15 Nisan 2009 Çarşamba

İslama dahil olmak

Sual: İnandığınız dinin sizin kimliğinizi kabul etmek ihtimali bu kadar uzak iken, din dairesinde kalmak ısrarınızı nasıl açıklıyorsunuz?

İnsanın bir dine inanmaksızın yaşayamayacağını düşündüğünüzden mi; siz din dairesinin dışına çıksanız da toplumun geneli değişmeyeceğiden dolayı sizin maruz kalacağınız şartların değişmeyeceğini düşündüğünüz için mi..Ya da benim aklıma gelmeyen başka sebepleri mi var..Samimi olarak hem merak ediyorum hem de anlamama yardımcı olacağını düşünüyorum. İstirham etsem beni biraz aydınlatır mısınız.

Cevap: İnandığım dinin benim kimliğimi kabul etmemek gibi bir iddiası olsa şu anda burada bu satırları yazmıyor olurdum. islamın dışladığı birinin islam dairesinden yararlanması düşünülemez. kalbi mühürlü içi başka dışı başka islam dairesinde yeri olmayan hiç kimse Kur'anın feyzinden yararlanamaz. oysa toplumun onda birinden fazla olan eşcinseller toplumsal baskı karşısında en fazla Allaha dayanarak ve dua ederek bu zulmü atlatıyor. onda dualarının cevabını buluyorlar.

tekrar soruyoruz: kendisine düşman edilmeye çalışılmış İslamda ne buluyorlar?
İslamda cevap buluyorlar. İslam onlara mesaj veriyor. muhatap alınmayacakları öğretildiği halde gayet güzel mesaj alabiliyorlar. bu mesaj onlara farkettikleri şeylerin islamda varolduğu gerçeğini söylüyor. biz eşcinseller istiyoruz ve diliyoruz, dilediklerimiz ve talep ettiklerimiz ummadığımız ve bilmediğimiz ve eli yetişmediğimiz yerden münasip vakitte veriliyor yani gönderiliyor. bunu tasdik eden vicdana sahibiz. yalnızlığımız içinde vicdanın sesi daha rahat duyuluyor.

Peygamberlerden güzel ders alıyoruz. onların hayatları eşcinsellerin taleplerine hitap ediyor. Hz. Lut (A.S.) haricinde 124000 Peygamberlerin hayatında hep onların şahıslarını incelerken, konu Hz. Lut (A.S.)'a gelince Hz. Lut (A.S.)'ın hayatı hakkında hiç bir şey bilmeyenler bile kavminin rezaletini bizim başımıza çarpıyor. oysa bu uyduruk etiket zaten vicdanen üzerimizde durmadığı için, içten içe ve samimi Peygamberlerin kendi zatlarına muhabbet besleyebiliyoruz. O acayip kavmin zulmü şu anda benzeri ile eşcinsellerin üzerinde zaten uygulanmaktadır. öldürülüyorlar, parçalanıyorlar, malları talan ediliyor, mirastan mahrum ediliyor, dedikodu ile etiketleniyor, yalnız bırakılıyor, sosyal hayatta ötekileştiriliyorlar. bunu yapanlar yakalanınca ceza indiriminden yararlanıyor. gizli kimlikleri biz eşcinselleri toplumdan koruyamıyor, dedikodu hepimiz hakkında var, yalnızca bir kısmımız duyarsız kalabiliyor. hepimizin ailesi hissediyor ama bir şekilde kondurmuyor. hepimizin çevresi farkında yalnızca yırtıp söylemiyor. bu dehşet verici hayatın fırtınasında kendimize en yakın hissettiğimiz insanların Peygamberler olması hem acıklı, hem ilginç, hem çok güzel...

Mukaddes Kitaplar olarak başta Kur'an'ın mesajı önce eşcinsellere hitap ediyor. çünkü algılamayı bilen ve hassas ve hassaslaştırılmış olan bir kalbin muhatabı en başta Kur'andır. herşeyin kayboluşunun ardındaki boşluğu doldurabilen Kur'an nurudur. Kur'an ifadelerinde istisna tuttuğu meseleleri gayet güzel ifade eder. mübhem bıraktığı konuların içindeki nice sırlar inceleyenleri kendine aşık eder. ifadelerinde tüm insanlara hitap eder. eşcinselleri müstesna bırakmaz. onlar hakkında "lanetli" gibi bir hüküm verip onları bir tarafa atmaz ve atmamıştır. Eşcinselleri, Kur'ana talebe görmek istemeyen, kendi istikbalinin hesabında, arkasında aile dekoru, önünde alel usul evlendirilip çoluk çocuğa karışmanın tablosu, kafasında toplum içindeki kariyerinin telaşı, alacağı mirasın ve gelirin detayları olan ve derinlerinde yatan eşcinselliği uyanıp tüm bu planları bozacak bir canavar gibi gören kendisinin farkına güya varmamış bir adamın dünyalık keyfi için 75 milyon vatanın en az 8 milyon eşcinsel evladına "lanet" damgası yapıştırılamaz.

İslamın dairesinde kalmayı bize ders veren, şu baharın yeşil sayfasını kışın ölü sayfasından sonra kolayca kısa zamanda çevirip gözümüz önüne seren kainatın kendisidir. en coşkulu ve en güzel sahnelerin düzgün ve uyumlu yapılıyor olması, bizlere de haz ve lezzet veriyor olması adeta bizleri de onun parçası olmaya davet ediyor. baharın neş'esini en iyi paylaşan kesim neşe konusunda iltimaslı eşcinsellerdir. baharın sahibi, nevruz bayramını ifade ederken, birbirinden ilginç mahluklar adeta resmi geçit yaparken, bu karnavalın eşcinselleri dışlaması düşünülemez. kışdan sonra getirilen baharla, dünyadan sonra getirilen ahiretin ders verildiği bir kainatta bu ders ancak biz eşcinsellerle tamam olur.

bu dört ayrı ders veren mümtaz öğretici diyorlarki, islam doğdunuz o zaman idrakınızla da islam olun. şuurla bakın ve nasıl size hitap ediyor muhatap olun. dünya zevki istiyorsanız islam olun, ahiret kazancı istiyorsanız islam olun. tüm bunları geçip de voroluşunuzla sizi varedeni razı etmek istiyorsanız islam olun. islam olma halini ve rengini hayatınıza yayın. bunu yaparken renginizi milletinizi inkar etmediğiniz gibi, kişisel yeteneklerinizi ihmal etmediğiniz gibi, tüm varolan karakteriniz ve kimliğinizle islam olun. islam olmak üzerine hayatınızı yazın. kainatın en müşerref mahluku olarak hayat eserinizi size islamı verene takdim edin. edin ki, hiç birini öldürmeden yüzlerini amacına döndürmüş olduğunuz istidatlarınız, kabiliyetleriniz ve özelliklerinizle, şerefiniz bir yüksek mecliste ilan edilsin.

ondört asırdır böyle bilinen ve uygulanan ve bilinmiş ve uygulanmış bir gerçeklik, soruyu değiştirip sormakla yada yok saymakla, susturmakla yada entrika ile elbette susturulmaz. toplum içinde ikiyüzlülüğü öğrenerek adapte olup dünyevi rahata ermiş, elinden dünyası alınacağı korkusuyla eşcinsellere hücum eden homofobikler olay çıkarmasın diye eşcinseller için mevcut duruma kanaat edilemez. çünkü bu durum sadece eşcinselin hayatına değil, maddi manevi herşeyine kastediyor...

15 yorum:

  1. Merhaba,
    son yazinizdaki su cumleler dikkatimi cekti.Demissiniz ki;
    "Peygamberlerden güzel ders alıyoruz. onların hayatları eşcinsellerin taleplerine hitap ediyor. Hz. Lut (A.S.) haricinde 124000 Peygamberlerin hayatında hep onların şahıslarını incelerken, konu Hz. Lut (A.S.)'a gelince Hz. Lut (A.S.)'ın hayatı hakkında hiç bir şey bilmeyenler bile ..."

    Bu cumleyle neyi kastettiniz?? Hz.Lut(as)'in hayati hakkinda hicbirsey bilmeyenler derken??
    Yani Hz.Lut(as)'in hayatinda bilmedigimiz noktalar mi var demek istiyorsunuz??Gercekten bu nokta cok dikkatimi cekti.Lutfen aciklar misin eflatoon??
    Kendine iyi bak, Seni Yuce Allah'a(cc) emanet ediyorum,. ayrica ozelden yazdigin samimi mailin icin cok thanx :)
    AEO.:)

    YanıtlaSil
  2. biz peygamberlerin suhuf, kitap ve hayatlarından kıssa çıkarıp ders alırız. ümmetlerinin değil... nedense Hz. Lut A.S'a gelince onun yarı ömrünü geçirdiği kavmi ile ilgili canavarlık bizim başımıza vurulup, üzerine de o şiddetin hedefi oluyoruz. şükür ekseriyetimizi Allah şefkati ile muhafaza ediyor. Hz. Musa A.S. zamanında yaşayan Karundan zenginler aynı şekilde itham edilmiyor. ama eşcinselliğe vurmak ya, hazır Hz. Luttan bahis açılmışken, al ha, ver ha, "o ahlaksızlık!" olarak çarpılıyor. oysa diğer yarı ömrünü, Hz. ibrahimin yanında geçirip onun suhufu için çok gayret etti. o suhuflarda geçen bahis ise bir bahçeye girilince olmamış meyveler ve gübreler de var, iştah açacak meyveler de var. akıllı olan güzel şeylerle uğraşır hayatından lezzet alır. ona bakmayan meselelerle canını sıkmaz, kendini meşgul etmez...

    manidar! sosyal hayatın içinde her şey eşcinsel olmayanlara ayarlı değil, illa burada onlara da bakacak bir nokta çıkması beklenmemeli. hele internette, bu blog niye böyle bahsediyor, bizim bildiğimiz bu değil gibi ifadelerle hücum ediliyor.

    bu blog eşcinsel olup islamı talep edenlere ümit vermek için var. gay olmanın ve islamı yaşamanın bir çözümünü bu kültürde yeşertmek diliyor.

    YanıtlaSil
  3. Eflatun,
    bir ara vaktin olduğunda, bizim peygamberimiz ve sahabelerin eşcinsellere nasıl muamele ettiğini yazar mısın lütfen.
    Eğer arşivde varsa link de verebilirsin, gerçekten öğrenmek istiyorum.

    selamlar

    YanıtlaSil
  4. hayır yazamam, çünkü Hz. Peygamberimin (a.s.m) eşcinsellerle alakalı birbirinden hikmetli ve örnek halleri bizim özel hukukumuzu belirliyor. bunlar bize verilen dersler. konu dışındakilere elbette fuzuli kalır.

    "kadınların da hak ve hürriyeti olmalı, töre cinayetinden, işyerlerinde birey yerine konmamaktan şikayetçiyiz, toplumda ve islamda yerimiz bu değil" diyen bayanlara, siz "islamda olmayanı islama sokuyorsunuz, bizim peygamberimiz ve sahabelerin kadınlara nasıl muamele ettiğini yazar mısın lütfen" diye mi soruyor sunuz? islamda onlara insan olmalarından ve islama hizmetlerinden başka bir tavırla mı bakılmış? gerisi kendi özeli, topluma gündem olmadığı müddetçe araştırılıp ortaya dökülemez.

    edeb ve ahlak yok sayarak değil, muhatap olarak ve saygı göstererek ilerler. her toplumsal katmanda bireylerin ahlaklı halleri teşvik edilir.

    eğer eşcinsellik algınız ahlaksızlık üzerineyse o zaman, ya eşcinsellerin kendi mecralarını bulmalarına yardım etmeli, ahlaklı olmalarına yardım etmeli ve topluma kazandırıp tüm toplumsal yarardan faydalandırmalı, yada varlıklarını inkar edip, hatta yok sayıp, onlara aile kurdurup, alel usul görüntüsü tamam ama içinde fitne ve yalan kaynatan, perdeler arkasında eşcinselliği yaşanan bir toplum haline getirmeli.

    14 asırdır ilk şık gayet başarılı uygulandı. islama katılmak bir şeref olarak her bireyin kimliğine bakılmaksızın yüzünde parladı. buna yukarıdaki minyatürlerine kadar tarih şahit...

    saygılar...

    YanıtlaSil
  5. Eflatoon merhaba,aslinda yuksek okce isimli arkadasin sorusunun yanitini bir escinsel olarak bende cok merak ediyorum, seni anlamaya calisiyorum.Yani son bir kac yanitinda biraz asabice ve hircinca yaziyorsun,dedigim gibi bunu
    icinde bulundugumuz bunaltici ve baskici ortama bagliyorum, haklisinda. Yanitlamak yada yanitlamamk sana kalmis tabiki. Fakat en azindan link,kaynak yada bu sorularin yanitlarini ogrenebilecigimiz bilgiyi paylas,lutfen yap bunu. Cok samimi olarak blogunu kesfettigim icin mutluyum,lutfen bizlerin cahilce sorularimiza kizma.Cunku sizin gibi bakis acisi olan bir insana rastlamak cok siradan birsey deil,hepimizin kendince tonlarca sorularimiz var sizden bilgi alabilmek icin. Yanitini bekliyorum kardesim,
    AEO, iyiki varsin.

    YanıtlaSil
  6. okuduğunuz kitap ve yaşama sevincinizi tetikleyen ibareler hiç yabancı gelmedi. sürekli okuduğunuz eserler mi?

    YanıtlaSil
  7. slm neden herkes bu eflatoon denilen kişiye sürekli bişiler sorup duruyorki anlam weremiyorum bu arkadaş ALLAH RAZIOLSUN GAYET SAMİMİ biçok şeyler yazıyor cewaplamayada çalışıyor olayın kendisiyle alakası olmayan bu yüksek ökçeyi bence hiç ilgilendirmeyen bir durum bişi daha war FARKINDAYSANIZ O SÜREKLİ LİNKTE WERİYOR ASLINDA BİZE DİYORKİ ALLAH İLE BAĞLANTINIZI KURUN DİYORKİ ALLAHLA DOST OLAN HERŞEYLE DOSTTUR MESAŞI BENDE YENİ ANLIYORUM ASLINDA herkese hayırlı geceler diliyorum EFLATOON SANADA ÇOK TEŞEKKÜRLER EDİYORUZ TÜM SAMİMİ( İNSANLAR )ADINA

    YanıtlaSil
  8. Cevabî makaleniz için teşekkür ederim.

    Sorulardan sıkılabileceğinizi kabul ediyorum; ama, anlamak gayreti --ister istemez-- sorular sormağa, yani meseleyi kurcalamağa yol açıyor.

    Şimdi sormak istediğim, cevabını da samimi olarak merak ettiğim soru şu:

    Eşcinsel kimliği benimsemiş kişi, kendisini, erkek ve kadın olarak bildiğimiz iki cinsiyetten ayrı bir cinsiyet olarak mı görür?

    Yani, aslında, üçüncü bir cinsiyetten mi bahsediyoruz; yoksa, mevcut (yaygın bilinen) iki cinsiyetbirinin (ya da her ikisinin) kendi içinde azıcık daha farklı bir yorumu mudur eşcinsellik?

    Bir sorum daha var; ve yine bunu da --sizi kırmaktan korkarak-- çekine çekine soruyorum:

    Sizce eşcinsellik daha sonra edinilen bir kimlik --yani, kişinin bir tercihi-- midir; yoksa, yaradılıştan mıdır?

    Daha doğrusu, sonradan edinilenler olabileceğini kabul etsek bile, bundan ayrı olarak, yaradılış itibariyle (yani, kişinin tercihlerini aşacak şekilde) eşcinsel olanlar da var mıdır?

    Bu konularaki kanaatleriniz öğrenmek isterim eğer lutfederseniz.

    YanıtlaSil
  9. Tashih: "cinsiyetbirinin" yerine "cinsiyetten birinin" yazmak iştemiştim.

    YanıtlaSil
  10. @ cansin koray
    desteğin için teşekkür ederim. zaman çok hadiseleri ve kişileri tefsir eder. zamanla pek çok başlık altında paylaşımlarımız arttıkça inanıyorum ki, tefekkürde takvada, gayrette ve şevkde hiç de geri kalmadığımız ortaya çıkacak...

    @ aymen
    kaynağımız yabancı gelmediğine göre o kaynaktan ebedi saadet nurlarını içen eşcinsel kardeşlerinizin de yabancı gelmemesi gerekir...

    @ adsız
    çok güzel bir cevap... biz birşeyleri birbirine bağlamaya çalışmıyoruz. aksine zaten ortam düğüm olmuş, sadece doğrudan Allaha bağlanıp, onun dediği kadar deyip, fren yapıp durup, başkasının özgürlük alanına ve kimliklerine karışmayıp ondan olumlu yararlanıp, anlamadığımız hallerini tenkit etmemeliyiz.

    @ adsız
    soru1: Eşcinsel kimliği benimsemiş kişi, kendisini, erkek ve kadın olarak bildiğimiz iki cinsiyetten ayrı bir cinsiyet olarak mı görür?

    bu sayfayı dikkatle izleyin sorduğunuz soru kişilerin kendi cinsel kimliklerini algılamaları olduğundan, işin uzmanı konuşur...

    soru2: Sizce eşcinsellik daha sonra edinilen bir kimlik --yani, kişinin bir tercihi-- midir; yoksa, yaradılıştan mıdır?

    her iki duruma göre, yada üçüncü bir bilmediğimiz teoriye göre eşcinselliğin varolması son yüzyıldır bu kadar diyet ödemesini gerektirmiyor. ben sadece bunu söylüyorum. birlik olmaya ihtiyacımız varken, kendi vatan evladımızı bu kadar pespaye etmeyi doğru bulmuyorum. insanın özeli, dokunulmazlığı, algısı ve tüm bunların değişimi sürekli müdahelelerle can sıkıcı örnekler veriyorsa, durup "hey bir kez de insani saygıyı denemeliyiz!" demeli.

    YanıtlaSil
  11. Bu yazı gerçekten çok hoşuma gitti yüreğine sağlık eflatoon. Keşke bende kuran ı okuyunca bu anlamları çıkarabilsem Lut(as) kavmiyle ilgili ayetleri okudukça sanki uzaklaşıyorm islamdan bir hüzün çöküyor, eşcinsellikle ilgili anlatılanlar bizi islamdan uzaklaştırıyor islam bu olmamalı islam daha şevkatli olmalı
    Bir şeyler ters gidiyor sanki

    YanıtlaSil
  12. Merhabalar…
    Blog’unuzu ve aktardıklarınızı yeniden keşfetmiş olduğum için mutlu olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum. Zaman zaman belki de kaçış dönemlerimin en sancılı anlarında, anlam arayışımın zirvesinde uzun ve karanlık tünelin ucundaki cılız ama peşinde koşmaya değer bir ışık olarak görüyorum birikiminizi.

    Ne İslam dinine ne de bir başka din ya da açılıma dâhil olduğumu düşünmüyorum.
    Bunun içine tüm alternatifleri, yeniçağ çılgınlıkları ve ritüellerini de sanıyorum kolaylıkla katabiliriz.

    Ancak
    Gerek toplumun uyuşturucusu olması, gerekse farkında olmadan yalnızca ezbere tekrar edilen kural tekrarlarıyla bile! kişilere farklı ruh ve bilinç seviyeleri yaşatması, gariptir bunun kontrollü bir başka muadili olmamasından dolayı din kavramını, dinler içinden de İslam’ı sempatiyle karşıladığımı belirtmek istiyorum. Belirtmek istediğim bir diğer konu da Allah’a yani bir yaratıcıya inanıyor olduğumdur.

    İnsanın var oluşunun nihai anlamının; Bilinçteki bu büyüleyici serüvenle alakalı tüm ruh hallerini, kâmil anlamda yaşamak, bu kozmik oyunda, akıl sahibi bir fail ve oyuncu olabilmek olduğunu düşünüyorum.

    Söylediğiniz gibi “ Eşcinsellik ve İslamiyet kimliklerini tek bir bedende bir araya getirmeye çalışan insanlar ve bu insanların aileleri ve çevreleri için teselli ve umut veren, kargaşadan ve çatışmadan uzaklaştıran bir tavır “ gösteriyorsunuz.

    30 yaşında erkek bir eş cinselim.
    Anlam arayışımı çok farklı boyutlarda derinleştirmiş biri olarak, son kertede sığındığım, medet umduğum, henüz çürütemediğim son limanın! Din ve İslam olduğunu düşünürken,

    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN 6 Kasım 2009 tarihli 4. Din Şurası Kararları’nda ulaşmış olduğu sonuçlar dolayısıyla korku!! ve çaresizlik!!! içindeyim.

    Sizden bu konuyla ilgili olarak bir açıklama rica ediyorum. Bu şekilde olumlu ve çözüme yönlendirici bir iletişim sürdürebileceğimize inanıyorum.

    “”19- Kamuoyunda tedirginlik meydana getirecek bir şekilde yayılma istidadı gösteren cinsel davranış bozuklukları karşısında İslam’ın bilinen tavır ve cevabı bütün açıklığıyla belirtilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı, insan doğasına aykırı, Müslüman tabiatının hiçbir şekilde kabul edilemez bulduğu her türden cinsel davranış bozukluğu karşısında, toplumun yeterli düzeyde bilgilendirilmesine öncülük etmeli, kişiler hedef gösterilmeden ve rencide edilmeden, sorunların sağlıklı bir şekilde giderilmesi konusundaki girişimlere destek verilmelidir. “”

    DİB’in web sitesinden aldığım bu metin, kesinlikle uzun bir sürecin sonucudur.
    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-4141.aspx

    Rastgele yazılmadığı, metin bütünlüğünden, kurgu ve gramer zenginliğinden ve kelime dağarcığındaki derinlikten kolaylıkla fark edilebilmektedir.

    Yani düşünülüp taşınılmış, kolektif bir sonuca varılmış, bağlayıcılığı olan bir “şura kararı” olarak lanse edilmiş, yayınlanmış bir metinden bahsediyoruz.

    Sitenizden ya da basit internet aramalarıyla ulaşabileceğimiz, hepimizin bildiği gibi
    Eşcinselliğin bir davranış bozukluğu ya da hastalık olmadığı açıkken, -kelime yanlış ama-.. Tedavisi de mümkün değilken! Bunu dile getirmek cehaletken.
    Burada hangi sağlıklı şekil ve yoldan bahsedildiğini anlayamıyorum.

    Bir yorumlama dini olan İslam’da, hangi? net tavır ve cevap bu tedavi edilmesi gereken hastalıkla ilgilidir bunu da merak ediyorum.

    “Toplumun yeterli düzeyde” bilgilendirilmesi salık verilirken, asıl kendisinin bilgilendirilmeye muhtaç olduğu bir kurum, insan doğasına aykırı, Müslüman tabiatının hiçbir şekilde kabul edilemez bulduğu biz Eşcinselleri ne yapmak istemektedir..?

    DİB’in böyle bir açıklama yapmış olmasını nasıl? karşılıyorsunuz bilmek istiyorum.

    Kendilerine ulaştınız mı?

    Biz, İslam’a sığınmış olan ya da sığınmayı düşünen ayakları yere basan! Eşcinsellere bu açıklama ve şura kararı üzerine ne söylemek istiyorsunuz.

    Şimdiden teşekkürler.

    Dokuz yüz kat …

    YanıtlaSil
  13. tebrikiniz için teşekkür ederim... elden geldiği, vakit müsade ettiği, dinleyen şevkli kalpler muhatap olduğu müddetçe devam etmek diliyorum.

    diyanet işlerinin cinsel kimlikler macerası 2 yıl öncesine kadar gidiyor. önce doktora tezi seviyesinde cinsel kimlikler üzerine derlemeler yapıldı. gönül isterdi ki bunlara araştırma diyebilelim. lakin daha çok katolik etkisindeki çevirilerle kaynaklanmış, tıbbi hükümlere nazari diye bakan bir eğilimin ağırlığı altında yine de güzel denebilecek çalışmalar yapıldı. en son artık bu işi şura'ya taşıyıp daha derinlikli incelemek gerektiğini ve yapılan bu çalışmaları o günkü sohbetvari yorumlarla destekleyerek daha geniş payda oluşturmak istediler. çünkü Diyanetin üzerinde ciddi bir yük de var. özellikle yakın gelecekteki açılımları ve kendilerine bakan sonuçları kestirebiliyorlar. eşcinsellik karşısında olası bir pazarlıkta ellerini sıkı tutmaya çalışan eski mederese mantıkçıları gibi davranıyorlar. halbuki gerçekten gördükleri yakın gelecekteki açılım onlara bu pazarlık hakkını tanımayacak. çünkü bu kadar ağırdan alırlarsa ve "olaylar gelişsin biz yine de hükmümüzü söyleriz" diye direten bir kesimin ağırlığı ile, vaktinde toplanıp, alem-i islam karşısında bütünlüğü olan bir sistem ortaya koyamayabilirler.

    bu şura içerideki bu gelenekçi kesimin orta paydaya yanaşabilmesi için basına ve diyanet camiasından olmayanlara kapalı bir şekilde yapıldı. olabildiğince hassas davranıldı. şura hükümleri de diyanetin tüm diğer metinleri gibi ciddi bir üslupla kaleme alınıyor. ama şura hükümleri hem bağlayıcılığı yok hem de diyanetin kurum olarak değişiminin ve yöneliminin ara perdelerini gösteriyor.

    kendileri ile görüşmelerimin özeti bu. ben bu hükümleri sessizlikle ve ciddiyetle karşıladım. onlardan akademik bir yaklaşım bekliyorum. haccda adet gören bir bayanın tavafını tartışırken değil ehl-i sünneti ehl-i şia ve ehl-i zahirin hükmünü bile dikkate alan, irdeleyen, böylesi milyonda bir problem hakkında çözüm için didinenlerin, elbette kendi yakın akarabalarını ve toplumu doğrudan ilgilendiren, milyonlar evlad-ı vatanın islam bağını etkileyen bir konuda amiyane ve kişisel beyanlarla hareket etmemesi gerekir. yine de bunu klasik bir ekolün ifadesi imiş gibi gösteriyor olmaları üzücü...

    siz de biliyorsunuz ki asıl olan eşcinselliği tanıtmaktan ziyade, homofobiyi toplumdan silmektir. çünkü eşcinsellik cinsel kimliğe dayanır; homofobinin ise türediği, siyasi faşism, dini taassub, ilmi cahillik, sosyal ötekileştirme, hep aynı kaynaktan beslenir. hedefindeki insanı riyakar olmaya zorlar.

    buna engel olabilmek de her kimliğin sahiplerinin kararlı ve sağlam duruşu ile mümkün. dini, milli ve cinsel kimliklerin hepsinden gayretli kahramanlar lazım. cinsel kimlik noktasında; bunu özenti diye yapmayan, toplumsal uyumsuzluğu yüzünden ortaya çıkan sıkıntıları ile eşcinselliğini karıştırıp, bakana "hasta eşcinsel" dedirtmeyen, kimliklerini dikkatli kullanan, onları maddi ve manevi menfaat aracısı yapmayan, birbiri ile çokça görüşen insanlar lazım. işte bu bilinçli kesime bir payda olmak büyük bir görevdir. böyle bir kesim bulunduğu toplumu da yükseltir. diyanet işleri de böyle bir kesimi ancak tebrik eder.

    şimdi hizmet zamanıdır.

    YanıtlaSil
  14. Duygusal açıdan sığ, derinliklerden kopmuş; özellikle karşılıksız sevgi, diğerkâmlık, vefa, kadirşinaslık, sezgi, yaratıcılık, estetik ve bütünsel görüş gibi asli insanlık duygularına yabancılaşmış; insan ilişkilerinde yakın gibi görünse de aslında çok mesafeli, yalnız, menfaatçi, istismarcı, rekabetçi, cinsel açıdan ahlaksızca çok eşli, hayâsızlığı özgürlük ve cesaret sanan, yaşlanmaktan ve ölümden köşe bucak kaçan, psikosomatik hastalıklardan muzdarip, kronik derecede kaygılı, çevresine ve kendi kendisine öfkeli bir insan... Çoğunluğu bu tarz insanlardan oluşan bir medeniyet, kendini aşırı önemseyen, bencil bir dünya yarattı.

    Şu hayatta hiç bir şey bilmesem bile bu anlamlarda kazanmış olduğum deneyim, nihilist değil ama umutsuzca beni böyle düşünmeye itiyor.. ve bilindiği gibi;
    Deneyim; anlam ve olguyu dikişsiz bir elbise gibi diker....
    İşte bu dünyada edindiğim deneyimlerle ve bu dünyaya mensup olmaktan.. üstelikte bir eşcinsel olarak mensup olmaktan son derece üzgün bir bireyim söylemek istiyorum.

    Yazmış olduğunuz detayların, bütünü bağlayan nitelikte belki de şu bahsetmiş olduğumuz Şura’da dile gelmiş olmasını ne çok isterdim.

    Daha çok istediğim; Asıl önemli olanı bildiği ve vurguladığı halde üst.. en üst merciinin bunu körüklediğini kabul eden, yalnız kalmadığım bir bakış açısıdır.

    Bizler hastayız ve tedaviye ihtiyacımız var.. İslam’ın bu konudaki duruşu nettir.
    O halde sağlıklı ve tedaviye ihtiyacı olmayan, İslam’ın kucakladıkları tarafından ilan edildiğimiz şey ötekidir.. bizden uzak durulmalıdır..

    Hayatın bizi potansiyeli olan insanlar olduğumuza ve krizlerin bir şekilde içimizdeki potansiyeli ortaya çıkarmaya yardımcı olduğuna ikna edeceğini düşünüyorum.

    Fakat bu krizler bir türlü bitmiyor..!

    Daha büyük rolümüzü gerçekleştirmek için öncelikle bizi gerileten şeylerle uğraşmalıyız.

    İşte bu noktada öyle büyük bir çamura saplanıyoruz ki.. Yaptığımız sadece patinaj çekmek..
    Büyük bir gürültüyle, dumanla !fakat sonuçsuz.. fakat ilerleyemeden…

    Hayatın tüm farklı parçalarıyla entegre olmak ve bunların tümünü sevebilmeyi öğrenmek utkusunda olmalıyız.. Fakat Lennon’un söylediği gibi Hayat, biz daha planlar yaparken başımıza gelen şeydir..

    Ancak kabul edilmeyen duygularımızla yüzleşip, onları ifade ettiğimizde iyileşebiliriz. Eğer içinizde olanı dışarıya çıkarırsanız, çıkardığınız sizi kurtarır. Eğer içinizde olanı, dışarıya çıkarmazsanız dışarıya çıkarmadığınız sizi yok eder.

    Ve ben dışarı çıkamıyorum, dışarı çıkartamıyorum içimdekini yok olmaya mahkûm muyum?
    Başıma gelen döngüsel bir kaçış.. ve anladığım kadarıyla İslam da bile lanetlenmişim.

    Lütfen elinizi kalbinize koyun ve hayır umut var deyin.. diyebilin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili duyarlı kardeşim İslam'Daki umudu diyanetin fetavlarında aramak yanlış !!
      Ben de aynı yanlışa düştüm ama çok şükür kurtuldum..

      Bizim tek mercimiz Kur'an olmalı, çağımızdaki en nadide tefsiri bizimle ilgili bir olumsuzluktan bahsetmek şöyle dursun, aksine insan ve müslüman olarak ne kadar değerli olduğumuzu vurguluyor.

      Ümitli olunuz, Ahiret saadetini kazanmanın yolları vardır ama bu yolları tıkayan 3 şey'Den biri ümitsizliktir.

      Kalbiniz ve hassasiyetiniz takdire şayan.

      Allah hepimizi hidayet eylesin. Amin

      Sil