarak, eşcinselliğin İslam inancı ile bağdaşabileceğine dair kanıtın Kuran’da yer aldığını savunuyor. Yeni tamamladığı doktora tezi ile Dr. Amanullah De Sondy, (29) Müslümanlığın bir parçası olduğu varsayılan bazı öğelere meydan okuyor.Times dergisi ile olan bir röportajda Dr Amanullah De Sondy, yeterli kanıtların bulunmasına rağmen, “koyu birer homofobik” olmaları nedeniyle muhafazakâr Müslümanların, eşcinselliği onaylamayacaklarını ifade ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glasgow Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde eğitmenlik yapan De Sondy’e göre: “Kuran birkaç eş ve düzinelerce çocuğa sahip sakallı bir aile reisi talep etmez. İslam geleneğinde baba figürünün olmadığı peygamberlerin, “efemine” yaşamlar süren saygın, kutsal insanların bulunduğu aykırı aileler de vardır. Eşcinsellik İslam ile bağdaşmaz değildir. Her ikisi bir arada var olabilirler ve olmuştur da. Önemli olan bunu iyi bir yaşam sürmek ve iyi bir toplum yaratmak olguları ile bütünleştirebilmektir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De Sondy, Kuran’ın eşcinselliği kınadığını iddia edenlere karşı çıkıyor. Günümüzde eşcinsellerin İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde öldürüldüklerine sıklıkla şahit oluyoruz.&lt;br /&gt;“Kişisel olarak kendilerine sorduğunuzda, benim kuşağımdaki Müslümanların büyük çoğunluğu koyu birer homofobiktir. Bana göre bu bilhassa iyice yerleşmiştir çünkü Müslüman toplumların çoğu geleneksel aile ve ataerkil toplum düzeni görüşleri içerisinde kök salmışlardır. Bütün bunlara meydan okumanın tam zamanıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De Sondy, hoşgörüsüzlüğün sadece Müslüman geleneğinin bir parçası olmadığına dikkat çekiyor. “İslami toplumlar çeşitlilik gösterir ve hemcinsleri ile olan ilişkilerini gözler önünde yaşayan insanların örnekleriyle doludur”. De Sondy, cinsel özgürlüğü kısıtlayan ve kadınların itaatini talep eden bir putperestliğin yaratılmasında, Mısır'daki Müslüman Kardeşler ve Suudi Vahabi mezhebi aracılığıyla yayılan muhafazakâr siyasi İslam’ı suçluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem Kuran’da, hem de İncil’de yer alan Sodom’un yıkımı hikâyesi ile ilgili ise De Sondy şunları ifade ediyor: “Genellikle bu hikâyede Tanrının eşcinselliği reddedişinin anlatıldığı kabul edilir. Fakat dikkatle incelendiğinde, hikâye erkek çocuklarına tecavüz edilmesinin onaylanmayışı ile ilgilidir. Bu ikisi arasında büyük bir fark var.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De Sondy, Müslüman bir azizin eşcinsel bir ilişkisi olduğunun anlatıldığına dikkat çekiyor: “16. yüzyıl Pencap'ında, Şeyh Hüseyin adında bir aziz ve şair yaşamış. Kendisi Hindu bir erkeğe âşık olmuş. Beraber yaşamış ve aynı mezara gömülmüşler. Fakat bazıları, bu erkeğin aslında bir kadın olduğunu öne sürerek bu hikâyeyi yeniden kaleme almak istemiş. Oysaki Hindistan yarı kıtasında “ahlak kurallarına karşı gelen”, kulaklarına küpe takan ve kadın kıyafeti içerisinde dans eden Sufi erkekler vardır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://denizliglbt.blogspot.com/2009/08/muslumanlar-da-hem-gey-hem-gururlu.html"&gt;kaynak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://entertainment.timesonline.co.uk/tol/arts_and_entertainment/books/article6689089.ece"&gt;orjinali&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8582456267213509972?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8582456267213509972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/muslumanlar-da-hem-gey-hem-gururlu.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8582456267213509972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8582456267213509972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/muslumanlar-da-hem-gey-hem-gururlu.html' title='Müslümanlar da Hem Gey Hem Gururlu Olabilirler'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-657156519707347007</id><published>2009-08-21T13:05:00.005+03:00</published><updated>2010-04-03T17:53:34.166+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><title type='text'>Otuzüç Ehadis-i Şerife</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;ilim talebesi olmanın yüksekliği konusunda bir araya getirilmiş otuzüç ehadis-i şerife, sadece eşcinsellere değil tüm insanlara okumanın, öğrenmenin, ilme iştah duymanın, öğrendiğini paylaşmanın ne denli kıymetli olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siz Kur'ana dost olup ona talebe olun, bırakın size tenkitler dini, milli yada cinsel kimlikleriniz yüzünden olsun. Allahdan talep ve dua, hayırlı meyillerimize kuvvet verdiği gibi, tevbe ve istiğfar dahi kötü meyillerimizi keser, aşırılıklarını kırar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadar büyük hayırları amel defterinde toplamış olup alnı ak Rabbi önüne çıkabilen müslümanlardan olabilmemiz dileği ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bismihi Sûbhanehu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri üçüncü defa girdiği Afyon Medrese-i Yusufiyesinde şu gelen otuz üç hadis-i şerife yi kendi evrad defterinde yazmış bilahare bazı nur talebeleri de kendi defterlerinde kaydetmişler. Bunların bazıları Üstadımız kendi kalemi ile tashih edip bazı Arabî ve Türki haşiyeler ilave edilmiştir. Risale-i Nur Talebe-i Ulum şerefini kazandıran ve ilim içinde hakikate bir yol açan mesleğini bu hadis-i şerifler beyan etmektedirler. Bu hakikati ifade etmek için merhum muallâ Üztadımız Emirdağ 1. sahife 90’da “Ehli velayetin amel ve ibadet ve suluk ve rizayet ile gördü hakikatler ve perdeler arkasında müşahede ettiği hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi Risale-i Nur, ibadet yerinde ilim içinde hakikate bir yol açmış ve ilim tasavvuf ve tarikat yerinde doğrudan doğruya ilmi kelam içinde ve ilmi akide ve usulud-din içinde bir velayeti Kübra yolunu açmış ki bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefi dalaletlere galebe ediyor.”diye beyan buyurmuşlardır. Mustafa SUNGUR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. “İlmi öğreniniz. Çünkü onun öğrenilmesi Allah’a karşı haşyettir. Talebi ibadettir. Müzakeresi tesbihtir. Ondan bahis ise cihaddır.”&lt;br /&gt;2. “Bir âlimin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması yetmiş saat ibadetten daha hayırlıdır”&lt;br /&gt;3. “İlmin talibi(talebesi) Rahman talibidir. İlmin talepçisi İslamın rüknüdür. Onun ecr-ü mükâfatı Peygamberlerle verilir.”&lt;br /&gt;4. “İlim taleb etmek Allahın katında nafile namaz, oruç, hac’tan ve fisebillah olan cihaddan efdaldir.”&lt;br /&gt;5. “İlminden menfaat görülen bir Âlim, bin abid'den hayırlıdır.”&lt;br /&gt;6. “Din ile Dünya’yı taleb edenlere veyl olsun.”&lt;br /&gt;7. “Bir Ademin bir hikmet kelimesini işitmesi, duyması bazen olur ki; ona bir sene ibadetten hayırlı olur. Ve bir saat ilim müzakeresi yanında oturmak, bir köle azad etmekten daha hayırlıdır.”&lt;br /&gt;8. “Cenab-ı Hak bir ademi senin elinde (vasıtanla) hidayete getirmesi, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha çok sana hayırlıdır.”&lt;br /&gt;9. “Cenab-ı Allah şu ümmetin üstünde hem deccalın kılıcını, hemde büyük harbin kılıncını beraber cem etmeyecektir.” (Mülaheme-i Kübra olan ikinci harbi umumi âlem-i İslamı hırpalamadığı işaretiyle İslamlar içindebir deccal Âlem-i İslam-ı başka surette hırpalayacak.)&lt;br /&gt;10. “Hilafet-i İslami’ye babamın kardeşi Amcam Abbas’ın oğullarından ta onu deccala teslim edinceye kadar zail olmayacak.”&lt;br /&gt;11. “Ulemanın mürekkebiyle, Şüheda kanı muvazene edilse, muhakkak ki Allah yanında Ulemanın mürekkebi, Şühedanın kanından racih gelecektir.”&lt;br /&gt;12. “Şedit, kuvvetli, kahraman o değildir ki, insanları mağlup etsin. Belki kahraman odur ki; gabap ve hiddet anında nefsini mağlup eder.”&lt;br /&gt;13. “Bir Müslüman, bir Müslüman kardeşine bir hediye ihda etmesi; onun hidayetini artıran ve onunla ondan kötülüğü kaldıran bir hikmetli sözden daha efdal bir hediye yoktur."&lt;br /&gt;14. “Halk-ı Âdemden (a.s.) ta kıyamete kadar Âlem-i İnsaniyet arasında deccal hadisesinden daha büyük bir umur, bir mesele yoktur.”&lt;br /&gt;15. “Bir ilim talebesi ilim tahsil ederken eceli gelse,vefat etse onun derecesi ile enbiya derecesi arasında bir derec (Peygamberlik mertebesi) kalır.”&lt;br /&gt;16. “Kim ki ilimden (yani ilmi imani ve tahkikiden) bir bab, bir mesele talim ederse; onunla amel etsin, etmesin bin rekat nafile namazdan efdaldir. Eğer öğrenmekle beraber amel de ederse yahut onu başkasına öğretirse o zaman ta kıyamete kadar onun o büyük sevabı ve onunla amel edenin sevabı onun olacaktır.”&lt;br /&gt;17. “Kim ki, İslamı ihya etmek niyetiyle ilimden bir bab tahsil ederse onun derecesiyle peygamberlik derecesi arasında yalnız bir derece kalmış olur.”&lt;br /&gt;18. “Bir mü’min de dört şey, dört ahlak içtima ettiği zaman Cenab-ı hak, o dört ahlakiyle ona Cenneti vacip etmiş olur;”&lt;br /&gt;1-Lisanında Sıdk “doğruluk yani yalan söylememek.”&lt;br /&gt;2-Malda SEHA”yani cömertlik”&lt;br /&gt;3-Kalbde medevvet,SEVGİ&lt;br /&gt;4-Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etme.&lt;br /&gt;19. “Kahinlerden birisi(*)gelecek Kur'anı (Kur’an'ın hakikatlarını) öyle bir tarzda ders verecektir ki; ondan sonra onun gibi ders ve talim veren olmayacaktır.((*)Kahin:Hadisin metnindeki kahinden murat Allah’u Alem ilhama mazhar, gaybi umuru veyahut gizli kalmış esrarı veyahut mestur olan Hakaik-i Kur’aniyeyi ilhamı ilahi ile ders verecek birisi demektir. Bu ise gaybi ve istikbali bir işaret bir ihbarı nebevidir./Abdülkadir Badıllı)&lt;br /&gt;20. “Bir ilim talebesi , ilim tahsil etmekte iken ölüm ve ecel gelse vefat etse ŞEHİD dir.”&lt;br /&gt;21. “İlmin efdali iman ilmidir.Bu ilim ile az olan amel; ilim ile olduğu için menfaat verir. Fakat çok amel cehil ile olsa menfaatsizdir.”&lt;br /&gt;22. “Kur’anın hamelelerini ikram,hürmet ediniz.”(Kur’anın hameleleri ise ya Kur’anı hıfz edenlerdir veyahut Kur’anın hakikatlerini yaşayanlardır.)&lt;br /&gt;23. “Ulemaya hürmet ediniz,ikram ediniz.Çünkü ulema Peygamberlerin varisidir.”&lt;br /&gt;24. “Cenab-ı Allah(c.c.) Mü’min kulunu tecrübe ve imtihan için müsibet belaya giriftar eder. Fakat onun bu iptila-i ve denemesini o mü’min kulunun üstünde keramet ve ikramını izhar içindir.”&lt;br /&gt;25. “Said: Fitnelerden uzak kalmış kimse, musibet ve fitneye giriftar olduğu halde sabır eden kimsedir. Böyle adam ise çok garip ve nadirdir.”&lt;br /&gt;26. “Muhakkak fitne gelmektedir. İbadı (insanları) parça parça edecektir. Ancak âlimler ondan kurtulurlar.”&lt;br /&gt;27. “Ahir zamanda şiddetli ve dehşetli bir bela gelecek herkese isabet edecek,ondan kurtulan olmaz. Ancak Allah’ın dinini bilen ve ona göre lisanîyle ve kalbiyle mücahede eden bir adam kurtulacak. O ise ona geçmişlerin mesleğe şebkat etmiştir. Bir de Allah’ın dinini bilip tasdik eden birisi kurtulacak.”&lt;br /&gt;28. “Beni Âdemin en cömerdi, en kerimi ve sahisi benim. Benden sonra onların en kerimi en cevadı ise bir recul bir âdemdir kî; o âdem (hususi) bir ilim bilecek ve o ilmi neşir edecektir. Kıyamet gününde müstakil bir cemaat halinde baas olunacaktır.”&lt;br /&gt;29. “Kur’anı öğrenen ve öğreten, içindeki hakaiki'ni ders veren, bilmiş olsunlar ki; kıyamet gününde onların cennete girmelerine saik ve delil ben olacağım.”&lt;br /&gt;30. “Sakın bid’atlara yanaşmayınız. Çünkü bütün bid’atlar dalalettir. Bu dalaletlerde cehenneme dayanacaklardır.”&lt;br /&gt;31. “Bizden gayrısına kendini benzeten bizden değildir.Sakın Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz.”&lt;br /&gt;32. “Cihadın en efdali odur ki; eğri yola olup, Hakka karşı mümanaat ve en cebbar hükümdarlara, kumandanlara karşı söz söyleyenlerdir.”&lt;br /&gt;33. “Cihadın en faziletlisi kişinin kendi nefsi ve hevasına karşı mücahede etmesidir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;internette tashih edilmemiş ve eksik şekilde gördüğümden elden geçirip burada yayınlanmasını uygun gördüm. hayırlı cumalar ve hayırlı ramazanlar dilerim....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-657156519707347007?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/657156519707347007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/otuzuc-ehadis-i-serife_21.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/657156519707347007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/657156519707347007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/otuzuc-ehadis-i-serife_21.html' title='Otuzüç Ehadis-i Şerife'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-8360073709841258727</id><published>2009-08-09T13:16:00.008+03:00</published><updated>2010-04-03T17:55:34.882+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzmanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><title type='text'>Eşcinselliği Tedavi Etme Hırsı Dinmiyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://images.salon.com/news/feature/2005/07/19/gaytherapy/story.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 303px; CURSOR: pointer" border="0" alt="" src="http://images.salon.com/news/feature/2005/07/19/gaytherapy/story.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;Amerika Psikoloji Derneği (APA) bir rapor yayınlayarak eşcinselliğin kesinlikle tedavi edilemeyeceğini açıkladı. Rapor ayrıca ebeveynlere, genç insanlara ve onların ailelerine "eşcinselliği bir akıl hastalığı veya gelişim bozukluğu olarak nitelendiren yönelim tedavilerinden" kaçınmalarını öneriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ex-gay” terapisi olarak da bilinen eşcinsellikten vazgeçirme teknikleri bir çok dini organizasyon tarafından uygulanıyor. Bu uygulamalar son derece etkisiz ve son derece zararlı olarak tanımlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Psikoloji Derneği 1973’de eşcinselliği zihinsel bozukluk sınıfından çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma için görevlendirilen grubun başkanı Judith Glassgold, "Cinsel yönelimi değiştirmek için psikolojik müdahalelerin kullanımını desteklemek için yeterli kanıt yok" dedi. Ayrıca "cinsel yönelim değiştirme çalışmalarını savunanların iddialarının aksine, son araştırmalar cinsel yönelim değişimi için yeterli delil sunmuyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83 çalışmanın analizlerini içeren Rapor-138, cinsel yönelimleriyle sorun yaşayan insanlar üzerinde akıl sağlığı uzmanlarının kullanabileceği bir reçetelendirilmiş metotlar listesi de içeriyor. Dini inançların yönelim üzerindeki olumsuz etkilerine atıfta bulunarak, "Psikologların cinsel yönelim değişimine yatkınlık konusunda tamamen dürüst olmalarını ve müşterilerin amaçlarını ve varsayımlarını anlayabilmelerine yardımcı olmalarını” da sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rapor, Amerika'daki eşcinsellik karşıtı “ex-gay” merkezlerinin, bu merkezlerden birine gönderildiğine inanılan tıp öğrencisi Bryce Faulkner'ın ortadan kaybolmasından ve geylere uygulanan şeytan çıkarma ayinlerine benzer olayların günışığına çıkmasından sonra ortaya çıktı.&lt;br /&gt;PinkNews.co.uk tarafından “ex-gay” hareketi üzerine hazırlanan bir raporda, “ex-gay” hareketinin önde gelenleri dahi Amerikan Psikoloji Derneğinin "bazı bireyler eşcinsel hareketlerde bulunmamayı veya bunları göz ardı etmeyi öğrendiler" açıklamasıyla ve cinsel yönelimin değiştirilemeyeceği hakkında aynı fikirdeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki en büyük “ex-gay” merkezlerinden biri olan Exodus International artık şu mesajı yayıyor "Yönelimi değiştirmek mümkün değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Psikoloji Derneği'nin raporu, bu durumun ne kadar uzun göz ardı edilebileceğinin veya akıl sağlığına ne tarz bir etkisi olacağının çok net olmadığını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışma aynı zamanda, cinsel yönelimi değiştirme girişimlerinin sıkıntıya sebep olabileceğini ya da var olan sıkıntıyı artırabileceğini, depresyon ve intihar düşüncelerini de kapsayan zayıf akıl sağlığına yol açacağını ortaya çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Exodus International bir açıklamasında, Amerika Psikoloji Derneğinin onarım terapisi gibi klinik teknikler üzerindeki eleştirileri ve cinsel yönelim değişimi hakkındaki görüşleri ile tam olarak aynı fikirde olmamasına karşın, raporun bazı insanların hayatlarını dini değerler ile uyum içerisinde yaşamayı seçtiklerini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Exodus International başkanı Alan Chambers; inanç bir çok eşcinsel erkek ve kadının hayatının çok önemli bir parçası olmasa da, kararlarını almalarında çok motive edici bir faktör olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalara göre Britanya’da son bir yılda her 6 psikologdan 1’i eşcinsel bireyleri "iyileştirme" girişiminde bulundu.(AE)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kaosgl.com/node/3213"&gt;Ali Erol - Kaos GL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haber için &lt;a href="http://denizliglbt.blogspot.com/2009/08/escinselligi-tedavi-etme-hrs-dinmiyor.html"&gt;DenizliGLBT&lt;/a&gt;'ye teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir zamanlar amerikada ex-gay exodus hareketi vardı. pek çok doktor rahip ve araştırmacıyı içine alan yüzlerce eşcinseli iyileştirdiklerini iddia eden bu rezalet 2007de sona erdiğinde arkada sadece kendi dinine itikadı sarsılmış hem medden hem manen yaralı eşcinseller ve onların hayalkırıklığı ile dolu servetlerini tüketmiş aileleri kaldı. derneğin iki kurucusu eşcinsel olduklarını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/aDiYeJ_bsQo&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/aDiYeJ_bsQo&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam bu sırada bu modadan yararlanmak isteyen başka bir servet avcılığı reklamı başladı. ülkemize kadar gelen ve ümitsiz aileler için evlatları ile toplumsal yapı arasında bağ kurmaktan ise evladının yönelimini değiştirmeyi öneren nicolosi'nin paçavralarına hiç incelemeden özellikle dindar camianın göze çarpan isimleri meylediyorlar. oysa amerikada şimdi o dönem de kapanıyor. onlarca denek durumuna düşmüş eşcinselin itirazları youtube gibi sitelerde ses buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi evladının ruhunu ve değerini düşünen ailelerin bu ve benzeri aldatmacalardan uzak kalmaları ümidi ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bwhQRopcIa4&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bwhQRopcIa4&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/sBg6LQgwWB8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/sBg6LQgwWB8&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hMjtIVqYQOY&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hMjtIVqYQOY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/sT3CXQnCeRI&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/sT3CXQnCeRI&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8dsn-BAhIEs&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/8dsn-BAhIEs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/q3CKJTWvVZw&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/q3CKJTWvVZw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/HWex7cN7eXA&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/HWex7cN7eXA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-8360073709841258727?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/8360073709841258727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/escinselligi-tedavi-etme-hrs-dinmiyor.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8360073709841258727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/8360073709841258727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/escinselligi-tedavi-etme-hrs-dinmiyor.html' title='Eşcinselliği Tedavi Etme Hırsı Dinmiyor'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-4447605889675105477</id><published>2009-08-03T13:28:00.004+03:00</published><updated>2010-04-03T17:55:47.506+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>cinselliğe bakış nasıl olmalıdır?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.diabetesaustralia.com.au/Documents/Images/For%20Health%20Professionals%20Image.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 299px; DISPLAY: block; HEIGHT: 448px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.diabetesaustralia.com.au/Documents/Images/For%20Health%20Professionals%20Image.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;kişinin cinsel yeteneği kazanması ayrı bir konudur, sağlık bilimleri ile incelenir. cinselliğini nasıl yaşayacağı ayrı bir konudur, gelenekler, sosyoloji bunu inceler. cinselliğini nasıl konumlandıracağı ayrı bir konudur, psikoloji bununla ilgilenir. lakin cinselliği yaşayıp yaşamayacağı tamamen kendi özelidir. hiç bir kimse özelinde bunu nasıl ve ne şekilde yaptığı üzerine tenkit edilemez. takip edilemez. casuslanamaz. "la tecessesü" ayeti ile bu haram edilmiştir. cinsel ilişkiye zorlanamaz yada cinselliği sona erdirilemez. cinsel kimliğe müdahele, insanın mümtaz varlığına yapılan saygısızlıktır. dini ve milli kimliğe müdahele etmekten hiç bir farkı yoktur. çevre sadece seçenek sunabilir ve telkinde bulunabilir. bu da ancak insani yardım olarak yerini alır. manası da asla o kimliği değiştirmek, örtmek vazgeçirmek, reddetmek şeklinde değil, o kimliği daha verimli ve toplumla uyumlu kullanmak üzerine olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cinsel kimlik cinsel yaşamın varlığı ve yokluğu ile alakalı değildir. hiç cinsel hayatı olmayan birisinin yine cinsel bir kimliği vardır. kimliği kullanıp kullanmamak kişinin kendi iradesinde kalır. aynı şekilde bu kimliği diğer tüm kimlikleri gibi istediği şekilde algılama, bu algısını ilan etme, başkaları ile serbestçe paylaşma hakkı vardır. bu hem anayasal hem uluslarası hukuk tarafından teminat altına alınmıştır. ben bireyin cinselliği ne yaşamasına ne de yaşamamasına destek veriyorum. çünkü bu durum herkes için farklı olan ve ahirette Rabbi ile arasında ortaya çıkacak bir hükümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer kişiler dini milli yada cinsel kimliklerinin özgürlüklerini tam yaşayamazlarsa yaşadıklarını düşündüklerine itiraz ederler. hatta ötekileştirir ve nefret ederler. evet, bugün toplumda eşcinsel hürriyete itiraz edenlerin pek çoğu başka kimlikleri konusunda kendisi ile yüzleşememiş ve bu kimliklerini istediği halde kullanamamış bir kesimdir. kendi içsel dengeleri oturmuş ve hayat algısı tecrübe ile yerleşmiş bir bireyin en temel bildiği bilgi "hiç bir kimlik telkinle değişmez" olduğudur. değiştirmeye zorlarsanız yeni, hibrit ve tümden farklı bir şey ortaya çıkar. bu görüntü maskesi altında eskisi uzun vadede tekrar galip gelerek hükmünü icra eder. bu sebeple evlendirilerek normalleştirilen(!), terapi ile düzeltilen(!), tevbe ve nedamet ettirilerek çevrilen(!) pek çok eşcinsel bir süre sonra yine eşcinselliği yaşadığı mekanlara ilgi duyar. bu yakın bir arkadaşının ağladığı omzu olabilir. yada parkların ve hamamların karanlıkları olabilir. bazen hayati tehlikeyi göze alıp, eski durumuna tekrar iştah duyar. rüyaları ise onun değişmeyen kimliğini yüzüne vurur. herşeye rağmen birileri bu kimlikleri değiştirdiklerini bağırarak kutlar, birileri de değişmiş gösterip o kalın örtüler altında değişmemiş kimlikleri ile bir rezalet patlayana kadar hayata devam eder. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-4447605889675105477?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/4447605889675105477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/cinsellige-baks-nasl-olmaldr.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4447605889675105477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9054018869918052993/posts/default/4447605889675105477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/cinsellige-baks-nasl-olmaldr.html' title='cinselliğe bakış nasıl olmalıdır?'/><author><name>eflatoon rengi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh6.googleusercontent.com/-EHub3cE9DLU/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAtM/pPV8eOe6BL4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9054018869918052993.post-7127978814001277775</id><published>2009-08-03T13:23:00.004+03:00</published><updated>2010-04-03T17:55:55.881+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eflatoon'/><title type='text'>eşcinsellik bir isyanın ifadesi mi dir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.boingboing.net/images/_poster_pianello_section.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 425px; DISPLAY: block; HEIGHT: 268px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.boingboing.net/images/_poster_pianello_section.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;avrupa felsefesinin yükselişi ile metodolojik bakışının analizci ve kuşkucu yaklaşımı her bilim ve yaşam kesitine de yerleşti. bilim sanat ve felsefeden yetişen pek çok meşhur içinde hatırı sayılır bir eşcinsel kesim de bulunuyordu. onların diğer söylemleri sanki eşcinsellikleri ile daha bir kuvvetli göründü. böylece eşcinsellik farklı düşünmenin bir şekli gibi algılandı. islam beldeleri son yüzyılda avrupa ile rekabetleri gereği avrupa felsefesinin derinliğine soğuk baktılar. bu ise eşcinselliğe de soğuk bakmayı getirdi. eşcinsellik avrupa işi, dik başlı, varolanı reddeden, inatla normale karşı çıkan bir özelliğe büründü. gençler ve yeni felsefe öğrencilerinin geleneksel islamı yaşayanlar ile birbirlerini dinlemeyen tavırlarıyla kıyının iki ucu birbirinden uzaklaştı. eski anarşist felsefecilere göre sadece bilim felsefe ve eşcinsellik gibi kimlikler değil, sanatın da her hali bu başkaldırıyı gösteriyordu. oysa islamın sanatında kargaşa ve başkaldırı yerini asırlar boyu bir ahenk ve huzura bırakmıştı. eşcinsellik de bir kimlik olarak toplumda yerini almıştı. şimdi ise bu çalkantı ile karışan ve durulmaya başlayan yeni dönemde geçmişi daha iyi anlamak ve kendi kimliğini konumlandırmak için gayret etmek gerekiyor. eşcinsellik bir kimlik olarak anlaşılmayı tekrar keşfedilmeyi bekliyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9054018869918052993-7127978814001277775?l=gayislam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gayislam.blogspot.com/feeds/7127978814001277775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gayislam.blogspot.com/2009/08/escinsellik-bir-isyann-ifadesi-mi-dir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edi
