15 Temmuz 2014 Salı

Hedefler ve İnsanlar



hayatın yollarında kimimiz rast geleni seçiyor, kimimiz ideallerine ve hedeflerine koşuyoruz. kimimiz çevresi ile yürümeyi, kimimiz ise tek yürüyüp çevresine yeterliliğini göstermeyi diliyor.

küçüklüğümüzden beri bu idealleri hayatımızda inşaa etmek dersini alıyoruz. bu bazen ailenin talepleri bazen çevrenin beklentileri, bazen arzularımız bazen hazlarımız oluyor. normalde pragmatik ve rasyonel bir değerlendirme ile akıl eleğinde süzüp yola çıkmak lazımken bir bakmışız ki, hayat tüm hızı ile başkalarının talepleri uğrunda akıp gidiyor.

gerçekten kendi varoluşumuzla yüzleşmek, kendi bütünlüğümüzü bulmak, kendi yönelimimizde yürümek bir insan olarak hak değil mi? itilip kakılmadan, yok sayılmadan kendimizi ifade etmenin sırrı nedir? hiç konuşmamak mı? yoksa hep haykırmak mı?

her kimliğin kendi yeri, mekanı ve uygulama sahası var. bazı kimlikler uğraş gerektirir. bazıları programlı ve uzun çalışma gerektirir. bazıları bir ömür ırgat gibi çalışmayı gerektirir. kimisi için dünya ahiret her şeyden hatta aşk ve sevgiden vazgeçmeniz gerekir. tüm bu çeşitlilik herkes için değildir. kimliğin getirisi de çok çeşitlidir. bazısı aylık maaşı getirir. bazısı çevre ve dostları getirir. bazısı bir milletin sizi bilmesini netice verir... bazısının karşılığında cennet az gelir.

kimliklerin hepsini elde etmenin bir garantisi yoktur. kimi bir potansiyel olarak kalırlar. kimisi koca bir çınar gibi gelişir, serpilirler. kişinin kendi özgür iradesi, gayreti, başarısına inancı, aile ve çevre desteği merdivenleri aşırtır, onu başarıya çıkartır. kimliği elde etmemesi için onu durdurmaya çalışmak, büyümesin diye bir fidenin üstünü örtmek gibidir. canlı kaldığı müddetçe eninde sonunda güneşe ulaşır. gereği ne ise kendini gerçekler, varlık programını gözler önüne serer.

dünya ve ahirete namzet bir yolcu olan insan kimliklerini nasıl kullanacak? dünyaya mı? ahirete mi? bu konuda hevesler belirleyici olur. aklın pragmatik ve pratik öngörüleri değil, heyecanın sesi dinlenir. oysa şiddetli duyguları ahirete, zayıflarını dünyaya harcamak tümden dağılmaktan iyidir. gençlikteki performans, ihtiyarlıkta muhtaç olacaklarını toparlayabilmesi için fazladan verilmiştir. lakin bu güzel anlar ihtiyarlığın sermayesi olarak değil eğlence için kullanılırsa ihtiyarlıkta faydasız anıların sessizliği başımıza kalır. 

ihtiyarlıkta aklın yavaşladığı zaman en çok, doğruya muhtaç olunur. öyleyse gençlikte bol bol doğruluk ekmek gerekir. ihtiyarlıkta kalbin yorulduğu zaman en çok, sıcak sevgiye muhtaç olunur. öyleyse gençlikte, ihtiyarlığı hatta sonrasını içine alacak kadar uzun ve kalıcı sevgiler ekmek gerekir. ihtiyarlıkta bedenin enerjisi yeterli olmadığından alışkanlıkların belirlenmiş ve takat getirebilir bir seviyeye inmiş olması lazımdır. öyleyse gençlikte olabildiğince sade bir yaşama alışmak gerekir. 

olgunluğun kapısı olan kırklı yaşlar rüzgar gibi çabuk gelir. kırkından önce hayata sokmak ve adet edinmek zordur. kırkından sonra bu çok kolaylaşır. artık adet üzere yerlerini alırlar. lakin bu sefer kırkdan sonra hayattan zararlıları çıkarmak ve tekrara düşmemek çok zordur. adetleşmiş kemikleşmiş zararlılar yapışmak isterler. gençlik, hayata karşı tavır almak, bir duruş göstermek isteyenler için en büyük fırsattır. hedefler heveslerin yağmuru altında sıraya girerken, akıl ve kalbin doğru ihtiyaçlarını sıralayabilmek büyük kardır.

ihtiyarlık, gençliğin tamamlayıcısı, ölümün hatırlatıcısı, öğüt verenlerin en çarpıcısı olarak ortada duruyor. istisnasız henüz ölmemiş her canlının geçeceği son istasyon olarak bizi bekliyor. onun yıldıran ve hüzün veren halini değil, hayatın tadını dolduran, ekilmişleri biçtiren, dostlukların bağını katlayan, tecrübe gibi hiç bir maddiyatın elde edemediğini ayaklar altına seren hazinelerini elde etmek bize yakışır. 

evet bize yakışır çünkü, hassas kalp bizde ise o kalbi en iyi değerlendiren bizleriz. naif bir ruh bizde ise o ruhun gereğini yapacak bizleriz. dopdolu ve açılmayı bekleyen yetenekler bizde ise onların coşkun parlayışını yönlendirecek bizleriz.

henüz vakit bitmeden, bize yakışana karar vermeli, bu kararı destekleyen dostlarla bir arada ömür defterini dolu dolu yazmalı. 

muvaffakiyet ve hidayeti Allahtan dilemeli...


5 yorum:

  1. Merhaba,

    Bloğunuzu yeni keşfettim. Yazılarınızı ilgiyle ve merakla okuyorum. Lütfen yazmaya devam edin.

    Çoğumuz bu yıllara kadar kendimizi gizleyerek, bir şeyleri örtpas ederek, hatta kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyerek geldik. Ancak varoluşumuzdan bu yana getirdiğimiz özelliklerimizin değişmesinin mümkün olmamasi gerçeğini anlayıp kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemizle birlikte hayatta gerçekten mutlu olmaya başlayabiliriz. Bizler, hem aklı başında, inancı güçlü, ve bu inancını hayatında da uygulayabilen, hem de hayattan ne istediğini bilen, hedefleri, idealleri olan ve kaliteli bir yaşam süren bireyler olmayı başardığımız zaman, temenni ediyorum ki hem dünya hem ahiret hayatında gerçek mutluluğa ulaşacağız.

    Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  2. merhaba Eflatun, Sizinle birebir görüşmem mümkün mü, konuşmayı çok isterim, Netten camdan da olur..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. eflatoon@gmail.com dan herkes gibi ulaşabilirsiniz. Ilginizi beklerim.

      Sil
  3. Son üç paragraf beni benden aldı
    Düşüncelerime tercüman oluyorsunuz
    Size müteşekkirim
    Sizin gibi güzel ruhlu, zarif düşünceli insanların oluşu beni ümitlendiriyor.
    Sağlıcakla kalınız Efenim.

    YanıtlayınSil