11 Temmuz 2009 Cumartesi

Ev-lenmek ihtimali


Eşcinselliğin İslam ile birlikte taşınabilir bir kimlik olduğu her geçen gün ortaya çıktıkça, toplumda yer ettikçe, eşcinsel kimliğinin farkına varan genç insanlar geleceğe daha umutla bakmaya başlıyorlar.

agresif yazılar ve yorumlar ile karşısına çıkanlar iki gruptan oluşuyor. İslamı öğrendiği gibi bilen ve eşcinsellikle birlikte düşünmenin İslama hakaret olduğunu düşünenler (islamı evet-hayır dini görenler), inançsızlığını kendi kimliğini reddeden bir islam anlayışına dayandıranlar (islama nefreti için haklı bir sebep bulduğunu sanıp ölüm karşısında bütün bütün savunmasız kalanlar)... bu uzun düşünce yolculuğumuzda adım adım bu başlıkları konu ettikçe genel bir kanaat oluştuğunu görüyorum.

Eşcinsellik cinsel bir kimlik olduğu için konu cinselliğe gelip dayanıyor. her başlıkta şen şakrak ve neşeli olan eşcinseller bu konuya gelince birden üzüntüye kapılıyorlar. cinselliğin uygulanmamasını savunuyorlar, ama pratik buna hiç uymuyor. garip bir vicdan azabı ile karışık müptela, hayatlarına karışıp adeta onları zehirliyor. böylece hiç bir şeyden zevk alamaz hale gelebiliyorlar. nedeni de kabul görülmediklerini düşünmeleri... oysa İslam genel ifadeler ile yönlendirir, Hadisler korkutma ve teşvik ile hayat yolunun çizgilerini çizer, lakin mizan genellemelere göre değil, her kişinin kendi bizzat hayatı üzerine tartar. kalbinizdeki hassasiyet, amellerinizdeki niyet hepimizi birbirimizden ayırır. aynı görünen bir fiil riya ile günaha, ihlas ile ibadete dönüşebilir. ömür sayfaları tek tek eksilerine göre değil, toptan artılarla eksilerin tartılıp çıkarılmasına göre düzenlenir. mahrem hayat bu çok özel hayatın yine o kişinin özel kararına bakan bir hükmüdür. ne genellemek doğru olur, ne de yapın yada yapmayın demek... çünkü muhatabımızın amel defterinde onun yerini kestiremeyiz. sadece ümid ederiz ki güzel olsun. hatta bu yüzden dua ederiz. öyle kabul ederiz. toplum olarak Peygamberimizin "zevvecna keha" ile nikahının bir akd-i semavi oluşunu taklit ederiz. taklit ederiz ki bizimki de öyle olsun yoksa aynısını yapınca öyle olmuş olmaz. belediye memurunun kağıdı kabir kapısına kadardır. hüküm hesap günü açığa çıkar. o güne dek güzel şeyler uman hayatından lezzet alır. ondan önce sonucun ne olacağına hükmedilemez. bu sebeple hayatta atılan her adımın Allahın razı olması ümid edilerek yürünmesi ve samimi olunması gerekir.

bu hayatı adım adım yürürken bazen aynı yolda bir başka adımı farkedersiniz. size eşlik etmesi yolculuğa neşe katıyor ve varacağınız yere şevklendiriyorsa, birlikte yürümek çok güzeldir! Ahirete uzayan bu yolculukta, Allaha sevginin desteklendiği, hayatın dalgalarına karşı yardım edildiği bir yolculuk hayatın tüm ağırlıklarına en büyük tesellidir. böyle bir ilişki hayatın eninde sonunda sizin kapınıza da gelir. kalbiniz evet der. böyle bir sonuç bizim için mucizevi bir güzelliktir. verilen bu hediye ayrı şükür ister. bu hediyeyi alan insanlar ortalıkta gezinmedikleri için yok sanılırlar. oysa sayıca ve özellikçe hiç ihmal edilebilir değildirler. bu neticeye hırs gösterip ümitsizliğe kapılanlar, Allaha sitem eder ve neticeden mahrum kalırlar. o mahrum kalan pek az kişinin bağırtılarına bakıp ümitsizliğe asla kapılmadan emin ve rahat sonuca yürümek gerekir.

bir yuvayı eşcinsel bir çiftin bir ömür birlikte paylaşması ütopya değildir. gençlerin eşcinsel olup olmadığını onların tecrübesiz samimi hallerinden farkedince, buna güvenip, aynı gözlükle topluma baktığınızda, genç olmayan eşcinselleri farkedemezsiniz. oysa çift olarak yaşayan hatta böyle bir ömür geçiren hatta sizin gördüğünüz eşcinseller etrafınızdalar...

samimi talep ve dua hayatınızda en büyük gücünüz olsun. Herşeyi yaratabilir bir Kudrete dayanabilmek büyük bir lüxtür. lütfen kıymetinin farkına varın ve özenle dua edin. bu dua size, sadece tüm kimliklerinize bakar bir dünya saadeti değil, ahiretin mutluluğunu da versin. dileyin, çünkü sizi şu anda dinleyen, her şeye gücü yetebilen birisidir. ağzınızdaki her lokmayı, yediğiniz andan itibaren özenle bedeninizin muhtaç yerine götürdüğü gibi, her kimliğinizin ihtiyacına en güzel cevap verebilecek olan da O'dur....

10 yorum:

  1. Çok güzel bir iş yapıyorsunuz. Yazdıllarınızın doğrulu önemli değil-tartışılır- ama eşcinselelrin içinde uyandırdığınız umut tüm bu söyledikleriniz üzerinde bir değer katıyor yazdıklarınıza. Yazılan şeyler yanlışsa bile kasıtlı yapıldığını sanmıyorum. Kesinlikle iyi bir niyet taşıdığınıza eminim. Sakın yazmayı ihmal etmeyin. Unutmayın her yeni yazıyı merakla bekleyen yüzlerce hatta binlerce insan var türkiyide. Çünkü artık 'et' konuşmaktan sıkıldık.

    YanıtlaSil
  2. şevklendiren yorumunuz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. evli bir eşcinsel olarak yazdıklarınıza kısmen katılıyorum.. benim için evlilik çok zor bir karar oldu, 6 yıldır evliyim, eşimle çok iyi anlaşıyoruz, özel hayatımda eşimin olmasa da benim sıkıntılarım olmadı değil... ve bu sıkıntıları eşime yansıtmamaya çalıştım ama çoookkk yıprandım, içimde fırtınalar koptu ama yanımda yatan insan bundan bihaberdi bu yüzden eşcinsellerin evliliğine sıcak bakmıyorum, bu sadece bir yüzü...(anlatılacak çok şey var ama burda bir yere kadar oluyor )

    ayrıca emeğinizden dolayı sizi kutluyorum...

    YanıtlaSil
  4. ...
    ...(anlatılacak çok şey var ama burda bir yere kadar oluyor )

    sizinle daha fazlasını konuşmak isterim... çünkü bende bu konuda ne yapacağımı bilmiyorum, tam tamam derken olmuyor ;(

    YanıtlaSil
  5. zaman pek çok şeyi tefsir eder, karışık görünen kavramları ayrıştırır, arkalarındaki incelikleri ortaya çıkarır. yavaş yavaş ve sırası geldikçe her konu incelenir.

    sabırla desteğinizi rica ederim...

    YanıtlaSil
  6. sabırlı olduğumu sanırdım ama bazen nasıl kendime şaşırıyorum... bu nasıl ve nereye kadar gidecek bilemiyorum...

    YanıtlaSil
  7. msn adresinizi ekledim ama size ulaşamadım
    nasıl ualaşabilirim ?

    YanıtlaSil
  8. eflatoon@gmail.com adresine mesaj atın.

    YanıtlaSil
  9. وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 1بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Sizin Miracınızı tebrik ve Mirac Sahibinin (a.s.m.) sünnet-i seniyesine sizi ve bizi tam muvaffak eylemesine rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz. Size, bu bir iki gün zarfında, nazar-ı dikkati celb eden bir iki küçük meseleyi yazıyorum.

    Evvelâ: Risale-i Nur şakirtlerinin bir kısmı bekâr kalmaklığın çok sebeplerinden bir sebebini gösteren bir hâdise. Bugünlerde, gençlik darbesini yiyen ve bekâr kalan ve tesellî bulmak için Risale-i Nur’la alâkadarlığa çalışan ve mühim bir mektepte ders almaya meşgul ve ehemmiyetli bir adamın kerimesi bulunan hanıma icmalen bir hakikat söyledim. Belki o havalide bazılara fâidesi var diye yazıyorum.

    Dedim ki: Madem gençlik darbesini yedin, bir vazife-i fıtriye olan tenasül kanununa daha girme. Çünkü o vazifenin mukabilinde ücret olarak erkeğin aldığı muvakkat lezzet ve keyif bir derece bidayette kâfi geliyor. Fakat, biçare kadın, o vazife-i fıtriyede, bir sene ağır yükü çekmeye ve bir-iki sene veledin meşakkatine, beslemesine ve açık saçıklık sebebiyle kocasının nazarında sadakatsizlik ittihamı ve kocasının da gözü dışarıda olmak ihtimali ve ona samimî merhamet etmemesi cihetiyle, daimî sıkıntılara ve vicdanî azaplara mukabil, izdivaçta aldığı muvakkat bir keyif ve lezzet, bu bozuk zamanda, ona, o vazifeye mukabil yüzden birisine mukabil gelemiyor. Ve bilhassa, küfüvv-ü şer’î tâbir edilen, birbirine seciyeten ve diyaneten liyakat bulunmadığından, daha ziyade azap çektirir. Ve bilhassa terbiye-i İslâmiye haricinde, Müslüman namı altında olanlar, imandan gelen hürmet ve merhamet-i mütekabileyi bulamadıklarından, bütün bütün saadet-i hayatiyeyi mahvediyor, cehennem azâbını çektiriyor.

    Hem peder, hem valide, tenasül kanunundaki vazifede çektikleri çok meşakkat ve gördükleri çok hizmete mukabil, yalnız veledin dünyada, kemâl-i hürmet ve itâatle şefkatlerine ve hizmetlerine bedel, hâlis bir hürmet ve sadıkane bir itaat ve vefatlarından sonra, salâhatiyle ve hayratıyla ve dualarıyla onların defter-i a’mâline hasenat yazdırmak ve on beş seneden evvel mâsumen ölmüşse onlara kıyamette şefaatçi olmak ve Cennette, onların kucağında sevimli bir çocuk olmaktır.

    Şimdi ise, terbiye-i İslâmiye yerine mimsiz medeniyet terbiyesi yüzünden, ondan, belki yirmiden, belki kırktan bir çocuk ancak peder ve validesinin çok ehemmiyetli hizmet ve şefkatlerine mukabil mezkûr vaziyet-i ferzendâneyi gösterir. Mütebakisi, endişelerle, şefkatlerini daima rencide ederek, o hakikî ve sadık dostlar olan peder ve validesine vicdan azabı çektirir. Ve âhirette de dâvâcı olur: “Neden beni imanla terbiye ettirmediniz?” Şefaat yerinde, şekvâcı olur.

    kaynak

    YanıtlaSil